10. Hukuk Dairesi 2023/1803 E. , 2023/6950 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/48 E., 2022/439 K.
KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali ile Bağ-Kur sigortalısı olarak yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın, davacı vekili tarafından temyizi neticesinde kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiş; bu kararın da bozulması üzerine İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 12.08.1991 tarihinde vergi dairelerine kaydını yaptırarak kendi nam ve hesabına bağımsız olarak çalışmaya başladığını, 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılarak sigortalılığının Bağ-Kur numarası ile tescil edildiğini, davalı kurumca müvekkilinin 20.04.1994-25.07.2002 tarihleri arasındaki dönem borcunun icra ile tahsil edilmiş olmasına rağmen müvekkilinin 20.04.1994-25.07.2002 tarihleri arasındaki dönemde Bağ-Kur sigortalısı sayılmadığı, müvekkilinin vergi kayıtlarının bulunmadığı ancak primlerin uzunca bir süre önce icra ile ve düzenli şekilde tahisl edildiğini, primlerin uzun bir süre önce icra kanalı ile tahsil edilip yıllarca nemalandırılması ve neticede müvekkile bağ-kur hizmeti verilmemesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu bildirmekle; fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı tutularak primlerin yıllar önce icra ile ve düzenli prim ödemesi ile ödenen ve kurumca iptal edilen dönemde kesintisiz olarak 1479 sayılı Kanun kapsamında esnaf Bağ-Kur sigortalısı olarak tespitine, davacı müvekkilinin tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan tarih itibarı ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, açılan davayı kabul etmediklerini, açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.05.2015 tarihli ve 2014/533 E., 2015/330 K. sayılı kararı ile davacı vekili beyanı, davalı vekili beyanı, SGK sicil dosyası, oda kaydı, esnaf sicil kaydı, vergi kaydı, ... SGK İl Müdürlüğünün 03.04.2015 tarihli cevabi yazısı ve tüm dosya münderecatının birlikte değerlendirilmesi ile davacı tarafından iş bu dava mahkememize açılmış ise de; yargılama sırasında elde edilen delillere göre davacının ihtilaf konusu dönem olan 20.04.1994-25.07.2002 tarihleri arasında oda kaydı, esnaf sicil kaydı, vergi kaydı olmadığı, davacının 1994, 1995, 2001, 2002 yıllarında davalı kuruma prim ödemesinin olmadığı, 1996 yılından 2000 yılına kadar davacının kendi rızasıyla kuruma ödemiş olduğu sigorta prim ödemelerinin bulunduğu, davacının kendi rızası ile yapmış olduğu prim ödemelerinin davalı kurumca değerlendirilerek davacıya 01.10.1996 tarihinden 28.02.1999 tarihine kadar isteğe bağlı hizmet verildiği bu isteğe bağlı hizmetin davalı kurumdan gelen hizmet cetvelinde yer aldığı anlaşılmakla davacının ihtilaf konusu dönem olan 20.04.1994-25.07.2002 tarihleri arasında oda kaydı, vergi kaydı, esnaf sicil kaydı olmaması ayrıca davacının kendi rızası ile yapmış olduğu prim ödemesinin kurumca değerlendirilerek davacıya isteğe bağlı hizmet verilmesi sebeplerine istinaden ihtilaf konusu dönemde 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılamayacağı, açılan davanın ispat edilemediği, açılan davanın subut bulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 19.02.2018 tarih ve E.2015/16991, K.2018/1152 sayılı kararında; "Davaya konu somut olayda; davacının 07.08.1989-07.04.1991 tarihleri arasında askerlik borçlanması, 07.04.1991-30.06.1991 tarihleri arasında 4/a sigortalılık, 12.08.1991-20.04.1994, 01.10.1996-28.02.1999, 25.07.2002-halen devam eden Bağ-Kur sigortalılık kaydı bulunduğu, 15.04.1992 tarihinde prim ödemesi yapmaya başladığı ve dosyada yer alan belgelere göre en son 17.10.2014 tarihinde prim ödemesi yaptığı, dava dilekçesi ekinde yer alan tahsilat makbuzlarına göre ... 1. İcra Müdürlüğü'nün E.1995/2319 sayılı dosyasına davacı tarafından eski para birimiyle 15.10.1996 tarihinde 9.000.000, 4.000.000, 4.150.000 TL tutarında "Bağ-Kur açıklamasıyla" ödemeler yapılarak aynı tarihte dosyanın infaz edildiği, icra dosyasının SEKA'ya gönderilmiş olması nedeniyle mahkemeye ibraz edilemediği, davalı kurumun davacının 15.10.1996 tarihli ödemesine istinaden isteğe bağlı değerlendirmesi yapılarak 28.02.1999 tarihine kadar isteğe bağlı hizmet verildiği, davacının ise 15.11.1999 tarihli dilekçesi ile başvuru tarihinden sonra toplu ödediği primlerin isteğe bağlı sigortalı olarak değerlendirilmesini talep ettiği ayrıca 25.07.2002 tarihli vergi kaydına istinaden 4/b sigortalılığının yeniden başlatıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, eldeki davada, Mahkemece, davacının icraen prim ödeme kodu ile yani, 00 kod ile yaptığı dosyada tahsilat makbuz fotokopisi de bulunan 15.10.1996 tarihli prim ödemesinin icra ile tahsil edilmiş ise primlerin alındığı süreleri kapsayan dönemde davacının sigortalılık süresinin 1479 sayılı Kanun kapsamında geçmişe yönelik olarak ne kadar süreye karşılık geldiği, davacının 1992 ve 1997 yıllarındaki af yasaları kapsamında ödemelerinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, anılan ödemelerin, ihtilaf konusu olan sigortalılık sürelerini kapsayıp kapsamadığı belirlenmeli, davacının, isteğe bağlı sigortalılık talebinde bulunduğu 15.11.1999 tarihi sonrasında ödenen primlerin ileriye yönelik olarak isteğe bağlı sigortalılık süresine dahil edilmesi gerektiğinden bu döneme ilişkin ödemelerin isteğe bağlı olarak kaç güne karşılık geldiği davalı kurumdan sorularak ve gerekirse bilirkişi raporu alınarak yaşlılık aylığı tahsis şartlarının irdelenmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedeni... " olduğu gerekçeleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 15.02.2021 tarih ve E. 2019/13, K.2021/55 sayılı kararı ile; 27.08.2020 tarihli müzekkere cevabı ile 15.10.1996 tarihinde 12.391.981 TL tutarlı ödemenin icra yoluyla tahsil edildiği ve 22.01.1993-15.10.1996 tarihleri arası 1333 gün süreye karşılık geldiği tespit edilmiş, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık hizmet cetveli dosyaya ibraz edilmiş, ayrıca 19.11.2020 tarihli müzekkere cevabı ile 1992 yılında davacının af yasası kapsamında yapmış olduğu ödemelerin 12.08.1991-20.04.1994 tarihleri arası dönem zorunlu sigortalı borcunu tam olarak karşılamadığı, en son ödemenin bulunduğu 22.02.1993 ay sonu itibariyle eski Türk lirası cinsinden 685.353 TL borcunun kaldığı, ayrıca davacının 16.11.1999 tarihli isteğe bağlı değerlendirme dilekçesine istinaden 15.10.1996-18.05.2000 tarihleri arasındaki dönemin de 01.10.1996-28.02.1999 tarihleri arası isteğe bağlı hizmet borcunu karşıladığı, ancak isteğe bağlı talebinden sonra ödenen primlere söz konusu dönemlerde prim borcu bulunması sebebiyle isteğe bağlı hizmet verilmediği bildirilmiş, gelen müzekkere cevaplarından davacının 64 gün SSK hizmet süresinin bulunduğu, askerlik borçlanması yaptığı, borçlanma ve SSK hizmeti ile birlikte ilk tescil tarihinden geriye çekildiğinde emeklilik hesabına esas sigortalılık başlangıç tarihinin 08.10.1989 tarihi olacağı ve 01.06.2002 tarihi itibariyle 12 yıl 7 ay 23 gün sigortalılığının bulunacağı, tahsis koşulları yönünden 51 yaş, 25 yıl ve 9000 gün koşullarını sağlaması halinde yaşlılık aylığına hak kazanacağı, 17.10.2014 tarihli tahsis talep tarihi itibariyle 25 yıl sigortalılık süresi ve 51 yaşın ikmal edildiği, 07.08.1989-07.04.1991(askerlik borçlanması), 07.04.1991- 30.06.1991 (SSK hizmeti), ihtilaf bulunmayan 12.08.1991-20.04.1994, 01.10.1996-28.02.1999, 25.07.2002-17.10.2014 tarihleri arası dönemde ihtilafsız 19 yıl, 2 ay, 2 gün prim ödeme gün sayısının bulunduğu, ihtilaf konusu dönemin 21.04.1994-31.09.1996 ile 01.03.1999- 24.07.2002 tarihleri arası dönem olduğu, kurumun 27.04.1996 tarihli hizmet ekstresinde davacının 14 yıl, 8 ay, 18 gün Bağ-Kur hizmetinin bulunduğu, 28.04.2006 tarihli hizmet ekstresinde gözüken bakiye 249,58 TL borcun aynı tarihte kuruma ödenmek suretiyle kapatıldığı, 17.10.2014 tarihi itibari ile davacının 25 yıl, 4 gün süre prim ödemesinin bulunduğu, aylık bağlama tahsis koşullarının bulunduğu anlaşılmış olup, her ne kadar kısa kararımızda 07.08.1989-30.06.1991, 12.08.1991-28.02.1999, 25.07.2002-17.10.2014 tarihleri arası dönemde 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti yönünde hüküm kurulmuş ise de, ihtilaf konusu dönemin 21.04.1994-30.09.1996 ile 01.03.1999-24.07.2002 tarihleri olduğu ve ihtilaf konusu dönem prim borçlarının rızai ve icra kanalı ile ayrıca af yasaları kapsamında ödenmiş oluşu gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. 2'nci Bozma Kararı
Dairenin 17.11.2021 tarih ve E.2021/6202, K.2021/14388 sayılı kararında; "İnceleme konusu somut olayda; davanın kabulüne karar verilmiş ise de bozma gereğinin tam olarak yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir.
Mahkemece yapılması gereken iş, davacının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamındaki çalışmaları (07.04.1991- 30.06.1991) dışlanmalı, bozma ilamı doğrultusunda yapılan hesaplamaya göre davacı tarafından yapılan icra ödemeleri kapsamında 15.10.1996 tarihine kadar ve yine 25.07.2002- 17.10.2014 tarihleri arasında aynı Kanun'un 4/1-b maddesi kapsamında olduğunun kurum kabulünde olduğu hususu da gözönünde bulundurularak, 15.11.1999 tarihinden sonraki dönemlerin ileriye yönelik kaç günlük süreye tekabül ettiği yeniden kurumdan sorularak ve gerekirse bilirkişi raporu alınarak, neticesine göre Bağ-Kur sigortalısı olarak yaşlılık aylığı bağlanma şartlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmelidir." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Kurumun 01.07.2022 tarihli müzekkere cevabı ile davacının 20.04.1994-15.10.1996 tarihleri arasında 4/1-b hizmetinin bulunmadığı, 25.07.2022 tarihinde vergi mükellefi olduğundan 25.07.2002-17.10.2014 tarihleri arasında 4/1-b sigortalısı olduğu, 15.10.1996-18.05.2000 tarihleri arasındaki tüm prim ödemelerine 15.11.1999 tarihinden sonraki ödemelerin ileriye yönelik hizmet almadığına ilişkin gelen müzekkere cevaplarından davacının 64 gün SSK hizmet süresinin bulunduğu, askerlik borçlanması yaptığı, borçlanma ve SSK hizmeti ile birlikte ilk tescil tarihinden geriye çekildiğinde emeklilik hesabına esas sigortalılık başlangıç tarihinin 08.10.1989 tarihi olacağı ve 01.06.2002 tarihi itibariyle 12 yıl 7 ay 23 gün sigortalılığının bulunacağı, tahsis koşulları yönünden 54 yaş, 25 yıl ve 9000 gün koşullarını sağlaması halinde yaşlılık aylığına hak kazanacağı, 17.10.2014 tarihli tahsis talep tarihi itibariyle 25 yıl sigortalılık süresi ve 54 yaşın ikmal edildiği, 07.08.1989-07.04.1991(askerlik borçlanması), ihtilaf bulunmayan 12.08.1991-15.10.1996, 16.10.1996-28.02.1999, 25.07.2002-17.10.2014 tarihleri arası dönemde ihtilafsız 19 yıl, 11 ay, 21 gün prim ödeme gün sayısının bulunduğu, tahsis talep tarihi itibari ile aylık bağlama tahsis koşullarının kısmi olarak taşıdığı anlaşılmış, davacının 5510 sayılı Kanun'un 4/-a maddesi kapsamındaki çalışmaları dışlanmak sureti ile (07.04.1991-30.06.1991) ve davacı tarafından yapılan icra ödemeleri kapsamında 15.10.1996 tarihine kadar ve 25.07.2002-17.10.2014 tarihleri arası dönemde davacının kanunun 4/1-b maddesi kapsamında kurum nezdinde sigortalı sayılması ve bozma öncesi yapılan tespit ve değerlendirmeler de gözetilerek 07.08.1989-07.04.1991, 12.08.1991-15.10.1996, 16.10.1996-28.02.1999, 25.07.2002-17.10.2014 tarihleri arası dönem Bağ-Kur sigortalısı olduğununu tespiti ile 17.10.2014 tarihli tahsis talebine istinaden 1479 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi uyarınca kısmi yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı kurum vekili, bozma gereklerinin yerine getirilmediğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kurum işleminin iptali ile yaşlılık aylığı bağlanması istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.Davanın yasal dayanağı; 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7 nci maddesindeki; “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun'un geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler.” düzenlemesi ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı gereği 1479 sayılı Kanun'un 24 ve 25 inci maddeleridir.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanun'un 24 ve 25 inci maddelerinde “...kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler...”, “meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren” zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılmışken, anılan maddelerde 19.04.1979 gün ve 2229 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, “kendi adına ve hesabına” çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir. 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemede, kendi adına ve hesabına çalışma koşuluna ek olarak “gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar” için mükellefiyetin başlangıç tarihinden, “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmakla beraber gelir vergisinden muaf olanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar” kayıtlı oldukları tarihten itibaren sigortalı sayılmaktadır.
22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikte ise, bu kez, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; “gerçek ve götürü usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkarlar Siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlardan” gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da Esnaf ve Sanatkarlar Siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayılmışlardır.
02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemede de; kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; “gelir vergisi mükellefi olanlar ile, gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıt olanlar” sigortalı sayılmışlardır.
Yukarıda açıklanan tüm bu Kanunlarla yapılan değişiklikler; önceki mevzuatın öngördüğü koşullara sahip olan sigortalıların, sigortalılık niteliklerine son vermemekte, değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Bağ-Kur sigortalılık niteliğini kazananlar yönünden yeni düzenlemeler içermektedir. Tersinin kabulü, kazanılmış hakları ortadan kaldırmak olur ki, bu durumun kabulüne yasaca ve hukukça olanak olmadığı açıktır.
2. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
3. Değerlendirme
1.Dava, 20.04.1994-25.07.2002 tarihleri arasındaki prim borcunun icra yoluyla tahsil edilmiş olmasına rağmen bu döneme ilişkin vergi kaydı olmaması nedeniyle 1479 sayılı Kanun'a tabi hizmetin sayılmamasına ilişkin kurum işleminin iptali ile Bağ-Kur sigortalısı olarak yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkin olup davanın reddine yönelik kararın temyizi neticesinde verilen ilk bozma ilamında; "Davaya konu somut olayda; davacının 07.08.1989-07.04.1991 tarihleri arasında askerlik borçlanması, 07.04.1991-30.06.1991 tarihleri arasında 4/a sigortalılık, 12.08.1991-20.04.1994, 01.10.1996-28.02.1999, 25.07.2002-halen devam eden Bağ-kur sigortalılık kaydı bulunduğu, 15.04.1992 tarihinde prim ödemesi yapmaya başladığı ve dosyada yer alan belgelere göre en son 17.10.2014 tarihinde prim ödemesi yaptığı, dava dilekçesi ekinde yer alan tahsilat makbuzlarına göre ... 1. İcra Müdürlüğü'nün E.1995/2319 sayılı dosyasına davacı tarafından eski para birimiyle 15.10.1996 tarihinde 9.000.000, 4.000.000, 4.150.000 TL tutarında "Bağ-Kur açıklamasıyla" ödemeler yapılarak aynı tarihte dosyanın infaz edildiği, icra dosyasının SEKA'ya gönderilmiş olması nedeniyle mahkemeye ibraz edilemediği, davalı kurumun davacının 15.10.1996 tarihli ödemesine istinaden isteğe bağlı değerlendirmesi yapılarak 28.02.1999 tarihine kadar isteğe bağlı hizmet verildiği, davacının ise 15.11.1999 tarihli dilekçesi ile başvuru tarihinden sonra toplu ödediği primlerin isteğe bağlı sigortalı olarak değerlendirilmesini talep ettiği ayrıca 25.07.2002 tarihli vergi kaydına istinaden 4/b sigortalılığının yeniden başlatıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, eldeki davada, Mahkemece, davacının icraen prim ödeme kodu ile yani, 00 kod ile yaptığı dosyada tahsilat makbuz fotokopisi de bulunan 15.10.1996 tarihli prim ödemesinin icra ile tahsil edilmiş ise primlerin alındığı süreleri kapsayan dönemde davacının sigortalılık süresinin 1479 sayılı Kanun kapsamında geçmişe yönelik olarak ne kadar süreye karşılık geldiği, davacının 1992 ve 1997 yıllarındaki af Kanun'ları kapsamında ödemelerinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, anılan ödemelerin, ihtilaf konusu olan sigortalılık sürelerini kapsayıp kapsamadığı belirlenmeli, davacının, isteğe bağlı sigortalılık talebinde bulunduğu 15.11.1999 tarihi sonrasında ödenen primlerin ileriye yönelik olarak isteğe bağlı sigortalılık süresine dahil edilmesi gerektiğinden bu döneme ilişkin ödemelerin isteğe bağlı olarak kaç güne karşılık geldiği davalı kurumdan sorularak ve gerekirse bilirkişi raporu alınarak yaşlılık aylığı tahsis şartlarının irdelenmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedeni... " olduğu gerekçeleriyle kararın bozulmasına karar verilmiş; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde verilen kararın yeniden temyizi üzerine bu defa son bozma ilamında;"... 15.11.1999 tarihinden sonraki dönemlerin ileriye yönelik kaç günlük süreye tekabül ettiği yeniden kurumdan sorularak ve gerekirse bilirkişi raporu alınarak, neticesine göre Bağ-Kur sigortalısı olarak yaşlılık aylığı bağlanma şartlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmesi" gereğine işaret edilerek karar bozulmuş ise de bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Tüm dosya kapsamından, davalı kurum tarafından davacının 15.10.1996 tarihli icra ödemesine istinaden isteğe bağlı sigortalılık değerlendirmesi yapılarak 28.02.1999 tarihine kadar isteğe bağlı sigortalılık hizmeti verildiği; öte taraftan davacı tarafından 01.03.1999, 26.03.1999 ve 30.06.1999 tarihlerinde 19.500.000,00'er (eski) TL, 30.07.1999 tarihinde 24.000.000,00 TL ve 18.05.2000 tarihlerinde 100.000.000,00 TL prim ödemeleri yapıldığı, kurum tarafından yapılan açıklamalarda söz konusu ödemelerin 01.10.1996-28.02.1999 dönemlerine sayıldığının belirtildiği, yapılan işlemler neticesinde icra ödemeleri kapsamında davacı 28.02.1999 tarihine kadar isteğe bağlı sigortalı sayılmış olduğu halde 01.03.1999- 18.05.2000 tarihleri arasında yapılan prim ödemelerini de aynı döneme sayarak tarih ve miktarları yazılı işbu prim ödemelerinin dikkate alınmamış olduğu anlaşılmaktadır. Bu ödemeler de değerlendirilerek ve önceki bozma ilamlarında belirtildiği üzere davacının, isteğe bağlı sigortalılık talebinde bulunduğu 15.11.1999 tarihi sonrasında ödenen primlerin ileriye yönelik olarak isteğe bağlı sigortalılık süresine dahil edilmesi gerektiğinden bu döneme ilişkin ödemelerin isteğe bağlı olarak kaç güne karşılık geldiği davalı kurumdan sorularak ve yaşlılık aylığı talebi yönünden yapılacak değerlendirmede tüm bu hususlar dikkate alınmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
15.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!