WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Temmuz 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/5188 E.  ,  2023/7540 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/318 E., 2022/2704 K.
KARAR : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 14. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/237 E., 2020/201 K.

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali ile eşinden ölüm aylığı bağlanan davacıya annesinden dolayıda ölüm aylığı bağlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı katılma yoluyla davacı vekili ile davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline vefat eden eşi üzerinden 5434 sayılı Kanun uyarınca aylık bağlandığını, öte yandan annesi Fatime Köse (Kekeç) üzerinden de 25.08.2008 tarihinde yetim aylığı bağlandığını, müvekkilinin aylık almakta iken davalı Kurumca müvekkilinin annesinden almakta olduğu yetim aylığının 2008/8 inci ayı itibari ile kesildiğinin bildirildiğini ve borç çıkarıldığını, müvekkilinin itirazı üzerine 31.03.2017 tarihinden annesinden olan yetim maaşının tekrar bağlandığını ancak, aylığından kesinti yapılmaya devam edildiğini beyanla, müvekkili hakkında çıkarılan borcun iptal edilerek, 47.800,47 TL ödemenin ödendiği tarihten itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte tahsili, 2016/8-2017/4 ayları arasında ödenmeyen yetim aylığının yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın ... İş Mahkemelerinde açılması gerektiğini, ayrıca zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının aylık gelirinin brüt asgari ücretin üzerinde olduğunun 02.08.2013 tarihli inceleme ile tespit edildiğini, hem ana-babasından, hem eşinden dolayı ölüm aylığına hak kazanan kız çocuklarıyla ilgili olarak, 5510 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılan 506 sayılı Kanun'un 23 ve 68 inci maddeleri ile 1479 sayılı Kanun'un 46 ve 5434 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesinde yüksek olan aylığın ödeneceğinin öngörüldüğünü, her iki aylığın ödeneceğine dair hüküm bulunmadığını, bu nedenle tespit edilen tarihten geriye dönük olarak ve tespit tarihinden sonra 2016/Temmuz dönemine kadar ödenen aylıkların yersiz ödeme kabul edildiğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile, Davalı kurumun davacının annesi üzerinden aldığı ölüm aylığının kesilmesine ilişkin işleminin iptaline, davacının 1479 sayılı Kanun'a tabi annesi üzerinden aldığı ölüm aylıkları nedeniyle kuruma borçlu olmadığının ve 01.10.2016 tarihinden öncesi döneme ilişkin hak edilen aylıkların hakediş tarihinden itibaren işlenecek yasal faizi ile birlikte davalı kurum tarafından davacıya ödenmesi gereğinin tespitine, Davacı kurum tarafından davacının aldığı ölüm aylıklarından yersiz ödeme nedeniyle yapılan kesintilerin, kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili, ilk derece mahkemesince görülüp karara bağlanan davanın temelde davalı Kurum işleminin iptali ile müvekkilinin ödenmeyen aylıklarının ve yapılan kesintilerinin yasal faizi ile birlikte tahsiline ilişkin olduğundan dava konusu para niteliğinde olduğunu, nitekim dava dilekçelerinin talep ve sonuç kısmı da:"...Müvekkil hakkında çıkarılan borcun iptal edilerek, müvekkilimin aylıkların kesinti yapılarak/ elden yaptığı 47.800,47 TL ödemenin ödendiği tarihten itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte tahsili, 2016/8-2017/4 ayları arasında ödenmeyen yetim aylığının yasal faizi ile birlikte Müvekkilime ödenmesi..." şeklinde olduğunu, hal böyle olmasına rağmen yerel mahkemece yapılan kesintilerin ve ödenmeyen aylıkların tutarı belirtilmeden muğlak bir hüküm kurulduğunu, iş bu dava sonucunda nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece mahkemesi kararının vekâlet ücreti yönünden kaldırılarak itirazları doğrultusunda yeniden hüküm kurulmasını istemiştir.

2.İstinaf kanun yoluna başvuran davalı Kurum vekili, Kurum kayıtlarında yapılan araştırmada davacının aldığı aylıklar incelendiğinde asgari ücretin üzerinde olduklarının belirlendiğini, aylıklar ayrı ayrı asgari ücretin üzerinde bulunduğu için de bahsi geçen dönem için ödenen aylıkların geçmişe dönük olarak davacı adına borç kaydedilerek yersiz ödeme oluşturulduğunu, Kurum işlemlerinde bir usulsüzlük bulunmadığını, yasal mevzuat hükümlerinin tatbik edildiğini, davanın ispatlanamadığını ve eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesis edildiğini, zamanaşımı definin de değerlendirilmediğini beyanla, kısmen kabul yönünde kurulan hükmün bozularak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile; ... 14. İş Mahkemesinin 30.09.2020 tarih, 2019/237 Esas ve 2020/201 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın kabulü ile; davacının annesi üzerinden 1479 sayılı Kanun kapsamında aldığı ölüm aylığının kesilmesine ilişkin işleminin iptaline, Kuruma borçlu olmadığının ve 01.10.2016 tarihinden önceki döneme ilişkin hak edilen aylıkların hakediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurum tarafından davacıya ödenmesi gereğinin tespitiyle, davalı Kurum tarafından davacının aldığı ölüm aylıklarından yersiz ödeme nedeniyle yapılan 47.800,47 TL tutarındaki kesintilerin kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde katılma yoluyla davacı vekili ile davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının temyiz dilekçelerinin reddi ile nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ecretine hükmedilmesinin bozma nedeni olduğunu belirtmiştir.

2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde, kurum işleminde hata bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eşinden ve annesinden çift ölüm aylığı bağlanması ile kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
479 sayılı Kanun'un 4926 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile değiştirilen 46 ıncı maddesinin 2 inci fıkrasının “Sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıklar, bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmaya başladıkları veya evlendikleri tarihi takip eden aylık ödeme tarihinden itibaren kesilir. Aylığın kesilmesine yol açan nedenlerin ortadan kalkması halinde, bu Kanunun 45 inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi hükmü saklı kalmak şartıyla, bu tarihi takip eden aylık ödeme tarihinden başlanarak yeniden aylık bağlanır. Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” hükmü ile yine 1479 sayılı Kanun'un 4926 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi ile değiştirilen 45/c maddesinin “on sekiz yaşını, orta öğrenim yapması halinde yirmi yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde yirmi beş yaşını doldurmayan ve (18 yaşını doldurmayanlar hariç) bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malul olan çocuklarla, yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine %25'i,” oranında aylık bağlanır şeklinde değiştirilmiştir.

Yaşamını yitiren sigortalının eş, çocuk, anne, babasına ölüm sigortasından aylık tahsisi yapılabilmesi için öncelikle hak sahipliği sıfatının kazanılması gerekmekte, bunun için hak sahiplerine ilişkin aylık bağlama koşullarının sağlanıp sağlanmadığına bakılmakta, başka anlatımla bu koşulları tümüyle yerine getiren kişi hak sahipliği sıfatını kazanmakta, anılan sıfata sahip kişilere, sigortalıya ait tahsis şartları da gerçekleşmişse aylık bağlanabilmektedir. Şu durumda yukarıda sıralanan maddeler ve sosyal güvenlik hukuku ilkeleri dikkate alındığında yasal mevzuat ve aylık bağlama koşulları kendi içerisinde ayrıştırılmalı, sigortalıya ait şartlar sigortalının ölüm günü itibarıyla yürürlükte olan yasal mevzuat kapsamında değerlendirilmeli, hak sahiplerine ilişkin koşullar ise hak sahipliği sıfatının kazanıldığı tarihte yürürlükte olan yasal düzenlemeler çerçevesinde irdelemeye tabi tutulmalıdır.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Davacının eşinin 5434 sayılı Kanun'a tabi sigortalı iken 01.01.1989 tarihinde vefat ettiği, davacıya eşinden dolayı 01.01.1989 tarihi itibariyle aylık bağlandığı, annesi 1479 sayılı Kanun'a tabi Bağ-Kur sigortalısı olduğu, 21.02.1993 yılında vefat ettiği ve davacının talebi üzerine 01.03.1993 tarihi itibariyle aylık bağlandığı, 2013/26 sayılı genelge gereği babasından almakta olduğu ölüm aylığının iptal edildiği ve yersiz ödenen aylıklar yönünden borç tahakkuk ettirildiği, 4956 sayılı Kanun ile 08.08.2003 tarihinde yapılan değişiklikten sonra, 45/2 inci madde hükmünde yer alan " bu Yasa ile diğer sosyal güvenlik Yasaları kapsamında çalışmayan, bu yasalar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine "aylık bağlanır" şeklinde düzenleme gözetildiğinde her iki aylığa hak kazandığı anlaşılmaktadır.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ve davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.