WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/4041 E.  ,  2023/6833 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/301 E., 2022/166 K.
KARAR : Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için verilen belgelerin kurumca işleme alınması gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece İlk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair, karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1154140 sicil sayılı iş yeriyle ilgili olarak 01.08.2016 tarihli aylık prim hizmet bildirgesi kanun numarası değişikliği konulu yazılı müracaatı ile 5510 ssayılı Kanun iptali ve 6111 sayılı Kanun'a göre ek aylık prim ve hizmet belgesi belgelerindeki kanun numarasının 6111 sayılı Kanun teşvikine dönüştürülmesi talebinin davalı kurumca 18.03.2015 tarih ve 2015/10 sayılı genelge gerekçe gösterilerek reddedildiğini, kurumun genelge ile yetkisini aştığını, kendisini kanun koyucu yerine koyarak kanunda getirilen teşvikten yararlanma imkanını ortadan kaldırdığını, müvekkilinin talebine olumsuz cevap verdiğini ve iptal ve asıl APHB bildirgelerinİ işleme koymayarak talebi reddettiğini, 6111 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi ile 4447 sayılı Kanun'a eklenen geçici 10 uncu maddesi ve sosyal sigorta işlemleri yönetmeliğinin 103 üncü maddesi gereğince müvekkilinin müracaatının işleme alınması gerektiğini beyanla davalı kurumun 01.08.2016 tarih ve 60043402-1154140042/10455753 sayılı işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından kuruma verilen dilekçenin 6111 sayılı Kanun'la yapılan sigorta prim desteği düzenlemelerinin uygulanmasına esas olmak üzere başvuru tarihinde 2011/45 sayılı genelgenin yürürlükte olduğunu, bu genelgenin "4.1.1 Destekten yararlanılabilmesi için gerekli genel şartlar" başlığı altında (g) bendinde " Aylık prim ve hizmet belgesinin kurumumuza yasal süresi içinde gönderilmesi" bölümünde " 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde öngörülen sigorta primi işveren hissesi desteğinden yararlanılabilmesi için 6111 kanun numarası seçilmek suretiyle düzenlenmiş olan aylık prim ve hizmet belgesinin yasal süre içinde kuruma verilmiş olması gerekmektedir." hükmünün bulunduğunu bu nedenlerle de yersiz ve haksız açılmış olan davanın reddine, yargılama ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, 14.03.2017 tarihli ve 2016/556 Esas, 2017/114 Karar sayılı kararı ile "....Sonradan düzeltme amaçlı verilen belge ile fiili hizmet süresi zammı kazandırılması halinde söz konusu belgenin işleme alınmasında bu maddenin yukarıdaki fıkralarında belirtilen usul izlenir." şeklindedir. Sosyal sigorta işletmeliği yönetmeliği 103/4-f hükmü ile işverenlerin teşvik başvurularında geriye dönük talepte bulunabilmeleri ve daha önce hatalı şekilde seçtikleri teşvik uygulamalarını düzelterek değiştirebilmeleri hususunda özel düzenleme yapılmıştır. Davalı şirketin prim teşvikinden yararlanma başvurusu ile hatalı olarak 5510 sayılı Kanun numarasını seçtiği, daha sonra dava konusu 6111 sayılı Kanun numarası seçilerek düzeltme başvurusunda bulunduğu, kurumun talebi reddettiği anlaşılmış ise de, davacının başvurusunun yasaya uygun olduğu, işleme alınması gerektiği, prim teşvikinden 6111 sayılı Kanun ile değişik 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi gereğince yararlandırılması gerektiği sonucuna varılmış ve davanın kabulüne dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
İstinaf kanun yoluna başvuran davalı SGK Başkanlığı vekili, 18.03.2015 tarih, 2015/10 sayılı genelge hükümleri karşısında davacının isteminin kabulüne olanak bulunmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kalıdırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin, 20.06.2017 tarihli ve 2017/1123 Esas, 2017/1159 Karar sayılı kararı ile ,"...6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanun'a Geçici Madde 10 olarak eklenen prim teşviği düzenlemesi 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ve bu tarihten itibaren 18.03.2015 tarihine kadar geriye dönük teşvik talepleri Kurumca kabul edilmiştir. Mevzuatımızda, hatalı teşvik seçilmesi halinde düzeltilmesine engel bir mevzuat bulunmadığı gibi Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 103/4 fıkrasına göre "Daha önce Kuruma belge türü veya kanun numarası hatalı seçilerek verilmiş olan aylık prim ve hizmet belgelerine ilişkin düzeltme amaçlı olarak yasal süresi dışında verilen aylık prim ve hizmet belgeleri, düzeltme ile fiili hizmet süresi zammı kazandırma hali hariç, belgede kayıtlı sigortalılar ve bu sigortalıların prim ödeme gün sayısı ile prime esas kazanç tutarının aynı olması kaydıyla, ayrıca incelemeye gerek kalmaksızın işleme alınır. Bu nitelikte verilen aylık prim ve hizmet belgelerine idarî para cezası uygulanmaz. Sonradan düzeltme amaçlı verilen belge ile fiili hizmet süresi zammı kazandırılması halinde, söz konusu belgenin işleme alınmasında bu maddenin yukarıdaki fıkralarında belirtilen usul izlenir." düzenlemesi ile bu imkan işverenlere açıkça tanınmış olup anılan düzenleme halen yürürlüktedir. Kanun ile yasaklanmayan ve Yönetmelik ile tanınan teşvik değişikliği imkanının Kurumun iç Genelgesi ile kaldırılması hukuk devlet ilkesi ile bağdaşmaz.

Davalı Kurum vekili istinaf başvuru dilekçesinde, "davanın Hazineye yöneltilmesi gerektiğini" savunmakta ise de davaya konu işlemi yapan Kurum olup davanın Hazine ile bir ilgisi görülmemiştir.

Yukarıda yer alan maddi ve hukuki açıklamalar ışığında, incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin 20.06.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı SGK Başkanlığı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin, 23.10.2019 tarihli ve 2017/4683 Esas, 2019/7845 Karar sayılı Kararı ile, "27.03.2018 günlü 30373 (mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7103 sayılı Vergi Kanunları İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Ek 17 nci maddesi ile prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanabileceği halde yararlanmayan işverenlere belirlenen şartlarda prim teşviki, destek ve indiriminden istifade etme imkanı tanınmıştır. Ek 17 nci maddede aynen; “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.

Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.

Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumunca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır." şeklinde düzenleme getirilmiştir.

Mahkemece, yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Ek m.17 hükmüne göre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davaların konusuz kalacağı ancak bu konuda karar verme yetkisinin ilk derece mahkemesi'ne ait olduğu, ...'nun temyiz talebinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinden anılan yasa maddesi kapsamına göre bir karar verilmesi gerekir." denilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 16.06.2020 tarihli ve 2019/341 Esas, 2020/105, K. sayılı kararı ile; "...Mahkememizce davanın kabulüne dair verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. H.D.nin 2017/4683 Esas 2019/7845 Karar sayılı ilamı ile "27.03.2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 70. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Ek 17 nci madde gereğince, yasal düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davaların konusuz kalacağı ve bu konuda karar verme yetkisinin ilk derece mahkemesine ait olduğu"ndan bahisle hükmün kaldırılarak mahkememize gönderildiği anlaşılmakla, yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Ek 17 madde hükmüne göre davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

C.2 nci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin verdiği son bozma kararı ile; "Mahkemece dikkate alınan bozma ilamı ve 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında ...'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesi'nce 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu re'sen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği taktirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.

Eldeki davada ise, mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de, 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ve davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılması veya fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından yasal tüm şartların varlığı incelenmeli ve sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmelidir. denilerek karar 2 nci kez bozulmuştur.

D. İlk Derece Mahkemesince 2 nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Mahkememizce bozma ilamı doğrultusunda; 09.02.2021 tarihi yazımız ile, davacı işyerince 27.03.2018 tarihli 5510 sayılı Kanun'a eklenen ek 17 maddesi göz önünde bulundurularak bu yasa maddesi gereği davacının kuruma bir başvurusunun olup olmadığı, başvuru var ise kurumca davanın esasını çözecek nitelikte işlem yapılıp yapılmadığı sorulmuş, kurumun 14.02.2022 tarih ve E-46756510-641.03.01-40101112 sayılı yazısı ile, 1154140 sicil numaralı davacı şirketin kuruma sistem üzerinden Ek 17 madde kapsamında geriye yönelik teşviklerden yararlanma talebinde bulunduğunun bildirildiği görülmüş, Sosyal Sigorta İşletmeliği Yönetmeliği 103/4-f hükmü ile işverenlerin teşvik başvurularında geriye dönük talepte bulunabilmeleri ve daha önce hatalı şekilde seçtikleri teşvik uygulamalarını düzelterek değiştirebilmeleri hususunda özel düzenleme yapılmış, bozma öncesi yapılan tespit ve değerlendirmeler de gözetilerek davalı şirketin prim teşvikinden yararlanma başvurusu ile hatalı olarak 5510 sayılı Kanun numarasını seçtiği, daha sonra dava konusu 6111 sayılı Kanun numarası seçilerek düzeltme başvurusunda bulunduğu, kurumun talebi reddettiği anlaşılmış ise de, davacının başvurusunun yasaya uygun olduğu, işleme alınması gerektiği, prim teşvikinden 6111 sayılı Kanun ile değişik 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi gereğince yararlandırılması gerektiği sonucuna varılmış, davacıya ait 1154140 sicil sayılı iş yeri ile ilgili olarak 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanun'un ek geçici 10 uncu maddesi kapsamında geriye dönük prim teşviğinden yararlanmaya ilişkin 01.08.2016 tarihli başvurusunun kurumca reddine ilişkin 01.08.2016 tarih 60043402-1154140042/10455753 sayılı işleminin iptaline, davacının başvurusunun işleme alınması gerektiğinin tespitine..." dair karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde; kurumca yapılan işlemlerin yerinde olduğunu, aksine verilen kararın yerinde olmadığını belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için verilen belgelerin kurumca işleme alınması gerekip gerekmediğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri aynı zamandda 331 inci maddesi ile birlikte, 4447 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 10 uncu maddeleri hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması halinde, bu olayın hükümde göz önüne alınması ve Mahkemenin, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir. Dava tüm tarafları bakımından konusuz kalmadıkça inceleme yapılması ve uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerekir.

2.Eldeki davada, mahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında davacı şirketin davalı Kurumdan ek 17 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında başvurusunun varlığı sorulmuş ve davalı Kurumun cevabi yazısında davacı şirketin ek 17 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında 24.05.2018 tarihinde başvuruda bulunduğu ve davacının davaya konu ettiği tüm dönemler bakımından 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinden faydalandırılmaya dair kuruma verdiği belgelerin işleme alındığı hususu ile birlikte davacının mahsuplaşma işlemlerinin dahi tamamlandığı hususunun belirtilmesi karşısında, davacı şirketin açtığı bu dava ile 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi hükümlerinden faydalandırılmaya yönelik olarak kuruma verilen belgelerin işleme alınmasını talep ettiğine göre, dava konusu istem bakımından davanın konusuz kalıp kalmadığı hususunun değerlendirilmesi ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

13.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.