WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/5095 E.  ,  2023/5899 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/820 E., 2023/185 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2019/23 E., 2021/46 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı gerekçesiyle ölüm aylığının kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptali ile ölüm aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanarak faiziyle ödenmesi ve borcunun olmadığının tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, babası ...tan dolayı tarafına bağlanan yetim aylığının kesilmesi üzerine ... 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/367 esas sayılı dosyası ile açtığı davanın kabulüne karar verildiğini, kararın Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin 2013/13889 esas, 2013/16736 karar sayılı ilamı ile 19.09.2013 tarihinde onanması üzerine kuruma yaptığı başvuru sonucunda tarafına yeniden babası ...tan dolayı yetim aylığı bağlandığını ancak yetim aylığının 26.04.2016 tarihinde yeniden kesildiğini, davalı kuruma yapmış olduğu başvurunun reddedildiğini, kızının geçirdiği psikolojik rahatsızlıklar nedeniyle ağabeyi olan ...'un ikameti olan ... köyündeki evine kızını bıraktığını, kızının tekrar kriz geçirdiğinin kendisine haber verilmesi üzerine oğlunun yanına geldiğinde köye davalı kurumun memurlarının geldiğini bu durumu anlamadan oğlunun yanında bulunmasına rağmen boşandığı eşi ile birlikte yaşadığına ilişkin rapor düzenlediklerini, bu rapora dayanılarak yetim aylığının kesildiğini, kızının geçirmiş olduğu rahatsızlıklarda yanında refakatçi olarak kendisinin kaldığını, bu durumun sağlık kurullarına yazılacak müzekkereler ve belgelerle belli olacağını belirterek, dava konusu kurum işleminin iptali ile yetim aylığının kesildiği tarihten bağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı SGK Başkanlığı vekili, davanın haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyanla, reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda 04.02.2021 tarih ve 2019/23 esas 2021/46 karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde,davacının davasını ispat edemediğini, davanın yersiz olduğunu, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf incelemesi ile kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 10.06.2021 tarih ve 2021/758 E., 2021/1147 K., sayılı kararı ile; “... toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, önceki denetim tutanağına karşı açılan dava kesinleşmiş olduğundan 19.09.2013 tarihinden öncesi için davacıya yapılan ödemelerin yersiz olduğu öne sürülemeyeceği gibi aylığın yeniden bağlanmasına karar verildiğinden Kurumun tespitine kadar kesin hükmün varlığı karşısında aylığın ödenmesi gerekir. Ancak, 15.01.2016 tarihinde yapılan denetim üzerine 18.02.2016 tarihli raporla Kurum davacı ile eski eşinin birlikte yaşadığına yönelik yeni bir tespit yapmış olup bu tarihten itibaren birlikte yaşamaya devam edilmesi halinde yeni bir vakıa tespiti karşısında davacıya kesin hükme dayalı aylık ödenmeye devam edilmesi doğru değildir. Ortaya çıkan yeni vakıa sebebiyle davacının eski eşi ...'la fiilen birlikte yaşayıp yaşamadığına göre Kurum işleminin değerlendirilmesi gerekir. Kurum denetmenlerinin cami dağılırken köylülere sorarak...'la birlikte yaşadığı belirtilen evin önüne geldiğinde ...'un eşiyle ilgili mahkeme kararı olduğunu söyleyerek uzaklaştığı, başka bir köyde ikamet kaydı gösteren davacının ise evden bir süre çıkmadığı, kapı yerine yan taraftaki pencereden çıkarak uzaklaşmaya çalıştığı sırada denetmenler tarafından görülerek seslenilmesi üzerine geri döndüğü ve çelişikili ifadeler verdiği, birinci azanın açıkça birlikte yaşadıklarını beyan ettiği, keza aynı köyde oturmadığını ifade ettiği halde 2014 yılında telekom aboneliği açtırdığı, 2016 yılında devrettiği kişi tarafından ihbar edildiği, mahkemenin ilk kararının dairemizce kaldırılması üzerine dinlenen köy imamı, kurum denetmeni gibi kamu tanıklarının davacının eski eşiyle birlikte yaşadıklarını ifade ettikleri, keza denetmenin evden kaçmaya çalışan kişinin davacı olduğunu tespit ettiği, buna karşılık daha önce birlikte yaşadıkları yönünde ifade veren köy sakinlerinin davacı ve eşinin etkisiyle aksi yönde verdikleri ifadeye değer verilerek davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu anlaşılmakla davacının denetim tarihinden itibaren ... ile birlikte yaşadığının kabulü gerektiği, duruşmada lehine tanıklık yapan kişiler ve ...'ın davacıyla akraba ya da köy ortamında sürekli karşılaştığı kişiler olduğu için davacı yararına verdiği ifadelerin Kurum denetmenlerinin bizzat davacıyı eski eşinin evinde gördüklerini tutanak altına almaları, kaldırma kararı sonrası dinlenen yeni kamu tanığı ve açıklanan diğer delillere göre sabit olduğundan mahkeme kararı kaldırılarak, yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir. ” şeklinde belirtilerek 1-Davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.3 maddesi gereğince kabulüne,
... 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 2019/23 E., 2021/46 K. sayılı kararının kaldırılmasına,
2-Davanın kısmen kabulü ile,
A)Davacının, müteveffa babası nedeniyle 18.02.2016 tarihine kadar aldığı aylıklardan dolayı kuruma borçlu olmadığının tespitine, bu tarihten sonra yapılan ödemeler yönünden borçlu olmadığı isteminin ve babasından dolayı yetim aylığı bağlanması talebinin reddine, karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Daire kararında; "..Eldeki davada, davacı ile ...'un 1990 yılında boşandıkları, davacı boşandıktan sonra 1999 ve 2005 yılında iki müşterek çocuklarının olduğu ve ... tarafından tanınarak nüfusa kayıt edildikleri, davacı üzerine 01.09.2014 tarihinde ... köyünde(nüfus bilgilerinde, eşinin adresi üzerinde) telekom hattı aktif edildiği, 01.08.2016 tarihinde ...'a devredildiği, davacının eski eşi ...'un yerleşim yerinin 2006 yılından bu yana ... köyü olarak bildirildiği, davacının ise 2006 yılında ... köyüne kayıtlı iken 2009 yılında ... Orduyeri mahallesi, 22.02.2013 tarihinde yeniden ... köyü olarak bildirildiği, 05.08.2013 tarihinde ise; ... merkez Hürriyet mahallesi, 31.05.2016 tarihinden itibaren ise; Yıldız köyü olarak bildirdiği belirgindir. Davacının, 26.08.2013-25.04.2016 tarihleri arası dönem yönünden; ödenen aylıkların yersiz ödeme olarak borç kaydedildiği,davacının oğlu ... tarafından yapılan e-posta ihbarı üzerine 18/02/2016 tarihli raporda “davacının boşandığı eşi ... ile birlikte yaşadığı tespit edildiğinden, davacı hakkında 5510 sayılı Kanun'un 56/2 inci maddesi uyarınca işlem yapılması gerektiğinin” belirtildiği, Kurum’un, idari soruşturması esnasında; 15.01.2016 tarihinde iki denetmen tarafından imzalanan ve Hasan Bozkurt isimli şahsa da imzalatılan tutanağa göre denetmenlerin cami dağılırken davacıyı sordukları, beyanlarda, davacının, ... ile birlikte yaşadığının söylenmesi üzerine mezkur evin önünde ...'u gördükleri, davacıyı sorduklarında mahkeme kararı sebebiyle çağıramayacağını söylediği devamında davacının, pencereden çıkarak hızla bahçeye gittiğinin görüldüğü, 08.02.2016 tarihinde birinci aza ...'ın verdiği imzalı beyanda, davacı ve ...'un uzun yıllar önce boşandığı ancak bir arada yaşamaya devam ettiklerinin söylediğinin tespit edildiği anlaşılmıştır. Sosyal Güvenlik Kurumu denetmenlerinin daha önce düzenlemiş oldukları, 30.06.2010 tarih 328 sayılı denetim raporunda da davacının ... ile birlikte yaşadığı için aylığının kesilmesi yönünde tespitte bulunulması üzerine davacı tarafça açılan ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/367 E, 2013/129 K sayılı dosyasında davanın açıldığı ve elde edilen delillere göre Kurum işleminin iptaline aylığın yeniden bağlanmasına karar verildiği ve kararın Dairemizce, 2013/13889-16736 E,K, 19.09.2013 tarihli ilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Mahkeme aşamasında dinlenen tanık köy imamı davacı ile eşinin birlikte yaşadığını doğruladığı gibi bir kısım tanıklarda davacının, ikametgah adresi farklı bir yer olmasına rağmen davacıyı ... Köyün’de gördüklerini dile getirmeleri karşısında davacı ile eşinin hangi tarihten itibaren birlikte yaşadıkları hususu kuşkudan uzak belirlenmeli, bunun için dinlenmeyen davacı ile eşinin birlikte yaşadığını bilebilecek kamu görevlisi bulunması halinde ve komşu beyanları alınarak irdelenmeli ayrıca, davacının, dava konusu 26.08.2013-25.04.2016 dönemdeki adreslerindeki komşu, kapıcı ve yöneticiler tespit edilerek konuyla ilgili bilgi ve görgülerine başvurulmalı; davacı ve boşandığı eşinin uyuşmazlık konusu dönemdeki medula kayıtları celp edilip tespite konu sürede ayrı ayrı her ikisinin de hangi sağlık kuruluşlarına başvurdukları araştırılmalı; “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun mevcut olup olmadığı, özellikle hangi tarihten itibaren birlikte yaşadıkları toplanan tüm kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. " hususlarına işaret edilerek bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; " Somut olayda, tanık olarak dinlenen köy imamı beyanında, 2000 ila 2017 yılları arasında ... köyünde imam olarak görev yaptığını, davacıyı tanıdığını, davacının evinin ikamet ettiği lojmana yakın olduğunu, davacının kocası ve çocukları ile birlikte kaldığını, davacının boşanmadığını duymadığını belirttiği, bir kısım tanıklarda davacının, ikametgah adresi farklı bir yer olmasına rağmen davacıyı ... Köyün’de gördüklerini dile getirtikleri, yine Kurum denetim görevlilerince fiili denetim esnasında davacının evin penceresinden çıkıp uzaklaşmaya çalışırken tespit edildiği ortadadır. Dolayısıyla itilaf konusu dönemde davacının boşandığı eşiyle yaşadığı sabit olup, ölüm aylığını kesen Kurum işlemi yerindedir." gerekçesiyle ;davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.3 maddesi gereğince kabulüne, ... 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 2019/23 E., 2021/46 K. sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; tüm tanık beyanlarının davacının eski eşiyle birlikte yaşamadığı yönünde olduğunu, belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşayıp yaşamadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 56 ıncı madde hükümleridir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.