WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/431 E.  ,  2024/4741 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/171 E., 2022/371 K.
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul

Taraflar arasında mahkemede görülen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili asıl dava dosyasında 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, ilk bozmadan sonra asıl dava dosyası ile birleşen aynı davalılara karşı açılmış birinci birleşen dava dosyasında 50.000,00 TL maddi tazminat, yine aynı davalılara karşı bozmadan sonra açılan ikinci birleşen dava dosyasında 83.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekilleri özetle davanın reddine karar verilmesi savunmuşlardır.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 09.11.2015 tarih, 2012/529 Esas, 2015/615 Karar sayılı kararı ile kaza nedeniyle davacının %22,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelişinde davacının %20, davalı şirket müdürü ...'in %10 ve davalı şirketin %70 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davacının tespit edilen maddi zararının 69.335,93 TL olarak tespit edildiği, ne var ki taleple bağlı kalarak karar verildiğinden bahisle her iki davalı müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere davacı lehine 1.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. (İlk karar tarihinde henüz birleşen dava dosyası bulunmamaktadır.

Mahkemenin anılan kararına karşı taraf vekillerince temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 12.12.2018 tarih, 2017/3852 Esas, 2018/9245 Karar sayılı kararı ile somut olayda tarafların kusur oranlarına yönelen itirazları yerinde değil ise de davacının sürekli iş göremezlik oranı kesin bir şekilde saptanmadan karar verilmesinin isabetsiz olduğu, davacının geçici iş göremezlik döneminde %100 malül olarak kabul edilmesi gerekirken bu husus gözetilmeden karar verilmesinin yerinde olmadığından bahisle, 5510 sayılı Kanun'un 95 inci maddesinde belirtildiği şekilde davacıda iş kazası sonucu oluşan sürekli iş göremezlik oranını belirleyen karar alınması, çıkacak sonuca göre “yeni bir hesap raporu alınmadan” 13.08.2015 tarihli hesap raporunda belirlenen zarar miktarlarının yeni iş gücü kayıp oranına göre, geçici iş göremezlik zararının da % 100 oranında iş göremez durumda olduğunun kabulü ile re'sen uyarlanarak nihai zarardan davacıya Kurum tarafından bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilir kısmının tenzili ile maddi tazminata ilişkin karar verilmesi ve yine uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğin gerekçeleri ile mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece fiilen bozmaya uyularak verilen 04.09.2020 tarih, 2019/242 Esas, 2020/127 Karar sayılı kararla davacının iş kazasından dolayı %22,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, alınan yeni hesap raporunda davacının maddi zararının 135.082,87 TL (312,78 TL geçici iş göremezlik dönem zararı + 134.770,09 TL sürekli iş göremezlik dönem zararı) olarak belirlendiği kabulünden hareketle davacı lehine sürekli iş göremezlikten döneminden kaynaklanan 131.000,00 TL, geçici iş göremezlik döneminden kaynaklanan 312,78 TL olmak üzere toplam 131.372,78 TL maddi tazminat ile 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen 04.09.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairemizin 30.03.2021 tarih ve 2020/10105 Esas, 2021/4269 Karar sayılı kararı ile temyiz eden tarafların sair temyiz itirazları incelenmeksizin dosya kapsamından 04.06.2010 tarihinde gerçekleşen iş kazasından dolayı davacıda oluşan sürekli iş göremezlik oranının %22,20 olduğu, kazanın meydana gelişinde davacının %20, davalı gerçek kişi ...’in %10, davalı şirketin %70 oranında kusurlu oldukları, mahkemece asıl ve birleşen dava dosyaları yönünden tek hüküm kurulduğu, eldeki dava dosyası ile ilgili olarak Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi’nin 12.12.2018 tarih ve 2017/3852 Esas, 2018/9245 Karar numaralı kararında açıkça davacıda iş kazası sonucu oluşan sürekli iş göremezlik oranının kesin olarak tespit edilmesinden sonra çıkacak sonuca göre, "yeni bir hesap raporu aldırılmadan“ 13.08.2015 tarihli hesap raporuna göre maddi zararın belirlenmesi gerektiğinin belirtildiği, mahkemece anılan bozma ilamına yönelik olarak açıkça uyma kararı verilmemiş ise de fiilen bozma ilamına uyulduğu, buna rağmen 04.08.2020 tarihli bilirkişi hesap raporu alınarak temyiz incelemesine konu kararın bu son hesap raporuna dayanılarak verildiği, birleşen Konya 1. İş Mahkemesinin 2020/461 Esas, 2020/581 Karar sayılı dava dosyasının birleştirme kararının davalıların ortak vekiline tebliğ edilmesine karşın bu dosyanın dava dilekçesinin tebliğ edilmediğinin anlaşıldığı, bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, Mahkemece asıl ve birleşen dava dosyaları yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken tek bir hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi fiilen uyulan bozma ilamında açıkça yeni bir hesap raporu alınmadan karar verilmesi açıkça belirtildiği halde bozmadan sonra alınan yeni bilirkişi hesap raporu doğrultusunda karar verilmesinin doğru olmadığı, bunlar yanında birleşen Konya 1. İş Mahkemesinin 2020/461 Esas, 2020/581 Karar sayılı dava dosyasının dava dilekçesi davalıların ortak vekiline tebliğ edilip savunma ve delilleri tespit edilmeden davalı yanın savunma hakkını kısıtlayacak şekilde sonuca gidilmesinin de ayrıca isabetsiz olduğu, mahkemece birleşen Konya 1. İş Mahkemesinin 2020/461 Esas, 2020/581 Karar sayılı dava dosyasının dava dilekçesinin davalılar vekiline usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesi, davacının maddi zararının fiilen uyulan Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 12.12.2018 tarih ve 2017/3852 Esas, 2018/9245 Karar numaralı kararında açıklanan şekilde belirledikten sonra asıl ve birleşen dava dosyalarının her birinin bağımsız kimliklerini koruduklarını gözeterek her biri hakkında ayrı ayrı hükümler kurarak sonuca gidilmesi gerektiğinden bahisle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozma ilamına uyulduktan alınan 18.07.2022 tarihli bilirkişi hesap raporunda davacının geçici iş göremezlik dönem zararının 426,43 TL, sürekli iş göremezlik dönem zararının 45.573,95 TL olarak belirlendiği, ne var ki mahkemenin temyiz incelemesine konu 04.10.2022 tarih, 2021/171 Esas, 2022/371 Karar sayılı kararı ile birleşen dava dosyalarının derdestlik nedeniyle reddine, asıl dava dosyasında davacı lehine 426,43 TL'si geçici iş göremezlik zararı, 573,57 TL'si sürekli iş göremezlik dönem zararı olmak üzere davacı lehine 1.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen 04.10.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, ek davaların derdestlik nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, güncel asgari ücretlerin dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik döneminde müvekkilinin %100 malül kabul edilmesi gerekirken %22,2 maluliyet oranı üzerinden hesap yapıldığını, sayın mahkemece alınan 04.08.2020 tarihli aktüerya raporunun olaya ve dosyaya en uygun rapor olduğunu, dava dosyalarının birleştirilmesinin savunma hakkının kısıtlanması olmadığını, ana dosyadaki işlemlerin tekrarlanmaması adına yapıldığını, davalıların her aşamada itirazlarını sunmuş ve mahkemece hep dikkate alındığını, zira birleşen davanın karşı dava olmadığını, aynı davanın devamı niteliğinde olan davalar olduğunu, davalının tüm itirazlarının ana dosyada mevcut olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ve hukuk kuralları dikkate alındığında, somut olayda mahkemenin birleşen davalar yönünden ayrı ayrı red kararı verirken ayrı ayrı red vekalet ücretine ve yargılama giderine de hükmetmesi gerekğini, bu sebeple birleşen davalar açısından kararın hatalı olduğunu, ancak usul ekonomisi ve hukuka aykırılığın basit düzeltilebilecek nitelikte olması gözetilerek düzleterek onama kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, temyiz eden taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Dosya kapsamından, mahkemece Dairemiz'in 30.03.2021 tarihli bozma kararından sonra alınan 19.07.2022 tarihli bilirkişi raporunun usulüne uygun olarak düzenlendiği, anılan raporda davacının geçici iş göremezlik dönem zararının isabetli bir şekilde 426,43 TL olarak, sürekli iş göremezlik dönem zararının ise 45.373,95 TL olarak belirlendiği, her iki birleşen dava dosyasının taraflarının, dava konusunun ve dava sebeplerinin asıl dava dosyası ile aynı olduğundan bahisle birleşen dava dosyalarının derdestlik nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 üncü maddesinin (ı) bendi uyarınca “aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması” bir başka deyişle derdest olmaması dava şartları arasında düzenlenmiş olup, aynı kanunun 115 inci maddesi gereği bu durum kamu düzeni ile ilgilidir ve davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır.

Anılan madde metninde belirtildiği üzere derdestlik; açılan bir davanın daha önce aynı veya başka bir mahkemede açılmış olup da görülmeye devam ediyor olmasıdır. Derdestlik açısından aynı dava olma koşulları aslında maddi anlamda kesin hüküm koşulları ile paralellik gösterir. Bu bağlamda derdestliğin söz konusu olabilmesi için tarafları, sebepleri ve konusu aynı olan davanın birden fazla kez ayrı ayrı açılmış olması gerekir.

Birinci ve ikinci davanın aynı dava sayılabilmesi için gerekli ilk şart her iki davanın taraflarının aynı kişiler olmasıdır. Tarafların aynı sayılması, tarafların her iki davada da aynı sıfatla, yani davacı ve davalı sıfatıyla hareket etmiş olmaları gerekmez. Birinci davada; davacı olan taraf, ikinci davada, davalı olabileceği gibi, tam tersi de söz konusu olabilir. Davaların aynı dava sayılabilmesinin bir diğer şart her iki davanın sebebinin aynı olmasıdır. Dava sebebinin aynı olmasından kasıt hukuki sebepler değil, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Son şart ise; davaların konularının aynı olmasıdır. Dava konularının aynı olup olmadığını tespit edebilmek için davaların ilkinde verilebilecek kararın, ikinci davada verilebilecek kararı gereksiz hale getirip getirmeyeceği, ya da ikinci davada verilebilecek kararla aynı sonuçların sağlanıp sağlanamayacağına bakılmalıdır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle somut olayda, her ne kadar asıl ve birleşen davaların tarafları ve sebepleri aynı ise de birleşen dava dosyalarının bakiye maddi tazminat alacakları için açılmış ek davalar olduğu dikkate alındığında konularının aynı olduğundan bahsedilebilmesi mümkün değildir. Buna göre mahkemece birleşen dava dosyalarının derdestlik nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

Kabul ve uygulamaya göre de birleşen dava dosyaları yönünden ayrı yargılama giderleri ve vekalet ücretleri konusunda hüküm kurulmaması isabetsizdir.

Mahkemece yapılacak iş; asıl dava dosyasında davacı lehine 426,43 TL'si geçici iş göremezlik zararı, 573,57 TL'si sürekli iş göremezlik dönem zararı olmak üzere davacı lehine 1.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermek, 19.07.2022 tarihli bilirkişi hesap raporunun bozmaya uygun olarak düzenlendiğini göz önünde bulundurmak suretiyle hesaplanan 45.573,95 TL sürekli iş göremezlik dönem zararından asıl davada hüküm altına alınan 573,57 TL'yi tenzil ettikten sonra bakiyesini birinci birleşen dava dosyasında hüküm altına almak, bu birinci birleşen dava dosyasında fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine karar vermek, yine ikinci birleşen dava dosyasındaki maddi tazminat talebinin reddine karar vermek, son olarak asıl ve birleşen dava dosyalarının istiklallerini muhafaza ettiklerini göz önünde bulundurmak suretiyle harç, yargılama gideri ve vekalet ücretleri yönünden her bir dava hakkında ayrı ayrı karar vermekten ibarettir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine,

30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.