10. Hukuk Dairesi 2023/3455 E. , 2024/7518 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/2035 E., 2021/378 K.
KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2013/523 E., 2020/98 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, noksan tespit edilen hususların ikmali için dosya mahalline geri çevrilmiş, geri çevirme sonrası dosya dairemize gelmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dosyanın dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirket nezdinde çalıştığı sırada 11.07.2013 tarihinde Kadışehri hastane inşaatında çatı katından havalandırma boşluğuna düşerek iş kazasına maruz kaldığını, müvekkilinin söz konusu iş kazası sonucunda ağır şekilde yaralandığını, iş kazasının işverenin %100 ve tamamen kusurlu olması nedeniyle meydana geldiğini, iş yerindeki inşaatta düşme tehlikesi olan bölümlerin özel korumaya alınmadığını, gerekli işaretlemelerin yapılmadığnı, havalandırma boşluğunun etrafının çevrilmediğini, konulan plakların sabitlenmediğini, havalandırma boşluğunun üzerinin gerektiği şekilde teknik ve fenne uygun olarak kapatılmadığını, havalandırma boşluklarının yerinin müvekkiline gösterilmediğini, işverenlerin iş yerinde iş sağlığı için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız olarak bulundurmak, işçilerini uzmanlık alanı dışında çalıştırmamak, işçilerin sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlü olduklarını, işverenlerin iş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek işçilere karşı karşıya kaldıkları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirleri, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorunda olduğunu, meydana gelen söz konusu iş kazasında işverenin asli ve tamamen kusurlu olduğunu, işçinin herhangi bir kabahat ve kusurunun bulunmadığını, söz konusu iş kazası sonucunda müvekkilinin sakat kaldığını, müvekkilinin daha önce de aynı inşaatta birinci katın yapımında çalıştırıldığını, daha sonra işverene ait başka bir şantiyede çalışmaya devam ettiğini, 6-7 aylık süreden sonra tekrar kazanın gerçekleştiği şantiyede çatı korkulukları için çalıştırılmaya başlanıldığını, iş yerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği eğitimi verilmediğini, risk analizinin yapılmadığını, gerekli olan güvenlik ekipmanlarının verilmediğini, uyarı levhalarının konulmadığını, etkin bir iş güvenliğinin sağlanmadığını, denetim mekanizmasının kurulmadığını, müvekkilinin kaza sonrasında Sorgun Devlet Hastanesine kaldırıldığını, tedavisinin halen Antakya Devlet Hastanesinde devam ettiğini, müvekkilinin iş kazası sonrasında malul kaldığını ve özel ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma geldiğini, davalı tarafça müvekkilinin hiçbir ihtiyacının karşılanmadığını, müvekkilinin kalıpçı ustası olduğunu, aylık 2.500,00 TL net ücret ile çalışma yaptığını, bu nedenle iş kazasından kaynaklı maddi zararın tespitine, iş kazasından kaynaklı manevi zararın tespitine, şimdilik 20.000,00 TL maddi tazminat ile 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden sonra hesaplanacak artan oranlardaki avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemini 47.162,28 TL'ye artırmıştır.
2. Davacı vekili birleşen dosyanın dava dilekçesinde özetle; 10.04.2019 tarihli hesap raporu üzerine, iş bu raporda tenzil edilmesi gereken gelirin %90 kusura isabet eden miktarını tenzil ederek maddi tazminat isteminin 89.560,30 TL olduğunu belirterek asıl davada talep edilmeyen 42.398,02 TL'nin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir .
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının brüt ücretinin 1.078,00 TL olduğunu, söz konusu iş kazasında davacının tam kusurlu olduğunu, en başından itibaren iş güvenliği talimat tutanağının davacıya okutulduğunu ve imzalatıldığını, davacının SGK'dan geçici iş göremezlik tazminatı aldığını, kabul kararı verilmesi halinde bu meblağın tazminattan düşülmesi gerektiğini, davacının maluliyetinin olmadığını, davacıya kazadan sonra her ay maddi yardım yapıldığını, istenilen manevi tazminatın, olayın oluş şekline ve kusuruna göre müvekkili olan işverenin işçiye karşı ilgisinden kaynaklanan iyiniyetine karşı fahiş olduğunu, bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere göre SGK inceleme raporunda davalıya %90, davacıya %10 kusur verilmişken 08.08.2016 tarihli bilirkişi kusur raporunda davalı şirkete %70, dava dışı inşaat sorumlusu ...'a %5 ve davacı işçiye %25 oranında kusur atfedilmiş, bu raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için 07.04.2018 tarihli bilirkişi heyetinden alınan raporda; davalı işverenin %90, davacı işçinin %10 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği ve bu rapora itibarla hüküm kurulduğu, davaya konu iş kazası nedeniyle Kocatepe Sosyal Güvenlik Merkezinin 16.04.2015 tarih ve 10939 sayılı raporunda, davacının sürekli iş göremezlik derecesinin %29 olduğunun tespit edildiği, taraflarca bu orana bir itiraz olmadığından hükme esas alındığı, asıl ve birleşen dosyalarda hesap yönünden dosyanın hesap bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişinin 23.08.2017 tarihli kök, 10.04.2019 tarihli 1 inci ek ve 29.11.2019 tarihli 2 nci ek raporunu dosyaya sunduğu, bilirkişi tarafından tanzim edilen 23.08.2017 tarihli kök raporda, maddi zarardan sürekli iş göremezlik ödemesinin rücuya tabi kısmı mahsup edilmediğinden ve yeniden sunulan 07.04.2018 tarihli kusur raporunun da dikkate alınmak suretiyle hesap ek raporuna gönderilmiş olup bu raporda da davalı yanca davacıya yapılan ve banka ödeme belgeleri ile belgelendirilen toplam 3.100,00 TL'lik ödemelerin maddi zarardan mahsup edilmediği anlaşıldığından; dosya bilirkişiye yeniden tevdii edilmiş ve her iki değişen oranlardaki kusur raporları dikkate alınarak ihtimalli hesaplama yapmak ve davalı yanca yapılan ödemeler dikkate alınmak üzere 29.11.2019 tarihli 2 nci ek raporuna itibar edildiği belirtilerek; asıl ve birleşen dosyadaki istemlerin kısmen kabulü ile 88.796,41 TL maddi ve 25.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 11.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranını geçmemek üzere avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilin sürekli iş göremezlik oranının kabul edilen orandan daha yüksek olduğunu, kusur oranın hatalı belirlendiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu, müvekkil lehine daha yüksek miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden ret vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, asıl ve birleşe her iki dava bakımından ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, avans faizine hükmedilmesi hukuka uygun olmakla beraber, yasal faiz oranını geçmemek üzere şeklindeki ifadenin düzeltilmesi gerektiğini dava dilekçesinde avans faizi talep edilmekle beraber yasal faizin de altında bir faize hükmedilmesinin mümkün olmadığı, taraflarınca yasal faiz oranından az olmamak kaydıyla avans faizine hükmedilmesi gerekirken sehven bu şekilde yazıldığı düşünüldüğü, hesaba esas ücretin asgari ücretin 1,05 katı üzerinden belirlenmesinin hatalı olduğunu, davalının cevap dilekçesinde sunmadığı halde sonradan 3.100,00 TL ödeme yaptığını iddia etmesine muvafakat etmediklerinden, bu iddia doğrultusunda müvekkilin hak etmiş olduğu tazminat miktarından indirim yapılmasını da kabul etmediklerini beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıya verilen % 10 kusur oranının olaya uygun olmadığı, davacının kusurunun daha fazla olması gerektiği, 24.07.2016 tarihli raporda da davacıya % 25 oranında kusur verildiği, maluliyetin kesin olup olmadığının SGK'dan sorulmadığı, davacının ücret araştırmasının yapılmadığı, manevi tazminatın fahiş olduğu gerekçesiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; Kaza tarihi, davacının maluliyet oranı, tarafların kusur durumu, karar tarihindeki paranın satın alma gücü, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında davacı yönünden hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğu ve davacı yönünden takdiren 35.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin dosya içeriğine uygun olacağı, Davacı vekilinin faiz talebi avans faizi olup Mahkemece davacı vekilinin talebi aşılmamak üzere hükmedilen tazminatlara uygulanması gereken faiz türünün avans faizini geçmemek üzere yasal faiz olması gerekir iken, davacı vekilinin talebi aşılmak suretiyle bu alacaklara farklı faiz türünün uygulanması hukuka aykırı olduğu, her ne kadar Mahkemece hükme esas alınan 2 nci ek bilirkişi raporunda maddi tazminat açısından hesaplanan zarar miktarından, davalı vekili tarafından kazadan sonra davacıya ödendiği iddia olunan 3.100,00 TL' nin mahsubu yapılmış ve Mahkemece bu miktarın mahsubu neticesinde maddi tazminat talebi kısmen kabul edilmiş ise de davalı vekili tarafından dilekçe ekinde sunulan belgelerde yatırılan paranın neye ilişkin yatırıldığı hususunda bir açıklama olmadığı, bu nedenle 3.100,00 TL'nin hesaplanan maddi tazminat tutarından mahsubunun mümkün olmadığı, davacının hak kazandığı maddi tazminat miktarının 91.896,41 TL olduğu, ancak davacı vekilinin talebi ile bağlı kalınarak maddi tazminat talebinin kabulü ile maddi tazminatın 89.560,30 TL miktarda hüküm altına alınması yerine, Mahkemece maddi tazminat miktarının eksik olarak hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu, davacı ve davalı vekillerinin bu yönlere ilişkin istinaf sebeplerinin yerinde olduğu gerekçeleriyle; taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile yukarıda belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2 hükmü gereğince kaldırılmasına,
1-Davacının asıl davadaki ve birleşen davasındaki maddi tazminat talebinin kabulü ile taleple bağlı kalınarak 89.560,30 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 11.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizini geçmemek üzere yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacının asıl davadaki manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 35.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 11.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizini geçmemek üzere yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,fazlaya ilişkin talebin reddine,
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu, asıl ve birleşen davalar ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, manevi tazminatın miktarı takdire dayalı olduğundan ret vekalet ücreti takdir edilmemesi gerektiğini, faiz türünün avans faizi olması ve İlk Derece Mahkemesi kararı gibi yasal faizden az olmamak üzere avans faizi olması gerektiğini, istinaf sebebi olmadığı halde davalı lehine bu yönden kaldırma kararı verilmesinin hatalı olduğu gibi, davalının ticaret şirketi olması nedeniyle avansa faiz hükmedilmesi gerektiğini, ücretin düşük hesap edildiğini, hesaptan kusur indirimi yapılmaması gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur oran ve aidiyetinin hatalı belirlendiğini davacının %10'dan fazla kusurlu kabulü gerektiğini, kazadan sonra hemen alınan tanık beyanlarında davacının uyarılmış olduğunu, ilk heyet raporunda davacıya %25 kusur verildiğinin gözetilmediğini, maluliyetin kesinleşip kesinleşmediği SGK’dan sorulmadığını, ücret araştırmasının usulüne uygun yapılmadığını, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigortalının iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371 inci maddeleri, "Bilirkişi raporuna itiraza" ilişkin 281 inci maddesi, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 üncü maddeleri delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleri, "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler bakımından iş yerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleri, "Usuli kazanılmış hak" yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, sürekli iş göremezlik oranın tespitinde tarafların süresi içerisinde itirazda bulunmaması, kusur oran ve aidiyetleri ile maddi tazminat hesabının dosya kapsamı ile Dairemizce benimsenen ilkelere göre davacı vekilinin ise aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 56 ncı maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene veya ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür.
3.Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene veya ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.
4. Manevi tazminat davalarında, gelişmiş ülkelerde artık eski kalıplardan çıkılarak caydırıcılık unsuruna da ağırlık verilmektedir. Gelişen hukukta bu yaklaşım, kişilerin bedenine ve ruhuna karşı yöneltilen haksız eylemlerde veya taksirli davranışlarda tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranlarda manevi tazminat takdir edilmesi gereğini ortaya koymakta; kişi haklarının her şeyin önünde geldiğini önemle vurgulamaktadır.
5. Bu ilkeler gözetildiğinde; aslolan insan yaşamıdır ve bu yaşamın yitirilmesinin yakınlarında açtığı derin ızdırabı hiçbir değerin telafi etmesi olanaklı değildir. Burada amaçlanan sadece bir nebze olsun rahatlama duygusu vermek; öte yandan da zarar veren yanı da dikkat ve özen göstermek konusunda etkileyecek bir yaptırımla, caydırıcı olabilmektir.(HGK 23.6.2004, 13/291-370)
6. Dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere göre somut olayda; davalı şirketin üstlendiği Devlet Hastanesi inşaatı işinde davacının işçi olarak çalıştığı, olay günü havalandırma boşluğunu kapatmak için zemine konulan tahtanın zemine sabitlenmemesi ve etrafına da uyarıcı konulmaması nedeniyle davacının bu malzemeyi kalıp malzemesi olarak kullanmak üzere kaldırdığı esnada zemindeki boşluğu fark edemeyerek boşluktan aşağıya düşmesi neticesinde %29 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı ve kaza tarihi 11.07.2013- 01.03.2014 tarihleri arasında 233 gün geçici iş göremez kaldığı, iş kazasının gerçekleşmesinde davalının %90 ve davacının %10 kusurlu olduğu anlaşılmakla beraber Bölge Adliye Mahkemesince hüküm altına alınan 35.000 TL'lik manevi tazminatın açıkça az olduğu anlaşılmaktadır.
7. O halde Mahkemece davacının uğradığı iş kazası nedeniyle uğradığı şiddetli elemi telafi ile doğrudan orantılı miktarda manevi tazminata hükmedilmelidir.
8. Öte yandan davacının asıl ve birleşen davaları hakkında ayrı ayrı hüküm kurulup, hüküm fer'ilerinden olan harç, yargılama gideri ve vekalet ücretlerinin her bir dava yönünden ayrı ayrı hüküm altına alınması gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi de usul ve yasaya aykırı olmuştur.
9. Ayrıca iş kazasından kaynaklı tazminat istemi nedeniyle faiz alacağının başlangıcının zararlandırıcı sigorta olayının gerçekleştiği tarih olup, faiz türünün ise yasal faiz olacağı açıktır. Ancak davacı vekilinin tazminat alacaklarına avans faizi talebinde bulunmuş olması karşısında HMK 26 ncı maddesi kapsamında taleple bağlılık ilkesi kapsamında avans faizi oranının yasal faizden daha az olma ihtimali bulunduğundan davacının talebiyle bağlı olarak yasal faiz oranını geçmemek üzere avans faizi işletilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi de hatalı olmuştur.
10.Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
11.O halde, davacı ve ve davalı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilerek istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar veren Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
VI. KARAR:
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı ve davalı vekillerinin temyiz itirazları nedeniyle sair temyiz itirazlarının reddine,
2. Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA,
3. Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde temyiz eden ilgililere iadesine,
4. Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!