10. Hukuk Dairesi 2023/4269 E. , 2023/4810 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1191 E., 2022/2216 K.
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/102 E., 2022/157 K.
Taraflar arasındaki iş kazası ve sürekli iş göremezlik oranının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, kararın kaldırılmasına davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.04.2013 tarihinde ...'nin nakliye işlerini yapmak için işçi olarak işe başladığını, müvekkilinin çalışma saatleri 07:00-19:00 iken, müvekkilinin 22.06.2013 tarihinde Akıl İnşaat Yapı Tasarım Taahhüt İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne ait Ümraniye Tepe üstündeki ofislerini Darıca' ya taşımak için Murat Yıldırım ile beraber Ümraniye deki ofiş eşyalarını araca yükleyip Darıca' ya geldiklerini, ancak; ofis eşyalarını indirirken saat 20:00-20.30 civarlarında müvekkilinin sol eline ağır metal kasa düşmesi neticesinde ciddi şekilde yaralandığını ve iş kazası geçirdiğini, kazanın Darıca ilçesinde gerçekleştiğini, gerçekleşen iş kazası sonrasında müvekkilinin yaralandığını, gerçekleşen kazanın neticesinde müvekkilinin Özel Hospitalpark Darıca Hastanesine kaldırıldığını ve sol elinde 3. parmak 1/3 kısmında kanama ve parmağında ayrılma gerçekleştiğini, bunun neticesinde müvekkilinin uzunca tedavi görmüş ise de sol elinin 3. parmağında kalıcı hasar meydana geldiğini ve bu olay neticesinde kendinderi bir parçayı feda etmek durumunda kaldığını, kazanın iş verenin ricası üzerine iş kazası şeklinde kayıtlara yansımadığını, davalı şirketin müvekkilinin akrabası olması ve tedavi ücretini üstlenebileceğini belirtmesi üzerine sanki bir ev kazası gibi yansıtıldığını ve müvekkilinin davalıdan şikayetçi olmadığını, fakat bunun üzerine davalı işveren herhangi bir iyi niyet göstermediğini hatta müvekkilinin işine son verdiğini, Yaşanan kazanın iş saatlerinde ve işyerinin eşyaları taşınırken olduğunu, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla tespit davalarının kabulü ile; Müvekkilinin işyerinde 22.06.2013 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespiti ve müvekkilinin maluliyet oranının tespitine karar verilmesini talep ederek iş bu davayı açtığı anlaşılmıştır.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından Mahkememizin mezkür dosyası üzerinden müvekkili Kurum aleyhine iş kazası tespiti talebi ile ile dava açıldığını, müvekkili Kurum kayıtlarında 4.4120.02.02.1098117.041.02 nolu iş yeri sicil dosyası üzerinden işlem görmekte olan diğer davalı ... İnş. Yapı Tasarım Taah. İthalat İhr.san. Tic. Ltd. Şti. işyeri çalışanlarından davacı şahısla ilgili olarak müvekkilu kuruma herhangibir bildirim yapılmadığını, müvekkili Kurum tarafından davacı şahsa ait dosyada yapılan incelemede, iş verene tarafından işkazası bildiriminin yapılmadığı, olay hakkında adli kurumlar tarafından herhangi bir soruşturmanın açılmadığını, sigortalının 22.06.2013 -15.09.2013 tarihleri arasında hastalık sigortasından istirahatli olduğu, 16.09.2013 tarihinde ise çalışır belgesi aldığı bunun dışında dosyada herhangibir bilgi ve belgenin bulunmadığı, dolayısı ile iş kazası olmadığı yönünde tespit yapıldığını belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... İnşaat şirketine usulüne uygun davetiye çıkartılmasına rağmen davaya cevap vermediği anlaşıldı.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Her ne kadar davalı iş yerinde çalışan kamu tanıklarının resen dinlenilmesine karar verilmiş ise de tüm araştırmalara rağmen tespit edilen kamu tanıklarınına ulaşılamamış ve beyanları alınamamış; yine Darıca İlçe Emniyet Müdürlüğünden gelen cevabi yazı dikkate alındığında davalı şirketin olayın yaşandığı işyerini kapattığı komşu işyeri tanığının bulunamadığı anlaşılmış ve keşif yapılmasına yer olmadığına kanaat getirilmiş ise de dosyada ifade edildiği üzere tanık beyanları ve hastane ve SGK kayıtlarının birbiri ile örtüştüğü davacının 5510 sayılı Kanun anlamında sigortalı olduğu, kaza sonucu bedensel ve ruhsal zarara uğradığı ve olayın yasada iş kazası sayılan hallerden en az birinde (sigortalının iş yerinde bulunduğu sırada ve işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla) gerçekleştiği anlaşıldığından,uyuşmazlığa konu olayın yukarıda sayılı gerekçeler ve 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi gereğince iş kazası olduğu yönünde kanaat getirilerek davanın kabulüne dair karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekili aynı zamanda davaya konu olay neden ile maluliyetin tespitini talep etmiştir. Davacının olay nedeni ile maluliyetinin tespiti bakımından dosya Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesine gönderilmiş, ATK 3. İhtisas Kurulunun 10.06.2019 karar tarihli 9787 sayılı raporuna göre davacının olay nedeni ile maluliyetinin %5,2 olduğu yönünde rapor tanzim edilmiştir. Düzenlenen ATK raporu taraflara ayrı ayrı tebliğ edilmiş, davacı vekilinin rapora bir itirazı olmamış, davalı kurum vekilinin rapora karşı aleyhe hususları kabul etmediğini beyan ettiği anlaşılmış, davalı şirketin rapora karşı herhangi bir beyanda bulunmadığı görülmüştür. Sunulan maluliyet raporunun dosyada ki mevcut delillere göre uyumlu olduğu anlaşılmış ve rapora itibar edilerek davacının 22.06.2013 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu maluliyet oranının %5,2 olduğunun tespitine karar verilerek" gerekçeleriyle davanın kabulü ile;
1-Davacı ...'ın 22.06.2013 tarihinde davalı şirkete ait işyerinde çalışırken geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine;
2-Davacı ...'ın 22.06.2013 tarihinde davalı şirkete ait işyerinde çalışırken geçirdiği iş kazası nedeniyle maluliyet oranının %5,2 oranında olduğunun tespitine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı Kurum kayıtlarına göre, davacının çalışmış olduğu diğer davalı şirket tarafından davacı şahısla ilgili olarak müvekkili kuruma herhangi bir bildirim yapılmadığını, ayrıca kurum tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen raporda; davacının geçirdiği kazanın 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinde yer alan hallerden hiçbirine uymadığı yönünde rapor tanzim edildiğini, davalı Kurum tarafından davacı şahsa ait dosyada yapılan incelemede işveren tarafından iş kazası bildiriminin yapılmadığı, olay hakkında adli kurumlar tarafından herhangi bir soruşturmanın açılmadığı, kurul müfettişleri tarafından düzenlenen inceleme raporunda davacının maruz kaldığı kazanın iş kazası olmadığı yönünde tespit yapılmış olmakla kararın ortadan kaldırılarak davanın esası hakkında davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dinlenen tanık beyanları ve hastane kayıtlarının birbiri ile örtüştüğü, davacının 5510 sayılı Kanun anlamında sigortalı olduğu, kaza sonucu bedensel ve ruhsal zarara uğradığı ve olayın sigortalının iş yerinde bulunduğu sırada ve işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla gerçekleştiği anlaşıldığından,uyuşmazlığa konu olayın 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi gereğince iş kazası olduğu yönünde kanaat getirilerek iş kazası talebinin kabulüne karar verilmesi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygundur.
Ancak davacının kesinleşmiş bir iş kazası tespiti olmadan maluliyet oranının tespiti talebinde bulunmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. Çünkü iş kazası tespitinin kesinleşmesinden sonra kazalı davacı tarafından maluliyet oranının tespiti yönünden kuruma başvuru yapılmasından sonra Kurum Bölge Sağlık Kurulu tarafından maluliyet oranının tespiti gerekmektedir. Şu aşamada iş kazası tespiti kesinleşmeden kurum tarafından maluliyet oranı tespitine ilişkin talebin reddine dair bir karar da söz konusu olamayacağından, davacı tarafın iş kazası tespiti talebi kesinleşmeden mahkemeden maluliyet oranı tespiti talebinde bulunmasında hukuki yararı bulunmadığından bu talep yönünden hukuki yarar yokluğundan talebin reddine karar verilmesi gerekmektedir. " gerekçeleriyle I-Davalı SGK'nın istinaf başvurusunun kabulü ile HMK' nun 353/1-b-2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,
II-Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine,
1-Davacı ...'ın 22.06.2013 tarihinde davalı şirkete ait işyerinde çalışırken geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine;
2-Davacının maluliyet oranının tespiti yönünden şu aşamada hukuki yararı bulunmadığından maluliyet oranı tespit talebinin reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet oranının tespiti konusunda hukuki yararı bulunduğunu kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, davanın tümden reddi ile kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası ve iş göremezlik oranı tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 95 inci maddesi
3. Değerlendirme
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı Kurum'un tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İnceleme konusu eldeki davada, davacının iş yerinde 22.06.2013 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespiti ve müvekkilinin işgöremezlik oranının tespitine karar verilmesini istemiş; mahkemece davanın kısmen kabulü ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, hüküm eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalıdır.
3-Öncelikle iş kazasının tespiti yönünden verilen kabul kararı yerinde olup davalı Kurum vekilinin bu yöndeki temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
4-İşgöremezlik oranın tespiti açısından ise hukuki yarar yokluğundan davanın reddi yönünde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sürekli iş göremezlik ve malullük halinin belirlenmesinde izlenecek yol; 5510 sayılı Kanunun “Sağlık Raporlarının Usul ve Esasları'na dair 95 inci maddesinde (506 sayılı Kanunun 109 uncu maddesinde) hükme bağlanmıştır. Buna göre, Kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin S.S. Yüksek Sağlık Kurulu'na itiraz hakları mevcuttur. Söz konusu kurulun raporlarının Kurumu bağlayacağı, diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmayıp, Adli Tıp Başkanlığı veya Tıp Fakültelerinin ilgili ana bilim dalı konseylerinden Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının gereğidir. Öte yandan; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.02.2010 gün ve 2010/21-60 Esas, 2010/90 Karar sayılı ilamı ile 06.10.2010 gün ve 2010/10-390 Esas, 2010/448 Karar sayılı ilamların da belirtildiği üzere Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın ilgili ihtisas kurulu ile üniversitelerin tıp fakülteleri ilgili bilim dalı Başkanlıklarınca ya da S.S. Yüksek Sağlık Kurulu'nca düzenlenen raporlar arasında çelişkinin mevcut olması halinde, çelişkinin 6754 sayılı Kanunla değişik 2659 sayılı Adlî Tıp Kurumu Kanunu'nun 26 ıncı maddesi gereği Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. üst Kurulu tarafından giderilerek, sigortalının sürekli iş göremezlik oranı ve başlangıç tarihi kesin olarak karara bağlanması da zorunludur. Eldeki dava dosyası incelendiğinde davacının işgöremezlik oranının tespiti isteminde hukuki yararı olduğu Mahkemece bu hususta tespit yapılması gerektiği fakat yukarıda belirtilen prosedüre uyulmadığı ve Kurum Sağlık Tesisi tarafından verilen karara karşı S.S. Yüksek Sağlık Kurulu'ndan rapor alınmadan dosyanın doğrudan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’na gönderildiği ve burdan alınan rapor uyarınca hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece yukarıda belirtilen mevzuat ve prosedür çerçevesinde alınacak raporlar sonucunda yapılacak değerlendirmeye göre hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir ve bozmayı gerektirir.
5. Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
6. O halde, temyiz eden davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile HMK 369 uncu maddesi kapsamında kanunun açık hükmüne aykırılıklar da gözetilerek, ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!