WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 15 Temmuz 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/3584 E.  ,  2023/5084 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2353 E., 2022/2393 K.
KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 17. İş Mahkemesi
SAYISI : 2012/238 E., 2016/588 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce ... Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesince esas hakkına verilen kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle 09.05.2023 Salı günü için yapılan tebligatlar üzerine murafaalı temyiz eden davalı adına Av. ...'ın geldiği, davacılar adına gelen olmadığı görüldükten gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin desteği ...' in davalı şirkete ait ve Türkmenistan' da bulunan işyerinde Ağustos 2011 tarihinden vefat ettiği 05.11.2011 tarihine kadar aylık 2.500 USD ücretle çalıştığını, davalı şirket yetkilileri tarafından verilen emir ve talimatlar uyarınca bir iş için başka bir yere gönderildiği esnada şirket aracının karıştığı trafik kazası neticesinde aracı kullanan kişi ile birlikte miras bırakanında vefat ettiğini, meydana gelen trafik kazasında aracı sevk ve idare etmeyen ve yolcu olarak araçta bulunan ...' e atfı kabil hiç bir kusurda bulunmadığı, ...' in vefatından sonra mirasçı olarak eşi ... ile müşterek çocukları Batın ve ...' in kaldığını, müşterek çocuklardan Batin Kayiş' in fiziksel olarak özürlü olup annesinin bakımına muhtaç olduğunu, müvekkillerin ortak murisine hiçbir atfı kabil kusur bulunmaksızın maruz kaldığı iş kazası nedeni ile vefatından kaynaklı olarak müvekkillerin uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini için fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilerden Batin Kayiş için 1.000,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi, müvekkilerden ... için 1.000,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi, müvekkilerden ... için 1.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 3.000,00 TL maddi, 300,000,00 TL manevi tazminatın vefat tarihi olan 05.11.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Davacılar vekili ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemlerini davacı eş lehine 629.409,56 TL’ye Çocuk Batın lehine 347.666,34 TL’ye ve Çocuk ... lehine 156 514,48 TL’ye artırmıştır.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın alacak davası olup gerçekleşen olayın iş kazası olup olmadığının tespiti gerektiğini, müvekkil şirketin esasen bir üçüncü kişinin sebebiyet verdiği kaza sebebi ile bir çalışanını kaybettiğini, bu nedenle tazminat davasının tarafı olamayacağından davanın reddi gerektiğini, aracın müvekkil şirkete ait olmadığını, usul ve yasaya aykırı olan davanın öncelikle husumet itirazı nedeni ile reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise hukuki dayanaktan yoksun iddialar ile ispat olunamamış davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davanın iş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat istemine yönelik olduğu, maddi tazminatın Sosyal Güvenlik Kurumunca bağlanan gelir ve ödemelerle karşılanmamış değeri içerdiği, alınan gerekçeli, açıklayıcı, dosyaya ve olaya uygun bulunan 16.04.2014 tarihli rapor kapsamında davalı işverenin kusursuz olduğu, davalı işveren müessesenin istihdam ettiği ... Plakalı araç sürücüsü ismi belli olmayan ... sürücünün % 100 oranında kusurlu olduğu, olay sırasında ... Plakalı araçta yolcu olarak bulunan kazalı işçi ...' in kusursuz olduğu, ihbar olunan Güneş Sigorta A.Ş.'nin kusursuz olduğu, Yargısal içtihatlar uyarınca değişen veriler itibariyle hüküm tarihine en yakın olmak üzere alınan ve çalışma süresi, işlemiş kazanç dönemi geliri, iskontolu kazanç dönemi geliri ve emeklilik geliri, maluliyet oranı ve kusur durumları gibi tazminat unsurlarının gözönüne alındığı bilirkişi tarafından davacı eşin maddi zararının 629.409,56 TL olduğu, davacı oğlu Batın Kayiş için maddi zararının 347.666,54 TL olduğu, davacı kızı ...'in maddi zararının 156.514,48 TL olarak belirlendiği, bu miktarlar üzerinden maddi tazminatın kabul edildiği manevi tazminatın ise davacı ... için 150.000,00 TL, çocuk ... için 75.000,00 TL ve çocuk Batın için 75.000,00 TL olarak takdir edildiği, gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilli istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 05.04.2018 tarih ve 2017/1211 Esas - 2018/525 Karar
sayılı kararıyla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun hesaba esas ücret ve manevi tazminat yönünden kabul edilerek; davacı tarafın ücrete ilişkin iddiasının kanıtlanamadığı buna göre ücretin davalı savunmasında olduğu gibi 1.746,81 TL (1.389 USD) kabulü gerektiği, bu ücret miktarına göre yapılan hesaplamaya göre hüküm kurulması gerektiği, belirtilerek eş ... lehine 274.182.41 TL, çocuklardan Batın lehine 156.684,21 TL,... lehine 68.386,40 TL maddi tazminata, eş ... lehine 100.000 TL, çocukların her biri lehine 50.000 TL'şer manevi tazminata hükmedilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. (Kapatılan) Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 08.04.2019 tarihli 2018/4005 Esas, 2019/2707 Karar sayılı ilamı ile özetle, sair temyiz itirazlarının reddi ile, "Davacılar murisinin yurt dışındaki ücreti üzerinden aktif yaşam süresinin sonuna kadar hesaplama yapılması ve bakiye ömür tablosunda dairemizce uygulanmakta olan PMF yaşam tablosu yerine TRH-2010 yaşam tablosunun uygulanması üzerine belirlenen maddi zarar üzerinde hükme varılması hatalı olmuştur. Yapılacak iş, davacılar murisinin yaptığı işi, yaşı, kıdemi belirtilmek suretiyle ilgili meslek odalarından olay tarihinde yurt içinde alabileceği emsal günlük net ücretleri sormak, murisin gerçek ücretini bu şekilde tespit ettikten sonra dosyanın hesap bilirkişisine tevdi ile sigortalının aktif dönem zararı bakımından kazalandığı işin yurt dışındaki muhtemel süresince Sosyal Güvenlik Kurumu tahkikat raporunda belirlenen rakamların net tutarları, yurt dışındaki muhtemel çalışma süresinin sonundan itibaren ise aktif dönem süresince yukarıda belirtilen esaslara göre yurt içinde alınabilecek emsal ücretlerin net tutarları ile pasif dönem için ise asgari geçim indiriminin hariç tutulmasıyla birlikte asgari ücret düzeyinde ücretler ile maddi zararın belirlenmesi, dairemizce itibar edilen PMF yaşam tablosunun ve bozma ilamından önce alınan 08/12/2015 tarihli hesap bilirkişi raporundaki diğer verilerin dikkate alınması suretiyle maddi zararların belirlenmesi ve karar verilmesidir." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak bozmadan sonra duruşma açılarak yargılamaya devam edilmekte iken 08.07.2020 tarihli celsede dosyanın naip hakime tevdii ile dosyada noksan bulunmadığı halde heyete tevdiine dair ara karar oluşturulduğu, Bölge Adliye Mahkemesi 20.11.2020 tarih ve 2019/1324 Esas - 2020/1864 Karar sayılı ilamıyla; hesap bilirkişiden alınan 17.4.2020 tarihli rapora itibar edilerek Eş ... lehine 309.559,72 TL maddi, çocuk (Önceki adı Batın) Emincan 175.704,27 TL, Çocuk ... lehine 96.430,96TL Maddi tazminata ve eş ... lehine 100.000 TL, çocukların her biri lehine 50.000 TL'şer manevi tazminata hükmedilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 01.06.2021 tarih ve 2021/1557 Esas - 2021/7338 Karar sayılı ilamında özetle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddiyle; kararın duruşmada tefhim edilmesi yerine dosyanın üyeye tevdi edilerek sonrasında karar verilmesinin hatalı olduğunu, aynı zamanda bozma kararına uyan mahkemece hesap bilirkişiden alınan raporda yurtdışı çalışma süresi ile yurtdışı ücretin bozma kapsamına uygun olarak belirlendiği halde; sigortalının üniversite mezunu olup olmadığı, mesleğindeki kıdemi, yaşı ve yaptığı iş tam olarak açıklığa kavuşturulmadan TÜİK tarafından muhasebe yetkilisi için tespit edilen asgari ücretin yaklaşık 3,58 katı düzeyindeki ücretin sigortalının yurt içinde alabileceği ücret olarak kabulü suretiyle hesap yapılmasının hatalı olduğu, mahkemece sigortalının yaptığı iş, alanında üniversite mezunu olup olmadığı, mesleğindeki kıdemi, yaşı ve yaptığı iş tam olarak netleştirilmek suretiyle, niteliklerine göre alabileceği ücretin TÜİK ve meslek odalarından araştırılarak, belirlenecek bu ücretin yurt içinde alabileceği ücret olarak dikkate alınmak suretiyle, hükme esas alınan hesap raporunda dikkate alınması, önceki bozma ilamında da belirtildiği üzere hesap bilirkişi raporundaki diğer veriler yönünden taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakka dikkat edilmesi, bu raporda esas alınan bilinen devre sonunun değiştirilmemesi ve sonradan yürürlüğe giren asgari ücretteki farkların rapora yansıtılmaması suretiyle davacıların maddi tazminat alacaklarının belirlenmesi" gerekçesiyle karar bozulmuştur.

D. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin karar başlığında tarih ve numarası belirtilen son kararında özetle; Davacılar açısından maddi zararın tespiti açısından bozma ilamından sonra bozma gereği ücret araştırmasından sonra alınan 27.10.2022 tarihli bilirkişi raporunun bozma ilamı gereklerine uygun olduğu değerlendirilmiş ve tarafların rapora yönelik itirazlarına itibar edilmeyerek, usuli kazanılmış haklar da gözetilerek, söz konusu raporda hesaplanan maddi tazminatların hüküm altına alınmasına karar verilerek; Davacı Eş ... lehine 266,464,69 TL, çocuk ... lehine 82.438,75 TL, çocuk ... (Batın) lehine 152.534,89 TL, maddi tazminat ile önceki kararlarda olduğu gibi eş ... lehine 100.000 TL, çocukların her biri lehine 50.000 TL'şer manevi tazminata hükmedilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B.Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz sebepleri olarak özetle; Sürücünün müvekkili şirket çalışanı olmadığını 3 üncü kişi kusuru nedeniyle müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, kaza yönünden müvekkilinin alabileceği bir önlem olmadığını şoför eylemi ile illiyet bağınn kesildiğini, müvekkilinin kusur raporunda kusursuz kabul edilmesine karşın tazminattan sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, yurt dışı hizmet akdine göre 1.389 USD dikkate alınması gerektiğini, yurt içi ücretin ise ... Ticaret Odası tarafından tarafından bildirilen 1.200 TL (2,20 kat) ücretin dikkate alınması gerektiğini, en azından bu ücretin emsla ücret ortalamasına dahil edilmesi gerektiğini, yurtdışı çalışma süresinin 2 yıl kabulünün hatalı olduğunu, kazanın gerçekleştiği ay sonunun esas alınması gerektiğini, müvekkilinin kusursuz olması nedeniyle takdiri indirim yapılması gerektiğini, manevi tazminatınn reddi gerektiğini, müvekkilinin kusursuz olduğunu, faize olay tarihinden karar verilmesinin hatalı olduğunu, rücu davasının kusur yokluğundan reddedildiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigortalının iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle kurumca karşılanmayan maddi ve manevi zararlarının giderilmesine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri ile 110 ve 281 inci maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 nci maddesi ile 41,42,43,44,45 ve 47 nci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi, usuli kazanılmış hak yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.

3. Değerlendirme
A) Davalı vekillerinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

3. Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesinin 28.12.2022 tarihli kararıyla davacı eş lehine 100.000,00 TL çocukların her biri lehine 50.000,00 TL'şer manevi tazminata hükmedildiği, bu hükümlerin birbirlerinden ve maddi tazminat hükümlerinden ayrı olarak Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090 TL'nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu hükme yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.

B) Davalı vekillerinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, kanunun açık hükmüne aykırı görülen hususlara ve özellikle bozma kapsamı dışında kalarak taraflar lehine usuli kazanılmış hak teşkil eden hususların yeniden incelenerek bozma sebebi yapılmasının mümkün olmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı Kararı).

3.Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 ..., 1974, sayfa 395 vd.)

4.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).

5. Bölge Adliye Mahkemesince uyulan Dairemizin 01.06.2021 tarih ve 2021/1557 E- 2021/7338K mahkemece yapılacak iş, sigortalının yaptığı iş alanında üniversite mezunu olup olmadığı, mesleğindeki kıdemi, yaşı ve yaptığı iş tam olarak netleştirilmek suretiyle, niteliklerine göre alabileceği ücretin TÜİK ve meslek odalarından araştırılarak, belirlenecek bu ücretin yurt içinde alabileceği ücret olarak dikkate alınmak suretiyle, hükme esas alınan hesap raporunda dikkate alınması, önceki bozma ilamında da belirtildiği üzere hesap bilirkişi raporundaki diğer veriler yönünden taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakka dikkat edilmesi, bu raporda esas alınan bilinen devre sonunun değiştirilmemesi ve sonradan yürürlüğe giren asgari ücretteki farkların rapora yansıtılmaması suretiyle davacıların maddi tazminat alacaklarının belirlenmesi yönünden karar bozulmuş, bozmaya kararından sonra, Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü'nün 18.10.2021 tarihli cevap yazısı ile müteveffanın Açıköğretim sistemiyle öğretim yapan İşletme Fakültesi İşletme Ön Lisans Programına 1998-1999 öğretim yılında 16.10.1998 tarihinde kayıt yaptırdığı ve 05.11.2011 tarihinde vefat nedeniyle kaydının silindiği anlaşılmıştır. Hesap bilirkişiden alınan 27.10.2022 tarihli ek raporda TÜİK verilerine göre 2010 Kasım ayı için Muhasebe Sorumlusunun ücretinin asgari ücretin 3,58 katı olduğu, ... Ticaret Odasından bildirilen ücretin ortalamasının asgari ücretin 2,38 katı olduğu gözetilerek bu ücretlerin ortalaması olan 2,98 kat üzerinden hesap yapılmış ise de; müteveffa sigortalının üniversite mezunu olmadığı gözetildiğinde muhasebe sorumlusu değil muhasebe işlerine yardımcı işçi niteliğinde olduğu gibi, bu meslek grubu için ücret bildirmeye yetkisi olan Serbest Muhasebeciler Ve Mali Müşavirler Odasından ücret araştırılmadan ... Ticaret Odasından bildirilen ücretin ortalamaya dahil edilerek ücretin belirlenmesi hatalı olmuştur.

6.O halde mahkemece yapılacak iş, müteveffa sigortalının üniversite mezunu olmayan, muhasebe işlerine yardımcı işlerde çalışan bir işçi olarak yurt içinde elde edebileceği kazancın tespiti açısından TÜİK verileri ve Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirleri Odasından araştırma yapılıp tespit edilecek bu ücretlerin hükme esas alınan hesap raporuna uygulanması, davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar kapsamında yurtdışı hesap devresi için tespit edilen ücret katında ve işlemiş/bilinen devre sonu olarak esas alınan 31.12.2015 tarihinden değişikliğe gidilmemesi (özellikle işlemiş/bilinen devre sonrasında yürürlüğe giren asgari ücret değişiklikleri rapora yansıtılmadan) hesap yapılması sonucuna göre davacıların maddi tazminat alacakları belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir.

7.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

8.O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak esas hakkında karar veren Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır .

VII. KARAR:
1.Davalı vekilinin temyiz itirazları dikkate alınarak Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

2.Dairemizde icra edilen duruşmada davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 8.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

3.Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,4.Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.