10. Hukuk Dairesi 2023/5878 E. , 2023/7250 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/236 E., 2021/105 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret
Taraflar arasındaki itibari hizmet süresi tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece bozmaya uyularak verilen davanın reddine dair karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin davalılar yanında matbaa işyerinde geçen ve bildirilen çalışmalarına itibari hizmet süresi verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, davacının matbaa işçisi olarak değil büro çalışanı olarak bildirildiğini, itibari hizmet süresi kapsamında çalışma olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş. vekili; davacının 01.11.1997-07.04.2015 tarihleri arasında çalıştığını, grafiker olarak işe girdiğini, davacının hizmetinin büro bölümünde reklam teknik personeli olarak devam ettiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemesince 02.06.2016 tarih, 2016/637 E., 2016/287 K. Sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1-Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2- 21.Hukuk Dairesi' nin 19.12.2016 tarih, 2016/17461 Esas 2016/15292Karar sayılı ilamı ile "... Mahkemece davanın kabulüne, 01.11.1997-31.08.2006 tarihleri arasında 230572 numaralı Hür Medya İlancılık ve Reklamcılık A.Ş. unvanlı işyerinde toplam 3180 gün hizmeti bulunduğu(3180x0,25=795)795 gün itibari hizmet süresinin bu şirket yönünden kabulüne,01.09.2006-01.10.2008 tarihleri arasında 1111190 numaralı davalı Hürriyet Medya Basım Hizmetleri ve Ticaret A.Ş. unvanlı işyerinde toplam 750 gün hizmetinin bulunduğu(750x0,25=188 gün) 188 gün itibari hizmet süresinin bu şirket yönünden kabulüne (toplam 983 gün itibari hizmet süresinin tespitine)karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden,davacının 01.11.1997-31.08.2006 tarihleri arasındaki hizmetinin Hür Medya İl. A.Ş., 01.09.2006-01.10.2008 tarihleri arasındaki hizmetinin Hürriyet Medya Basın AŞ işyerinden bildirildiği,Mahkemece ... 8. İş Mahkemesinin 2014/2233 E.sayılı dosyasında davalı işverenin Esenboğa yolu üzerindeki fabrikasında yapılan keşif esas alınarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre karar verildiği,bu raporda paketleme ve sevkiyat bölümünde görevli sigortalı için 2 ayrı depo alanı ve paketleme alanı gezilerek bu bölümlerdeki çalışma koşulları ile ilgili rapor düzenlendiğinin anlaşıldığı,davacının reklam teknik personeli olarak çalıştığının ileri sürüldüğü, ancak dosyada davacının hangi bölümde çalıştığına dair bir tespit yapmaya imkan verecek bilgi ve bu konuda yapılmış bir araştırma bulunmadığı,davacı tanığının davacı ile aynı koşullarda yanyana masalarda çalıştığını beyan etmesine rağmen,hizmet cetvellerinde tespite karar verilen dönemlerde farklı işverenlerden hizmet bildirildiğinin görüldüğü anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un Ek 5 inci maddesidir. Anılan maddeye göre, sigortalıların itibari hizmetten yararlanabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir. Birinci koşul, sigortalının Basım ve Gazetecilik işyerlerinde çalışması, ikinci koşul ise; ikinci bendin (a-F) alt bendlerinde yazılı fiziksel dış etkenlerin ve olumsuz çalışma koşullarının olayda ayrıca gerçekleşmesidir. Sözü edilen alt bendler değişik fiziksel dış etkenleri içermekte olduğundan, bunların varlığını saptamak için kimya, tıp ve iş güvenliği dalında uzman bilirkişilerin görüşlerine başvurulmasında yasal zorunluluk olduğu ortadadır.Bunun dışında davacının çalışma koşullarının ve fiziksel etkenlerin doğru şekilde belirlenebilmesi için davacının işyerinde yaptığı işin öncelikle saptanması gerekir.Oysa Mahkemece açıklanan doğrultuda bir saptama yapılmaksızın sonuca ulaşıldığı görülmektedir.
Yapılacak iş, iki ayrı işveren aleyhine açılan davaları tefrik etmek, her bir işyeri açısından ayrı ayrı davacı ile ilgili şahsi sicil dosyası işyerinden getirtilmek suretiyle davacının yaptığı işi, işyerindeki görevini hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin belirlemek, davacının çalışma koşullarını ve olumsuz etkenlerden ne şekilde etkilendiğini belirlemek açısından çalıştığı işyerinde keşif yapılarak buna göre kimya, tıp ve işgüvenliği konularında uzman bilirkişilerden rapor almak, alınan raporu mevcut delillerle birlikte değerlendirmek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir..." gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Mahkememizce bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuş 12.03.2019 tarihli kararla "Hür Medya İlancılık ve Reklamcılık Anonim Şirketi" hakkındaki (iş bu) davanın tefrikine karar verilmiş tefrik olunan dosya 2019/236 esasa kaydolunmuştur.
Davanın mahiyeti itibariyle teminine karar verilen bilgi ve belgeler için Bahçelievler Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi ile ... Ticaret Odasına yazılan müzekkerelere mukabil cevabi yazı ve ekleri ile ayrıca tarafların aşamalarda sunduğu dilekçe ve ekleri detaylı olarak incelenmiş ve dosyaya eklenmiştir.
... Ticaret Odası ile yapılan yazışma neticesinde davalının unvanının "Tasfiye Halinde Refeks Dağıtım ve Kurye Hizmetleri Anonim Şirketi" olarak değiştiği tespit edildiğinden davalının kayıtlardaki unvanı buna göre düzeltilmiş ayrıca davalı işverenin tasfiye memuruna dava dilekçesi ve sair tebligat yapılmıştır.
Bozma sonrasında mahallinde 3 kişilik bilirkişi heyeti beraberinde keşif yapılmış ve heyet tarafından hazırlanan 12.10.2017 tarihli rapor ve 09.04.2018 tarihli ek rapor dosyamıza sunulmuştur. İtirazlar üzerine dosya yeni bir 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdi olunmuş bu bilirkişiler tarafından hazırlanan 05.11.2019 tarihli raporunu dosyaya sunmuştur.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı adına 01.11.1997-31.08.2006 tarihleri arasında Hür Medya İlancılık ve Reklam Ticaret Anonim Şirketi unvanlı iş yerinden davalı kuruma hizmet bildiriminde bulunulduğu, hizmetlerinin itibari hizmet kapsamında olmadığı, davacının davalıya ait iş yerinde reklam teknikeri olarak görev yaptığı anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı incelenip değerlendirildiğinde; davacının çalışmasının büro iş yerinde gerçekleştiği, matbaa içinde gerçekleşmediği, matbaa ile ofislerin ayrı birer bölme ile ayrıldığı, bu ayrılmaların binanın kuruluşundan beri var olduğu sonradan bir ayrılmanın söz konusu olmadığı, davacının sürekli olarak baskı kontrol ve takip işi yapmadığı, günde en fazla 1,5 saat film banyosu yaptığı, aynı birimde 4 çalışan olduğundan dönüşümlü olarak yapıldığından her gün dahi film banyosu yapmadığı, davacının çalıştığı yerin alan olarak fiziki risk taşımadığı, yaptığı işin ağır, yıpratıcı ve fiziki risk taşıyan bir iş olmadığı, davacının fiili çalışma koşullarının fiziki, ruhsal ve sağlık açısından davacının etkilenmesine yol açan bir çalışma olmadığı, çalışmaları sırasında iş ile ilgili tehlike ve risklere maruz kalmadığı anlaşılmakla hükme ve denetime elverişli 12.10.2017 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın reddine ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile dava reddedilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, bildirilen hizmetlerin hep üretim bölümünde ve itibari hizmet süresini verilmesini gerektirir ağır koşullarda geçtiğini, davasının kabulü gerektiğini belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, itibari hizmet süresi tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun'un Ek 5 inci maddesi
3. Değerlendirme
İnceleme konusu tefrik edilen eldeki dosyada davacının, 01.11.1997-31.08.2006 tarihleri arasında geçen ve bildirilen çalışmalarına itibari hizmet süresi verilmesini talep ettiği, Mahkemesince bozmaya uyularak davanın reddine karar verilmiş ise de 20.06.2012 tarihinde ticaret sicilinden terkin olduğu anlaşılan davalı şirketin usulüne uygun şekilde, davacı tarafından bu dosya için alacağı ihya kararı ile taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devam edilmesi gerekirken, başka davacının kendi hizmet tespiti dosyasından o dosyaya münhasıran aldığı ihya kararının bu dosya içine alınarak yargılamaya devam edildiği anlaşılmıştır.
Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi ( dava hakkı ) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, ( o davada davacı sıfatının kime ait olacağı ) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, ... 1995, s. 231).
Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, ... 2000, s. 288 ).
Ticaret şirketerinin taraf ehliyetinin son bulması konusuna ilişkin; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun “Tüzel kişiliğinin devamı” başlıklı 269 uncu maddesine göre; “ (1) Tasfiye hâline giren şirket ortaklarla ilişkilerinde de, 293'üncü madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, ehliyeti tasfiye sonuna kadar bu amaçla sınırlı olarak tüzel kişiliğini korur ve ticaret unvanını buna “tasfiye hâlinde” ibaresini ekleyerek kullanmakta devam eder.” yine aynı Kanunun “Tasfiyenin sonu” başlıklı 303 üncü maddesinde; “ (1) Tasfiyenin sona ermesi üzerine, şirketin ticaret unvanının sicilden silinmesi ve bunun tescil ve ilanı için durum, tasfiye memurları tarafından ticaret sicili müdürlüğüne bildirilir.” denilmektedir.
Bir ticaret şirketinin, taraf bulunduğu bir dava devam ederken şirket tasfiye haline girerse, şirketin taraf ehliyeti son bulmaz. Zira, şirketin tüzel kişiliği tasfiye amacıyla sınırlı olmak üzere devam eder . Şirket, davada taraf olarak kalmayı sürdürür; yalnız, şirket davada tasfiye memurları tarafından temsil edilir (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. I, ... 2001, s. 935, aynı yönde görüş için bkz. İlhan E. Postacıoğlu, Medeni Usul Hukuku Dersleri, 6. Bası, ... 1975, s. 209 ). Ancak ortaklık, ticaret sicilinden kaydı silininceye kadar tüzel kişiliğini korur. Bu nedenle, gerek infisah gerekse fesih kararı, ortaklığın sonunu değil, tasfiye işlemlerinin başlangıcını ifade eder (Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Temel Esaslar, 10. Baskı, 2011, s. 511; İsmail Doğanay, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C. II, 4. Baskı, 2004, s. 1309
Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.06.2009 gün ve 2009/11-173 Esas -2009/247 Karar sayılı ve 14.3.2012 tarih ve Esas 2011/12-850 Karar 2012/147 sayılı ilamlarında da; şirketin ticaret sicilinden kaydı silinmekle dava ve taraf ehliyetinin sona ereceği kabul edilmiştir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde; Refeks Dağıtım Kurye Hizmetleri A.Ş. işyerinin 20.06.2012 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiği, bu halde de, taraf ehliyeti bulunmayan şirket aleyhine karar verildiği anlaşılmış olmakla, dava açıldıktan sonra sicilden terkin olduğu anlaşılan davalı şirket hakkında ihyası sonra, usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması ve sonrasında savunma ve deliller toplandıktan sonra karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve infazı mümkün olmayacak şekilde, karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.06.2023 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!