WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Temmuz 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/2324 E.  ,  2023/8005 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/404 E., 2022/10 K.
KARAR : Esastan ret

Taraflar arasındaki 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvikten faydalandırılma ve bu nedenle davalı Kuruma yersiz ödenen tutarın iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının başvurunun esastan reddine dair dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle Sosyal Güvenlik Denetmenliğince tanzim edilen 29.12.2016 tarih 2016/116 sayılı rapora istinaden teşviklerin durdurulması, 6661 sayılı Kanun'la getirilen Asgari Ücret Desteğinin ve 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (ı) bendi uyarınca beş puanlık sigorta prim teşvikinin 2016 yılı için resen iptal edilmesi nedeniyle taahhuk eden prim borcuna ilişkin ceza uygulanmış olduğunu söz konusu cezaya müvekkili tarafından 18.01.2017 tarihinde itiraz edildiğini, davalı idarece 19.01.2017 tarihinde itirazın reddine karar verildiğini, bu kararın 27.01.2017 tarihinde müvekkiline tebliğ edildiğini, ilgili kararın iptali için müvekkili tarafından Kayseri 2. İdare Mahkemesinin 2017/282 Esas sayılı dosyası ile iptal davası açıldığını, söz konusu iptal davası sonucunda 2017/339 Karar sayılı 07.03.2017 tarihli kararı ile ''... 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 5. Maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin aynı kanunun 15 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (d) bendi uyarınca bu kararın tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5 inci maddesine uygun biçimde iki ayrı ayrı dava açmakta serbest olmak üzere...'' şeklinde kurulan hüküm gereğince yasal süre içerisinde usul ve yasaya uygun olmayan mezkur işlemin iptali için söz konusu davayı açma yükümlülüklerinin hasıl olduğunu, ...'un müvekkiline ait işyerinde 22.06.2015 tarihinde çalışmaya başladığını, müvekkili işverence yerine getirilmesi gereken tüm sorumlulukların yerine getirildiğini, ...'un müvekkiline ait işyerinden istifa ettiğini, 14.03.2016 tarihinde...'un...İnş. Mim. Müh. San. Tic. Ltd. Şti'nin namına çalıştığını ve müvekkili ile 14.03.2016 tarihinde herhangi bir hizmet akdi ilişkisinin bulunmadığını, 14.03.2016 tarihinde meydana gelen olay sırasında ...'un...İnş. Mim. Müh. San. Tic. Ltd. Şti. Bünyesinde çalıştığını ve bu firmanın Mefa İni. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti.'nin taşeronu olduğunu ve bu şirkete ait 14.03.2016 tarihinden önceki kamera kayıtları incelendiğinde görüleceğini, bunun yanı sıra Mefa İni. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti.'ye ait puantaj kayıtlarının incelendiğinde olay tarihinde müvekkili ... arasında hizmet ilişkisi olmadığının anlaşılacağını, müvekkiline söz konusu bu olay nedeni ile sigortasız işçi çalıştırıldığından bahisle idarece 5510 sayılı Kanunun 8, 9 ve 86 ncı maddelerine dayanarak 1.646,00 TL idari para cezası uygulandığını, söz konusu idari para cezası kararına karşı taraflarınca Kayseri İdare Mahkemesinde iptal davası açıldığı ve hala davanın sonuçlanmadığını bu nedenlerle ... Kayseri Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Melikgazi Sosyal Güvenlik Merkezi Prim Tahakkuk ve Tahsilat İtiraz Komisyonunun 2017/07 Esas 2017/07 Karar sayılı kararın iptali ile yapılan işlemin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili davaya verdiği karşılıkta delillerin kurum kayıtları olduğunu, 6111 sayılı Kanun'un 38 inci maddesi ile yapılan değişiklikle 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendindeki teşvikin kamu ihale kanunu kapsamındaki işyerlerinde uygulanmasının mümkün olmadığını, aksinin kabulü halinde dahi Bununla birlikte kabul manasına gelmemek kaydıyla davacı şirketin bu hükümden yararlanacağı kanaatine varılsa dahi söz konusu primlerin 5 puanlık kısmının Hâzinece karşılanması gerektiğinden SGK’ya husumet yöneltilemeyeceğini, 6552 sayılı Kanun'la dava açılmadan önce kuruma müracaat şartı getirildiğini, dava açılmadan kuruma müracaat edilmediğinden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.05.2019 tarihli ve 2018/354 Esas, 2019/271 Karar Sayılı kararı ile; "...davanın reddine" dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 16.05.2019 tarihli ve 2018/354 Esas, 2019/271 Karar Sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekilil istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin: 10.11.2020 tarihli ve 2019/1597 Esas, 2020/1473 Karar sayılı kararıyla; "...Davaya konu kazanın.... İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait inşaatta meydana geldiği,...İnş. Ltd. Şirketini'nin... şirketinin taşeronu olduğu,...İnş şirketinin davacıya ait beton delme kesim işi için gereken makineyi kiraladığı, davacının makineyi kullanması için dahili davalı ...u da olay mahaline gönderdiği, dahili davalı ...'un kollukta alınan ifadesinde ve cevap dilekçesinde davacıya bağlı olarak çalışırken dava konusu kazanın gerçekleştiğini beyan ettiği, mahkemece dinlenen tanık beyanlarından ve tüm dosya kapsamından dahili davalının davacının işçisi olduğu bu nedenle kurum işlemlerinde isabetsizlik olmadığı, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine..." dair karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizce; "....4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalanma hakkının tespiti istemine ilişkin olarak açılmış olan davada, davanın kabulüne dair karar verilmiş ise de, yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen:

“Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” Hükmü ve ikinci fıkrasında ise;

“Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” şeklinde belirtilmiş hükümleri mevcut olup, bu yeni madde hükümleri ile tüm teşvik unsurlarından faydalandırılma veya fazla ödemelerin iadesi veya değiştirme istemleri hakkındaki uyuşmazlıklarda ek 17 nci maddede yer alan hükümlerin irdelenmesi gerektiği açıktır.

Değinilen Ek 17 nci maddenin üçüncü fıkrasında ise; “Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.” Hükümleri mevcuttur.

Eldeki davada ise, Ek 17 nci maddenin yürürlüğe girmesi ile birlikte “5510 sayılı Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlere ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun ile birlikte anılan ilgili kanunların teşvik veya destek hükümlerinde yer alan yararlanma şartlarının mahkemelerce irdelenmesi gerekmekle birlikte, değiştirme veya oluşabilecek fark prim tutarlarının iadesi istemleri hakkında yapılacak değerlendirmede; aynı maddenin ikinci veya üçüncü fıkrasındaki hükümlerin de uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.

Diğer taraftan Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.

Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.

Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, Ek 17 nci maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılma, fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından ek 17 nci maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir..." denilmiş ve kararın bozulmasına dair karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Karşı Direnilmesine dair Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi verdiği 28.01.2022 gün ve 2021/404 Esas - 2022/10 Karar sayılı kararı ile "...Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde 2018/354 Esas 2019/271 Karar sayılı karar ile davanın reddine karar verilmiş, bu kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine karar ... Bam 10. Hukuk Dairesi'nin 10.11.2020 tarih ve 2019/1597 Esas 2020/1473 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddedildiği, dosya istinaf incelemesinde iken davacı vekilince kararın temyiz edilmesi üzerine karar Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 22.06.2021 tarih ve 2021/1893 esas 2021/8734 karar sayılı ilamı ile "Mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, Ek 17 nci maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılma, fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından ek 17 nci maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmeli" gerekçesiyle karar kaldırılmış ve yargılama 2021/404 Esas üzerinden devam ederek; taraflara çıkarılan tebligatlar usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiştir." gerekçeleri ile kararında direnilmiştir.

C.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca Verilen Karar
1. Mahkemenin 28.01.2022 gün ve 2021/404 Esas - 2022/10 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Hukuk Genel Kurulunun 20.12.2022 tarihli ve 2022/10-849 Esas, 2022/1786 Karar sayılı kararı ile,"... Somut olayda Özel Dairece 5510 sayılı Kanun'un Ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının 05.05.2020 tarihli ve 31118 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 19.02.2020 tarihli ve 2018/139 E., 2020/12 K. sayılı kararı ile iptal edilmesi nedeniyle oluşan yeni durumun dikkate alınması ve dava konusu istem yönünden Ek 17 nci maddenin ilk üç fıkrası da dahil olmak ve tüm yasal dayanaklar irdelenip teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı incelenip sonucuna göre işin esası hakkında karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmasından sonra İlk Derece Mahkemesi tarafından eldeki davanın davacının sigorta primi teşvikinden faydalandığı hâlde Kurumca yersiz olarak yararlandığı gerekçesiyle iptal edildiği, uyuşmazlığın temelini davacının teşvikten faydalanıp faydalanamayacağı hususunun oluşturduğu, dolayısıyla Ek 17 nci maddedeki düzenlemenin davacı hakkında uygulanamayacağı vurgulanmak suretiyle direnme kararı verilmiştir.
Görüldüğü üzere İlk Derece Mahkemesince bozma kararı kapsamında irdeleme yapılarak bozmanın gereği eylemli olarak yerine getirilmek suretiyle yeni bir karar verilmiştir.

Bu durumda ortada Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenmesi gereken direnme kararı değil bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni hüküm bulunmaktadır.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararını karşılar yönde gerekçe yazıldığı, bu nedenle ön sorun bulunmadığı ileri sürülmüş ise de bu görüş, Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

Hâl böyle olunca yeni hükme yönelik temyiz itirazları Özel Dairece incelenmelidir.

Bu nedenle dosyanın özel Daireye gönderilmesine, dair karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde; davasını davalı Kurumca yapılan işlem nedeniyle açtığını, davasında haklı olduğunu redde ilişkin kararın bozulması gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı hakkında davalı Kurumca yapılan işlemlerin hukuka uygun olup olmadığı ile davacının istemi hakkında mahkemenin verdiği kararın yerinde olup olmadığı hususuna ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 5510 Sayılı Kanunun 81 inci maddesinin (ı) bendi ile, ek 17 inci maddeleri hükümleridir.

3. Değerlendirme
Eldeki davada, mahkemece bozma sonrası yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmakta ise de, öncelikle Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, Ilk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmış olduğu hususunun dikkate alınması ile Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu gözetilmeli, bu anlamda olmak üzere, davalı Kurumun ek 17 nci madde kapsamında resen veya davacı şirketin başvurusu üzerine, işlem yapıp yapmadığı, yapmış ise anılan ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkra hükümleri dışında, ik üç fıkra hükümleri gereğince işlem yapılarak, davanın konusuz kalıp kalmadığı hususları yeniden ve usulünce irdelenmesi ile davalı Kurumun başvuruyu kabul etmemesi veya işlem yapmamış olması halinde, davacı ve davalı hakkında geçici 68 inci madde dahil tüm yasal dayanaklar irdelenmeli ve davacının iddialarını destekleyen olguların varlığı hususunda gereken araştırma yapılarak sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmelidir.

Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

2-Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

12.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

E.Ü.