10. Hukuk Dairesi 2023/514 E. , 2024/5055 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/2193 E., 2022/1730 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 30. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/7 E., 2020/96 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili ve fer'i müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve fer'i müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının davalı şirket tarafından yapımı üstlenilen Gebze- Orhangazi- İzmir Otoyolu Projesi'nde hizmet akti ile çalışırken 27.05.2015 tarihinde Bursa ili, Gemlik ilçesi, Kurtul Mahallesi sınırları içinde kalan Kurtul viyadiğünün yapımına engel olan 380KV’luk elektrik nakil hattı direklerin deplase edilmesi işi sırasında otoyola paralel devam eden 34.5KV'luk beton ayırıcı direkler üzerinde çalışmakta olan işçinin elektriği kesmek için çekiç ile ayırıcıyı ayırmak istediği sırada aniden elektrik akımına kapılarak 9-10 metre yükseklikten davacının sol ayağının üzerine düşmesi neticesinde davacının sol ayağından yaralanmak suretiyle iş kazası geçirdiğini ve sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek, 416.694,45 TL maddi tazminat ile 200.00,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili firma arasında bir iş akdinin bulunmadığını, davacının ... Müh. ...'nin çalışanı olduğunu, bu nedenle husumet yönünden davanın reddini, davanın kanuni zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını, davanın ... Müh. ...'ye ihbar edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Fer'i müdahil ... vekili dilekçesinde özetle; elektrik direği üzerindeyken elektrik akımına kapılarak yere düşen işçinin davacının kardeşi olduğu, davacıya veya ... ... ...'a ayırıcı direk üzerinde çalışmaları hususunda işverence herhangi bir talimat verilmediği, anılan direklerin müvekkili şirketin görev kapsamında olmadığı, yalnızca elektrik idarelerinin müdahale alanı içinde olduğu ve bu nedenle geçmişte ... ... ...'a bu direklere müdahale etmemesi hususunda eğitimlerin verildiği, ... ...'ın elektrik idaresinin yetkililerini beklemeden kendi inisiyatifi ile müvekkili şirketin bilgisi veya onayı olmadan direğe tırmandığını, kazanın oluşumunda müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını savunarak, davaya feri müdahale talebinde bulunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; Mahkemece davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde dava dışı işçi ... ... %20, davalının ve feri müdahilin % 80 oranında kusurlu olduğu, davacının ise kusur payının olmadığı, davacının kaza nedeniyle % 56 oranında sürekli iş göremezliğe girdiği kabulünden hareketle davanın kısmen kabulü ile 416.694,45 TL (net alacak) maddi tazminatın, kaza tarihi olan 27.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 120.000,00 TL (net alacak) manevi tazminatın, kaza tarihi olan 27.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer'i müdahil vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Davacının müvekkili şirketin çalışanı olmaması nedeniyle davanın öncelikle husumet yönünden reddedilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının ... Mühendislik-...'nin çalışanı olduğunu, müvekkili şirket ile ... Mühendislik arasındaki sözleşme uyarınca kendi işçisi bakımından iş ve işçi güvenliğine ilişkin tüm önlemleri alma sorumluluğunun ... Mühendisliğe ait olduğunu, buna rağmen müvekkili şirketin iş yerinde iş güvenliğine ilişkin gerekli her türlü tedbir aldığını, işçilere gerekli bilgi ve eğitimlerin verildiğini, iş sahasında çalışan elemanların bu konuda eğitimli ve tecrübeli olduklarını, bu sebeple kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, ayrıca taşeron şirketlerin işçilerine gerekli ekipmanı sağlayıp sağlayamadıkları ve verdikleri eğitimler konusundaki yazılı evraklar ve saha çalışmalarının denetlendiğini, davacının ... Mühendislik-...'nin çalışanı olması nedeni ile iş kazası neticesi yaralanmasından da bu şirketin sorumlu olduğunu, taraflar arasında düzenlenen 02/05/2013 tarihli sözleşmenin "diğer yükümlülükler" başlıklı 28/3 maddesinde iş güvenliği konusundaki tüm tedbirlerin yüklenici tarafından alınacağını, ekipmanların sağlanacağı, aksi halde gerek ihmal gerekse dikkatsizlikten veya ehliyetsiz işçi çalıştırmaktan doğacak kazalardan dolayı her türlü cezai ve hukuki sorumluluğun yükleniciye ait olduğunun düzenlendiğini, işyerinde gerekli tüm tedbirler alınmış olmasına rağmen, kazanın davacının kendi ihmali ve kusuru sonucunda meydana geldiğini, kendi kusuruyla kazanın gerçekleşmesine sebebiyet vermiş olan davacının tüm taleplerinin haksız olduğunu, dava konusu olayın oluş şekli dikkate alındığında kazanın davacının kendi kusuru ile meydana geldiği açık olmasına rağmen davacıya %20 oranında kusur izafe eden bilirkişi raporunun hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından hükmedilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, dava dilekçesinde talep edilmeyen manevi tazminatın ıslahla istenmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Fer'i müdahil vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Müvekkilinin bilgisi olmadan, tüm ikaz ve eğitimlere rağmen, ... ... ...'ın elektrik direğine tırmandığını, elektriği kesmeye çalışırken akıma kapılarak elektrik direğinden düştüğünü, davacının, kardeşi ... ...'ı tutmaya çalışırken yaralandığını, gerek mütevaffa ... ...'ın direğe tırmanmasının, gerek davacı ...'ın o denli yüksekten düşen birini tutmaya çalışmasının tamamen riskli ve hatalı kararlar olduğu, bu nedenle müvekkiline kusur izafe edilebilmesinin mümkün olmadığını, müteveffanın vefatı üzerine Gemlik 3. Asliye Ceza Mahkemesinde 2016 / 260 E. sayısı ile açılmış olan davada müvekkilinin tali kusurlu bulunduğunu, bu nedenle hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini, dosyanın henüz kesinleşmediğini, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yapmış oldukları itirazın kabul edildiğini, müvekkilinin beraat ihtimalinin de mevcut olduğunu, davacının babası ... ve müteveffanın, müvekkilinin çalışanı konumunda olmadığını, müvekkilinin ortağı olduğu şirketin, bir kısım elektrik işlerinin yapılması için ... ile sözleşme imzaladığını, böylelikle işin bu kısmını ...'ın işletmesine devrettiğini, davacının her ne kadar hizmet akdiyle çalıştığını iddia etse de bu iddianın kötü niyetli olduğunu, davacının babası ...'ın Gemlik'teki dosyanın soruşturma aşamasındaki ifadeleri ve tanık beyanları ile esasında çalışan değil, alt işveren olduğunun sabit olduğunu, bu iş için müvekkilinin ...'a ve davacıya ödediği toplamda yaklaşık 500.000,00 TL'lik bedelin, işçi-işveren ilişkisi içerisinde ödenecek bir tutar olmadığının tartışmasız olduğunu, Gemlik 3. Asliye Ceza Mahkemesindeki dosya kapsamında dinlenen tanıklardan ..., elektriğin kesilmesi için maktulün babası tarafından elektrik kurumuna haber verildiğini; ancak maktulün Kurum yetkililerini beklemeden ve müvekkiline haber dahi vermeden direğe tırmandığını doğruladığını, tanığın, olayın tüm kısımlarının bizzat şahidi olduğunu, tanık ... ... ve ... Münir Kirişçioğlu'nun, maktulden sorumlu kişinin babası ... olduğunu, müvekkilin maktulden ölüme sebebiyet veren iş hakkında bir talepte bulunmadığını ve işe başlarken gerekli güvenlik eğitimlerini verdiklerini, ancak yazılı ve sözlü ikazlara rağmen maktulün geçmişte de bu tür güvenlik ihlalleri yaptığını ve olay tarihinde de kimseye bilgi vermeden direğe tırmandığını beyan ettiklerini, müteveffadan ve davacıdan sorumlu olan kişinin müvekkili değil, ... olduğunu, davacının tedavi giderleri için 150.000,00 TL'yi aşkın ödeme yapıldığını, davacıya olay sonrası defaatle ve yine yüksek tutarlarda tazminat ödemeleri yapıldığını, bilirkişi raporunda; ... İnş. San. Turizm. ve Tic. A.Ş’ nin kazada %80, ... işçi ... ...'ın %20 sorumlu olduğu, davacı işçi ...'ın ise olayda kusuru bulunmadığı kanaatine varıldığını, olaya ilişkin Gemlik 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/260 E. sayılı dosyasında, 02.07.2018 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda müteveffanın asli kusurlu, müvekkilin ise tali kusurlu olduğu yönünde hüküm tesis edildiğini, ... ... ...'ın vefatı üzerine ailesi tarafından açılan, İstanbul 3. İş Mahkemesinin 2017/4 E. sayılı dosyasında ise müvekkilinin %60 oranında kusurlu olduğu yönünde hüküm tesis edildiğini, kusur raporları arasında çelişki bulunduğunu, hesap bilirkişisi tarafından yapılan incelemede, davacının aynı işi 60 yaşına kadar icra edeceği olasılığı üzerinden hesaplama yapıldığını, kurumun rücu alacağının dış tavanını teşkil eden miktarın belirlenmesinde, pasif dönem zararının hesaba dahil edilmemesi gerekmesine karşın, raporda bu kuralın gözardı edildiğini, davacının çalışmakta olduğu şantiyelerde fiilen çalışma yaşının 60'a dayanmamakta olduğunu, bu sektörde çalışan işçilerin ortalama aktif dönemi araştırılmadan bilirkişiler tarafından yapılan değerlendirme ve hesaplamaların hayatın olağan akışına ve hesaplama kurallarına aykırı olduğunu, bilirkişinin, kazanç miktarlarını orantısız ve hayatın olağan akışına aykırı şekilde hatalı hesapladığını, davacının konumundaki bir kişinin, raporda belirtilen şekilde kazancı olmasının piyasa şartlarıyla bağdaşmamakta olduğunu, dava dilekçesinde manevi tazminata ilişkin herhangi bir talepte bulunmayan davacının, bu kalemi ıslahla davaya dahil etmeye çalışmasının hukuken isabetsiz olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen davalı vekili ve fer'i müdahil vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer'i müdahil vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Feri müdahil vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi,
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili ve fer'i müdahil vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekili ve fer'i müdahil vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgililerden alınmasına,
08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!