10. Hukuk Dairesi 2023/405 E. , 2024/3953 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2948 E., 2022/1944 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/468 E., 2022/279 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dosyasnın dava dilekçesinde özetle; ... ...'ın kazanın meydana geldiği 05.05.2017 günü davalı Şirketin inşaat yapımı şantiyesinde çalışmaya başladığını ve şantiyedeki korkuluk demirliklerinin kaynağını yaparken 17 metreden düşerek hayatını kaybettiğini, gerekli önlemleri almayan davalının kusurlu olduğunu, müteveffanın eşi ve çocuklarının maddi ve manevi zararlarının tazminini talep ettiklerini beyanla davanın kabulünü talep etmiştir.
2.Davacılar vekili birleşen dosyasının dava dilekçesinde özetle; aynı iş kazası nedeniyle müvekkilleri olan sigortalı İsrafil'in anne ve babası lehlerine maddi ve manevi zararlarının giderilmesi için tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili asıl ve birleşen davaya cevaplarında özetle; kazada müvekkilin kusurunun bulunmadığını, kazalıya gerekli eğitimlerin verildiği, kazanın meydana gelmesinde asıl kusurun kendisine verilen ekipmanları kullanmayan kazalıya ait olduğu, tespit ve öneri defterinde yazılı olan hususların iş güvenliği uzmanı tarafından kaza tarihinden sonra şirkete gizlice gelerek deftere yazması suretiyle doldurulduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile sigortalının eşi Züleyha lehine 229.850,38 TL maddi ve 70.000,00 TL manevi, sigortalının annesi ... lehine 58.171,66 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi, davacı baba Üzeyir'e emekliliği nedeniyle iş kazasından dolayı gelir bağlanmadığı bildirildiğinden iş kazası kolundan gelir sağlanması için gerekli şartlar oluşmayan baba için pay ayrılmak suretiyle destekten yoksun kalma hesabı yapılamamış ise de yüksek mahkeme kararları ışığında davacı baba için uygun görülen 10.000,00 TL maddi tazminattan taleple bağlı kalınarak 100,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminata, çocuk ... ... yönünden açılan maddi tazminat talebininin reddi ile 35.000,00 TL manevi tazminata, çocuklar ..., ... ve ... lehlerine ise 35.000,00 TL manevi tazminatların kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf başvurusunda özetle; kusur oranının hatalı olarak belirlendiğini, kusur bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmeksizin aktüerya bilirkişisinden hatalı kusur oranları çerçevesinde rapor alınıp hüküm tesis edildiğini, ölen işçinin ağır kusurlu olup, zarar görenin ağır kusuru nedeniyle illiyet bağının kesildiğini, ücretin hatalı olarak belirlendiğini, bilirkişi raporunda esas alınan kat sayının hiçbir araştırma yapılmaksızın belirlendiğini, aktüerya bilirkişisinin raporunun hatalı olduğunu, davacı ...'nin müteveffadan destek gördüğüne ilişkin delil olmamasına rağmen bu davacı lehine destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacı ...'nın yeniden evlenme olasılığı üzerinde durulmadığını, hesaplamanın TRH-2010 tablosuna göre yapılmasının da hatalı olup, PMF 1931 Yaşam Tablosu'na göre yapılması gerektiğini, manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından hükme esas alınan kusur raporunda kazanın oluşumunda davalının %80 oranında, ölen işçinin ise %20 oranında kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Kusur raporu açık, yeterli, denetime elverişli ve dava konusunu çözer nitelikte bulunduğundan, iş hukuku ilkelerine göre değerlendirme yapıldığından davalının kusur raporuna yönelik istinafının haklı olmadığı, maddi tazminat istemi yönünden hükme esas alınan hesap bilirkişisinin raporunda, TRH-2010 tablosu nazara alınarak davalıların kusuru oranında sorumlu oldukları maddi zararın denetime elverişli şekilde doğru miktarlar üzerinden hesaplandığı, sigortalının ücretinin yaptığı iş, kıdemi ve ortalama emsal ücret kayıtları nazara alınarak belirlendiğinden hesaplamaya yönelik ücretin tespitinde hata bulunmayıp, davalı vekilinin ücrete yönelik istinafının haklı olmadığı, iş kazasında tarafların kusur oranı nazara alındığında Mahkemece takdir edilen manevi tazminatın miktarının tarafların sosyo ekonomik durumları ile orantılı olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin manevi tazminat istinafının halı olmadığı belirtilerek davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sigortalının babası Üzeyir yargılama sırasında ölmesine karşın taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, kusur oranının hatalı olarak belirlendiğini, İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı ...’in 5 ayrı işyeri defterinin bazı sayfalarını yırttığı tespit edilmesine karşın bu hususa dair itirazlar dikkate alınmadan anılan şahsa kusur verilmeden müvekkilimle bu şahıs arasındaki iş ilişkisinin kusur durumuan etkisi bulunmadığı belirtilerek kusur oranlarının belirlenmesinin hatalı olduğunu, İSG uzmanın mevzuat gereği kaza tarihinden önce yapması gereken bildirimleri yerine getirmediğini, ücretin hatalı olarak belirlendiğini emsal ücretin araştırılması gerektiğini, katsayının 2022 yılı asgari ücretine hatalı olarak uygulandığını davacı anne ...’ye desteklik olgusuna dair delil olmamasına rağmen bu davacı lehine destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu beyanla kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazası neticesinde vefat eden sigortalının eşi, çocukları ile anne ve babasının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir
2. İlgili Hukuk
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile "Dava yığılması (objektif dava birleşmesi)" açısından aynı kanunun 110 uncu maddesidir. " Tazminat alacağından sorumluluk ve miktarının tayin ve tespiti" açısından kaza tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanun'un 332 ve 98 inci maddeleri ile giderek aynı Kanun'un 41, 42, 43, 44, 45 ve 47 nci maddeleri, öte yandan 6101 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 2 ve 7 nci maddeleri gereğince uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 55 ve 420 nci maddesi hükümleri, "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" açısından iş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun'un 11, 12, 22, 23 ve 26 ıncı maddeleri,
" İş sağlığı ve güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısında işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi hükmü ile ilgili iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, "usuli kazanılmış hak" açısından 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı ve 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarıdır.
3. Değerlendirme
1.Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi haklarıyla bağlı olarak HMK.'nun 27 nci maddesi hükmü uyarınca, hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Hukuki dinlenilme hakkı, Anayasa'nın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının en önemli unsurudur.
2.Taraf ehliyeti dava şartıdır, davanın her aşamasında hâkim tarafından incelenebilir, taraflar da davanın sonuna kadar bunu ileri sürebilirler. Bu itibarla, davanın taraflarından birinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölü kişi adına hüküm kurulamaz. Yalnız öleni ilgilendiren yani mirasçılara geçmeyen haklara ilişkin davalar tarafın ölümü ile konusuz kalır. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölen tarafın mirasçıları tarafından veya ölen tarafın mirasçılarına karşı devam edilir. Borçlar Kanunu'nun 397 nci (6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'u 513 üncü) maddesi hükmüne göre; aksi sözleşmeden ve işin mahiyetinden anlaşılmadıkça vekil edenin ölümü ile vekalet ilişkisi son bulur.
3.Eldeki davada; sigortalının babası davacı ...'ın yargılamanın devamı esnasında 20.10.2021 tarihinde, vefat ettiği iş bu davacının kendisini vekille temsil ettirdiği ve mirasçılarının davaya dahil edilmediği anlaşılmaktadır.
4.Bu açıklamalar doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş davacı ... mirasçılarının tespit edilerek, davaya dâhil edilerek haberdar olmasını sağlayarak sonucuna göre davanın esası hakkında bir karar vermekten ibarettir
5. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
6. O halde, kanunun açık hükmüne aykırı görülen hususlar re'sen dikkate alınarak davalı vekilinin bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve istinaf itirazlarının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin temyiz itirazları ile kanunun açık hükmüne aykırı görülen hususlar re'sen dikkate alınarak; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz eden davalıya iadesine,
4. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!