10. Hukuk Dairesi 2023/2148 E. , 2023/5083 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/663 E., 2021/241 K.
KARAR : Red
Taraflar arasındaki sigortalının iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince verilen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar ve davalı vekili tarafından temyiz edildiği, davacılar vekili murafaa istemli temyiz edilmiş, murafaa yapılmak üzere tayin oluna 09.05.2023 Salı günü için yapılan tebligatlar üzerine murafaalı temyiz eden davacılar adına Av. ... ile davalı adına Av. ...'ın geldiği, gelenlerin yüzlerine karşı murafaaya başlanarak sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra murafaaya son verilerek, aynı gün öğleden sonra yapılan incelemede; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinden Abdulhalim ve ...'nin oğlu ve diğer müvekkillerinin kardeşi olan ...'nın 07.01.2013 tarihinde davalı şirkete ait işte çalışırken nöbetçi olduğu esnada havuza girip boğulmak suretiyle hayatını kaybettiğini, şirket yetkililerinin bu ölüm nedeniyle kusurlu olduğunu, müvekkilinin vefat ettiği gün izinli olması gerekirken izin gününün değiştirilerek çalıştırıldığını, bu durumun kasıtlı olduğunu, şirketin muhtemel kazalara ilişkin hiçbir önlem almadığını, konu hakkında Serik Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/4888 soruşturma sayılı dosyasının devam ettiğini, daha önce 2013/64 esas sayılı dosya üzerinden açılan davanın husumetten reddedildiğini, belirterek her bir müvekkili için fazlaya ilişkin hakları mahfuz kalmak üzere 2.000 TL'den az olmamak üzere 16.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının, baba ... ve anne ... için 15.000'er TL her bir kardeş için 7.500 TL olmak üzere toplam 75.000 TL manevi tazminat'ın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2. Davacılar tarafından tahkikat safhasında mahkemeye sunulan beyan dilekçesi ile daha önce düzenlenen sulh ve ibranameye ek olarak ek protokol düzenleneceğinin bu protokole istinaden oğlu...'ya resmi bir kuruluşta kadrolu iş temin edileceğinin, kendisini ve eşini emekle edeceğini, sigortadan ayrıca para alabileceğini belirtmelerine rağmen bu taahhütlerin yerine getirilmediği, belirtilmiş, duruşmada davacı asil ... tarafından kendilerine bir miktar para daha ödeneceğinin çocuğunun emekli yapılacağının söylendiğini ancak yerine getirilmediğini belirtmiş, taraflar arasında ek protokol yapılacakken yapılmadığını müvekkillerinin hataya düşürüldüğünü beyanla sulh protokolüne itibar edilmemesi gerektiğini beyan etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar ile 24.07.2013 tarihinde davanın tüm yönleri ile anlaşmaya vardıklarını bu anlaşmaya göre karşı tarafın davasından feragat etmesi gerektiği belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. BOZMA ÖNCESİ VE BOZMA KARARLARI
1.İlk Derece Mahkemesinin Asliye Hukuk MAhkemesi sıfatıyla verdiği 25.02.2014 tarih ve 2013/76 Esas- 2014/81 sayılı ilk kararında; taraflar arasında 24.07.2013 tarihinde karşılıklı sulh ve ibraname düzenlendiği, söz konusu belge ile davacıların davalıdan aldıkları 180.000 TL'lik ödeme alacakları, buna karşılık davacıların tamamının gerek maddi tazminat ve gerekse manevi tazminat vs. tüm hak ve alacaklar yönünden davalı şirketi sulh ve ibra ettikleri, davacıların ödenen 180.000 TL ile davacıların davalılar hakkında başkaca bir hak iddiasında bulunmayacaklarını belirttikleri, davacıların ek protokol düzenleneceği hataya düşürüldükleri iddiasının ve bu protokolle davacılardan birinin resmi kurumda kadrolu işe yerleştirileceği (kamu kurumlarındaki kadrolu personel sınavla işe alınmaktadır), davacı ... ve ...'yi emekli edecekleri (Sosyal Güvenlik Kurumu mevzuatı emekliliğin şartlarını düzenlemektedir), ayrıca sigortadan bir miktar para alınacağının düzenleneceği iddialarının dosyada mevcut ibranamenin geçerliliğini etkilemeyeceği, mevcut ibranamede ek protokol düzenleneceğine ilişkin bir ifadenin yer almadığı, aksinin tanık beyanıyla ispatının mümkün olmadığı, davacı tarafından kendisine taahhüt edildiği iddia edilen hususların davalı tarafından hukuken yerine getirilmesinin hukuken imkansız olduğu, bu kapsamda davacılar tarafından iddia edilen hususların beklenilmesinin hukuken beklenilemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
2. Kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 26.11.2014 tarih ve 2014/42900 E- 2014/37509 K sayılı ilamında özetle; Davacı ile davalı arasındaki ilişki hizmet sözleşmesine dayanmaktadır. Bu gibi hizmet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklara ilişkin davaların İş Mahkemelerinde görülmesi 4857 ve 552l sayılı Kanunların 1 inci maddeleri hükümleri gereğidir. Mahkemece bu yönler gözönünde tutularak ayrı bir İş Mahkemesi varsa dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi yönünden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozmaya uyan Asliye Hukuk MAhkemesinin 26.05.2015 tarih ve 2015/127 E- 2015/237 K sayılu kararıyla iş bölümü yönünden iş davalarına bakma görevinin 1. Asliye Hukuk Mahkemesine ait olması nedeniyle anılan mahkemeye gönderme kararı vermiştir.
4. İş Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.01.2016 tarih ve 2015/518 Esas 2016/27 Karar sayılı ilamında özetle; Toplanan delillerden davacılar ile davalı tarafının dava açıldıktan sonra aralarında anlaştıkları, toplam 180.000TL bedel karşılığında davacıların davalı tarafı kayıtsız ve şartsız olarak sulh ve ibra ettikleri, yaşları küçük olan çocuklar için anne ve babalarının ibranameyi imzaladıkları görülmüştür. Davacı taraflar her ne kadar iradeleri fesada uğratılarak ibraname imzaladıklarını, davalı tarafça resmi kuruluşta kadrolu bir iş temin edileceğinin, davacıları emekli edeceklerinin ve sigortadan ayrıca bir miktar daha para alabileceklerinin vaat edildiğini, bunların yerine getirilmediğini, bu nedenle de ibranamenin geçerli olmadığını iddia etmiş iseler de davacı tarafın bu beyanlarına itibar edilmemiştir. Davacı taraflar ibranameyi kayıtsız ve şartsız olarak imzalamış olup, ibraname içeriğinde davalı tarafça ek vaatlerde bulunulduğuna ilişkin bir açıklama yer almamaktadır. Davalı tarafından vaat edildiğini iddia edilen hususlar yasal olarak davalının yerine getirmesinin mümkün olmadığı konulardır. Mevzuat gereğince bir kimsenin resmi kurumlarda nasıl işe gireceği, nasıl emekli olacağı ve SGK'dan hangi şartlarda ödeme alabileceği açık bir şekilde bellidir. Kaldı ki ibranamenin her iki tarafın da avukatları huzurunda imzalandığı ibraname içeriğinden sabittir. Bu durumda ibranamenin imzalanması sırasında hukuki yardım da alan davacıların, davalılar tarafından yasal olarak yapılması mümkün olmayan şeyleri vaat ettiğinden bahisle iradelerinin fesada uğradığı iddiasına değer vermek mümkün olmadığından davacıların sunulan ibraname gereğince davalarının reddine karar verilmiştir.
5. Kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 12.02.2018 tarih ve 2016/12487 Esas - 2018/1063 Karar sayılı ilamında özetle; Mahkemece davacıların manevi tazminat istemlerinin reddi ile davacı kardeşlerin maddi tazminat istemlerinin reddine ilişkin hüküm yerinde ise de; davacı anne ve babanın maddi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi doğru olmadığı belirtilerek davacı tarafa 07.01.2013 tarihinde gerçekleşen ...’nın vefatına ilişkin olayın iş kazası olduğuna ilişkin SGK‘ya başvuruda bulunmak ve gelir bağlatmak üzere süre vermek, SGK tarafından başvurunun reddi halinde iş kazası tespiti ve iş kazası sigorta kolundan gelir bağlatılması istemli dava açmak üzere davacıya önel vermek, açılan davanın sonucu beklenilerek, çıkacak sonuca göre, tarafların olayın gerçekleşmesine etki eden kusur durumlarını tespit edecek mahiyette iş güvenliği uzmanı bilirkişi heyetinden rapor almak, devamla davacıların tazminat alacağının tespitine girişilerek davacıları bağlayan 24.07.2013 tarihli ibraname ile ödendiği belirtilen 180.000 TL’nin 105.000,00 TL’lik kısmının davacı anne ve babanın maddi tazminat alacaklarının ne kadarlık bir kısmını karşıladığını gözetmek suretiyle, (TBK 420 nci maddesi kapsamında) alacağın tamamını karşılamayan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilerek davacı ana ve babanın ödeme ile karşılanmayan maddi tazminat alacağını belirlemek ve bakiye tazminat alacağından TBK 55. maddesi gereğince davacı anne ve babaya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya kabil kısmını tenzil etmek, borçlulardan biri hakkındaki feragatın diğerlerine etkisini değerlendirmek ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi yönünden karar bozulmuştur.
IV. BOZMA SONRASI YARGILAMA SÜRECİ VE KARAR
Bozma kararına uyan Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararda özetle; Yargıtay bozma ilamları ve nihayetinde tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş ve mahkememizce 28.06.2019 havale tarihli kusur yönünden alınan bilirkişi heyet raporundaki kusur oranlarının dosya kapsamı ile iş güvenliği mevzuatının taraflara yüklediği hak ve sorumluklara uygun olduğu, dava dışı güvenlik müdürünün kusurundan davalı işverenin de sorumlu olduğu, bu hali ile davalı işverene isabet eden kusur oranın %60 olduğu, nitekim söz konusu kusur oranlarının dava konusu olayla ilgili yapılan ceza kovuşturma dosyası olan Serik 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin onama ile kesinleşen 2019/11 E., 2019/371 K. sayılı dava dosyasındaki tespitlerle de uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay bozma ilamında da belirtilen ve taraflar arasındaki 24.07.2013 tarihli ibraname ile manevi tazminata isabet eden 75.000,00 TL'nin mahsubu neticesinde davacılara yapılan 105.000,00 TL maddi tazminat ödemesinin 29.11.2021 havale tarihli aktüerya 2 nci ek raporundaki inceleme ve tespitler neticesinde ibranamede maddi tazminat açısından yapılan 105.000,00 TL'nin davalı işverene atfı kabil kusur miktarlar da gözetilmekle ibraname tarihi itibari ile davacı anne ve babanın talep edebileceği maddi tazminat miktarını karşıladığı, söz konusu ibranamenin ayrıca dava tarihinden sonra yapıldığı ve bu hali ile davacı anne ve babanın maddi tazminat taleplerinin reddinin gerektiği anlaşılmıştır. Her ne kadar davacılar vekili tarafından iradeleri fesada uğratılarak ibraname imzaladıklarını, davalı tarafça resmi kuruluşta kadrolu bir iş temin edileceğinin, davacıları emekli edeceklerinin ve sigortadan ayrıca bir miktar daha para alabileceklerinin vaat edildiğini, bunların yerine getirilmediğini, bu nedenle de ibranamenin geçerli olmadığını iddia etmiş iseler de davacıların ibranameyi kayıtsız ve şartsız olarak imzalamış oldukları, ibraname içeriğinde davalı tarafça ek vaatlerde bulunulduğuna ilişkin bir açıklama yer almadığı, davalı tarafından vaat edildiği ileri sürülen hususların yasal olarak davalı tarafça yerine getirmesinin mümkün olmadığı, kaldı ki ibranamenin her iki tarafın da avukatları huzurunda imzalandığı ibraname içeriğinden sabit olması karşısında ibranamenin imzalanması sırasında hukuki yardım da alan davacıların, davalılar tarafından yasal olarak yapılması mümkün olmayan şeyleri vaat ettiğinden bahisle iradelerinin fesada uğradığı iddiasının soyut nitelikte olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 12.02.2018 tarih ve 2016/12487 E., 2018/1063 K. sayılı bozma ilamında da belirtildiği üzere manevi tazminat alacaklarının bölünemezliği gereğince 24.07.2013 tarihinde yapılan ibraname doğrultusunda davacıların manevi tazminat taleplerinin de yerinde olmadığı görülmüştür. Her ne kadar huzurdaki dava davacıların dava dışı Yenigün İnşaat Sanayi ve Tic. A.Ş. yönünden feragat etmesi nedeni ile davalı Forza Turizm İşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. açısından yürütülmüşse de 13.04.2015 tarih ve 112 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 8799 sayısında yayınlanan karar ile Forza Turizm İşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. 'nin Yenigün İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile birleşmesi nedeni ile ticaret sicilinden terkin edildiği, birleşen Yenigün İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin birleşme nedeni ile devralan Yenigün İnşaat San. ve Tic. A.Ş.'nin devrolunan Forza Turizm İşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin hak ve alacakları ile borçlarından sorumlu olacağı ve bu nedenle de huzurdaki davada birleşme nedeni tüzel kişiliği kalmayan Forza Turizm İşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin yerini alması gerektiği anlaşılmış ve mahkememizce Uyap kayıtları bu şekilde düzeltilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kardeşlere maddi tazminat hesap edilmesi gerektiğini, anne ve baba lehine maddi tazminat hesabının hatalı olduğunu, bakiye ömür tespitlerinin hatalı olduğunu, desteğin kazancının sadece asgari ücret üzerinde değerlenidirilmiş olmasının hatalı olduğunu ileride gelirinin en az asgari ücretin kaç misli düzeyinde olabileceği ihtimal dahilinde olmasına rağmen sadece asgari ücret üzerinde değerlendirme yapılmasının doğru olmadığını, yapılan ödeme içerisinde kardeşlere de maddi tazminat ödemesi yapıldığı kabul edilerek anne ve baba maddi tazminat alacağında yapılan ödemeyi bu şekilde gözetmek gerektiğini, hesabın denetime elverişli olmadığını, rapora itirazlarının karşılanmadığını, davalı lehine ret vekalet ücreti takdir edilmesinin usuli kazanılmış hakka aykırı olduğunu beyan etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; maktu ret vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu, ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan her bir davacıya ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini beyanla kararın düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde vefat eden sigortalının desteğinden yoksun kalan hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı HMK Geçici 3 üncü maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444 üncü maddeleri, 6100 sayılı HMK'nun 331/1 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 417, 49, 50, 51, 52, 53, 55 ve 56 ncı maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi, usuli kazanılmış hak yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle bozmaya uyulmakla taraflar yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı dikkate alınarak, temyiz kapsam ve nedenleriyle, kanun açık hükmüne aykırı görülen sebepler re'sen dikkate alınarak, davalı vekilinin tüm, davacılar vekillerinin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir
2. Dava açıldıktan sonra ortaya çıkan bir olgu nedeniyle artık dava konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa, burada davanın konusuz kalmasından söz edilebilir.
3. Öte yandan 6100 sayılı H.M.K.'nun davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder. Düzenlemesi yer almaktadır.
4. Somut olayda da uyulan bozma kararı kapsamında davanın açıldığı 07.12.2012 tarihinde sonra davacılara yapılan 24.07.2013 tarihli ödeme kapsamında davacı anne ve babanın maddi tazminat alacaklarının karşılandığı anlaşılmakla davanın dava açıldıktan sonra konusuz kalıp kalmadığı bu yönle (önceki bozma kararı kapsamında davacıların manevi tazminat istemlerinin reddi ile davacı kardeşlerin maddi tazminat istemlerinin reddine ilişkin hükmün bozma kapsamında tutulmuş olması nedeniyle bu kısımla ilgili davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak kapsamında ret kararı, yargılama gideri ve vekalet ücreti yerinde olmakla beraber) usuli kazanılmış hak kapsamında davacı anne ve babanın maddi tazminat istemleriyle ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin gerekip gerekmediği, giderek davanın açıldığı tarihte davacıların haklılık durumuna göre davacılar lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilmesi gerekip gerekmediği değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
5. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
6. O halde, temyiz eden davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları dikkate alınarak, Mahkemece verilen hüküm bozulmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin temyiz itirazları gözetilerek Mahkeme kararının BOZULMASINA,
2.Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacılara iadesine,
3.Aşağıda dökümü yapılan harcın davalıdan tahsiline,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince davacılar lehine takdir edilen 8.400 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiline,
09.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!