WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/3340 E.  ,  2024/7098 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1982 E., 2021/169 K.
KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 29. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/586 E., 2020/148 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... 3. Etap Site Yönetimi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... 3. Etap Site Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle davacılar murisi ... ...'in 24.06.2017 günü meydana gelen iş kazasında vefat ettiğini iddia ederek maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... 3. Etap Site Yönetimi vekili cevap dilekçesinde özetle davaya konu olayın iş kazası olmadığını, iş kazası nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında iş kazasının gerçekleştiği, yani haksız fiilin gerçekleştiği yer Mahkemesi yetkili olup davada Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli ve yetkili olduğunu, müvekkili Site Yönetiminin husumet ve mali mesuliyet sorumluluğunun bulunmadığını, ceza davasının betletici mesele yapılması gerektiğini savunarak davanın müvekkili davalı yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu olayda davalının kusurunun bulunmadığını, olayda ve zararın oluşmasında müvekkili davalıdan ziyade, site güvenliğinin, site yönetiminin ve gerek oğlunu gerekse müvekkilini darp eden her bir güvenlik görevlisinin ayrı ayrı sorumluluğunun bulunduğunu, sadece müvekkilinin sorumlu tutulmasının düşünülemeyeceği, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacıların tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, zararın meydana gelmesinde karşılıklı kusurların göz önüne alınması gerektiği savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle maddi tazminat davasının davacı ... bakımından kabulü ile 81.239,79 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 24.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile iş bu davacıya verilmesine, maddi tazminat davasının davacı ... bakımından kabulü ile 99.036,73 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 24.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile iş bu davacıya verilmesine, maddi tazminat davasının davacı ... bakımından sabit olmadığından reddine, açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, takdiren davacı ... için 100.000,00 TL, davacı ... için 40.000,00 TL, davacı ... için 40.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 24.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... 3. Etap Site Yönetimi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı davalı ... 3. Etap Site Yönetimi vekili istinaf dilekçesinde özetle kişinin ağır kusuru nedeniyle illiyet bağı kesilmiş olup olayın iş kazası olarak nitelendirilemeyeceğini, dosya kapsamında alınan ifadeler dikkate alındığında; husumetin işveren ile bir bağı bulunmadığının açık olduğunu, müvekkili Site Yönetimi adına kusur tespiti yapılmasının kabul edilemez olduğunun, davalı ...'in şahsi husumeti neticesinde maktul ... ...'in ölümüne sebebiyet verilmesinin müvekkili Site Yönetiminin sorumluluğunu doğurmayacağını, somut olay iş kazası olarak nitelendirilse dahi tazminattan sorumlu tutulacak tarafın Ak Sigorta olduğunu, müvekkili Site Yönetiminin üzerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğüne uyduğunu, olayın faili ...'in dahi %40 kusurlu bulunmasına karşın müvekkili site yönetiminin %50 kusurlu bulunmasının, eksik ve yetersiz inceleme sonucu hazırlanan bilirkişi raporuna göre hüküm verildiğini ortaya koyduğunu, ceza yargılamasında tüm kusur diğer davalı ...'de tespit edilmişken, alınan kusur raporunda müvekkile %50 kusur atfedilerek bunun üzerinden hüküm kurulmasının usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, olayın 3. kişinin ağır ve kasti fiili neticesinde gerçekleştiğini, müvekkili Site Yönetiminin kusurlu olduğuna ilişkin herhangi bir tespit yapılamadığını, merhum yakınlarına toplamda 33.100,00 TL ödeme yaparak iyi niyetini gösterdiğini belirterek hükmün ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle Sosyal Güvenlik Kurumu Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının 07.12.2018 tarihli İnceleme Raporu ile 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi uyarınca iş kazası olduğu tespit edilerek hak sahiplerine gelir bağlandığı anlaşılan 24.06.2017 tarihli olayda, kazalının davalı ... iş yerinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığı sırada, davalı ...'in olaydan bir gün öncesi oğlunun site güvenlik görevlileri tarafından darp edilerek yaralandığı iddiasıyla elinde bıçakla geldiği ve çıkan arbedede bıçaklanarak hayatını kaybettiği, yapılan incelemede, kazalının işvereni olan Site Yönetiminin iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı çerçevesinde, iş yerinde çalışanların karşılaşabileceği riskleri tespit edip ortadan kaldırılmasına ya da kabul edilebilir risk seviyesine indirilmesine yönelik tedbirlerin alınması, bu hususta çalışanlara eğitim verilmesi, sitede çalışanların karşılaşabileceği dışarıdan gelecek saldırılar dahil olmak üzere tüm acil durumlar için personelin ne şekilde davranması, derhal kolluk kuvvetlerine bilgi verilmek üzere organizasyon yapılması ve acil durumda müdahale yöntemi belirlenmesi, görev dağılımı yapılması bu konuda acil durum yönetim planının hazırlanması, çalışma biçiminin tesadüflere veya çalışanların tercihine bırakılmaması, güvenli çalışma ortamı oluşturulması konularında işverenin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediği tespit edilmekle işverenin kusuru bulunduğu, %50 olarak takdir edilen kusur oranının isabetli olduğu, olayın üçüncü kişi tarafından gerçekleştirilmiş olmasının işveren kusurunu ortadan kaldırmayacağı, illiyet bağının kesilmediği, ayrıca işverenin mali sorumluluk sigorta poliçesi ve ferdi kaza grup sigorta poliçesi bulunmasının işveren sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı kanaatine varıldığından davalının aksine itirazlarının yerinde görülmediği, davalının sunduğu belgelerin incelenmesinde kıdem tazminatı hesaplama tablosu, ölüm tazminatı hesaplama tablosu ve site yönetiminin cenaze masraflarının ödenmesi yönünde aldığı karar metni ile ölüm yardımı adı altında bir kısım ödeme makbuzlarına ait fotokopi belgeler olduğu, bu haliyle İş Kanunu ve Borçlar Kanunu'ndan kaynaklanan tahakkuklar ile sosyal yardım niteliğinde olduğu anlaşılan ödemelerin destekten yoksun kalma tazminatının ifasına yönelik ödemeler olmadığı ve mahsup talebi de bulunmadığı dikkate alınarak tenzili yoluna gidilmediği, her ne kadar cenaze masrafı rücuya tabi bir ödeme ise de bu yönde karar defteri dışında davacılar imzasına düzenlenmiş bir ödeme belgesi bulunmadığından mahsup yapılmadığı, kamu düzeni gözetilerek yapılan incelemede; kat mülkiyetine tabi olan yerlerde çalışan işçinin işverenin kat malikleri olduğu, kat maliklerinin işçilik alacaklarından eşit olarak sorumlu olduğu, Yönetimin işveren vekili konumunda olduğu, davanın yöneticilik aleyhine açılması mümkün ise de hükmün Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 20/a maddesi uyarınca kat malikleri aleyhine kurulmasının zorunlu olduğu, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince tahsil hükmünün Site Yönetimi hakkında kurulmasının hatalı olduğu değerlendirilerek yeniden hüküm kurulması gerektiği, yapılan açıklamalar çerçevesinde; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile kamu düzeni dikkate alındığında yukarıda belirtilen gerekçe ile davalı ... 3. Etap Site Yönetimi vekilinin istinaf başvuru talebinin reddine, ancak Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 20/a maddesi uyarınca kat malikleri aleyhine kurulması zorunlu olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan alacakların davalıdan tahsiline şeklinde hüküm kurulmasının hatalı olduğu gerekçesiyle davalı ... 3. Etap Site Yönetimi vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçelerden dolayı reddine, HMK.'nın 355 inci maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık görülmesi nedeniyle HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davacı ... bakımından 81.239,79 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 24.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 20 nci maddesi uyarınca davalı ... 3. Etap Site Yönetimi kat maliklerinden eşit oranda olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile iş bu davacıya verilmesine, davacı ... bakımından 99.036,73 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 24.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 20 nci maddesi uyarınca davalı ... 3. Etap Site Yönetimi kat maliklerinden eşit oranda olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile iş bu davacıya verilmesine, maddi tazminat davasının davacı ... bakımından sabit olmadığından reddine, manevi tazminat davası yönünden ise takdiren davacı ... için 100.000,00 TL, davacı ... için 40.000,00 TL, davacı ... için 40.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 24.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 20 nci maddesi uyarınca davalı ... 3. Etap Site Yönetimi kat maliklerinden eşit oranda olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... 3. Etap Site Yönetimi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... 3. Etap Site Yönetimi vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigortalının iş kazası nedeniyle vefat etmesi sonucu yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55 inci, 74 üncü ve 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme
1. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, iş yerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77 nci ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.

2. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 üncü maddesinde:
"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.

b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.

c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.

ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.

d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.

Aynı Kanun’un 5 inci maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a)Risklerden kaçınmak,

b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,

c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,

ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,

d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,

e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,

f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,

g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,

ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.

3. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise iş yerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı).

4. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.

5. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.

6. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.

7. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.

8. Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; ... sigortalı ... ...'in, davalı ... nezdinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığı, olay günü olan 24.06.2017 tarihinde davalı ...'in ... adresindeki davalı ... 3. Etap Site Yönetiminde olan ... 3. Etap Sitesine gelerek site güvenlik görevlileriyle tartışması sonucu çıkan arbedede davacıların murisi ... ...'i bıçaklaması sonucu ... ...'in hayatını kaybettiği, SGK Başkanlığı inceleme raporunda; olayın iş kazası olduğunun, 3. kişi ...'in %100 kusurlu olduğunun belirtildiği, işbu olay nedeniyle ceza davasının görüldüğü Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/457 E. 2019/73 K. sayılı dosyasında davacıların murisinin ölümü nedeniyle davalı ...'in müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, aynı olaya ilişkin SGK tarafından açılan rücuen tazminat davasının ise Bakırköy 19. İş Mahkemesinin 2019/279 E. sayılı dosyası ile görüldüğü, ...'in %100 oranında kusurlu olduğu kanaatiyle hüküm kurulduğu, eldeki dosyada Mahkemece aldırılan 10.12.2018 ve 02.05.2019 havale tarihli kusur bilirkişi raporlarında olayın meydana gelmesinde davalı ... Yönetiminin %50, ...'in %40, müteveffanın %10 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemece işbu raporlara itibar edilerek hüküm kurulduğu, ancak eldeki dosya ile çelişir nitelikte raporlar bulunduğu Mahkemece bu çelişkilerin giderilmediği anlaşılmaktadır.
9. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş; hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının irdelenmesi suretiyle - verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, delillerin toplanması hususunda sigortalı tarafından açılan tazminat davasının özü itibariyle taraflarca getirilme ilkesine tabi davalardan olup re’sen araştırma ilkesinin olmadığı hususunun da göz önünde bulundurulması ve bu şekilde toplanacak delillerle birlikte, yukarıda bahsedilen kusur raporunu düzenleyen heyetten farklı, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine; dosyada mevcut raporlar ile rücu ve ceza dosyasındaki kusur raporları arasındaki çelişkiyi gidertmek, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek, belirlenecek kusur oranını Mahkemece hükme esas alınan 16.10.2019 tarihli hesap raporuna uygulamak, bu hesap raporundaki bilinen devre sonu olarak esas alınan tarihi ileri çekmemek ve bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki farkları rapora yansıtmamak, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek (özellikle davacı tarafların istinaf ve temyiz yoluna başvurmadığının) bir karar vermekten ibarettir.

10. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

11. O halde, davalı ... 3. Etap Site Yönetimi vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz eden davalı ... 3. Etap Site Yönetimi vekilinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

VI. KARAR:
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

2.Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,

3. Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.