WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/4504 E.  ,  2024/2961 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1734 E., 2022/1410 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 21. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/405 E., 2020/222 K.

Taraflar arasındaki menfi tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1994 yılında Akbank tarafından sözleşmesinin feshine müteakip, 01.12.1996 tarihinde davalı Sandıktan emekli olduğunu, ardından Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde öğretmen olarak çalışmaya müteakip 14.12.2017 tarihinde emekli olduğunu, davalı Sandığın aynı anda iki emekliği aylığı alınamayacağından bahisle davalı Sandıktan aldığı aylığı keserek geçmişe dönük 280.376,77 TL borç tahakkuk ettirdiğini, müvekkilinin aynı anda iki emekli aylığı almadığını, emekli aylığı alırken MEB'de öğretmen olarak çalışmasında engel bir hal bulunmadığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, davalı Kurumun davacının talebi olmadan hizmet birleştirmesi yaptığını ileri sürerek; davacının davalı Sandığa 172.851,51 TL yaşlılık, 24.878,94 TL sağlık, 82.646,29 TL faiz olmak üzere toplam 280.376,77 TL borcu olmadığının tespitine, bu talebin görmemesi durumunda; borcun 5510 sayılı Kanun'un 96/b bendi gereği ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının 23.05.1977-11.07.1994 tarihleri arasında müvekkili sandık sigortalısı olduğunu, iş sözleşmesinin feshine müteakip hiçbir sosyal güvenlik Kurumuna tabi çalışması olmadığını beyan ederek 01.08.1994-04.11.1996 arası isteğe bağlı sigortalı olarak sandık üyeliğini devam ettirip yaşlılık aylığı talebinde bulunduğunu, davacıya 01.12.1996 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı ödendiğini, davacının Emekli Sandığı iştirakçisi olduğu dönemde isteğe bağlı sandık üyesi olarak prim ödemesinin ve giderek bu sigortalılıkların ardından sandık emeklisi olarak kabulü mümkün olamayacağından dolayı isteğe bağlı sigortalılık süreleri iptal edildiği gibi aylık tahsis tarihinde öğretmen olarak sigortalı çalışması devam eden davacının yaşlılık aylığı bağlanmasının da mümkün olamayacağı göz önüne alınarak yaşlılık aylığının başlangıç tarihinden itibaren iptal edildiğini, davacıya yapılmış yersiz aylık ödemeleri ile sağlık harcamalarının 5510 sayılı Kanun'un 96/a bendi kapsamında yasal faizi ile talep edildiğini, müvekkili vakıf işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili özetle, 1994 yılında çalışmakta olduğu Akbank tarafından iş sözleşmesi fesh edilince, vakıf senedinin 25 ve 26 ncı maddesi gereği 01.12.1996 tarihinde sandıktan emekli olduğunu, 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesi uygulanmasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, vakıf senedinin 2 nci maddesi 506/5510 sayılı Kanun ile vakıf senedi arasında çelişki olması halinde vakıf senedinin hükümlerinin geçerli olduğunun düzenlendiğini, bilirkişi raporunda vakıf senedi ve eklerinin incelenmediğini, davalı Kurumun zararı olmadığını, davacının hizmet birleştirmesi talep etmediği halde dava dışı SGK'nın 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmet birleştirmesi yapmış olduğunu, davacı öğretmen olarak Milli Eğitim Bakanlığı çalışması nedeniyle 14.12.2017 tarihinde resen emekli sandığından emekli edildiğini, davalı Kurumun davacıdan en fazla sosyal güvenlik destek primi kesebileceğini, davacının iyi niyetli olduğunu, aynı anda iki emekli aylığı almadığını, emekli olanların çalışmasına engel durumun olmadığını, Kurumun sosyal güvenlik destek primi kapsamında 5 yıl geçmişe dönük talepte bulunabileceğini, bu nedenle usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...vakıf senedinin ilgili maddeleri gereği davacının gerekli şartları yerine getirmediği, aylık bağlanmasının vakıf hatasından kaynaklanmadığı, Milli Eğitim Bakanlığı'na 15.11.1995 tarihinde çalışmaya başlayan davacının çalışırken 04.01.1996 tarihinde vakıftan aylık bağlanması talebinde bulunarak aylık bağlanmasına neden olduğu, bu itibarla Mahkeme karar ve gerekçesinin yerinde olduğu kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmekle birlikte emekli olanların aynı zamanda çalışmasına sosyal güvenlik mevzuatının engel olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı vakıf tarafından aylığın iptal edilmesi ve yersiz tahakkuk yapılmasına ilişkin işlemin yerinde olup olmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Davalı Vakıf, mülga 506 sayılı Kanun'un halen yürürlükte bulunan geçici 20 nci maddesi hükmü kapsamında ve Türk Medeni Kanun hükümlerine göre kurulmuş zorunlu sosyal yardım sandığıdır. 5510 sayılı Kanunun 106 ncı maddesinin 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun'un 64 nci maddesiyle değişik son fıkrasında 506 sayılı Kanunun'un Geçici 20 nci maddesinin 5510 sayılı Kanun'a 5754 sayılı Kanun'la ekli Geçici 20 nci maddesinde belirtilen devir işlemlerinin tamamlanmasından sonra yürürlükten kalkacağı hüküm altına alınmıştır. 506 sayılı Kanun'un ek 36 ncı maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un Geçici 20 nci maddesine göre, devir için Cumhurbaşkanı yetkili kılınmış ise de halen devir işlemine ilişkin bir karar oluşturulmamıştır. 506 sayılı Kanunun Geçici madde 20/2 hükmünde ise sandıkların personelinin 506 sayılı Kanun uygulamasında sigortalı sayılmayacakları düzenlenmiştir.

2. 506 sayılı Kanun’un Geçici madde 20/1-b hükmüne göre, sandığa tabi personelin, iş kazalarıyla meslek hastalıkları, hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölüm, eşlerinin analık, eş ve çocuklarının hastalık hallerinde, en az bu kanunda (506 sayılı Kanun) belirtilen yardımlar sağlanacaktır.

3. 5510 sayılı Kanun Geçici madde 20/4 hükmünde, “Devir işlemi tamamlanıncaya kadar, sandık iştirakçileri, sandıktan aylık ve gelir alanlar ile bunların hak sahiplerinin sağlık ve sosyal sigorta yardımlarının sağlanması ile primlerinin tahsil edilmesine, ilgili sandık mevzuat hükümlerine göre sandıklarca ve sandık iştirakçilerini istihdam eden kuruluşlarca devam edilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.

4. 506 sayılı Kanun Geçici 20 nci maddesine 13.02.2001 tarih 6111 sayılı Kanunun 53 ncü maddesi ile eklenen ek fıkra hükmü; “Birinci fıkranın (b) bendinin uygulanmasında, yardımların sağlanması ve bağlanması yönünden alt sınırın belirlenmesinde muadil miktar karşılaştırması esas alınır. Ancak, gelir ve aylıkların artırılmasında 506 sayılı Kanuna göre bağlanan gelir ve aylıkların artırımına ilişkin hükümler devir tarihine kadar uygulanmaz. 5510 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesinin onikinci fıkrasında yer alan sınırlama dâhilinde sandıkların kuruluş senetlerinde yer alan hükümler ve sandıkların uygulamaları saklıdır. Bu hüküm, yürürlüğe girdiği tarihten önceki artışlarda ve görülmekte olan davalar hakkında da uygulanır.” hükmüne amirdir.

5. 5510 sayılı Kanun'un Diğer Kanunlardaki Atıflar Başlıklı 104 ncü maddesinde “Bu Kanunla yürürlükten kaldırılmayan hükümleri saklı kalmak kaydıyla, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı ve 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlara yapılan atıflar ile ilgili mevzuatında emeklilik, malûllük, vazife malûllük ve sosyal sigorta haklarına, yardımlarına ve yükümlülüklerine, iştirakçiliğe ve sigortalılığa, dul, yetim ve hak sahipliği şartlarına, emekli ikramiyesine, ek ödemelere, sağlık hizmetleri veya tedavi bedellerinin ödenmesine ilişkin yapılan atıflar bu Kanunun ilgili maddelerine yapılmış sayılır” hükmüne yer verilmiştir.

6. ... Senedinin "Sandığın Gayesi" başlıklı 2 nci maddesi "Sandığın gayesi, bu vakıf senedinde belirtilen esaslar dairesinde üyelerine, eş ve çocuklarına ve diğer hak sahiplerine yardımlar sağlamaktır.

Yardımlar; iş kazaları, meslek hastalıkları, hastalık, analık, emeklilik, malullük ve ölüm hallerini ve mesken sahibi olmayan üyelere mesken temini için özel yönetmeliğindeki şartlarla mesken edinme yardımı konularını kapsar. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20. maddesi hükümlerine intibak ettirilmiş olan bu sandık tarafından üyelerine ve diğer hak sahiplerine temin olunan yardımlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu kanunun değişiklik ve ekleri ile sağlanan yardımlardan daha az olamaz.

Bu vakıf senedi hükümleri ile Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu kanuna göre çıkarılan tüzük hükümleri arasında, yapılan yardımlar yönünden bir çelişme olursa, vakıf senedi hükümleri yerine adı geçen kanun ve tüzük hükümleri uygulanır ve gereğinde Sosyal Güvenlik Bakanlığının mevzuat esasları dahilinde vereceği kararlara uyulur. Bu gibi hallerde gerekli tadilatı yapmak ve tatbikatı sağlamakla sandık İdare Heyeti yükümlüdür." hükmüne amirdir.

7.Vakıf Senedinin "Emekli Aylığı Bağlanacak Haller" başlıklı 25 nci maddesinde kademeler öngörülmüş, "Aylıkların Başlangıcı" başlıklı 46 ncı maddesinde, "Emeklilik veya Malullük aylıkları, aylığa hak kazanmış olmak ve işten ayrılmış bulunmak kaydıyla yazılı istek tarihini takip eden aybaşından itibaren başlar." hususları düzenlenmiştir.

8.Yine Vakıf Senedinin "İsteğe Bağlı Üyelik (İhtiyari İlgilenme)" başlıklı 49 ncu maddesinin (A) bendinin (b) fıkrasında "Herhangi bir Sosyal Güvenlik Kuruluşuna zorunlu ya da isteğe bağlı sigortalı bulunmamak veya buralardan kendi sigortalılığından dolayı aylık bağlanmamış olmak," hususları düzenlenmiştir.
9.5510 sayılı Kanun'un 28/8 inci maddesi; “(Değişik fıkra: 17/4/2008-5754/16 md.) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen yaşlılık aylıklarından yararlanabilmek için, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalının çalıştığı işten ayrıldıktan, (b) bendinde belirtilen sigortalının sigortalılığa esas faaliyete son verip vermeyeceğini beyan ettikten sonra yazılı istekte bulunmaları, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen sigortalıların ise istekleri üzerine yetkili makamdan emekliye sevk onayı alındıktan sonra ilişiklerinin kesilmesi şarttır.”

10.Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri başlıklı Geçici 1 inci maddesi (Değişik: 17.04.2008-5754/68 md.) Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu Kanunla mülga 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir.

11.Mülga 506 sayılı Kanun'un 62/1 inci maddesi, “Sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan sonra yazılı istekte bulunan ve yaşlılık aylığına hak kazanan sigortalıya bu isteğinden sonraki aybaşından başlanarak yaşlılık aylığı bağlanır.”

12.Yine mülga 506 sayılı Kanun'un 60/h maddesi ise “Bu maddede belirtilen yaşlılık aylıklarından yararlanabilmek için, sigortalının çalıştığı işten ayrılması ve yazılı istekte bulunması şarttır.”hükümlerini içermektedir.

13.506 sayılı Kanun'un 62 nci maddesindeki “....çalıştığı işten ayrıldıktan sonra...” ibaresinin önüne gelen başka bir uyuşmazlık nedeniyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından Anayasanın 2, 10, 48, 49 ve 60 ıncı maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptali için Anayasa Mahkemesine itiraz yoluna başvurulmuş, Anayasa Mahkemesi 2019/104 Esas, 2021/13 Karar ve 14.01.2021 tarihli kararı ile “17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun mülga 62 nci maddesinin 1 inci fıkrasında yer alan “....çalıştığı işten ayrıldıktan sonra...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline” karar verilmiştir.

3. Değerlendirme
1.Dosya kapsamı incelendiğinde, 01.11.1971-31.07.1975 tarihleri arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında, 01.08.1975-27.12.1976 tarihleri arasında davalı Vakıf bünyesinde, 28.12.1976-09.05.1977 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında, 23.05.1977-11.07.1994 tarihleri arasında zorunlu ve 01.08.1994-04.11.1996 tarihleri arasında isteğe bağlı olmak üzere davalı Vakıf bünyesindeki hizmetleri sonrası 04.11.1996 tarihli tahsis talebi üzerine 01.12.1996 tarihinden itibaren davalı Vakıftan aylık bağlanan davacıya, 15.11.1995-14.12.2017 tarihleri arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında çalıştığının anlaşılması karşısında, işten ayrılma ve yazılı talepte bulunma şartının gerçekleşmediği, diğer taraftan isteğe bağlı sigortalılık yönünden herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışmasının bulunmaması gerektiği şartlarının da davacı yönünden gerçekleşmediğinden bahisle bağlanan aylığın baştan itibaren geçersiz kabul edilerek yersiz tahakkuk işlemi yapıldığı, söz konusu işlemin iptali, menfi tespit bu kabul edilmediği takdirde 5510 sayılı Kanun'un 96/b maddesinin uygulanması gerektiğinin tespiti istemli işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.

2.Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun Gerekçe ile Bağlı Olmama başlıklı 29 uncu maddesi; “Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya aykırlığı hususunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmaya mecbur değildir. Anayasa Mahkemesi, taleple bağlı kalmak kaydıyla başka gerekçe ile de Anayasaya aykırılık kararı verebilir.

3.Ancak, başvuru, Kanunun, Kanun hükmünde kararnamenin veya İçtüzüğün sadece belirli madde veya hükümleri aleyhinde yapılmış olup da, bu belirli Madde veya hükümlerin iptali kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya İçtüzüğün bazı hükümlerinin veya tamamının uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa, Anayasa Mahkemesi, keyfiyeti gerekçesinde belirtmek şartıyla, kanun'un, kanun hükmünde kararnamenin veya İçtüzüğün bahis konusu öteki hükümlerinin veya tümünün iptaline karar verebilir.” amir hükmü gereği 506 sayılı Kanun'un 60/h bendindeki işten ayrılma koşuluna ilişkin düzenlemeyi de iptal edebilecek olmasına karşın sadece 62 nci maddesindeki ibarenin iptal edilmiş olması sigortalılar aleyhine olan durumun devamına imkan sağlamakta ise de Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesinden de anlaşılacağı üzere işten ayrılma koşulunu özünde Anayasaya aykırı kabul ettiği sabittir.

4. 506 sayılı Kanun’un Geçici madde 20/1-b hükmüne göre, sandığa tabi personelin, iş kazalarıyla meslek hastalıkları, hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölüm, eşlerinin analık, eş ve çocuklarının hastalık hallerinde, en az bu kanunda (506 sayılı Kanun) belirtilen yardımlar sağlanacağı hükmü karşısında işten ayrılma şartının işbu davada aranmaması gerekmektedir.

5.Diğer taraftan her ne kadar isteğe bağlı sigortalılık yönünden herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışmama şartı bulunuyor ve davacının isteğe bağlı sigortalılık süresi ile çakışan 15.11.1995-04.11.1996 tarihleri arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğu belirgin ise de, davalı Kurum tarafından aylık bağlandığı tarihte bu çakışan sürelerin 5434 sayılı Kanun kapsamında sayılması ve sonuç olarak 2829 sayılı Kanun kapsamında davacının yine aylık şartlarına haiz olduğu belirgindir.

6.O halde davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

3. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.