WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 20 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/1712 E.  ,  2024/6260 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/4864 E., 2021/1187 K.
KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 9. İş Mahkemesi
SAYISI : 2015/442 E., 2019/573 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının 06.01.2012 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, meydana gelen kazanın oluşumunda müvekkilinin kusur ve sorumluluğunun olmadığını, tüm hastane masraflarını müvekkili şirketin karşıladığını, manevi tazminat adı altında talep edilen bedelin fahiş olduğunu, müvekkili şirketin işveren sorumluluk sigortası yaptırdığını, Anadolu Sigorta'ya yapılan hasar bildirimi sonrasında sigorta şirketince hasar dosyası açıldığını, sigorta şirketine davanın ihbarını ve davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davanın kısmen kabulü ile 109.684,67 TL maddi tazminatın 06.01.2012 tarihi itibari ile işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 20.000,00 TL manevi tazminatın 06.01.2012 tarihi itibari ile işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacının kendi kusuru nedeniyle kazanın meydana geldiğini, meydana gelen kazada müvekkil şirketin kusurlu bulunmadığını, şirketinin işçi sağlığı yönünden gerekli olan bütün tedbirleri aldığını, %75 oranında kusur atfedilmesinin kabul edilemeyeceğini, takdir olunan manevi tazminatın fazla olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını beyanla Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, SGK Denetmenince verilen 21.05.2012 tarihli raporda 06.01.2012 tarihinde meydana gelen kazanın bir iş kazası olduğu, işverenin hadisenin meydana gelmesinde %75 oranında 3.kişi ... ...'ın %10 oranında, kazalı işçi ...'in %15 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, Mahkemesince yapılan yargılamada alınan 16.01.2019 tarihli heyet raporunda meydana gelen kazada işveren ...'ın %75 oranında kusurlu olduğu, davacının ise %25 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, 03.04.2019 tarihli ek heyet raporunda meydana gelen kazada işverenin %75 oranında kusurlu olduğu, davacının ise %25 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, dosya kapsamı, delil durumu, kusura ilişkin tüm raporlar, 6331 sayılı Kanun'un 4 üncü ve devamı maddelerindeki düzenlemeler dikkate alındığında davalı şirketin %75, davacının %25 oranında kusurlu olduğunun kabulünün usul ve Kanun'a uygun bulunduğu, davacının Bursa Çekirge Devlet Hastanesi 21.02.2013 tarihli raporu esas alınmak üzere Ankara SGK Sağlık Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Kurum Sağlık Kurulunca verilen 13.03.2013 tarihli rapora göre %10 malul olduğu, SGK Yüksek Sağlık Kurulunun 08.04.2016 tarihli rapora göre çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybının %10 malul olduğu, Adli Tıp Kurumunca verilen 03.05.2017 tarihli rapora göre davacının E cetveline göre %9,1 meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının bildirildiği, Adli Tıp 2.Üst Kurulu'nca verilen 29.03.2018 tarihli rapora göre davacının maluliyetinin %9,1 olduğunun bildirildiği, davacının gerçek zararının hesabında bordrolarda yazan ücretin esas alındığı, bordrodaki ücretin asgari ücretin 2.6 katı olduğu ve bu miktarın esas alındığı, hesap raporunda PMF yaşam tablosuna göre davacının bakiye ömrünün tespit edildiği, aktif devre ve pasif devre zarar hesaplarının yapıldığı, gerekli arttırım ve iskontoların uygulandığı, maluliyetin %9.1 olarak kabulü ile aktüerya bilirkişisi tarafınca verilen 03.09.2019 tarihli ek hesap raporuna itibar edilmesinde istinaf talebiyle bağlılık kuralı gereği hukuka aykırılık görülmediği, iş kazasının 06.01.2012 tarihinde meydana geldiği davanın ise 06.07.2015 tarihinde açıldığı hal böyle olunca davanın zamanaşımına uğramadığının anlaşıldığı, Mahkemenin 20.000,00 TL manevi tazminata hükmetmesinin kaza tarihindeki ekonomik şartlar, hakkaniyet ve manevi tazminatın niteliğine uygun bulunmadığı ve bir miktar fazla olduğu kanaatine varıldığı, taktiren 15.000 TL manevi tazminata hükmedilmesinin uygun bulunduğu gerekçesiyle davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile Bursa 9. İş Mahkemesinin 2015/442 Esas - 2019/573 Karar sayılı ilamının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile 109.684,67 TL maddi tazminatın 06.01.2012 tarihi itibari ile işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 15.000,00 TL manevi tazminatın 06.01.2012 tarihi itibari ile işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde belirttiği sebepler ile maluliyet oranlarının çelişkili olduğunu, davacı lehine hesaplanan maddi tazminat tutarından SGK tarafından davacı yana bağlanan gelirin maddi zarar hesabından tenzil edilmesinin gerektiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigortalının iş kazası nedeniyle vefat etmesi sonucu yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55 inci, 74 üncü ve 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 inci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanunu'nun 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

2.6100 sayılı HMK'nın 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.

3.Dosya içeriğine göre temyize konu edilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL'nin altında bulunduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.

2. Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararların ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtayın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.

3.Davanın bu yönüyle yasal dayanağını, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu oluşturmaktadır. Kanun'un 55 inci maddesinde; “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.” hükmüne yer verilmiştir.

4.Adalet Komisyonunun 55 inci madde gerekçesine göre; “sosyal güvenlik ödemelerinin, denkleştirme (indirim) işlevi görebilmesi, onun sorumluluğu doğuran olaya sebebiyet verenlere rücu edilebilmesine bağlıdır. Bu kural gereği rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri, teknik arıza ve tam kaçınılmazlık hallerindeki ödemeler, bu tazminatlardan indirilemez. Bağlanan gelirlerin, işçinin kusuru ve kaçınılmazlık gibi nedenlerle rücu edilemeyen kısmı da indirilemez. Bir kısmı rücu edilemeyen miktar dahi denkleştirilemeyeceği gibi, zarar görenin kusuruna (müterafık kusura) yansıyan sosyal güvenlik ödemeleri, tahsis tarihinden sonra meydana gelen sosyal güvenlik ödemelerindeki artışlar, kısmi kaçınılmazlık ve teknik arıza halindeki ödemeler ve benzerleri rücu edilemediğinden bu miktarlar dahi denkleştirilemez.” düzenlemesi mevcuttur.

5. Öte yandan, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanun'un 2 nci maddesinde; “Türk Borçlar Kanunu'nun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanır” düzenlemesi yer almıştır. Dairemizin ve giderek Yargıtayın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir. Kaldı ki, 6098 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi de emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır.

6.Diğer taraftan, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer yandan, sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir.

7.5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinde iş kazasının 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 inci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bildirilmiştir.

8.5510 sayılı Yasa’nın 18 nci maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19 ncu maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir.

9.5510 sayılı Kanun'un 95 inci maddesine göre; "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usûlüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'nca karara bağlanır.

10.Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.

11.Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu'ndan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.

12.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, davacının davalı şirket nezdinde kalıp işçisi olarak çalıştığı, duvara çivi çakarken çivinin baş kısmının kırılması ile sağ gözüne çarpması sonucu yaralandığı, davacının iş göremezlik oranına ilişkin alınan Ankara SGK Sağlık Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Kurum Sağlık Kurulu'nca verilen 13.03.2013 tarihli rapora göre %10 oranında sürekli iş göremezliğinin bulunduğu, itiraz üzerine alınan SGK Yüksek Sağlık Kurulunun 08.04.2016 tarihli raporuna göre davacının çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybının %10 olduğu, Adli Tıp Üçüncü Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 03.05.2017 tarihli kararında davacının E cetveline göre %9,1 meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının bildirildiği, Adli Tıp 2. Üst Kurulunun 29.03.2018 tarihli kararında ise davacının katarak ve iris sifinkter yırtığının travmatik olduğunun ancak olay tarihli tıbbi belge mevcut olmadığından dava konusu olayla illiyetinin kurulamadığının, illiyetinin Mahkemece kabulü halinde E cetveline göre %9,1 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının, bir başkasının sürekli bakımına muhtaç olmadığının oy birliği ile mütalaa edildiğinin belirtildiği, Mahkemece %10 sürekli iş göremezlik nedeniyle davacıya bağlanan iş göremezlik gelirinin ATK tarafından belirlenen %9,1 oranı sonrası devam edip etmeyeceği ya da fiili ödemeye dönüşüp dönüşmeyeceğinin SGK'dan sorulduğu, Kurumun 26.06.2019 tarihli yazı cevabında ATK kararlarının Kurum işlemleri açısından geçerli olmadığının, ayrıca farazi hesaplamanın yapılmasının teknik olarak da mümkün olmadığının belirtildiği anlaşılmıştır.

13. Mahkemece davacının iş göremezlik oranının %9,1 olduğuna itibar edildiği, davacının maddi zarar alacağının hesap edildiği 06.11.2018 tarihli kök ve 29.04.2019 tarihli ek bilirkişi raporlarının esas alındığı, iş bu raporlarda mahsup edilecek fiili ödeme miktarı SGK tarafından bildirilmediğinden herhangi bir tenzilat yapılmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır.

14.Davalı tarafından dosyaya sunulan 23.06.2023 tarihinli SGK evrakında davacının 12.09.2019 tarihli kontrol muayenesinde Kurum Sağlık Kurulunun 16.01.2020 tarihli kararında; kazalının maluliyetinin azalma kaydıyla %0 olarak tespit edildiği görülmüştür.

15.Mahkemece yapılacak iş, öncelikle SGK'nın 23.06.2023 tarihli yazısını araştırmak, akabinde oluşacak sonuca göre yukarıda bahsedilen prosedür işletilerek davacının belirlenecek iş göremezlik oranının başlangıç tarihlerini ve sonradan iyileşme söz konusu olmuş ise bu kez iyileşme tarihlerini açıkça gösterir rapor almak ve giderek alınacak hesap bilirkişi raporunda işbu tarihleri kapsayan iş göremezlik oranlarını esas almak, davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakları gözeterek, alınacak yeni hesap raporunda 06.11.2018 tarihli hesap raporunda belirlenen bilinen/iskontosuz, bilinmeyen/iskontolu dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin değişmemesi diğer bir deyişle bilinen dönemin ileri çekilmemesi gerektiğini dikkate almak, maddi tazminat alacağından davacı için bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerini veya varsa fiili ödemeleri tenzil etmek, yapılacak hesabı ve bunlar dışındaki usuli kazanılmış hakları da gözeterek oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.

16. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

17. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

VI. KARAR:
Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

2.Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,

3. Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.