WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/2856 E.  ,  2023/6960 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2017/145 E., 2022/385 K.
KARAR : Ret

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;davacının 2006 yılının Eylül ayının başından 09.09.2014 tarihine kadar Bismil Sanayi Sitesi'nde gece bekçisi olarak çalıştığını belirterek bu dönem arasındaki hizmet süresinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı Bismil Küçük San.Site Yapı Koop.Bşk. davanın reddini talep etmiştir.
2.Feri müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde, açılan davanın haksız ve yersiz açılmış bir dava olup, reddinin gerektiğini, husumet itirazlarının bulunduğunu,ayrıca bu tür hizmet tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden davanın hiç kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.03.2016 tarih ve 2014/1071 Esas 2016/234 Karar sayılı sayılı kararıyla; davanın kabulü ile davacının 0210215 sicil numarası ile işlem gören davalıya ait işyerinde 2006-2014 yılları arasında 3614 günlük hizmetinin bulunduğunun ve bu hizmetin SGK'ya bildirilmediğinin tespitine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkeme kararına karşı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairemizin 06.10.2016 tarihli ve 2016/8655 E. 2016/12160
K. sayılı ilamında, "... davalı kooperatifin davaya cevabında ve temyiz dilekçesinde, gerçek işverenin kendisi olmadığını belirterek husumet itirazında bulunması da dikkate alınarak, öncelikle davalı kooperatifin, hangi amaçla kurulduğu ve faaliyet gösterdiği, görevinin ne olduğu açıklığa kavuşturulmalı, sonrasında davacının davalı kooperatif ile ilişkisinin niteliğini belirlemeye yönelik olarak; re'sen araştırma ilkesi doğrultusunda, davalı işyeri bordrolarında kayıtlı kişiler ile bulunamadığı takdirde, aynı yörede komşu ve benzeri işleri yapan başka işverenler ile bu işverenlerin çalıştırdığı ve bordrolara geçmiş kişiler saptanarak, bilgi ve görgülerine başvurulmalı, var ise işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyası celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanık anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanık anlatımları karşılaştırılmalı, çelişki oluştuğu takdirde giderilmeli, işyerinde Kurum tarafından yapılmış tespit ve müfettiş raporu bulunup bulunmadığı soruşturulmalı, böylece davalı kooperatifin işverenlik sıfatı bulunup bulunmadığı, davacı ile aralarında hizmet akdi olup olmadığı kuşkuya yer vermeyecek şekilde gerekli tüm soruşturma yapılarak tespit edilip, sonucuna göre karar verilmelidir. dosya içinde mevcut olmadığı belirtilerek bu dönem bordrolarının da dosya içine alınmak suretiyle bu dönemlerde çalışması bildirilmiş olan bordro tanıklarının da dinlenmesi..." gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile"...Davalı Kooperatif davacının kooperatif ile ilgisinin bulunmadığını kendileri tarafından çalıştırılmadığını ileri sürmüştür.

Davalı kooperatif'in ana sözleşmesi getirtilmiş ve davalı kooperatifin ana sözleşmesinin 3 üncü maddesinde düzenlendiği madde de; "Küçük sanayicilerin A)Günün icaplarına uygun modern ve teknik şartları haiz birer iş yeri sahibi olmalarını sağlama ve bu topluluğun genel hizmetlerini karşılayan tesisleri içine alan bir küçük sanayi sitesi kurmaktır. B) Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından tesbit ve tasvip edilmiş bulunan arsayı kooperatif adına satın almak." şeklinde olduğu görülmektedir.

Davalı iş yerine ait 2006-2014 tarihleri arasında ki dönem bordroları incelendiğinde; ... isimli bir tek çalışanın bulunduğu, başkaca bir çalışan olmadığı anlaşılmış aynı zamanda SGK'ya yazılan yazı cevabından davalı iş yeri ile ilgili herhangi bir denetime rastlanmadığının bildirildiği görülmüştür.
Bordro tanığı ... , tespit edilen komşu işyeri tanıkları ve de kooperatife üye olan yahut olamayan komşu iş yeri tanıkları dinlenmiştir.

Dinlenen tanık beyanları, toplanan deliller, dosyamız arasına alınan aynı tarihlere ilişkin ve aynı davalıya yönelik açılan hizmet tespitine ilişkin dosyalar kapsamı hep birlikte ele alındığında;
Davacının Bismil Sanayi Sitesinde bekçi olarak çalıştığı hususu sabit ise de hangi tarihler arasında çalıştığı hususunda tam bir netlik yoktur. Bunun da ötesinde dinlenen Sanayi sitesi esnaflarının beyanları da gözetildiğinde davacının iş vereninin kim olduğu da şüphelidir. Zira sanayi sitesi esnaflarından bir kısmı kendileri de dahil olacak şekilde kooperatifteki bekçilerin esnaflar tarafından tutulduğunu ve ödemelerini de kendilerinin yaptıklarını, kooperatifin ne geçmişte ne de halli hazırda bekçi çalıştırmadığını beyan etmişler, kolluğa yazılan yazı cevaplarında ise benzer minvalde cevap verildiği görülmüştür.

Yargıtay'ın bozma kararında da vurgulandığı üzere; davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10 maddesidir. Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davalar, sonuç itibariyle sigorta primlerinin işverenden tahsiline de yol açacağından, işverenlik sıfatının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerekir.

Oysa ki açıklanan hususlar hep birlikte değerlendirildiğinde davacının davalının işvereni olduğu yönünde bir netlik bulunmadığı aksine sanayi sitesi esnaflarının iş veren olduğu yönündeki iddianın daha ağır bastığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, emniyet araştırması sonucunda dinlenmesine itiraz ettikleri tanıkların bir kısmının kooperatif yönetiminde ve kooperatif üyesi olduğu, bu durumun kooperatif defterleriyle sabit olduğu, dinlenen bir kısım tanıklar bekçi ücretinin, bekçi tarafından sanayi sitesinde çalışan bir kısım esnaflardan toplandığını beyan ettikleri, bu beyanların çelişkili olup hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu,davacının büyük bir sanayi sitesinin bekçiliğini yaptığını, davacıyı işe alan ve işten çıkaran davalı tarafın olduğu, kooperatif binasının aynı yerde olması nedeniyle de hizmetinden de ayrıca bizzat kooperatif tarafından faydalanıldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C.Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri

2. 506 sayılı Kanun'un 3 üncü, 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası ve 108 inci, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 86/9 uncu madde hükümleridir.

Dava, 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddenin 10 uncu fıkrası ve 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddenin 9 uncu fıkrası uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”

Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.

3. Değerlendirme
1.Dairemizin yukarıda anılan bozma ilamında “...Dosya içeriğinden davalı sıfatıyla aleyhine hüküm kurulan kooperatifin, hangi amaçla kurulduğu ve faaliyet gösterdiği, davacı ile ilişkisinin niteliğinin ne olduğu net olarak anlaşılamamaktadır. Yine dosyada dinlenen komşu işyeri tanıkları ve davacı tanıklarının beyanlarında, davacının davalı kooperatif çalışanı olduğu ve doğrudan sanayi sitesi esnafı tarafından işe alınan ve ücreti ödenen bir çalışan olduğu noktasında çelişkili beyanlar bulunmaktadır.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde; davalı kooperatifin davaya cevabında ve temyiz dilekçesinde, gerçek işverenin kendisi olmadığını belirterek husumet itirazında bulunması da dikkate alınarak, öncelikle davalı kooperatifin, hangi amaçla kurulduğu ve faaliyet gösterdiği, görevinin ne olduğu açıklığa kavuşturulmalı, sonrasında davacının davalı kooperatif ile ilişkisinin niteliğini belirlemeye yönelik olarak; re'sen araştırma ilkesi doğrultusunda, davalı işyeri bordrolarında kayıtlı kişiler ile bulunamadığı takdirde, aynı yörede komşu ve benzeri işleri yapan başka işverenler ile bu işverenlerin çalıştırdığı ve bordrolara geçmiş kişiler saptanarak, bilgi ve görgülerine başvurulmalı, var ise işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyası celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanık anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanık anlatımları karşılaştırılmalı, çelişki oluştuğu takdirde giderilmeli, işyerinde Kurum tarafından yapılmış tespit ve müfettiş raporu bulunup bulunmadığı soruşturulmalı, böylece davalı kooperatifin işverenlik sıfatı bulunup bulunmadığı, davacı ile aralarında hizmet akdi olup olmadığı kuşkuya yer vermeyecek şekilde gerekli tüm soruşturma yapılarak tespit edilip, sonucuna göre karar verilmelidir.” şeklinde detaylı ve yol gösterici açıklama yapılarak karar bozulmuştur.

2.Davanın davalı kooperatif yönünden kooperatifin işverenliği hususunda netlik bulunmadığı, aksine sanayi sitesi esnaflarının iş veren olduğu yönünde yapılan değerlendirme ile verilen red kararı eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Bozma ilamında öngörülmesine karşın araştırılmayan davalı kooperatifin, hangi amaçla kurulduğu ve faaliyet gösterdiği, görevinin ne olduğu, tasfiye edilip edilmediği açıklığa kavuşturulmalıdır. Yine bir kısım tanık beyanlarında belirtilen ve davacının bekçilik yaptığı dönemde meydana geldiği belirtilen hırsızlık olayı ile ilgili ceza dosyasının araştırılarak davacıyla ilgili bir hususun olup olmadığı belirlenmeli, çalışmanın geçtiği söz konusu Sanayi Sitesinde site yönetiminin oluşup oluşmadığı araştırılmalı, site yönetimin oluştuğunun belirlenmesi halinde site yönetimine husumet yöneltilerek davaya dahil edilmeli, site yönetiminin dava konusu döneme ait karar defterleri celbedilerek ücrete ilişkin kayıt ve bilgi olup olmadığı araştırılmalı, davacının bekçilik yaparken kullandığı kulübenin varsa elektrik, su abonelik ve faturalarının kimin adına olduğu tespit edilerek davacının işvereni belirlenmelidir.

3. Davacı iddiasında, sanayi sitesinde bekçilik yaptığını belirtmiş olup sanayi sitesi kooperatifinin halen faal olduğunun anlaşılması karşısında evveliyatla işverenin net olarak belirlenmesi gerekmektedir. Ancak mahkemece toplanan deliller, bu kapsamda dinlenen tanık beyanları da hüküm kurmaya yeterli değildir.

Bu sebeple, mahkemece, sanayi sitesinin ne zaman faaliyete geçtiği, site içindeki dükkanların ne zaman sahiplerine teslim edildiği, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın ilgili biriminden, ilgili belediyeden, ilgili vergi dairesinden sorulmak suretiyle tespit edilmeli, sitede faaliyet gösteren en eski tarihten başlamak üzere işyeri sahipleri tespit edilerek tanık sıfatıyla dinlenilmeli, beyanlarda geçen sitede meydana gelen hırsızlık olayı ile ilgili emniyet kayıtları araştırılarak varsa ceza dosyası celbedilip buradaki beyanlar incelenmeli, davalı kooperatife ait gelir-gider defterleri 2006 yılından itibaren incelenerek personel giderleri ödemeleri denetlenmeli, elde edilecek sonuca göre gerçek işveren belirlenmeli, davacının kardeşleri ...ve ... tarafından yine davalı kooperatife karşı, yine aynı sitede 2006/9-09.09.2014 tarihleri arasında bekçilik yaptıklarından bahisle Bismil Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinde E.2021/225 E. ve 2017/145 E. esasa kayden görülen hizmet tespiti davaları da göz önünde bulundurularak her iki iddia da değerlendirilmek suretiyle, iş yerinde üç adet bekçiye ihtiyaç olup olmadığı da değerlendirilmek suretiyle gerçek işveren ve davacının çalışmasının olup olmadığı, çalışmanın varlığının tespiti halinde çalışma süreleri, tereddütsüz şekilde ortaya konulmak suretiyle bir karar verilmelidir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgilisine iadesine, 15.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.