WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/5757 E.  ,  2023/6811 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
EK KARAR TARİHİ : 12.12.2018
SAYISI : 2021/263 E., 2023/28 K.
KARAR : Karar Verilmesine Yer Olmadığına

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve bu nedenle davalı Kuruma ödenen tutarın yasal faizi ile birlikte iadesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen karar verilmesine yer olmadığına dair, karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü

I. DAVA
Davacı vekili; müvekkil şirketin 1040863.43 sicil numarası ile ... İl Emniyet Müdürlüğü, 1153411.07 ve 1168936.07 sicil numarası ile Belek Belediyesi personel hizmet alım işini gerçekleştirdiğini, ancak bu işlemler sırasında 5510 sayılı Kanun'un 81/ı bendinde belirtilen indirimden sehven yararlanılmadığını, yasadan yararlanmak için tüm şartların mevcut bulunması nedeni ile kuruma sonradan yararlanmak için başvuru yaptığını, ancak kurumca talebin reddedildiğini ileri sürerek talebe rağmen haksız olarak ödenmeyen davacı alacağından şimdilik 10.000,00 TL'nin tamamına kesilme tarihlerinden itibaren kademeli uygulanacak avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı kurum vekili; davaya verdiği karşılıkta, dava açılmadan önce kuruma başvuru yapılması gerektiği Kamu İhale Genel Tebliğinin değişik 4. Maddesinde hazine tarafından karşılanan prim tutarının idare tarafından yüklenicinin hak edişinden kesileceğinin açıkça belirtildiğini, davacının hak edişlerinden %5 puanlık indirim ile bir kesinti yapılmaması halinde bu indirimden yararlanamayacağını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, ilk kararında "...Eldeki dava 5510 sayılı Kanun'un 81/1-ı maddesi kapsamında %5 Hazine teşvikinden yararlanma istemine ilişkindir. Her ne kadar Ek 17 nci maddede Kanun yürürlüğe girmeden yapılan Kanun yolu başvuralarında vazgeçmiş sayılacağı kabul edilmiş ise de; Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukukuk Darisi tarafından işin esasına girilerek kesin olarak karar verilmek üzere mahkememizin kararı kaldırıldığından mahkememizcede işin esasına girilmiştir. Davanın niteliği gereği Ek 17/4 nci madde kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Madde içeriğine göre davanın konusu kalmadığından "karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde karar verilerek yargılamayı sona erdirmenin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bilindiği gibi; davanın konusuz kalması davacının talep sonucunun gereğinin yerine getirilmesine bağlıdır. Davacının kurum tarafından reddedilen talebinin işleme alınması halinde dava konusuz kalacaktır. Ancak, açıklanan Ek 17/4 üncü madde görülmekte olan davalar için düzenleme yaptığı gibi yasa yoluna başvurulmuş davalar içinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yasa yoluna başvurulması halinde bu başvurudan vazgeçmiş sayılacağı düzenlemesi getirmiştir. Bu iki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde mahkememizce dava konusu taleple ilgili kurum tarafından işlem yapılıp yapılmadığı araştırılmadan emredici düzenleme karşısında davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 25.10.2018 tarihli ve 2018/191 Esas, 2018/415 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.İstinaf başvurusunda bulunan davalı ... vekili, mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, Kurumca yapılan işlemlerin yerinde olup, davanın reddine dair karar verilmesi gerektiğini belirterek, verilen kararın kaldırılması ile davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacı vekili ise, kararın hatalı olduğunu dava konusunun henüz devam ettiğini, kurum işlemlerinin tamamen hatalı olup, davasının talebi gibi kabulüne dair karar verilmesini talep ederek, istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin, temyize konu kararı ile "..,Mahkemece açıklanan yasal düzenleme gereğince 7103 sayılı Kanun'un Ek 17 nci maddesi kapsamında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, yargılama giderlerine ilişkin de, yasa kapsamında yöntemince hüküm kurulduğu, incelenen karara karşı ileriye sürülen davacı yan istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine ve davalı Kurum vekilinin ek karar ilişkin istinaf isteminin de anılan yasa kapsamında kanun yoluna başvurulamayacağına ilişkin düzenlemesi dikkate alındığında ek karara yönelik davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun da esastan reddine dair karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. ilk Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin 06.05.2019 tarihli ve 2019/286 Esas, 2019/885 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin, 03.12.2019 tarihli ve 2019/3738 Esas, 2019/9425 Karar sayılı kararında "...1-Davalı Kurumun temyiz talebi hakkında yapılan incelemede; 27.03.2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 70 nci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrasında yer alan “…Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” hükmüne göre, davalı kurum avukatının temyiz isteminde bulunamayacağı, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce kanun yoluna başvuruda bulunulmuş ise de, bu istemden vazgeçilmiş sayılacağı belirtildiğinden, yasa hükmü gereğince, davalı kurumca yapılan temyiz isteminin reddine;

2-Davacı şirketin temyiz talebi hakkında yapılan incelemede ise;
İlk derece Mahkemesince, yargılama aşamasında yürürlüğe giren yeni yasa gereğince yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmakta ise de; öncelikle, davacı vekiline, Kuruma 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesi kapsamında dava konusu istemi ile ilgili olarak başvuru yapması için önel verilmesi, sonucuna göre, davalı Kurumun başvuruyu kabulü halinde davanın konusuz kalacağının dikkate alınması, aksi halde ise, işin esasına girilerek davacının istemi ve Kurumca yapılan işlemlere göre inceleme ve sonucuna göre değerlendirme yapıldıktan sonra, bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
denilerek karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince 1 inci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 15.10.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/134 Karar sayılı kararı ile; "...Mahkememizce bozma ilamına uyulmuştur. Davacının kuruma başvurduğu sabittir. Kurum tarafından talebinin karşılanmaması üzerine eldeki davayı açmış, mahkememizce yapılan ve yukarıda açıklanan ilk kararımızdaki gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Yargılama aşamasında 7103 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun'un eklenen Ek-17 nci madde değişikliğinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle mahkememiz kararı kaldırılmış, kaldırma kararı doğrultusunda davanın konusuz kalması koşullarının yasal anlamda oluşmadığı, ancak Ek 17/4 nci madde hükmü gereğince işlem yapılması gerektiği gerekçesiyle davanın konusuz kalmadığı belirtilerek karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmiştir. Bu arada Ek 17/4 üncü maddenin ilgili hükmünün Anayasa ya aykırılığı Anayasa Mahkemesine götürülmüş ve Anayasa Mahkemesinin 19.02.2020 tarih, 2018/139-2020/12 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Gerek Anayasa Mahkemesinin iptal kararı, gerekse mahkememizce verilen ilk karar da yazılan gerekçelerle davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve davanın kabulü ile, 1040863.43 sicil sayılı işyeri için 8168,80 TL, 1168939.07 sicil sayılı işyeri için 13094,59 TL, 1153411.07 sicil sayılı işyeri için 35280,86 TL olmak üzere toplam 56544,25 TL'nin primlerin kuruma ödendiği ayı takip eden ay başından itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" dair karar verilmiştir.

C. Dairemizin 2nci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin 15.10.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/134 Karar Sayılı Kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin verdiği son bozma kararı ile;. "...Ek 17 nci maddenin 4 üncü Fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca Kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan Kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.

Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu re'sen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.

Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, Ek 17 nci maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve faydalandırılma sonrasında fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından, ek 17 nci Maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, davalı Kurumun da bu madde kapsamında re'sen veya başvuru üzerine işlem yapıp yapmadığı hususu ile teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir." denilerek karar 2. kez bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince 2nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Bozma ilamına uyularak bilirkişi görüşüne başvurulmuş, 07.07.2022 tarihli raporda 1040863.43 sicil sayılı iş yeri yönünden 8.170,80 TL alacak hesaplanmış ve 01.05.2018 tarihinden itibarende faize hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkememizce denetime elverişli ve gerekçeli raporda yapılan hesaplamaya itibar edilmiştir. Davacı 1168936.07 ve 1153411.07 sicil sayılı iş yerleri için ödeme yapıldığını, davanın konusunun kalmadığını beyan etmiştir. SGK'ya yazı yazılmış, belirtilen iş yerleri yönünden iadeler yapılarak işlemlerinin tamamlandığı bildirilmiştir.

Yapılan yargılama bozma kararı ve sonrasında alınan bilirkişi raporu ve SGK'nın 24.10.2022 tarihli yazısı içeriği birlikte değerlendirildiğinde 10440863.43 sicil sayılı iş yeri için Kurumun 8.168,80 TL iade etmesi gereken miktar tespit edilmiş, bu iş yeri üzerinden açılan davanın kabulüne, diğer iş yerleri için iade talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, dava açılmasına davalı Kurumun sebebiyet vermesi sebebiyle yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasına karar vermek gerekmiş ve 1040863.43 sicil sayılı işyeri için 8168,80 TL nin 01.05.2018 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 1168939.07 sicil sayılı işyeri ve 1153411.07 sicil sayılı işyeri yönünden ise davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, dair karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili ile davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde kısmen redde ilişkin verilen kararın hatalı olduğunu, esasen davasının tam olarak kabul edilmesi gerektiğini vekalet ücretinin de hatalı hesaplandığını belirterek verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı ... Başkanlığı temyiz dilekçesinde; davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu ve davanın tümden reddi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını, istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılma hakkının varlığı ile davacının davalı Kuruma ödediği primlerin iadesinin gerekip gerekmediğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81 inci maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi hükümlerinden faydalandırılma ve fazla ödenen tutarın iadesi istemi ile açılmış eldeki davada, Mahkemece verilen ilk karar ile davanın kabulüne hükmedilmiş, yargılama devam ederken, 01.04.2018 tarihi itibari ile 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş ve Dairemizce anılan ek 17 nci madde hükümlerinin dikkate alınması gereğine işaret edilerek ilgili kararın bozulmasına karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Ne var ki, 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olup, bu aşamadan sonra da anayasaya aykırılığı tespit ile iptal edilen bu fıkraya dayalı olarak verilmiş olan kararlar da dairemizce Anayasa Mahkemesi kararı ile birlikte oluşan bu yeni durum ve maddenin tüm hükümleri ile birlikte yeniden değerlendirilmesi için bir kez daha bozulmuş, böylece 4 üncü Fıkrada yer alan “görülmekte olan davalar” yönünden yapılan bu yeni düzenleme ve aynı maddenin 3 üncü fıkraya yaptığı yollama nedeniyle 3 üncü fıkra içerisinde getirilen davalı Kuruma yönelik ödeme yükümlülüğü karşısında, bu hükümlerin uyuşmazlığın çözümünde uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesi amaçlanmıştır.

Gelinen son aşamada, eldeki dava bakımından irdeleme yapılacak olursa, ek 17 nci maddenin 4 üncü Fıkrasında yer alan kuralın, “mahsup veya iade edilme yönünden üçüncü fıkra hükümlerine yaptığı atıftan dolayı ödemelerin üç yıla yayılacağını öngörmesinin, faizin başlama tarihi ve ödeme için öngörülen süre göz önünde bulundurulduğunda kuralın mülkiyet hakkını sınırladığı ve yapılan bu sınırlamanın orantısız ve aşırı olduğu, hak arama hürriyeti çerçevesinde dava açan kişilerin mahkemelerden adil yargılanma hakları gereği uyuşmazlığı bitirecek şekilde gerekçeli karar elde etme haklarının bulunduğu, yargılamanın henüz devam ettiği bir süreçte, taraflardan birinin aleyhine olacak ve yargı merciinin uyuşmazlık konusu talep hakkında karar vermesini engelleyecek şekilde davayı ortadan kaldıran ya da davanın incelenmesini durdurarak karara bağlanmasına engel olan düzenlemelerin kişilerin karar elde etme hakkı ile birlikte sonuçları bakımından da kişilerin mülkiyet haklarının ölçüsüz şekilde sınırlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla anılan maddeye dayalı olarak verilen kararlar da hukuka aykırı nitelikte olup, özellikle ek 17 nci maddenin 3 üncü Fıkrasında yer alan düzenlemenin de mevcut bir dava olmaksızın prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılmasını düzenlemesi, başka bir deyişle davasız başvuru halinde, kuruma getirilen ödeme yükümlülüğünün çerçevesinin düzenlendiği hususu ile Anayasa Mahkemesi kararının 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanması ile yürürlüğe girmesinden sonra, mahkemelerce iptal edilmiş olan Ek 17 nci maddenin 4 üncü Fıkrası kapsamında uygulama yapılarak karar verilmesi olanağının ortadan kalktığı ve bu fıkranın içeriğinde yer alan atıf nedeniyle 3 üncü Fıkrasının da uygulanabilir hüküm olmaktan çıkarıldığı hususu birlikte düşünüldüğünde, eldeki dava bakımından teşvik indirimine ilişkin uyuşmazlığın kaynağı olan temel yasa maddesi, yani 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi hükümlerinin davanın yasal dayanağı olarak kabul edilmesi ve bu maddedeki koşulların irdelenmesi ile bu madde çerçevesinde uygulama yapılması gerekir.

Bu çerçevede irdeleme yapıldığında ise, davacının anılan maddedeki teşvik koşullarını taşıdığının anlaşılması karşısında sonucu itibari ile bu madde hükümlerine dayalı olarak davanın kabulüne dair verilen karar yerindedir.

Diğer taraftan, davanın yasal dayanaklarından olan ve yersiz alınan primlerin iadesini düzenleyen 5510 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesine göre, “Yanlış veya yersiz alınmış olduğu tespit edilen primler, alındıkları tarihten on yıl geçmemiş ise, hisseleri oranında işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara veya genel sağlık sigortalılarına veya hak sahiplerine kanunî faizi ile birlikte geri verilir. Kanunî faiz, primin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından, iadenin yapıldığı ayın başına kadar geçen süre için hesaplanır.” hükmüne amir olup, mahkemece, alacağın Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından, iadenin yapılacağı ayın başına kadar geçen süre için faize hükmedilmesi suretiyle infaza elverişli şekilde karar tesisi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1.Davalı sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilinin temyiz itirazının aşağıdaki bent kapsamında kabulü ile, temyiz olunan ilk derece Mahkemesi kararının 1 inci bendinin tamamen silinmesi ile yerine;
"2-1040863.43 sicil sayılı işyeri için 8.168,80 TLnin kuruma ödendiği tarihi takip eden aybaşından iadenin yapılacağı ayın başına kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

13.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.