10. Hukuk Dairesi 2023/4012 E. , 2024/2243 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/97 E., 2022/2635 K.
KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 9. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/378 E., 2020/213 K.
Taraflar arasındaki yurt dışı borçlanması yoluyla elde edilen hizmetler nedeniyle yaşlılık aylığı miktarının yeniden tespit edilmesi ile fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne ilişkin karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davalının istinaf isteminin kabulü ile kararın kaldırılmasına ve davanın reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, 10.08.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; “Müvekkiline bağlanan emekli aylığının emsallerine göre düşük olup hesaplama hatası yapıldığı, Kurum işleminde hesaplama hataları ve hukuka aykırılık içermekte olup müvekkilinin mağduriyetine sebep olduğu, 01.12.2012 tarihinde bağlanan yaşlılık aylığı miktarının tespiti ile doğacak aylık farklarının 01.12.2012 tarihinden bu yana tahsiline," talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı SGK Başkanlığı vekili 06.09.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “davacının yasal değişikliklere rağmen yaşlılık aylığının eksik hesaplanması nedeniyle eksikliğin tespitini ve aylıklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep ve dava ettiği, Yaşlılık sigortasından sağlanan haklar ve yararlanma şartları mülga 506 sayılı Kanun'un 59 uncu ve devamı maddelerinde, 5510 sayılı Kanun'un ise 28 inci ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup Kurumca, Kanunlar tarafından belirlenen doğrultuda hesaplamalar yapılarak aylık bağlandığı, ayrıca SGK tarafından, 2829 Sayılı Hizmet Birleştirme Kanunu hükümleri uyarınca hizmetlerin birleştirilerek emeklilik işlemleri uygulandığı Kurum işlemleri hukuka ve Kanuna uygun olup, mevcut yasal düzenleme çerçevesinde davacının davasını hiç bir duraksamaya yer vermeyecek biçimde ispatlaması gerektiğini belirterek sunulan nedenler karşısında, davanın reddine karar verilmesini,” talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;davanın kısmen kabulü ile, davacının 2011 yılı kasım ayına ait spek tutarının 5.440,50 tl olduğunun buna ilişkin fark primlerden her iki davalının sorumlu olduğunun tespitine, buna göre yaşlılık aylığının uyarlanmasına, davacının ağustos 2015 yaşlılık aylığının ek ödeme hariç çıplak 2.049,69 tl olduğunun tespitine, dava tarihi itibari ile fark yaşlılık aylığının 58,85 tl tespiti ile 10,00 TL'lik kısmından faizsiz olarak bakiye miktarına bedel arttırım tarihi 23/10/2019 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı sgk'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının yaşlılık aylığının hesaplanmasına ilişkin Kurum işleminin usul ve Kanuna uygun olduğunu beyanla ilk derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, Somut olayda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının borçlanma süreleri belirlenirken talep tarihinden geriye doğru yurtdışı ikamet süresi içerisindeki yurtdışı zorunlu sigortalılık süreleri ve Türkiye’de geçen süreler dışlanarak borçlanma sürelerinin belirlendiği anlaşılmaktadır.
Ancak, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin yukarıda anılan kararın da da açıklandığı üzere; Kanun'un anılan açık hükmü karşısında, 3201 sayılı Kanun kapsamında yapılan yurtdışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin, Kanun'un 5 inci madde hükmü gereğince ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenmesi, belirlenen ve borçlanılan bu süreler üzerinden yaşlılık aylığı bağlanması gerekeceği, 3201 sayılı Kanun'da hükme esas alınan bilirkişi raporundaki gibi süreler belirlenirken yapılan hesaplamayı içerir bir düzenleme bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; 6100 sayılı HMK'nın 355 inci maddesinde yer alan ve incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, ancak kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun kendiliğinden gözetileceği yönündeki düzenleme çerçevesinde yapılan incelemede, istinaf yoluna başvuran davalı Kurum vekilinin dilekçesinde yer verdiği itirazların yukarıda sıralanan gerekçeler ışığında yerinde olduğu anlaşılmakla; istinaf başvurusunun kabulü ile yargılamada eksiklik bulunmamakla birlikte, değinilen konuda kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gereksinim duyulmadığı anlaşıldığından 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2. maddesi gereğince belirlenen aykırılık düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi suretiyle, davanın reddine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, mahkemece esas alınan raporun hatalı olduğunu, kendisine Kurumca bağlanan yaşlılık aylığında mal edilen dönemin ileriye doğru belirlenmesi gerektiğini, buna göre aksi yönde verilen Bölge Adliye Mahkemesinin bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı hakkında bağlanan aylıkta, yurt dışı borçlanması yoluyla elde edilen hizmetler nedeniyle yaşlılık aylığı miktarının yeniden tespit edilmesi ile fark aylıkların davalı kurumdan tahsili gerekip gerekmediğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 ve 359 uncu maddesi ile 369 uncu maddesi ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3201 Sayılı Kanunun 5 inci maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
05.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!