10. Hukuk Dairesi 2023/2918 E. , 2024/8517 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1732 E., 2022/2602 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Edirne 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/34 E., 2022/101 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar ... ile ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ... ile ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi olan ...'nun davalı işyerinde 24.09.2018 tarihinde çalıştığı sırada düşerek bayıldığını ve kaldırıldığı hastanede kalp krizi nedeniyle vefat ettiğini belirterek davacı eş ... için 292.537,20 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın , davacı çocuk ... için 13.272,30 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın davacı çocuk ... için 290,72 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak iş bu davacılara verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu iş kazasında davalı şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını, meydana gelen olayın iş kazası olarak kabul edilmesinin davalı şirketin tazminat yükümlüsü olduğu manasına gelmediğini, sözkonusu iş kazasında illiyet bağının kesildiğinden davalı şirketin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, davacı tarafın manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, iş kazasının oluşumunda davalının %70, davacılar murisi ...'nun ise %30 oranında kusurlu olduğunun kabulünden hareketle; "1-Davacıların davalı aleyhine açtıkları maddi tazminat davasının kabulü ile
Davacı ... için net 292.537,20-TL maddi tazminatın,
Davacı ... için net 13.372,30-TL maddi tazminatın,
Davacı ... için net 290,72-TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 24.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
2-Davacıların davalı aleyhine açtıkları manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile
Davacı ... için net 100.000,00-TL manevi tazminatın,
Davacı ... için net 50.000,00-TL manevi tazminatın,
Davacı ... için net 30.000,00-TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 24.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine," şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ... ile ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; her bir davacı için ayrı ayrı 100.000,00 TL olmak üzere toplam 300.00,00 TL manevi tazminat talebi olmasına rağmen bir davacı için kabul, diğer davalılar için kısmen kabul şeklinde manevi tazminata hükmedildiğinden olaydan duyulan acı ve elemde dikkate alınarak manevi tazminatının tamamına hükmedilmesi gerektiğini, murisin vefat ettiğinde 43 yaşında olduğunu, davacı ...'nin 19, davacı ...'un 23 yaşında olduğunu, işverenin %70 oranında kusurlu olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; murisin kalp krizi geçirdiğini, davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kusur raporunun yasal mevzuata aykırı olduğunu, %70 kusur oranının fahiş olduğunu, murisin kalp krizi geçirmesinin yaptığı işle alakalı olmadığını, manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, dayandıkları belgeler, dosya kapsamı, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesi, dava şartları, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçeler dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ... ile ... vekili ve davalı ... vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369'uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; iş kazasının davalı işverene ait pamuklu dokuma yapılan Kapıkulu yolu üzeri 10. km Merkez Edirne adresindeki fabrikada makine bakım ustası olarak çalışan mutevaffa ...'nun, bakım işlerinde çalıştıktan sonra 24.09.2018 günü saat:16.00 sıralarında bakım dinlenme odasında 5 dakika dinlenip elini yüzünü yıkayıp dolabından havlusunu alıp ellerini kurulurken yere düşmesi ile kaldırıldığı hastanede kalp krizi sonucu (Adli Tıp Raporuna göre; koroner arterde tromboz ve miyokard enfarktüsü neticesinde) vefat etmesi biçiminde meydana geldiği ,mahkemece hükme esas alınan 09.02.2021 tarihli kusura ilişkin heyet bilirkişi raporunda davalı işverenin %70 oranında, davacılar murisinin ise % 30 oranında kusurlu olduğu tespitinin yapıldığı ve raporun hükme esas alındığı anlaşılmıştır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77 nci ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'u, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.
Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 üncü maddesinde:
"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.
ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.
d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 5 inci maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a)Risklerden kaçınmak,
b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,
ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,
ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı).
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.
Objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 inci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.
Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.
İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.
Somut olayda; tüm dosya kapsamından ve tanık ifadelerinden anlaşıldığı üzere iş kazasının davalı işverene ait pamuklu dokuma yapılan Kapıkulu yolu üzeri 10. km Merkez Edirne adresindeki fabrikada makine bakım ustası olarak çalışan mutevaffa ...'nun, bakım işlerinde çalıştıktan sonra 24.09.2018 günü saat:16.00 sıralarında bakım dinlenme odasında 5 dakika dinlenip elini yüzünü yıkayıp dolabından havlusunu alıp ellerini kurulurken yere düşmesi ile kaldırıldığı hastanede kalp krizi sonucu vefat etmesi şeklinde meydana geldiği, Mahkemece hükme esas alınan 09.02.2021 tarihli heyet kusur raporunda her ne kadar davacılar murisinin ailesinde kalp rahatsızlığının bulunduğunun bilinmesi, sigara kullanması ve beslenme şekline dikkat etmesi gerektiği gibi bünyesel faktör unsurları davacılar murisine kusur atfedebilecek sebepler olarak değerlendirilmiş ise de iş bu raporda dosyada mevcut iş yerinde yapılan periyodik muayenelerde kalp ile rahatsızlığının bulunmadığı belirlendiğine göre mahkemece davacılar murisine ait tedavi kayıtları getirtilmeden ve murisin daha önce bu tür bir rahatsızlığının bulunup bulunmadığı değerlendirilmeden düzenlenen, somut olayın özelliğine uygun olmayan bünyesel faktörün tam olarak değerlendirilmediği anlaşılan rapora itibar edilmesi suretiyle hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Bu açıklamalar doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş, öncelikle müteveffanın vefatından önce kalp damar hastalığı ile kalp krizini tetikleyecek nitelikte bir rahatsızlığı olup olmadığı, bu hususta tedavi görüp görmediği konusunda tarafların ibraz edeceği kayıtlar ile SGK MEDULA sisteminden araştırma yapmak, davacıda olumsuz yaşam şekli, beslenme tarzı, genetik faktör ile sigara kullanımı gibi etkenlerin olup olmadığı var ise bu gibi durumların olayın gerçekleşmesi üzerindeki etkisi hususundaki deliller toplanmak, toplanacak bu delillerle beraber somut ölüm olayının gerçekleşmesinde işyeri şartları, yaşam şekli, bünyesel faktör ile olay anındaki etkenler bir bütün olarak değerlendirilerek, davalı itirazlarını karşılar mahiyette somut verilere dayalı kusur raporunun düzenlenmesi için dosyanın kardiyolog hekimin de yer aldığı, A sınıf İş güvenliği uzmanlarının bulunduğu heyete tevdi ederek, olayın gerçekleşmesinde tarafların kusur oranları ile bünyesel faktörün etkisini belirleyece mahiyette rapor aldırmak alınacak bu raporla beraber dosyadaki veriler değerlendirmek, yukarıda belirtilen hususlara gözeten kusur raporu alındıktan sonra kusur oran ve aidiyetinin değişmesi nedeniyle yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde davacılar vekilinin maddi tazminata ilişkin temyiz istemi bulunmadığından hükme esas alınan 15.12.2021 tarihli hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihleri değiştirilmeden hesaplama yapılması gerektiğini göz önünde bulundurmak usuli kazanılmış hakları da gözeterek oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davacılar ... ve ... vekili ile davalı ... vekili temyiz edenlerin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!