WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/1795 E.  ,  2024/6415 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1644 E., 2022/867 K.
KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 34. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/1324 E., 2022/21 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...’ın eşi, diğer davacıların babası olan ... Kocadağ'ın davalı işveren ...’a ait inşaatta kalıp ustası olarak çalışmaktayken 04.09.2014 tarihinde dördüncü katın ahşap kalıplarının sökülmesi esnasında dengesini kaybederek yaklaşık 11 metre yükseklikten düşerek hayatını kaybettiğini, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/119266 dosyasında aldırılan ve akabinde açılan Ankara 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/440 Esas sayılı dosyada mevcut bilirkişi raporuna göre davalıların kusurunun bulunduğunu belirterek ölüm nedeniyle yapılan masraflar için 100,00 TL, davacı eş ... için 177.824,07 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminat , davacı çocuk Hamide için 50,00 TL maddi tazminat ile 20.000,00 TL manevi tazminat , davacı çocuk ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müteveffanın kazanın gerçekleştiği gün işe başladığını, kalıp söküm işinde değil getir götür işinde çalıştığını, kazanın mesai bitiminin akabinde gerçekleştiğini, kovuşturma esnasında alınan raporda ...'ın asli kusurlu ve müteveffanın tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ...’ın 4 yıl hapis cezası ile cezalandırıldığını, iş kazasının oluşu hususundaki nedensellik bağının henüz netleşmediğini, SGK tarafından ödeme yapılmışsa müvekkillerinden destekten yoksun kalma tazminatı talep edilemeyeceğini, müteveffanın hastane, ambulans, mezar yeri ve taziye evindeki 7 gün boyunca yemek masraflarının müvekkili ... tarafından karşılandığını ve manevi tazminat istemlerinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, iş kazasının oluşumunda davacılar murisinin %20, davalı işveren ...'ın % 70, davalı işveren vekili ...'ın % 10 kusurlu olduğu kabulünden hareketle;"1-Davanın kısmen kabulü ile,
177.824,07 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi olan 04.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a ödenmesine,
100,00 TL cenaze ve defin masrafının olay tarihi olan 04.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılar ... ve ...'ye yarı oranında ödenmesine,
30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 04.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a ödenmesine,
20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 04.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ye ödenmesine,
20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 04.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'e ödenmesine,
Davacı ... yönünden destekten yoksun kalma maddi tazminat talebinin reddine, " şeklinde karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde faize ilişkin bir talep olmadığını, nitekim 17.11.2016 tarihinde yapılan duruşmada taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunun “Davacılar murisinin davalılara ait inşaatta kalıp ustası olarak çalışırken 04/09/2014 günü inşaatın son katında dengesini kaybederek yüksekten düşmesi sonucu hayatını kaybettiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminatın tahsiline yönelik olduğu” olarak belirtildiğini, Hakimin taleple bağlı kalması gerektiğini, davacıların 25.06.2021 tarihli ıslah dilekçeleri ile davayı sadece bilirkişi raporunda tespit edilen tazminat miktarı yönünden ıslah ettiklerini, ıslah dilekçesinde de faize ilişkin talebin yer almadığını, olay tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, maddi destekte bulunan kişinin gelirinin tümünü destekten yoksun kalanlara vermesinin hayatın olağan akışı uyarınca mümkün olmadığını, en azından pasif döneme ait hesaplamada eşinden dolayı bağlanan maaşının toplam tazminattan düşülmesi gerektiğini, kabul edilen destekten yoksun kalma tazminatı belirlenirken, hem asgari ücrete göre destek tazminatı hesaplandığını, hem de pasif dönemde alacağı varsayılan emekli maaşının toplamdan düşülmediğini, bu durumun hakkaniyete uygun olmadığını, yargılama aşamasında düzenlenen bilirkişi kurulu raporlarına yönelik itirazlarının hiç dikkate alınmadığını, özellikle kök raporda işçi sağlığı ve güvenliği açısından gerekli düzenlemelerin olması gereken açısından sıralanmadığını, ancak somut olay açısından iş kazasının gerçekleşmesinde uyulmayan kuralların ne olduğunun açıkça ortaya konmadığı ve uyulmayan kural açısından kaza ile ilgililer arasında uygun illiyet bağı kurulmadığını, kusur oranının da gerçeğe uygun belirlenmediğini, dava kısmen kabul edilmiş olmasına karşın lehilerine hükmedilen avukatlık ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13 üncü maddesinin 2 nci bendinin diğer maddelerdeki düzenlemelerden soyutlanarak yalnız başına yorumlanması sonucu belirlendiğini, bu durumun harcanan emek açısından hakkaniyete uygun olmadığını belirtilerek istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dosyanın incelenmesinden; müteveffanın kalıp ustası olup mesai bitiminde bina inşaatında yüksekten düşerek vefat ettiği; SGK Teftiş raporu uyarınca olayın iş kazası sayıldığı, işveren ...'ın % 90 ve işçinin % 10 oranında ağır kusuru bulunduğunun belirtildiği; Ankara 29.Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/440 esas sayılı dava dosyasında sanık ...'ın asli kusurlu olduğu belirtilerek taksirle ölüme sebep olma suçundan hapis cezası ile cezalandırıldığı, ilamın Yargıtay 12.Ceza Dairesinin onama kararı üzerine kesinleştiği; Mahkemece müteveffanın kusurunun % 20 oranında takdir edilerek hüküm tesis edildiği, takdir edilen kusur oranının oluşa ve özellikle hakkaniyete uygun olduğu, ceza yargılaması ve SGK Teftiş raporu ile örtüştüğü; dava ve ıslah dilekçesinde ayrıca ve açıkça faiz isteminde bulunulduğu, aktüerya hesap raporunun dosya ve içtihatlara uygun tanzim edildiği kanaatine varılmış olup davalılar tarafından bu hususlarda ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Ancak Mahkemece davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarları hakkında her bir davacı yönünden ayrı vekalet ücreti verilmesi hatalı olup, davalılar bu konudaki istinaf talebinde haklıdır. Buna göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla birlikte, Mahkemece vekalet ücreti uygulanmasında hata edilmiş olup ancak Dairemizce yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından davalıların sair istinaf sebeplerinin reddi ve vekalet ücretinin düzeltilmesi yönünden kabulü ile HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kararın yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi

3. Değerlendirme
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Dosya kapsamından; mahkemece maddi zararın belirlenmesine dair 31.05.2021 tarihli kök hesap raporunun aldırıldığı iş bu raporda davacılar murisi ile davacıların destekten yararlanma sürelerinin tespitinde PMF-1931 tablosunun esas alındığı, kusur oranlarının uygulanması sırasında ise hükme esas alınan kusur raporunda belirlenen oranlar yerine Kurum denetmen raporunda tespit olunan davalı işverenin % 90 oranında kusurundan hareketle hesaplama yapıldığı , Kurum tarafından ödenen peşin sermaye değerli gelirin mahsup edilmediği, davacı eş Döndü yönünden zararın 177,824,07 TL olarak belirlendiği , iş bu rapora davacılar vekilince itiraz edilmediği ve rapor gibi ıslah dilekçesi sunarak davacı ... yönünden talebini arttırdığı, Mahkemece hükme esas alınan 18.01.2021 tarihli heyet raporunda belirlenen kusur oranlarının uygulanması ve TRH-2010 tablosunun dikkate alınması amacıyla ek rapor düzenlenmesi için bilirkişiye tevdi edildiği, 08.11.2021 tarihli ek raporda Mahkemece aldırılan heyet kusur raporunda belirtilen oranların uygulandığı, Kurum tarafından ödenen peşin sermaye değerli gelirin tazminattan indirildiği ancak ne var ki TRH-2010 tablosunun esas alınması nedeniyle zararın daha fazla 179.105,57 TL olarak hesaplandığı, Mahkeme gerekçesinde anılan rapora itibar edildiğini davacının maddi zararının 179.105,57 TL olduğu tespiti ile devamında davacı talebi ile bağlı kalındığından bahisle ıslah dilekçesinde talep edilen miktar üzerinden karar verildiği anlaşılmıştır.

Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.

Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).

Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2 nci maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.

Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.

Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)

Somut olayda, davacılar vekilinin aldırılan kök rapora itirazının bulunmadığı gözden kaçırılarak mahkemece kusur oranlarının doğru uygulanması ile davacı kazalının bakiye ömür süresinin tespitinde resen TRH-2010 tablosunun uygulanmasına dair ara kararı gereğince düzenlenen ek raporun hükme dayanak kılınması ve bu suretle davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak ihlal edilerek sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.

Yapılacak iş Mahkemece yeniden hesap raporu aldırmak; aldırılacak raporda davacı vekilince itiraza uğramayan 31.05.2021 tarihli kök raporda esas alınan verilerin aynen dikkate alınması, tarafların kusur durumunun tespitinde oluşa uygun görülen 18.01.2021 tarihli kusur raporunda belirlenen oranların uygulanması ile son olarak Kurum tarafından yapılan rücuya tabi ödemelerin hesaplanan maddi zarardan düşülmesi hususlarını gözetmek ve oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış hak ilkesi de göz önünde bulundurularak karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.