10. Hukuk Dairesi 2023/4560 E. , 2024/1536 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1598 E., 2022/2234 K.
KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/280 E., 2021/198 K.
Taraflar arasındaki eksik hesaplanarak ödendiği iddiası ile yaşlılık aylığı miktarının yeniden belirlenmesi ve fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine, dair karar verilmiştir.
Kararın, davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf isteminin kesinlik nedeniyle reddine ve davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle, müvekkilinin Bağ-Kur sigortalısı olduğunu, 3201 sayılı Kanun gereğince yurtdışı borçlanma ile emekli olduğunu, ancak Kurumca bağlanan yaşlılık aylığının eksik bağlandığını, yeniden hesaplama yapılması gerektiğini belirterek eksik ödenen yaşlılık aylıklarının yasal faiziyle birmlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili özetle, Kurum tarafından yapılan hesaplamada usul ve yasalara aykırı herhangi bir durum bulunmadığını, yapılan işlemin yasal olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı verilen kararı ile asıl ve birleşen davaların kısmen kabulü ile davacının 01.01.2007 tarihinde 16. basamaktan aylık tutarının ek ödemeler hariç 661,77 TL olduğunun tespitine, aylığın hak ediş tarihi olan 01.04.2015 tarihi ile ek dava tarihi olan 27.04.2017 tarihi arasında ödenmesi gereken fark aylık gelir alacağı olan 9.471,51 TL'nin ay be ay işleyecek faiziyle birlikte davalı Kurumdan tahsili gerektiğine fazlaya ilişkin istemin reddine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ile davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesi ile kendisi hakkında verilen kararın hatalı olduğunu, mahkeme kararının kaldırılarak davanın tam kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kurum kayıtlarında yapılan incelemede 0868099072 Bağ-Kur numaralı davacının 31.05.2002 tarihinde ticari faaliyetinden dolayı tescilinin yapıldığı, davacının 7858 gün yurt dışı hizmetlerini borçlandığı ve 21.12.2006 tarihli tahsis talebine istinaden toplam 9498 gün üzerinden ve 5. basamaktan kendisine aylık bağlandığı, 2013 yılı Ocak ayı maaşının 770.55 TL aylık ve 30.82 TL ek ödeme olmak üzere 801.37 TL olduğu tespit edilmiş olup Kurum işleminde hukuka aykırılık bulunmadığını, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlık, 3201 sayılı Kanun borçlanması sonucu elde edilen hizmetlerin basamak intibakında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği noktasındadır.
Bilindiği üzere; 3201 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi hükmü uyarınca;"1479 sayılı Kanuna tabi hizmeti bulunan ve bu Kanuna göre yurt dışında geçen çalışma sürelerini Ba-Kur'a borçlananların borçlandıkları süreler, Bağ-Kur'dan ayrıldıkları son basamak üzerinden, talebe bakılmaksızın basamak intibakında değerlendirilir.Ancak, 1479 sayılı Kanunun değişik 51 inci maddesinin dördüncü fıkrası ile 52 nci maddesinin ikinci fıkrası hükümleri uygulanmaz." maddenin düzenleniş şeklinden, öncelikle Kurum sigortalısı olarak tescil olunduktan sonra yurt dışına giden ve tekrar Türkiye'ye dönüşte Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil olunan ve 3201 sayılı Kanun borçlanmasında bulunanlar için intibak esaslarını belirlemiş olduğu anlaşılmaktadır.
Buna karşın, daha önce yurtdışında çalışıp Türkiye'ye döndükten sonra Kurum sigortalısı olan sigortalılar için bir düzenleme bulunmadığı gibi basamak intibakı yapılmasına engel bir düzenleme de bulunmamaktadır. O halde genel hükümler uyarınca basamak intibakının yapılmasına engel bir düzenleme de bulunmamaktadır.
01.10.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanun'un 31 inci maddesi ile değişik 1479 sayılı Kanun'un 50 inci maddesi hükmüne göre sigortalıların ödeyecekleri primler ve bağlanacak aylıkların hesabında yirtmi dört basamaklı gelir tablosu uygulanacağı belirtilmektedir.
Davacının 21 yılı aşan yurt dışı borçlanma süresi bulunmaktadır. Davacının yurtdışında geçen çalışmalarını (3201 sayılı Kanun'a göre) borçlandığı sürelerin 1479 sayılı Kanun'un (4956 sayılı Kanunla değişik) 51 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre diğer sosyal güvenlik kuruluşlarında geçirdiği süre gibi dikkate alınarak, aynı Kanun'un 52 nci maddesinde öngörülen basamak yükseltme esasları çerçevesinde 12. basamak dahil basamak intibakının gerçekleştirilmesi gerekmekte, 12. basamaktan sonraki intibakın ise 5510 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci naddesinin 4 üncü fıkrasının "... 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında değerlendirilen 01/10/2008 tarihinden önceki yurt dışı borçlanma sürelerine göre tespit edilen basamaklar, 2008 yılı Eylül ayında yürürlükte bulunan gelir tablosunda, 41 inci maddenin beşinci fıkrası hükmüne göre belirlenen prime esas aylık kazanca yakın gelire karşılık gelen basamağı geçemez." hükmü gözetilerek, borçlanma amacıyla davacı tarafından prime esas günlük alt ve üst sınırlar arasında belirlenen günlük kazanç tutarının 30 gün ile çarpılması suretiyle bulunan bir aylık prime esas kazanç tutarı, 2006 yılı Aralık ayında yürürülükte bulunan gelir tablosundaki en yakın prime esas tutarın karşılığı olan basamağı geçmeyecek şekilde tespit edilerek anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde aylık miktarının belirlenmesi gerekmektedir.
Davacı 11.08.1973 ile 09.06.2000 tarihleri arasında 7858 günü 3201 sayılı Kanun uyarınca yurtdışı hizmetlerini borçlanmak için davalı Kuruma (iki kez) başvuruda bulunmuş, davalı Kurum tarafından (ikinci bölüm süre olan) 01.01.1993-09.06.2000 arasındaki 2678 gün karşılığında günlük (3,5 x 1,4116 = 4,9406 TL borçlanma tutarı üzerinden 13.230,93 TL borç tahahkkuk ettirilmiştir. 12. basamaktan sonraki intibakın, borçlanma bedelinin ödenmesi tarihindeki Merkez Bankası döviz alış fiyatı üzerinden dolar kurunun günlük borçlanma miktarının 30 gün ile çarpılması suretiyle (Ödeme tarihindeki Merkez Bankası döviz kuru X 3.5 ABD Doları X 30 gün ) bulunan bir aylık prim karşılığı borçlanma tutarı, aynı tarihteki 1479 sayılı Kanun'un 50 nci maddesine göre oluşturulmuş prim tablosundaki (bu Kanundan yararlanmak suretiyle tarafına aylık bağlanmış sigortalılara sağlık yardımı yapılmadığından sağlık sigortası primi hariç) en yakın tutarın karşılığı olan basamağı geçmeyecek şekilde tespit edilerek daha sonra Türkiye'de 1479 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin bu şekilde belirlenen basamağa intibak ettirilerek basamak farkından kaynaklanan prim ve gecikme zammı borcunun belirlenip ödetilmesi gerekmektedir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacının Ocak 2007 tarihinden itibaren 16.basamaktan aylık alması gerektiği tespit edilmiş ve davalı Kurumdan bu basamak farkından kaynaklanan prim miktarı sorulmuştur.
Davalı Kurum tarafından bildirilen basamak farklarından kaynaklanan prim asılları ve gecikme zammının davacı tarafça yatırılmıştır.
Tüm açıklamalara göre mahkemece verilen kararın dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf dilekçesinin HMK'nın 341 ve 352/1-b maddesi uyarınca kesinlikten reddine,
davalının istinaf başvurusunun HMK353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Kurum vekili, temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hatanın mevcut olmadığını, buna göre davacının iddiasının yerinde olmayıp talebinin reddi gerektiğini belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı hakkında davalı Kurumca bağlanan ve ödenen yaşlılık aylığında hesaplama hatası ile eksik ödemenin olup olmadığı hususundadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un geçici 2 nci maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
Dava, eksik ödendiği iddiasıyla yaşlılık aylığı miktarının yeniden tespiti ve fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili istemine ilişkindir.
3201 sayılı Kanun kapsamında yurt dışındaki çalışmalarını borçlanarak yaşlılık aylığı tahsisi talebinde bulunan davacı yönünden, anılan Kanunda yaşlılık aylığının hesaplanması yöntemi ile ilgili bir düzenleme bulunmaması nedeniyle, yaşlılık aylığının hesaplanması, borçlanılan Kurum sigortalıları için geçerli olan hükümlere tabi olup bu haliyle tahsis talep tarihi itibariyle, davanın yasal dayanağı, öngörülen istisnaları dışında 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un geçici 2 nci maddesi ve bu maddenin yollaması ile anılan Kanun'un 29 ve 1479 sayılı Kanun'un geçici 11 inci maddeleridir.
Eldeki davada, uyuşmazlık, davacının 01.01.2007 tarihi itibari ile bağlanan yaşlılık aylığında 3201 sayılı Kanun borçlanması sonucu elde edilen hizmetlerin basamak intibakında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği noktasındadır.
3201 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi, “1479 sayılı Kanuna tabi hizmeti bulunan ve bu Kanuna göre yurt dışında geçen çalışma sürelerini Bağ-Kur'a borçlananların Borçlandıkları süreler, Bağ-Kur'dan ayrıldıkları son basamak üzerinden, talebe bakılmaksızın basamak intibakında değerlendirilir.
Ancak, 1479 sayılı Kanun'un değişik 51 inci maddesinin dördüncü fıkrası ile 52 nci maddesinin ikinci fıkrası hükümleri uygulanmaz.” hükmünü getirmiş, maddede atıf yapılan 51 inci maddenin dördüncü fıkrasında bu Kanun kapsamından çıkarak, diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında sigortalı olduktan sonra tekrar bu Kanun kapsamına girenlerin basamaklarının, diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçirilen süre dikkate alınarak daha önce bulundukları son basamak üzerine intibak ettirilmek suretiyle yeniden belirleneceği, 52 nci maddenin ikinci fıkrasında ise ilk on bir basamakta sıra itibariyle basamak yükseltilmesinin, prim ödemeye ve talebe bakılmaksızın Kurumca yapılacağı, on ikinci basamaktan itibaren basamak yükseltilebilmesi için, sigortalının yazılı talepte bulunmasının ve talep tarihinden önceki ayın sonu itibariyle prim ve diğer borçlarını ödemiş olmasının gerektiği hüküm altına alınmıştır. Anılan maddelerin düzenleniş şeklinden, öncelikle Kurum sigortalısı olarak tescil olunduktan sonra yurt dışına giden ve tekrar Türkiye'ye dönüşte Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil olunan ve 3201 sayılı Kanun borçlanmasında bulunanlar için intibak esaslarının belirlenmiş olduğu anlaşılmaktadır.
1479 sayılı Kanun'un 50 ve 52 nci maddelerinin ilk halinde sigortalıların ödeyecekleri primlerin 12 basamaklı gelir tablosuna göre belirleneceği, basamakta bekleme süresinin 2 yıl olduğu, yazılı taleple ve prim ödemeye bağlı basamak yükseltileceği öngörülmüştür.
52 nci maddede 06.03.1981 tarih ve 2423 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile ilk beş basamakta bekleme süresi bir yıl olarak belirlenip, basamak yükseltilmesi bu basamaklarda prim ödemeye ve talebe bakılmaksızın kendiliğinden Kurumca yapılacağı hüküm altına alınmış, altıncı basamaktan itibaren bulunduğu basamakta iki tam yılını doldurmadıkça ve yazılı talepte bulunmadıkça ve sırası dışında basamak yükseltilemeyeceği, altıncı basamaktan itibaren basamak yükseltmek için altı ay öncesine kadar olan prim ve her türlü borçların ödenmiş olmasının şart olduğu belirtilmiştir. Anılan maddenin 2 nci fıkrasında 20.06.1987 tarih ve 3396 sayılı Kanun'un 8 nci maddesi ile yapılan değişiklikte ise sigortalının, altı, yedi, sekiz, dokuz, on, onbir ve onikinci basamaklarda en az iki tam yılını doldurmadıkça, yazılı talepte bulunmadıkça ve sırası dışında basamak yükseltemeyeceği, altıncı basamaktan itibaren basamak yükseltmek için altı ay öncesine kadar olan prim ve her türlü borçların ödenmiş olmasının şart olduğu hüküm altına alınmıştır. Bilindiği üzere kanunların geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme olmadığı gibi kural olarak, her kanun, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar ve bu tarihten sonra meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır. Bu kuralın doğal sonucu da, kanunların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyecekleridir.
Hal böyle olunca Mahkemece, davacının yurtdışında geçen ve 3201 sayılı Kanuna göre borçlandığı sürelerin, borçlanılan dönemlerde yürürlükte bulunan yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerde öngörülen basamak yükseltme esasları çerçevesinde anılan Kanun'un 11 inci maddesinin 2 nci fıkrası hükmü gereği yazılı talepte bulunma şartı aranmaksızın, bekleme süreleri gözetilerek basamak intibakının gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Eldeki davada ise Bölge Adliye Mahkemesince davacı hakkında yurt dışında geçen hizmetlerin basamak intibakında değerlendirilmesi ile aylığın yeniden belirlenmesi gerektiğine ilişkin yaklaşım yerinde ise de davacının basamak farklarını ödemesinden sonra ödeme tarihini takip eden aybaşından itibaren aylığın yükseltilmesi gereği dikkate alındığında, davacının asıl davada ve birleşen davasındaki aylığın başlangıç tarihi itibari ile yüksek olan miktardan bağlanması ve devam ettirilmesi gerektiğine ilişkin istemin mümkün olmadığı hususunun dikkate alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!