10. Hukuk Dairesi 2023/1734 E. , 2024/6288 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1927 E., 2021/1510 K.
KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Erciş 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2021/122 E., 2021/234 K.
Taraflar arasında iş kazasından kaynaklı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar ve davalı vekilleri tarafından temyiz edildiği, davalı vekilinin temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasını talep ettiği, 18.11.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. ... ile davacılar adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanarak sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün yapılan incelemede noksan tespit edilen hususların ikmali için dosya mahalline geri çevrilmekle, geri çevirme ile dosya dairemize gelmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ...'ın davalı şirket nezdinde TOKİ-Konya Beyşehir konut inşaatında çalışırken 04.03.2017 tarihinde inşaatın 8.katında aşağıdan asansör ile yukarıya gönderilen tuğlaları istiflerken yük asansörünü yukarı çeken çatağın kırılması sonucu kopan demir parçasının başına çarpması neticesinde 8 inci kattan aşağı düştüğünü, olayda işverenin ağır kusuru ve ihmali bulunduğunu, sürekli iş gücü kaybına dayanan maddi ve manevi zararın işverence giderilmesi gerektiğini, olayın müvekkilinin ana-baba ve kardeşlerini de manevi olarak zarara soktuğunu beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere iş gücü kaybı nedeniyle 5.000,00 TL, bakıcı gideri olarak 5.000,00 TL olmak üzere 10.000,00 TL maddi tazminatın; ... için 300.000,00 TL, ana-baba için ayrı ayrı 100.000,00 TL, 3 ayrı kardeş için ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi tazminat toplamı 650.000,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş olup davacılar vekilinin ıslah dilekçesi ile iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat talebini 228.886,72 TL olacak şekilde arttırıldığı anlaşılmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkemenin yetkisiz olduğunu, davanın müvekkilinin ikametgahı olan İstanbul yada işin yapıldığı yer olan Konya ilinde açılması gerektiğini, dava dilekçesinde kendileri için tazminat talep edilen Irmak, Miraç efe ve ... isimli şahısların T,C. kimlik numaraları ile kimin velayetinde olduklarının belirtilmediğini, bu sebeple bu şahısların davacı sıfatları olmadığından taleplerinin reddi gerektiğini, iş güvenliği noktasında en yakın denetim olan 12.01.2017 tarihinde bakanlık ekipleri tarafından herhangi bir eksiklik tespit edilmediğini, davacı işçinin ... ... adlı taşeron işçisi olduğunu, gerekli eğitimi olmadığından kazanın olduğu sahada çalışmaması ikazında bulunulmasına rağmen taşeron işverenin bu ikazı dikkate almadığını, müvekkili tarafından her türlü koruyucu ekipmanın çalışanlara verildiğini, davacının bakıcı gideri talebine dayanak iddiasını ispata yarar delil bulunmadığını, manevi zarara ilişkin talebin açıklanıp delillendirilmediğini ve fahiş olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; Tüm bilgi ve belgeler dosyaya kazandırıldıktan maluliyet durumunun tespiti için Adli Tıp Kurum Başkanlığınca rapor tanzim edildiği, davacı ...'ın meydana gelen iş kazasında %24 oranında malul olduğu ve sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, daha sonra kusur incelemesi için talimat aracılığı ile bilirkişilere tevdii edilen dosyada alınan son kusur raporunda: dava konusu olayda davalı işveren şirketin %85 ve davacı sigortalının ...'nun %15 oranında kusurlu olduğu, kusur raporu dosyaya kazandırıldıktan sonra dosyamız hesap bilirkişisine tevdii edilmiş ve alınan son raporda; %24 oranında maluliyete uğrayan davacının ve 9 ay iş göremez halde kaldığı ve bakiye 269.278,49 TL tutarında sosyal güvenlik sistemince karşılanmayan peşin sermaye değerli iş gücü kaybı tazminatı bulunduğu, Bu rakamdan davalı ... Yapı İnşaat Mimarlık Müh. San. Tic. Ltd. Şti'nin %85 oranında kusuru çerçevesinde 228.886,72 TL'den sorumlu olduğu dikkate alınarak anılan miktarın kaza tarihinden faiziyle davalıdan tahsiline karar verildiği, dosyaya ibraz edilen Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Dairesinin 29.05.2019 tarih ve 9379 sayılı kararında, kazaya uğrayan işçinin sürekli bakıma muhtaç olmadığı rapor edildiğinden davacının bakıcı giderine yönelik talebinin reddine karar verildiği, Manevi tazminat istemi yönünden; Somut olayda manevi tazminat miktarı belirlenirken tarafların kusur durumu dikkate alınarak; Sigortalı ... lehine 35.000 TL, ana ve baba lehlerine 25.000 TL’şer ve kardeşleri lehine 15.000 TL’şer manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının hem tecrübeli, hem de eğitim almış bir işçi olarak baret ve emniyet kemeri takmaması nedeni ile kendi kusuru sonucunda yaralandığını, mahkemece kaçınılmazlık ilkesinin değerlendirilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kazada, kazazede tamamen kusurlu olmasına rağmen; aldırılan kusur bilirkişi raporunda, kazazedenin %15, davalı müvekkili şirkete %85 kusur atfedilmesinin, bu rapora yapılan itirazları dikkate alınmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hesap incelemesine ilişkin olarak Yargıtay 7. Hukuk Dairesi uygulamasına göre, TRH 2010 tablosuna göre hesaplama yapılması gerekirken, bilirkişinin 1931 tarihli PMF tablosunu baz alarak bakiye ömrü belirlemesinin hatalı olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, gerek dava dilekçesi ile talep edilen gerek ise ıslah dilekçesi ile talep edilen tüm tazminat ve alacakların zamanaşımına uğradığını, manevi tazminat taleplerinin reddi gerekirken, davacı ve yakınları için manevi zarara hükmedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; somut olayda; davacı sigortalının davalı şirkete ait iş yerinde çalışırken 04.03.2017 tarihinde 8 inci kattan düşmek suretiyle kaza geçirdiği, bu olayın bir iş kazası olduğunun kurumca tespit edildiği, ATK 3. İhtisas Kurulu Raporunda davacının sürekli maluliyet oranının %24 olarak, iyileme sürecinin ise 9 ay olarak belirlendiği, Mahkemece iş güvenliği uzmanlarından oluşan üçlü bilirkişi heyeti tarafından tanzim olunan kusur raporunda, kazanın meydana gelmesinde kazazedenin % 15, davalı işverenin ise % 85 oranında kusurlu olduklarının tespit edildiği, kusur raporunun dosya içeriğine, olayın meydana geliş şekline, 4857 sayılı İş Kanunu ile 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümlerine uygun düştüğü, hükme esas alınan hesap incelemesinin de Yargıtay uygulamalarına uygun olduğu ve itibar edilebilir nitelik taşıdığı görülmekle davalı işverenin istinaf sebeplerinin reddi gerektiği, iş kazası nedeniyle sağlık bütünlüğü bozulan sigortalının yakınlarının manevi tazminat talep etme haklarının bulunduğu düşünülse dahi, olayın özelliğine, yaralanmanın niteliğine, meslekte kazanma gücündeki kayıp oranına ve özellikle ağır bedensel zarar oluşmaması nedenleriyle davacı anne ve baba ile kardeşler lehine yansıma yolu ile manevi tazminata hükmedilmemesi gerektiği değerlendirilmekle, bu yöne ilişkin davalı istinaf sebeplerinin kabulü ile HMK.nın 352/1.b-2 maddesi uyarınca Mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulması gerektiği sonucuna varılarak; Davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile 228.886,72 TL maddi ve 35.0000 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 04.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacı sigortalı ...'ya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, diğer davacıların manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Müvekkilinin her iki ayak bileğinde kırıklar nedeniyle 2 yıl yatalak kaldığını, uzun süren tedavisinde hastanede babası refakatçi kaldığını, eve geldikten sonra evde davacı ailesi tarafından bakıldığını %24 oranındaki iş göremezlik derecesi gözetildiğinde emsal kararlara göre müvekkili anne baba ve kardeşlerin manevi tazminat alacaklarının kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Olayda kaçınılmazlığın değerlendirilmesi gerekirken değerlendirilmediğini, işçinin kendisine tebliğ edilen talimatlara uymadığı için %100 kusurlu kabulü gerektiğini, davacının emniyet kemeri ve baret kullanmadığını hesapta aleyhe olan hususlara itiraz ettikleri gözetilerek karar verilmesi gerekirken itirazlarının gözetilmediğini, davanın belirsiz alacak davası olarak değerlendirilemeyeceği gibi maddi istemin artırılması isteminin ıslah olup zamanaşımına uğradığını, manevi tazminatın davacıya SGK’dan bağlanan gelir ve ödenek bağlanması ve davacı sigortalı zararının karşılanmış olması karşısında reddi gerektiğini, her bir davacı yönünden lehlerine ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin dava ve ıslah tarihinden hükmedilmesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigortalının iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemleri ile bu iş kazası nedeniyle yansıma suretiyle zarar gören anne, baba ve kardeşlerinin manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369,370 ve 371 inci maddeleri, "Bilirkişi raporuna itiraza" ilişkin 281 inci maddesi, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 üncü maddeleri delaletiyle 49,50,51,52,53,54,55 ve 56 ncı maddeleri, "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler bakımından iş yerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleri, "Usuli kazanılmış hak" yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.
3. Değerlendirme
A) Davacı vekilinin kardeşler ..., ..., ... yönünden reddolan manevi tazminat istemlerine, davalı vekilinin ise davacı sigortalı ... için kısmen kabul olunan manevi tazminat istemine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
3. Bölge Adliye Mahkemesinin 04.11.2021 karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 78.630 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin esas hakkında verdiği yukarıda belirtilen kararda davacılardan ..., ..., ... lehlerine 50.000 TL'şer manevi tazminat talep edildiği, Bölge Adliye Mahkemesince bu istemlerin reddedildiği, davacı ... lehine ise 300.000 TL'lik manevi tazminat isteminden 35.000 TL'lik kısmın kabul edildiği, temyiz itirazlarına göre davacı vekilinin sigortalı yönünden reddolan manevi tazminatı açıkça temyiz etmediği, davacı kardeşler yönünden reddolan manevi tazminatlar ile davalı aleyhine sigortalı lehine hükmedilen manevi tazminatın, birbirlerinden ve diğer hükümlerden ayrı olarak anılan kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla, bu hükümlere yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
B) Davalı vekilinin davacı sigortalı ... maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen maddi tazminat istemine ilişkin kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere özellikle davanı belirsiz alacak davası niteliğinde olup, maddi tazminat isteminden artırılan kısmın zamanaşımına uğramadığı, olayda kaçınılmazlığın etkisi bulunmayıp, kusur oran ve aidiyeti açısıdan davacıya atfedilen %15 oranındaki kusur oranı yerinde olup bu oran haricindeki %85 oranındaki kusurdan, davalının dava harici sorumlularla beraber, davacıya karşı müteselsilen sorumlu olup davalılar arasındaki kusur oran ve aidiyetinin sorumlular arasında ileride açılabilme imkanı olan rücu davasında tartışılıp karara bağlanma imkanı bulunmasına, maddi tazminat hesabının temyiz sebeplerine göre dosya içeriği ile dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına göre davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemesi nedeniyle maddi tazminata ilişkin hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
C) Davacı vekilinin anne ve baba ... ve ... yönünden reddolan manevi tazminat istemlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davacı vekilinin ise aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 47 nci maddesine göre manevi tazminat isteme hakkı doğrudan doğruya cismani zarara maruz kalan kişiye aitti. Yansıma yoluyla aynı ... nedeniyle üzüntü duyanların manevi tazminat hakkı ise hukuk doktrini ve Yargıtay kararlarında kabul edilmekteydi. Nitekim, kaza sonucu ağır yaralanan ve iki kez ameliyata rağmen iyileşmeyen çocuklarının durumu sebebiyle ruhsal bütünlüğü bozulan anne ve babanın (H.G.K. 26.4.1995 gün ve 1995/11-122, 1995/430) ve haksız ... sonucu ağır yaralanan ve erektil disfonksiyona maruz kalan kocanın karısının manevi tazminat isteyebileceklerine (H.G.K. 23.9.1987 gün ve 1987/9-183 1987/655) işaret edilmişti.
3. Kaza ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56 ncı maddesi ile ise bu konu yeniden düzenlenmiş olup özetle "ağır bedensel zarar yada ölüm halinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar para ödenmesine karar verilebileceği" hükmü getirilmiştir. Bu yeni düzenlenme ile 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun yürürlülük zamanında içtihatlarla düzenlenen husus yasa koyucu tarafından açıklığa kavuşturulmuş ve yaralanan sigortalının yakınlarının manevi tazminat davası bakımından haksahipliği durumu ön şartı olarak "ağır bedensel"zarar koşulunu getirmiştir.
4. Somut olayda, davacı ...'nun davalı şirket ile dava harici ... Şirketinin oluşturduğu Adi Ortaklığın, dava harici TOKİ'den üstlendiği inşaatta adi ortaklık işçisi olarak çalışmaktayken inşaatın G 8 bloğuna aşağıdan gırgır vinç ile gönderilen tuğlaları karşılamak için inşaatın çatı katında bulunduğu sırada, gırgır vincin çatıdaki üçayak ismi verilen ayağını zemine bağlayan ayağının kopup işçiye çarpması işçiyi zemin kata düşürmesi neticesinde sigortalıda kalça ve bacak kemiklerinde kırıklar oluşacak şekilde ve %24 oranında iş göremezliğe uğrattığı, Adli Tıp raporunda geçici iş göremezlik süresinin kaza tarihinde 9 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği ve iş kazasının gerçekleşmesinde davalının %85 ve davacının %15 oranında kusurlu olduğunun tespit edilmiş olması karşısında, sigortalı ...'nun sürekli iş göremezlik oranı ile geçici iş göremezlik süresinin uzunluğu dikkate alındığında bu durumun ağır bedensel zarar niteliğinde olması nedeniyle sigortalının anne ve babası lehine manevi tazminat tazminata hükmedilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde ret kararı verilmesi hatalı olmuştur.
5. Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
6. O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında karar veren Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
VI. KARAR:
1.Davacılar vekilinin, kardeşler ..., ..., ... yönünden reddolan manevi tazminat istemlerine, davalı vekilinin ise davacı sigortalı ... için kısmen kabul olunan manevi tazminat istemine yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,
2.Davalı vekilinin, davacı sigortalı ... maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının reddiyle maddi tazminat hükmünün ONANMASINA,
3. Davacı vekilinin, anne ve baba ... ve ... yönünden reddolan manevi tazminat istemlerine yönelik temyiz itirazları nedeniyle sair temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA,
4. Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacılara iadesine,
5. Maddi tazminat hükmünün onanması nedeniyle aşağıda dökümü yapılan harcın davalıdan tahsiline,
6. Dairemizde icra edilen duruşmada davacılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olması nedeniyle 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7. Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!