10. Hukuk Dairesi 2023/462 E. , 2024/7095 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2520 E., 2022/4102 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/525 E., 2022/61 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, davacıların murisi olan ... işçi ... ...'un davalıya ait işyerinde şoför olarak çalıştığını, Avusturya'da iş kazası geçirdiğini, iş kazasının meydana gelmesinde tüm kusurun davalı işverende olduğunu, maddi ve manevi tazminat alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, kazanın meydana gelmesinde işverenin bir kusurunun bulunmadığını, işverenin gerekli tüm iş güvenliği önlemlerini aldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin bir kusurunun bulunmadığı, kazanın meydana gelmesinde davacılar murisi olan işçi ... ...’un %100 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacıların murisi olan ... işçi ... ...'un davalı işyerinde şoför olarak çalıştığını, Avusturya'da iş kazası geçirdiğini, iş kazasının meydana gelmesinde tüm kusurun davalı işverende olduğunu, davacıların olaydan dolayı maddi ve manevi olarak etkilendiklerini ileri sürerek yasal süresi içinde istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davacıların murisi olan ... işçi ... ...'un davalıya ait işyerinde şoför olarak çalıştığı, işçi ... ...’un sevk ve idaresindeki ... plakalı DAF marka çekici ve ... plakalı yarı römork ile davalı şirkete ait malzemeleri Türkiye’den Almanya’ya götürmek için 22.09.2014 günü saat 10:31’de Kapıkule Sınır Kapısı’ndan çıkış yaptığı 26.09.2014 günü Linz istikametine doğru otoban üzerinde seyir halindeyken 202.295 km’de otobanın sağındaki beton bariyerlere çarparak sol tarafa savrulduğu ve bu savrulma sebebiyle orta beton bariyerleri ve inşaat yapım alanını ayıran bariyerleri yarıp geçerek Avusturya Linz-Spielfeld istikametine doğru çaprazlama bir şekilde aracın sol yanına yattığı ve kazada davacıların murisi olan ... ...’un öldüğü, olayın bir iş kazası olduğu, kazanın .../kök sebebinin araç kullanımı sırasında şoförün (davacıların murisi olan ... ...’un) ... güvenliğini sağlamak bakımından dikkatli ve tedbirli hareket etmemesi, mesleki öngörme yeteneklerini çalışma hayatına yansıtmaması, trafik durumu, yol ve hava şartlarına göre aracını dikkatli kullanmaması, gece saatlerinde araç kullanımı esnasında dikkatini yeterince yola ve sürüşe vermemesi, aracın kullanımı esnasında dalgın olması, hatalı bir sürüş şekli izlemesi olduğu, kazaya karışan ve işçi tarafından kullanılan aracın teknik donanımlarından kaynaklanan bir sorunun bulunmadığı, aracın dava dışı bir şirketin üzerine kayıtlı bulunduğu, kazanın meydana gelmesinde dava dışı bu şirketin bir etkisinin bulunmadığı, yine kazanın meydana gelmesinde davalı şirketin de bir kusurunun bulunmadığı, kazanın oluşumunda davalı şirkete yüklenebilecek bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kazanın Avusturya sınırları içinde gerçekleştiği için ellerinde Avusturya makamlarının hazırladığı rapor dışında bir bilgi bulunmadığını, söz konusu tercümede kazada araç kusuru, yol kusuru, 3. kişilerin kusuru veya ihmaline ilişkin tespitte bulunulmadığını, ... ... ...'un çalışma saatlerini gösterir ayrıntılı bilginin, kaza anına kadarki takoğraf kayıtlarının, araç işletenin tutmakla yükümlü olduğu trafiğe çıkan aracın, işe çıkış yer, gün ve saati ile gidilecek güzergahı kaydettiği defterin dosya kapsamında mevcut olmadığını, dolayısıyla, müteveffanın ne kadar süre çalıştığı, ne kadar süre dinlendiği, kural dışı hareket edip etmediği noktasında şüpheden uzak bir tespit yapılamadığı, nitekim, tercüme edilen raporda kazanın neden olduğuna dair somut bir bilgi de yer almadığını, Mahkeme tarafından her ne kadar, müteveffanın kusurlu olduğu kabul edilmişse de davalı işverenin üstüne düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini ve yanında çalışan işçi ... ...'un iş sağlığı ve güvenliğini sağlayacak gerekli önlemleri almadığını belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 55 inci, 74 üncü ve 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi, 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4 üncü maddeleri, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 98 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken 4857 sayılı Kanun'un 77 nci ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.
2. Buna göre 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 üncü maddesinde:
"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.
ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.
d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a)Risklerden kaçınmak,
b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,
ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,
ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.
3. Görüldüğü üzere işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci madde de işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu madde de ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı).
4. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.
5. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.
6. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.
7. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.
8.Yine Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından 1979 yılında benimsenen ve Ülkemizce de onaylanan Karayolu Taşımacılığında Çalışma Saatleri ve Dinlenme Sürelerine İlişkin 153 sayılı İLO Sözleşmesi'nin 5 ve 6 ncı maddelerinde karayolu taşımacılığında sürücü olarak çalışanların azami çalışma saatleri belirlenmiş, anılan maddelerde hiçbir sürücünün mola vermeksizin ve devamlı olarak dört saatten fazla araç kullanmasına izin verilemeyeceği, her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşunun, özel ulusal koşulları dikkate alarak, sözü geçen dört saatlik süreyi bir saatten fazla olmamak üzere artırabileceği, fazla mesai dâhil, azami toplam araç kullanma süresinin günde dokuz, haftada kırk sekiz saati aşamayacağı düzenlenmiştir.
9.Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 98 inci maddesinin B bendi gereğince yük ve yolcu taşıması yapan araç işletenleri ile bu araçları sürenlerden; Araç işletenlerinin;
1) Otobüs, kamyon ve çekici araçlarında takoğraf cihazı bulundurmaları ve bunların işler durumda olmalarını sağlamaları,
2) Araçlarına ait takoğraf kayıtlarını, kayıt tarihinden itibaren 1 ay süreyle araçlarda, 5 yıl süreyle de işyerlerinde, işyeri yoksa araçlarında muhafaza etmeleri veya ettirmeleri,
3) Trafiğe çıkardıkları taşıtların cins ve plakalarını, şoförlerin kimler olduğunu, işe çıkış yer, gün ve saati ile gidilecek yeri kaydettikleri bir defter veya liste düzenleyerek kayıtlarını tutmaları,
4) Yük ve yolcu nakliyatı yapan kuruluş yetkililerinin şoförlerin çalışma sürelerini ve bu süre içerisindeki kural dışı hareketlerini izlemeleri ve kuralları ihlal etmeyi itiyat haline getiren şoförleri eğitmeleri ve bu konuda önleyici tedbirler almaları,
5) Şehirlerarası yük ve yolcu nakliyatı yapan araçlarda, bu Yönetmeliğin öngörmüş olduğu çalışma ve dinlenme sürelerini göz önünde bulundurmak suretiyle, şoförlerin gideceği yer ve güzergahları dikkate almaları ve buna göre uğrayacağı, il, ilçe veya durak yerlerinde yedek şoförleri hazır bulundurmaları, zorunludur.
10.Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; ... sigortalı ... ...'un, davalı şirket nezdinde şoför olarak çalıştığı, olay günü olan 26.09.2014 tarihinde 03.30 sıralarında ... plakalı çekici ile ... plakalı yarı römork ile Kapıkule sınır kapısından Almanya'ya ... Uluslararası Transport Tic. San. ve A.Ş.'ye yük götürmek için çıkış yaptığı, Linz istikametine giderken otobanın sağ tarafında bulunan beton bariyere çarparak sol tarafa savrulduğu, aracın sol yana devrilmesi sonucu olay yerinde vefat ettiği, SGK Başkanlığı inceleme raporunda; olayın iş kazası olduğunun, kazalı ... ...'un %100 kusurlu olduğunun belirtildiği, eldeki dosyada Mahkemece aldırılan 01.02.2018 tarihli kusur bilirkişi raporunda; sürücü ... ...'un 29/18 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 84 üncü maddesinde yer alan diğer kusurlardan 56/1-a'da belirtilen şerit izleme ve değiştirme kurallarına uymamak, dikkatli ve tedbirli olmamak şeklinde özetlenebilecek taksirli eylemi nedeniyle kazaya sebebiyet verdiği ve olayda %100 kusurlu olduğunun belirtildiği, itiraz üzerine düzenlenen 23/03/2020 tarihli kusur bilirkişi raporunda; maktul şoför ... ...'un %100 kusurlu olduğu, davalı ... Uluslararası Transport Ticaret ve Sanayi A.Ş ve ... plakalı çekici ve ... plakalı yarı römork aracın maliki ... Uluslararası Transport Ltd. Şti. firmasının ise 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4 üncü maddesi (işverenin genel yükümlülüğü) gereği sorumlu olduğu kanaatinin bildirildiği, işbu rapora itiraz sonucu düzenlenen 01.12.2021 tarihli kusur bilirkişi raporunda, ... ... ...'un %100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemece işbu rapora itibar edilerek hüküm kurulduğu, ancak hükme esas alınan kusur raporlarındaki kabul ile kusur oranı tespitlerinin trafik iş kazasının gerçekleşmesine ilişkin oluşa uygun olmadığı, kazazedenin kazanın gerçekleştiği gün kaç saat çalıştığı, ne kadar süre istirahat yapması gerektiği, kazanın gerçekleştiği an itibariyle yorgun olup olmadığı, aracın teknik bakım ve kontrollerinde eksiklik olup olmadığı, yapılan işin niteliğine göre, iş ile ilgili ve işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddelerine göre işverenin işyerinde alması gerekli önlemleri alıp almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı, tüm bunların olaya etkisinin varlığı gibi hususların ayrıntılı incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranının hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmadığı anlaşılmaktadır.
11.Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş, aynı olaya ilişkin varsa rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının da dosya kapsamına getirtilerek - verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, davaya konu iş kazası ile ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı dosyası ile araca ilişkin takograf kayıtlarının aslı veya mümkün olmaması halinde ise okunaklı örneklerinin, kaza tespit tutanağının, tutmakla yükümlü olunan trafiğe çıkarılan taşıtların cins ve plakalarını, şoförlerin kimler olduğunun, işe çıkış yer, gün ve saati ile gidilecek yerin kaydedildiği defter veya kayıtların dosyaya celp edilmek suretiyle bu kayıtlar üzerinden davacının olay anındaki hızının tespiti ile bu hızın olayın gerçekleştiği yer için geçerli hız limitlerinin üzerinde olup olmadığının tespitinin sağlanması, öte yandan araçta yedek şoför bulunup bulunmadığı, iş kazasının gerçekleştiği olay anına gelinceye kadarki süreçte kazazede sigortalının çalışma, araç kullanma ve dinlenme sürelerine uygun olarak çalıştırılıp çalıştırılmadığı, böylelikle olay anında kazazede işçinin yorgun olup olmadığı hususunda da taraflarca gösterilen delillerin de toplanarak dosya kapsamına dahil edilmesi, delillerin toplanması hususunda ise sigortalı tarafından açılan tazminat davasının özü itibariyle taraflarca getirilme ilkesine tabi davalardan olup re’sen araştırma ilkesinin olmadığı hususunun da göz önünde bulundurulması bu şekilde toplanacak delillerle birlikte dosyanın trafik – iş güvenliği alanında uzman A Sınıf İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı 3 kişilik heyete tevdii edilerek tarafların somut verilere dayalı iş güvenliği açısından alması gereken önlemlerin neler olduğu hangi önlemlerin alınıp; hangi önlemlerin alınmadığı, trafik iş kazası olayının gerçekleşmesinde taraf kusurlarının belirlenmesi sağlanıp, çelişki oluşması halinde çelişkilerin de giderilmesi suretiyle mevcut delillerle birlikte değerlendirmek ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek bir karar vermekten ibarettir.
12. O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile dikkate alınarak bozma sebebine göre bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin, davacılar vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR:
Açıklanan sebeplerle;
1-a) Davacılar vekilinin bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
b) İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
3.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!