WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Temmuz 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/5407 E.  ,  2023/5519 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3416 E., 2022/2778 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/117 E., 2022/186 K.

Taraflar arasındaki asıl davada kurum işleminin iptali, birleşen davada ödeme emrinin iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin yapmış olduğu ihaleye konu iş sebebiyle davalı Kurum tarafından 27.12.2019 tarihli ve E.20601234 sayılı yazı ile fark işçilik borcunun bulunduğu tebliğ edildiği, davalı Kurum tarafından tesis edilen iş bu işlemlerin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek müvekkilinin fark işçilik borcu bakımından sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Diyarbakır 6. İş Mahkemesinin 04.06.2020 tarihli ve 2020/144 E., 2020/231 K. sayılı dosyası iş bu dosya ile birleştirilmiş olup birleştirilen dosya ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.

II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5510 sayılı Kanun'un 85 inci maddesine göre, dava konusu Kurum işleminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde dava açılmaması halinde borcun kesinleştiği, eldeki davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihale konusu iş bakımından müvekkilinin Kuruma borcu bulunmadığını ve usulüne uygun şekilde bildirim yapıldığını, Kurum tarafından yapılan işlemin hukuka uygun olmadığını, hak düşürücü sürenin hatalı değerlendirildiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Kurum işleminin 02.01.2020 tarihinde davacılara (işyerinde çalışana) tebliğ edildiği ve eldeki davanın 1 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra 27.02.2020 tarihinde açıldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 25 inci maddesinde taraflarca getirilme ilkesinin düzenlendiği, buna göre hâkimin, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamayacağı, davacıların usulsüz tebliğ yapıldığı, tebliği farklı bir tarihte öğrendikleri yönünde iddialarının bulunmadığı anlaşılmakla davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine oy çokluğu ile karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili, istinaf dilekçesi ile benzer nedenlerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kurum işleminin iptali ile davacı şirketin Kuruma fark prim borcu bulunmadığının tespiti ve ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri

3. Değerlendirme
1-506 sayılı Kanun'un konuya ilişkin 130 uncu maddesinde yer alan, “işverenin Kuruma, emsaline, yapılan işin nitelik, kapsam ve kapasitesine göre işin yürütülmesi için gerekli olan sigortalı sayısının, çalışma süresinin veya prime esas kazanç tutarının altında bildirimde bulunduğunun Kurumca saptanması halinde, işin yürütülmesi için gerekli olan asgari işçilik miktarı, yapılan işin niteliği, bünyesinde kullanılan teknoloji, iş yerinin büyüklüğü, benzer işletmelerde çalıştırılan işçi sayısı, ilgili meslek veya kamu kuruluşlarının görüşü gibi unsurları dikkate alarak sigorta müfettişi tarafından tespit edilir.” Düzenlemesi; kayıt dışı çalışmadan kaynaklanan prim kaybının önüne geçilebilmesi yönünden, 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesindeki yöntem ve asgari işçilik oranlarıyla bağlı kalınmaksızın, eksik işçilik bildiriminde bulunulup bulunulmadığının tespitine olanak vermektedir. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ilk fıkrası da anılan maddeye paralel düzenleme içermektedir.

506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinde ise (Ek fıkra: 29/07/2003 - 4958 S.K./37. md.) sigorta müfettişi tarafından, Kuruma bildirilmediği tespit edilen asgari işçilik tutarı üzerinden Kurumca re'sen tahakkuk ettirilen sigorta primleri bu Kanunun 80 inci maddesi de nazara alınarak işverene tebliğ olunur. İşveren, tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde Kuruma itiraz edebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazın reddi halinde, işveren, kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvurulması prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz.” şeklinde düzenlenme yapılmış olup, anılan yasa 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesi de benzer düzenleme öngörmüştür. 506 sayılı Kanun'un 79/13 üncü maddesindeki bir aylık süre hak düşürücü süre niteliğinde olmakla, davacı tarafından bir aylık süre içerisinde davanın açılması gerekmektedir.

2- Tebligat Kanunu'nun 12 nci maddesine göre, hükmi şahıslara tebliğin salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise yalnız birine yapılır. Aynı Kanun'un 13 üncü maddesine göre de; tebliğ yapılacak bu kişiler herhangi sebeple mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacakları bir halde oldukları takdirde tebliği orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 20 ve 21 inci maddelerinde de tüzel kişilere yapılacak tebligat usulü belirlenmiştir.

Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin "Tüzel kişilere ve ticari işletmelere tebligat" başlıklı 20 nci maddesinde;
"(1) Tüzel kişilere tebliğ yetkili temsilcilerine, bunlar birden çok ise yalnız birine yapılır.
(2) Bakanlıkların ve bunların teşkilatının, Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idareler, (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumlar, (IV) sayılı cetvelde yer alan sosyal güvenlik kurumları ile il özel idarelerinin, belediyelerin, köylerin ve özel kanunlarına dayanılarak kurulmuş bulunan teşekküllerle, şirketlerin, derneklerin ve vakıfların yetkili temsilcileri, bağlı bulundukları kanunlara ve statülerine göre tayin edilir.

(3) Gerçek ve tüzel kişilere ait ticari işletmelerin işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, ticari işletmenin o işlemde yetkili ticari temsilcisine yapılan tebliğ geçerlidir."
"Tüzel kişilerin memur ve müstahdemlerine tebligat" başlıklı 21 inci maddesinde ise;
"(1) Tüzel kişiler adına tebligatı almaya yetkili kişiler, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde olmaları durumunda tebliğ, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.

(2) Ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gereklidir.

(3) Bu kişilerin de bulunmaması halinde, bu husus tebliğ mazbatasında belirtilir ve tebliğ, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır."düzenlemelerine yer verilmiştir.

Bu noktada belirtmek gerekir ki Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, ticaret şirketleri hükmi şahsiyeti haiz olup üçüncü şahıslar ile olan ilişkilerinde ortaklardan oluşan mümessil-organ veya dışarıdan tayin edilen sair mümessiller tarafından temsil olunurlar. Hükmi şahsiyete sahip olmaları nedeniyle ticaret şirketlerinde tebligatın şirketlerin “salâhiyetli mümessillerine” yapılması icap eder. Salâhiyetli mümessiller ibaresiyle evvela şirketleri kanunen temsile yetkili organlar ve bu organlar adına hareket edenler kastedilmiştir.

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12 nci ve 13 üncü maddelerine göre, tebligatın, bunların tabi oldukları kanunlara ve statülerine göre belirlenecek yetkili temsilcilerine, eğer tüzel kişinin yetkili temsilcisi yoksa veya evrakı bizzat alamayacak bir halde ise görev itibariyle temsilciden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi bu işle görevlendirilmiş bir kişiye o da yoksa tüzel kişinin o yerdeki memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı öngörülmüştür. Eğer, tebligat tüzel kişinin yetkili temsilcisine yapılmamış ve sıralı kişilere yapılmışsa bunun nedenlerinin açıkça ve ayrıntılı olarak tebligat mazbatasına yazılması gereğine de işaret edilmiştir.

Nitekim, Hukuk Genel Kurulunun 30.12.2009 gün ve 2009/12-563 E., 2009/600 K.; 13.05.2009 gün ve 2009/12-184 E., 2009/187 K.; 14.12.2011 gün ve 2011/21-882 Esas, 2011/767K. ve 01.03.2017 gün ve 2017/13-552 E., 2017/385 K. sayılı ilamlarında da aynı husus vurgulanmıştır.

Diğer taraftan, tebligat Kanunu'nun 7/a maddesinde, “Tebligata elverişli bir elektronik adres vererek bu adrese tebligat yapılmasını isteyen kişiye, elektronik yolla tebligat yapılabilir. Anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlere elektronik yolla tebligat yapılması zorunludur.

Birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde bu Kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır” denilmiş, elektronik ortamda yapılacak tebligatlara ilişkin usul ve esasları düzenleyen “Elektronik Tebligat Yönetmeliği” çıkarılmıştır (RG 19.1.2103 t. S. 28533).

Eldeki dava ve incelemeye konu dosyadaki kayıt ve belgelerden; Kurum tarafından düzenlenen 27.12.2019 tarihli yazı ile davacı şirketin ... sicil numaralı işyeri hakkında %17.60 oranında asgari işçilik oranının uygulanması gerektiği ve toplam 57.933,32 TL borca dair işlemin iptali yönünden eldeki davanın açıldığı, 27.12.2019 tarihli fark prim borcu yazısının davacıya gönderildiği, davanın 27.02.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Ancak “daimi çalışana tebliğ edilmiştir.” şerhi yazılı olan tebliğ mazbatasının yukarıda açıklanan ilkelere göre usule uygun olmadığı, dolayısıyla 02.01.2020 tarihinde şirkete tebliğ edildiği öne sürülen tebligatın usule uygun olmadığı görülmektedir.

Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında, davacı şirket adına yapılan tebligatın usulsüz olması karşısında, mahkemece esasa girilerek, elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Peşin yatırılan temyiz giderinin istek halinde ilgiliye iadesine,17.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.