WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 19 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/1895 E.  ,  2024/6416 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1601 E., 2022/2575 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2015/19 E., 2022/297 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 20.03.2013 tarihinden akdin fesih tarihi olan 08.08.2014 tarihine kadar davalı işyerinde çalıştığını, müvekkilinin 18.01.2014 tarihinde iş kazası geçirdiğini, kaza nedeniyle müvekkili ...’nın beden ve iş gücü kaybı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde kusurun tamamen davalı işverende olduğunu, bu iş kazası nedeniyle müvekkilinin bir süre çalışamadığı gibi tedavi giderlerinin olduğunu, ulaşım ve yeme içme gibi belgelenemeyen giderleri bulunduğunu, fazlaya ilişkin haklarını saklı kalması şartıyla şimdilik 265.935,85 TL maddi tazminat ve 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiz oranıyla davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın her türlü önlemi aldığını, davaya konu iş kazasında davacının kusurunun olduğunu, müvekkili firmaya atfedilecek bir kusur bulunmadığını, davacının aktif sigara kullanması dolayısıyla maluliyetinin bulunduğunu, davacının tedavi süresince yanında olduklarını, sigorta şirketine davanın ihbarını, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını karar verilmesini arz ve talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, iş kazasının oluşumunda davacı kazalının % 30 , davalı işverenin %70 oranında kusurlu olduğu ve davacının davaya konu iş kazası nedeni ile sürekli iş göremezliğe girmediği kabulünden hareketle; "... 1-Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 4.083,62 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 525,00 TL tedavi gideri toplamı olan 4.608,62 TL nin kaza tarihi olan 18.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 35.000,00 TL nin kaza tarihi olan 18.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Fazlaya ilişkin talebin reddine,
..." şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile "Müvekkilin kazanın meydana gelmesinde tali dereceden dahi kusuru bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesince müvekkilin maluliyet oranının dikkate alınmaması açıkça usule, yasaya ve de hakkaniyete aykırı olup müvekkil işbu kaza neticesinde malul kalmıştır.

Müvekkilin mevcut maluliyet oranı bilirkişi raporlarında belirtilenlerden oldukça fazla iken müvekkilin maluliyetinin oluşmadığından bahisle sürekli iş göremezlik tazminatının reddine karar verilmesi açıkça usul ve yasalara aykırıdır.

Dosya muhtevasında bulunan Tepecik Eğitim ve Araştırma 22.06.2014 tarihli raporda "ağır yük kaldıran işlerde çalışması uygun değildir" kemalpaşa devlet hastanesi tarafından verilen 20.06.2014 tarihli raporda " ağır ve tehlikeli işlerde çalışması ve uzun süre ayakta durması ortopedik yönden sakıncalıdır" keza meslekte kazanma gücü kayıp oranı Ege Üniversitesi Hastanesi Sağlık Kurulu Raporunda %45 oranında tespit edilmiş ve talep ve iddialarımızdaki haklılığımız raporlarlada teyit edilmiştir. dolayısıyla, hastane raporlarından da açıkça anlaşılacağı üzere kaza sebebiyle müvekkilde oluşan yaralanma ve maluliyet gerek günlük yaşantısını gerekse de iş hayatını oldukça olumsuz etkileyecek boyuttadır. Öyle ki, kaza nedeniyle müvekkilin beli kırılmış olup ameliyat ön görülmüşse de %95 oranında risk taşıması sebebiyle ameliyat yerine korse kullanılarak tedavi edilmeye çalışılmıştır. zira İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Kurum Sağlık Kurulu tarafından yapılan tespitler neticesinde 25.11.2016 tarih ve 87/15363 sayılı kararında E cetveline göre müvekkilin % 19 oranında meslekte kazanma gücü kaybı ( maluliyeti sürekli iş göremezlik derecesi) olduğu açıkça tespit edilmiştir.

Zira , birçok Yargıtay kararına da konu olduğu üzere, maluliyet oranı tespit edilirken ve iş görmezlik tazminatı hesaplanırken en önemli kıstaslar arasında iş kazası sonucu beden gücü kaybına uğrayan işçinin, bu maluliyeti nedeniyle, bundan sonraki yapacağı çalışmalarda diğer işçilerden daha fazla çaba harcayarak gelir elde edecek olması durumudur.

TBK madde 54 amir hükmünde "Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar" sebebiyle tazminat istenilebileceği açıkça düzenlenmiştir.

Zira, yönetmeliğin ilgili hükmünde öngörülen sıralı durumlar tahdidi bir şekilde düzenlenmiş olup yorum yoluyla genişletilmesi mümkün değildir. Öyle ki, mevcut düzenlemenin amacı uzvun (bacağın) büyüklüğü/uzunluğu sebebiyle 1/3 oranı altında oluşan işlev kayıplarının/azalmaların kişinin iş görme gücünde olumsuz etki doğurmayacağına ilişkin tıbbi bir kanaatin varlığıdır. Ancak, somut olayda vücudun en işlevsel ve hassas bölgelerinden olan ve hayati açıdan oldukça önemli olan omurgada ve bel kısmında meydana gelen hasarlarda böylesi bir oran kısıtının var olduğunun kabulü tıbben ve hukuken mümkün değildir.

Tepecik Eğitim ve Araştırma 22.06.2014 tarihli raporda "ağır yük kaldıran işlerde çalışması uygun değildir" Kemalpaşa Devlet Hastanesi tarafından verilen 20.06.2014 tarihli raporda" ağır ve tehlikeli işlerde çalışması ve uzun süre ayakta durması ortopedik yönden sakıncalıdır" keza meslekte kazanma gücü kayıp oranı Ege Üniversitesi Hastanesi sağlık kurulu raporu'nda %45 oranında tespit edilmiş, yine Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Kurum Sağlık Kurulu tarafından yapılan tespitler neticesinde 25.11.2016 tarih ve 87/15363 sayılı kararında e cetveline göre müvekkilin % 19 oranında meslekte kazanma gücü kaybı ( maluliyeti sürekli iş göremezlik derecesi) olduğu, yine bu iş kazası neticesinde müvekkilin % 19 oranında maluliyeti olması sebebiyle iş göremezlik geliri alması göz önünde bulundurulduğunda ve yine dosyaya istihsal olunan aktüer bilirkişi raporunda müvekkilin maluliyetinin %19 olarak kabul edilmesi neticesince müvekkilin sürekli geçici iş görezmelik tazminatının hesaplanması ve işbu maluliyet sebebiyle müvekkile sgk tarafından maaş bağlanması gözönüne alındığında yerel mahkemece müvekkilin maluliyetinin olmadığından bahisle sürekli kısmi iş göremezlik talebimizin reddine karar verilmesi usul ve yasalara aykırı olup istinaf etme zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

İşveren iş sağlığı ve güvenliği kapsamında üzerine düşen hiçbir yükümlülüğü gereği gibi yerine getirmemiş adeta kusurlu davranışlarıyla mevcut kazaya zemin hazırlamıştır. Keza, müvekkilin maluliyet ve çalışma ve iş gücü kaybına ilişkin bilirkişi raporları da dosya muhtevasında bulunan hastane raporlarıyla ciddi bir biçimde çelişkili olup, ilgili yönetmeliğin hatalı yorumlanmasından kaynaklı yanlış değerlendirmeleri içerdiğinden hükme esas alınacak nitelikten yoksundurlar.

Davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesi "davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesi mümkün değilse "hükmün kaldırılmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere mahkemeye gönderilmesine " karar verilmesini müvekkil adına saygılarımızla talep ederiz." beyanı ile yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılarak yeniden karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesi ile "İlk Derece Mahkemesi kararında hükmedilen manevi taznminat tutarı oldukça fahiştir.

Maluliyeti %0 olan davacının hangi şekilde manevi tazminata hak kazandığını anlayamamakla beraber, bu durum oranlılık ilkesi ile de bağdaşmamaktadır. Bu şekilde salt takdir hakkına dayanarak bir manevi tazminata hükmedilmesi hatalıdır. Bilindiği üzere, manevi tazminatın tayin ve tespiti her ne kadar hakim takdirine bırakılmış olsa da, hükmedilecek tazminatın miktarının oluşan zarar ile orantılı olması gerekmektedir. Yargıtay'ın müstakar kararlarında da vurguladığı üzere, manevi tazminat bir zenginleşme aracı olmamalıdır.

Menfaatler dengesine uymayan bu takdiri hüküm meri hukuka ve hukukun genel ilkelerine aykırı olduğundan, huzurdaki davada 35.000,00- TL manevi tazminat hükmü davalı şirket aleyhine menfaatler dengesini ihlal ederek davalının mülkiyet hakkına tecavüz oluşturmuştur.

Kusursuz olan müvekkilin hastane masrafları ve gigö'den oluşan maddi tazminatı ödemeye mahkum edilmesi kabul edilemez.

İlamının yapılacak olan istinaf incelemesi neticesinde ortadan kaldırılarak davanın reddine ve davacı tarafın istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep ederiz.'' beyanı ile yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılarak yeniden karar verilmesi talep edilmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ..." Dava dosyası davalı tarafın istinaf dilekçesinde ayrıntılı olarak ileri sürdüğü istinaf nedenleri ve kamu düzenine aykırılıklar yönünden dairemizce yeniden incelenmiş ve yerel mahkemenin kusur oranlarına yönelik alınan bilirkişi raporu içeriğine, davacının işgöremezlik süresi ve ödemelere ilişkin, manevi tazminat miktarının tespitine yönelik ve olayla taraflar arasındaki illiyet bağının tespitine yönelik dosya kapsamındaki delilleri değerlendirmesinde ve karar gerekçesinde yasaya ve dosya kapsamına aykırılık bulunmadığı dairemizce tespit edildiğinden, davalı tarafın istinaf talebinin tüm istinaf nedenleri yönünden reddine karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi

3. Değerlendirme
A) Taraf vekillerinin manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden ;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre davacı vekilince dava dilekçesinde 50.000,00 TL manevi tazminat talep edildiği, temyize konu ilk derece mahkemesi kararında davacı lehine 35.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun reddine karar verildiği gözetildiğinde, kabulüne ve reddine karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.

B) Davalı vekilinin maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden ;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre davacı vekilince 265.935,85-TL TL maddi tazminat talep edildiği, temyize konu ilk derece mahkemesi kararında davacı lehine 4.608,62 TL maddi tazminata hükmolunduğu , taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun reddine karar verildiği gözetildiğinde, kabulüne karar verilen tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.

C) Davacı vekilinin maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR :
Açıklanan sebeple;
Taraf vekillerinin manevi tazminat alacağına ve davalı vekilinin maddi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

Davacı vekilinin maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.