WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/590 E.  ,  2024/3952 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2354 E., 2022/2224 K.
DAVA TARİHİ : 25.04.2016
KARAR : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kuşadası İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/93 E., 2021/262 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında kısmen kabul ve kısmen redde dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacılar vekili 25.04.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; ... ...'nın, Aydın Büyükşehir Belediyesi nezdinde 01.11.2001 tarihinde işe başladığını, akabinde Kuşadası ilçesinde bulunan Aydın Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğüne bağlı şubede (ASKİ), ölümlü iş kazası geçirdiği 05.08.2015 tarihine kadar çalışmaya devam ettiğini, kazanın gerçekleştiği yerin henüz İller Bankası nezdinde proje aşamasında bulunan ve yapımı tamamlanmamış bir yer olduğunu, kazanın meydana geldiği yerin asfalt kaplı olup asfaltın bir kısmının içeri girilmesi amacıyla kırıldığını, hatta içerideki boruda bir insanın zor girebileceği büyüklükte bir delik açıldığının görüldüğünü hatta bu işlemler yapılırken trafiğin kesilmediğini ve önleyici tedbirin alınmadığını, metan gazı salınımının olduğu yerlerde çalışma alanının komple açılması gerektiğini, içeri girilmesi için gerekli ekipmanların bulunması, itfaiyenin çağrılması ve herhangi bir acil durumda müdahale edilebilmesi için 9-10 kişinin girebileceği büyüklükte bir alanın oluşturulması gerektiğini, bunların yapılmadığı gibi küçük bir delik açıldığını ve borunun kesildiğini, işin yapıldığı sırada ASKİ yöneticilerinin olay yerinde bulunmadıklarını, tüm işlemlerin ASKİ yöneticilerinin talimatları ile yapıldığı, hatta ... ...'nın kanalizasyon içerisinde kalması neticesinde işçilerden...'ın, ...nin zorlaması ile aşağıya indiği ve bunun neticesinde hayatını kaybettiğinin anlaşıldığını müvekkillerinin sigortalının desteğinden yoksun kalması nedeniyle eş ve çocuklar lehine 100,00 TL'şer maddi ve 150.000 TL'şer manevi tazminatın davalı olarak gösterdiği Aydın Büyükşehir Belediyesi Başkanlığından tahsilini talep etmiştir.

2.Davacılar vekili 07.06.2016 tarihli dilekçesiyle husumetin hataen Büyükşehir Belediye Başkanlığına yöneltildiğini HMK 124 üncü maddesi kapsamında taraf değişikliği talebinin kabul edilerek Aydın Su ve Kanalizasyon İdaresinin davalı olarak kabulünü talep etmiştir.

3. Davacılar vekili 17.06.2021 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat istemini Eş ... için 160.674,11 TL'ye, çocuk .... için 101.585,85 TL'ye çocuk ..... için 51.436,68 TL'ye artırarak faiziyle beraber tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı tarafın iddialarının yasal dayanaktan ve gerçeklerden uzak olup davanın reddi gerektiğini, işverenin iş kazasından sorumlu olması için işverenin iş güvenliği önlemlerini alma ve özen gösterme yükümlülüğüne aykırı davranışı veya ihmal göstermesi sonucu kazanın meydana gelmesi gerektiğini, işverenin kusurlu eylemi ile zarar arasında uygun illiyet bağı yok ise işverenin sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, müteveffanın kaza gününde hiçbir şekilde bacaya girilmemesi yönünde gerek sözlü gerekse yazılı olarak verilen emir ve talimatlara uymadığını ve bacadan içeri girerek hem kendi hem de...'ın can güvenliğini tehlikeye soktuğunu, ... ve diğer işçilerin vana odasına donanımsız girerek tedbirsiz davrandıklarını, kaza günü ...'ya yazılı olarak da bacaya girilmemesi yönünde talimat verildiğini ancak kendisinin talimatlara uymayarak olay yerine yaklaşık 30 metre mesafede bulunan TM-3 terfi merkezinde devamlı olarak kullanılan solunum seti ve gaz ölçüm cihazının bulunmasına rağmen bacadan içeri girip can güvenliğini tehlikeye soktuğunu ve kendisiyle birlikte...'ın da ölümüne sebep olduğunu, davacıların murisi ...'nın 6331 sayılı Kanun kapsamında çalışanın yükümlülüklerine uymayarak sağlık ve güvenliğini tehlikeye sokarak olayda müvekkili idarenin talimatlarını yerine getirmeyerek ağır kusuru nedeniyle eylem ile zarar arasında illiyet bağının kesildiğini, bu nedenlerle müvekkilinin sorumluğundan bahsedilmeyeceğine belirterek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası yazılı kararında özetle; bilirkişi raporlarının birbirleriyle ve denetmen raporuyla uyumlu olduğu, dolayısıyla muhtemel riskleri değerlendirip yapı onarımı işi süreci boyunca sağlık ve güvenlik ile ilgili alınacak tedbirleri, organizasyon yapısını, çalışma yöntemlerini ve bunlara ilişkin işlerin ne zaman ve kim tarafından yapılması gerektiğini belirlemeyen ve yapı onarımı sahasında çalışacak kişilerin koordinasyonunu sağlayacak sağlık ve güvenlik planı hazırlamayan, gerekli tedbirlerin alınması, kişisel koruyucu donanımların çalışma sahasına getirilmesi, İlbank yapı denetim elemanlarına, kendi bünyelerindeki yapı denetim elemanlarına ve de henüz bu iş uhtesinde olan Firma yetkililerine haber verilerek çalışma yeri hakkında detaylı bilgi alınması ile kordineli çalışılmasını sağlamayan, Tm3 ve vana odası hakkında gerekli bilgilere sahip olmayıp çalışma ekibini de görev verilerek vana odasına yöneltmeyen, bunun yerine kapak ve üstündeki betonu ve asfaltı kırarak hizmete açılmamış bir sanat yapısı içindeki vananın açılması için çalışma ekibine vananın açılması görev veren davalı işverenin kaza olayının meydana gelmesinde %70 oranında kusurlu olduğu, diğer yandan Kuşadası alt yapı sorumlusu olarak görevlendirilen ... ...'nın gerekli iş güvenliği eğitimini aldığı, kişisel koruyucu donanımların yakındaki TM-3 merkezinde bulunduğu, asfalt ve beton kırılarak vana odası kapağı açıldığında gaz ve koku nedeniyle içerideki havanın ve suyun temizlenmesi için vidanjör ve kompresör çağırıldığında bu işlemlerin yapılmasını beklemesi, bu işlerdeki tecrübesi ve almış olduğu eğitimler ile amiri konumunda olan Çağlayan Gürdal'ın vermiş olduğu yazılı ve sözlü talimatlara uyarak gaz maskesi, emniyet kemeri, solunum cihazı vb. kişisel koruyucu donanımları kullanarak vana odasında çalışması gerekirken bu güvenlik tedbirlerine uymayarak vana odasına girdiği, donanımsız olarak çalışan ... ve Abdulgani Arslan'ın gazlardan etkilenerek dışarı çıktığı, ekip başı ve bu işte oldukça tecrübeli olan ...'nın vana odasına ilk girişinde içerideki gazdan etkilenerek dışarı çıkması nedeniyle vana odasında zehirli gazların bulunduğunu bildiği, çıkış deliğinin dar olup çıkışı zorlaştırdığını gördüğü, buna rağmen 2. defa vana odasına girmemesi gerektiğinin bilincinde olduğu, içerideki havanın boşaltılmasından sonra, gaz maskesi, tüp ve emniyet kemeri takarak aşağıya inmesi gerekirken bunlara uymayarak iş güvenliği kurallarına aykırı haraket ettiği ve gerekirken bunlara uymayarak iş güvenliği kurallarına aykırı haraket ettiği ve kaza olayının meydana gelmesinde %30 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, 22.01.2021 havale tarihli hesap raporunda, 05.08.2015 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden ...'ya atfedilen %30 kusur mahsup edildikten sonra davalının %70 kusur oranına göre, PSD'li gelir mahsup edilerek yapılan hesaplamaya göre hak sahibi davacı eş ... için 160.674,11 TL, hak sahibi davacı kızı ... için 101.585,85 TL, hak sahibi davacı kızı ... için 51.436,68 TL destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı, iş bu raporun dosya kapsamına ve olayın gelişimine uygun olduğu, gözetilerek bu miktarların maddi tazminat olarak hüküm altına alındığı, manevi tazminat istemleri yönünden; olayın oluş şekli, olayın ölümle sonuçlanması, tarafların kusur durumu, müteveffanın yaşı ve sosyo ekonomik durumu, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, paranın satın alma gücü ve manevi tazminata ilişkin sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak şekilde mağdurun manevi tatmin duygusunun sağlanması, davacı ...'nın genç yaşta eşini ve diğer davacıların babasını kaybetmiş olması, bunun yaşam boyu sürecek manevi acısı ile duydukları elem ve üzüntü nedeniyle manevi duygularının tatmin edilmesi açısından hükmedilen manevi tazminat miktarlarının fazla olmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarının davacılar için zenginleşme aracı olmadığı gibi fiille tazminatlar arasında makul ve muhik bir orantı bulunduğu gözetilerek davacıların her biri lehine 100.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, birden fazla davacının birlikte dava açması ve tek vekil ile temsil edilmeleri halinde, davanın kabul edilen bölümü üzerinden davacılar yararına tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği belirtildiğinden tüm bu düzenlemeler dikkate alınarak vekalet ücreti belirlendiği, davacıların faiz talebinde bulunulmadığı görüldüğünden hükmedilen alacaklara faiz işletilmediği anlaşılmıştır.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur oranlarının yanlış belirlendiğini, kamera kayıtlarının dikkate alınmadığını, Yerel Mahkemece ıslah dilekçesiyle ileri sürdükleri faiz isteminin dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, manevi tazminat talepleri yönünden taleplerinin kısmen kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu bildirerek kararı istinaf etmiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili idareye %70 oranında kusur izafe edilmesinin haksız ve dayanaksız olduğunu, kazanın müteveffanın tedbirsizliği sonucu meydana geldiğini, yeniden kusur raporu alınması gerektiğini, davacıların tazminat alacaklarının gelirle karşılandığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu bildirerek kararı istinaf etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; dosya kapsamındaki yazı, bilgi ve belgelere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmamasına, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere göre; Aydın Büyükşehir Belediyesi ASKİ işletmesinde işçi olarak çalışan davacının 05.08.2015 günü Aydın ili Camikebir Mahallesi Atatürk Bulvarı Halkbankası önünde bulunan TM3 denilen rögara girerek kanalizasyon şebekesinde meydana gelen kaza nedeniyle müdahale ettiği, içeride biriken gaz zehirlenmesine maruz kalarak vefat ettiği, meydana gelen kazanın iş kazası olduğu, hükme esas alınan 14.01.2020 tarihli heyet raporuna göre işverenin %70, işçinin %30 oranında kusurlu olduğu, kusur raporunun İş kanunu, İşçi Sağlığı ve İş Sağlığı Tüzüğü'ne uygun olduğu gibi rücu dosyasında alınan (Kuşadası İş Mahkemesi'nin 2020/203 Esas 2021/110 Karar sayılı) kusur raporu ile de örtüştüğü, kusura yönelik itirazların yerinde olmadığı, hükme esas alınan hesap raporunda hata bulunmadığı, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 23.06.2004 tarih, 13/291-370 kararındaki ilkelere göre hakkaniyete uygun olduğu anlaşıldığından davacılar ve davalı idare vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmediği, ancak meydana gelen iş kazasında haksız fiil tarihinde temerrütün gerçekleştiği ve 17.06.2021 tarihli ıslah dilekçesinde HMK 26 ncı maddesi gereği maddi ve manevi tazminat taleplerine kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi talebinde bulunulduğu halde dava dilekçesinde faiz talep edilmediğinden bahisle alacakların faizsiz olarak tahsili doğru görülmediği, davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının yerinde olduğu gerekçeleriyle;

"1-Davalı vekilinin, istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,

2-Davacılar vekilinin, istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile; Kuşadası İş Mahkemesi'nin 2020/93 Esas 2021/262 Karar sayılı kararının düzeltilip yeniden esas hakkında karar verilmek üzere HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına,

Davacı ... yönünden; 160.674,11 TL maddi ve 100.000 TL manevi, davacı ... yönünden; 101.585,85 TL maddi ve 100.000 TL manevi, davacı ... yönünden 51.436,68 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 05/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; manevi tazminat isteminin tam kabulü gerekirken gerekçesi belirtilmeden kısman kabule karar verilmesinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacıların tazminat alacaklarının SGK tarafından bağlanan gelirle karşılandığı halde maddi tazminatların reddi yerine kabulünün hatalı olduğunu, sigortalı Hasan’ın gazdan etkilenerek çalıştığı yerden dışarı çıktığı büfeden ayran alıp içtikten sonra hiçbir koruyucu ekipman almadan kanalizasyına yeniden girdiğinin kamera kayıtlarında bulunduğu gözetildiğinde davacının tedbirsiz ve %30 kusurdan daha fazla oranda kusurlu kabulü gerektiğini, İller Bankası tarafından yapılan ihale kapsamında TM-3 ile TM-5 terfi hattında muayene bacasının tam orta noktasından terfi hattı borusu geçirilerek baca girişinin tamamen kapatıldığı, yapılan bu imalat ile baca kullanılmaz halde geldiğinden, kazanın gerçekleşmesine İller Bankasının kusurunun etkili olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde vefat eden sigortalının eş ve çocuklarının destekten yoksunluk nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleridir. "Dava yığılması (objektif dava birleşmesi)" açısından aynı Kanun'un 110 uncu maddesidir. "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan kanun hükümleri gözetildiğinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleridir. "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleridir. "İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısında işyerinin nitelik ve kapsamına göre 6331 sayılı Kanunun maddeleridir.

3. Değerlendirme
A) Davacılar vekillerinin kısmen reddolan manevi tazminatlara, davalı vekilinin ise davacıların tamamı lehine hükmedilen manevi tazminatlar ile davacılardan ... ve ... lehlerine hükmedilen maddi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

3. Bölge Adliye Mahkemesinin 24.10.2022 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 107.090,00 TL'lik kesinlik sınırı gözetildiğinde; davacıların her bir müvekkili lehine 150.000 TL manevi tazminat talep ettiği, Bölge Adliye Mahkemesince esas hakkında verilen kararda taleplerin kısmen kabulü ile davacıların her biri lehine 100.000 TL'şer manevi tazminatlara hükmedildiği, aynı şekilde davacı ... lehine 101.585,85 TL ve Zehra lehine 51.436,68 TL maddi tazminata hükmedildiği anlaşılmakla taraf vekillerinin anılan bu hükümlere yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.

B) Davalı vekilinin ... lehine hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle dosya kapsamında toplanan belgelere göre kusur oran ve aidiyeti ile maddi tazminat hesaplarının dosya içeriği ile dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına davalı vekilinin temyiz itirazı olarak sunduğu itirazların, istinaf itirazları olarak da ileri sürdüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında karşılanarak gerekçe oluşturulduğu hususları da dikkate alınarak, anılan hükme yönelik temyiz itirazlarının reddi ile temyiz kapsam ve nedenlerine göre ... lehine hükmedilen maddi tazminat hükmünün onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacılar vekillerinin kısmen reddolan manevi tazminatlara, davalı vekilinin ise davacıların tamamı lehine hükmedilen manevi tazminatlar ile davacılardan ... ve ... lehlerine hükmedilen maddi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarını miktardan REDDİNE

2. Davalı vekilinin ... lehine hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddiyle bu hükümlere ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

3. Davacılar adli yardımdan yararlandığından ve temyiz istemleri miktardan reddolduğundan harç tahsiline yer olmadığına,

4. Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,

5. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.