WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/5444 E.  ,  2024/8723 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2021/82 E., 2022/626 K.
KARAR : Kısmen kabul

Taraflar arasında Mahkemede görülen hizmet tespiti ve prime esas kazancın tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili ile davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 06.05.2011 tarihinde davalı için çalışmaya başladığını ve işten ayrıldığı 30.07.2011 tarihine kadar kesintisiz olarak çalıştığını, davalı Şirkette aylık 1.500,00 TL ücretle çalışmaya başlayan davacının çalışmasının SGK'ya bildirilmediğinden sigortaya esas hizmet süresinin ve ücretinin tespiti gerektiğini açıklayarak, davacının 06.05.2011 ile 30.07.2011 tarihleri arasındaki çalışmasının sigortalı çalışma olduğunun ve sigorta primine esas aylık 1.500,00 TL ücretin SSK 79 uncu maddesi gereği tespitine, yatırılmayan primlerin davalı tarafından yatırılmasına ve Kurum kayıtlarının düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı ... Yatçılık Turizm ve Reklamcılık Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi cevap dilekçesinde özetle; davacının, davalı Şirketlerinde devamlı olarak çalışmadığını, yalnızca bir iki sefer yaptığını ve ücretini aldığını, davacının, davalı Şirkette 06.05.2011 ve 30.07.2011 tarihleri arasında çalıştığını iddia etmesine karşın ancak kendisi ile üç kez ve toplam 5 günlük bir çalışmalarının olduğunu ve sefer başına para ödendiği için bugünlere ait parasının ödendiğini, davacıya aylık ücret olarak her hangi bir öneri yapılmadığını, davacı Bağ-Kur'lu olduğunu beyan ettiği için çok kısa sürelik seferler için her hangi bir SSK girişi yapılmadığını, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Feri müdahil SGK vekili aşamalardaki yazılı ve sözlü beyanlarında özetle; Kurum kayıtlarına göre davacının davalı şirket nezdinde herhangi bir çalışmasına rastlanmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 07.11.2013 tarihli ve 2011/484 E. 2013/1203 K. sayılı kararıyla davanın kabulü ile, davacının, davalı Şirkete ait Kurumda tescili bulunmayan yat işletmesi işyerinde 06.05.2011 - 30.07.2011 tarihleri arasında toplam 86 gün aylık 1.264,00 TL brüt ücret ile çalıştığının tespitine, karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Birinci Bozma Kararı
1.Mahkeme kararına karşı davalılardan Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Kapatılan 21. Hukuk Dairesinin 16.02.2015 tarihli ve 2014/25556 E.2015/2517 K. sayılı kararında, ihtilaflı döneme ilişkin olarak, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle davalının ticari yatının faaliyet gösterdiği bölgede, o tarihte faaliyet gösteren, uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını alınarak toplanacak delillere göre karar verilmek üzere karar bozulmuştur.

B. İkinci Bozma Kararı
1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 14.06.2016 tarihli ve 2015/264 E. 2016/388 K. sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.

2. Kapatılan 21. Hukuk Dairesinin 25.04.201 tarihli ve 2016/18580 E.2017/3492 K. sayılı kararında, davalı işverene ait ticari yatın Finike-Fethiye limanı arasındaki yolculuğunun, belirtilen tarihlerdeki turların kaç gün sürdüğünü araştırarak söz konusu yazılı belgelerdeki tarihler göz önünde bulundurularak, tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirilmek sureti ile sonucuna göre karar verilmek üzere karar bozulmuştur.

C. Üçüncü Bozma Kararı
1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 16.07.2019 tarihli ve 2017/328 E. 2019/434 K.sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacının, davalı iş yerinde 18.06.2011, 16.07.2011 ve 25.07.2011 tarihlerinde asgari ücretle çalıştığının tespitine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.

2.Dairemizin 28.01.2021 tarihli 2020/5550 E. 2021/844 K. sayılı ilamıyla, Mahkemece, 18.06.2011 - 25.07.2011 tarihleri arasındaki sürenin tamamı bakımından, davacının geminin seferde veya limanda bulunduğu sırada, ne kadar süre gemide görev yaptığı veya fiili olarak çalıştığı belirlenmeden, belirlenen sefer tarihleri dışında da sürekli bir çalışma olup olmadığı ortaya konulmadan, belirtilen tarihler arasında hizmet akdi yönünden devamlılık unsuru olabileceği göz önünde bulundurulmadan kurulan hükmün, usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek karar bozulmuştur.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı şirket adına tescilli işyeri olmadığı, İstanbul SGK İl Müdürlüğü ... Sosyal Güvenlik Merkezinin 18.12.2012 tarihli yazısında davalı şirket adına ... sicil numaralı işyerinin büro işyeri olarak 28.08.2007 tarihi ile 5510 sayılı Kanuna kapsamına alındığı ve halen faal olduğu, dosyaya sunulan Denizcilik Müsteşarlığı Antalya Bölge Müdürlüğü Liman Başkanlığınca tanzim edilen izin formunda davalı şirkete ait ticari yatın Fethiye'ye gitmesine izin verildiği, dosyada tanık olarak dinlenen ...'ın yat kaptanı, davacının ise gemici olarak gemide bulunacağının yazılı olduğu, dosyadaki T.C. Limanları Ticari Yat Belgelerinin 16.07.2011 ve 25.07.2011 tarihlerini ihtiva ettiği ve bu belgelerde davacının gemici olarak adının yazdığı, Fethiye 3.Noterliğinin 14.07.2011 tarih ve 06589 yevmiye numaralı kira sözleşmesine göre davalı şirketin ... isimli yatı 01.07.2011 tarihi ile geminin kaptanı olan ...'a kiraladığı anlaşılmış olup, davacının 18.06.2011, 16.07.2011 ve 25.07.2011 tarihlerinde davalının yanında çalıştığı somut delillerle sabit olduğu, bu tarihler arasındaki günlerde çalışma yaptığına dair somut bir belge olmasa da bilhassa teknede yolculuk yapmış olan kişilerin tanık olarak alınan beyanlarında teknede 1 haftalık turlar oluyordu şeklinde beyanda bulunmaları birlikte değerlendirildiğinde davacının 18.06.2011 ve 25.07.2011 tarihleri arasında davalının yanında hizmet ve bağlılık unsurlarına uygun bir şekilde süreklilik arz edecek şekilde çalıştığına kanaat getirildiği gerekçesiyle,

Davanın kısmen kabulü ile davacının davalı iş yerinde 18.06.2011 tarihi ve 25.07.2011 tarihleri arasında kesintisiz olarak asgari ücret üzerinden çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı SGK vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili ve davalı SGK vekili, Mahkemece verilen kararın bozulmasını talep etmişlerdir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti ve prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. 5510 sayılı Kanun'un 80 inci ve 86 ncı maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1-Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.

Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı ) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.

Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231).

Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.288).

Ticaret şirketlerinin taraf ehliyetinin son bulması konusuna ilişkin; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun “Tüzel kişiliğinin devamı” başlıklı 269 uncu maddesine göre; “ (1) Tasfiye hâline giren şirket, ortaklarla ilişkilerinde de, 293'üncü madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, ehliyeti tasfiye sonuna kadar bu amaçla sınırlı olarak tüzel kişiliğini korur ve ticaret unvanını buna “tasfiye hâlinde” ibaresini ekleyerek kullanmakta devam eder.” yine aynı Kanunun “Tasfiyenin sonu” başlıklı 303 üncü maddesinde; “ (1) Tasfiyenin sona ermesi üzerine, şirketin ticaret unvanının sicilden silinmesi ve bunun tescil ve ilanı için durum, tasfiye memurları tarafından ticaret sicili müdürlüğüne bildirilir.” denilmektedir.

Bir ticaret şirketinin, taraf bulunduğu bir dava devam ederken şirket tasfiye haline girerse, şirketin taraf ehliyeti son bulmaz. Zira, şirketin tüzel kişiliği tasfiye amacıyla sınırlı olmak üzere devam eder. Şirket, davada taraf olarak kalmayı sürdürür; yalnız, şirket davada tasfiye memurları tarafından temsil edilir (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. I, İstanbul 2001, s. 935, aynı yönde görüş için bkz. İlhan E. Postacıoğlu, Medeni Usul Hukuku Dersleri, 6. Bası, İstanbul 1975, s. 209 ). Ancak ortaklık, ticaret sicilinden kaydı silininceye kadar tüzel kişiliğini korur. Bu nedenle, gerek infisah gerekse fesih kararı, ortaklığın sonunu değil, tasfiye işlemlerinin başlangıcını ifade eder ( Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Temel Esaslar, 10. Baskı, 2011, s. 511; İsmail Doğanay, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C. II, 4. Baskı, 2004, s. 1309)

Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.06.2009 gün ve 2009/11-173 Esas -2009/247 Karar sayılı ve 14.3.2012 tarih ve Esas 2011/12-850 Karar 2012/147 sayılı ilamlarında da; iflas eden şirketin ticaret sicilinden kaydı silinmekle dava ve taraf ehliyetinin sona ereceği kabul edilmiştir.

Somut olayda; davalılardan ... Yatçılık Tur.ve Hizm.Ltd.Şti.. 'nin ticaret sicil kayıtlarına göre sicil kaydının 09.10.2015 tarihinde terkin edildiğinin anlaşılması nedeniyle, taraf ehliyeti bulunmayan şirket aleyhinde karar verilmiş olduğundan, davalı şirket hakkında işbu dava için ihya yapılmasını teminen yasal prosedür işletilmek suretiyle şirketin ihyasına dair karar alınıp ve bu kapsamda tasfiye memuru da belirlenmek suretiyle usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması ve sonrasında karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve infazı mümkün olmayacak şekilde, karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, sair temyiz itirazları incelenmeksizin bozma nedenidir.

2.Öte yandan, 6552 sayılı Kanun'un 11.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 64 üncü maddesiyle, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7 nci maddesine eklenen 4 üncü fıkrada, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, davanın Kuruma re'sen ihbar edileceği, ihbar üzerine davaya, davalı yanında fer'i müdahil olarak katılan Kurumun, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabileceği belirtilmiş olup, eldeki hizmet tespiti ve prime esas kazancın tespiti davasının dava tarihi 10.08.2011 olduğundan, Mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu gerekçeli karar başlığında ve içeriğinde "feri müdahil " olarak belirtilen Kurum'un, "davalı" olarak gösterilmesi gerektiği hususunun, Mahkemece göz önünde bulundurulmaması da usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının sair temyiz itirazları incelenmeksizin BOZULMASINA,

Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,

18.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.