WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/169 E.  ,  2024/2848 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/643 E., 2022/1843 K.
KARAR : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/433 E., 2022/19 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 22.08.2016 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin TMSF ye devredildiğini, FETÖ/PYD kapsamında soruşturmanın devam ettiğinden ödeme yapılmadığını, ücret alacaklarının zamanaşımına uğradığını, 2016 Temmuz ayı bordrosuna göre en son net ücretinin 1.794,00 TL olduğunu, fazla mesai yapılmadığını, bordrolarda da fazla mesailerin ödendiğini, yıllık izinlerini kullandığını, kullanmadıklarının ödendiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile, 357.260,69 TL maddi tazminatın, 75.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece, hatalı bilirkişi raporları ile sonuca gidildiğini, hesap raporuna yönelik beyan ve itirazlarının göz ardı edildiğini, davacının net ücretinin hatalı şekilde tespit edildiğini, tablo incelendiğinde, tablonun işverence sağlanan çocuk yardımı bölümüne, maddi hata yapılarak asgari ücret tutarları girildiği, bu nedenle davacının toplam net ücretinin 2018 için 1.913,06 TL iken; 2019 için 4.240,63 TL, 2020 için 4.878,10 TL ve 2021 için 5.929,83 TL olduğu şeklinde fahiş ve hatalı sonuçlara varıldığını, itiraz etmiş oldukları tablo incelendiğinde çocuk yardımı tutarlarının bariz şekilde hatalı belirlendiği kolaylıkla anlaşılabilecek durumda olduğunu, bahsi geçen yanlışlığın, bilirkişi tarafından yapılan maddi bir hata sonucu oluştuğu kanaatinde olduklarını, açıklanan nedenler ile bilirkişi tarafından tespit edilen tutarlar bariz şekilde hatalı olup taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi tarafından oluşturulan tabloda ayrıca AGİ miktarlarına yer verilerek, ücret tespitinde AGİ dahil edilerek hesaplama yapıldığını, davacının çocuklarının bu dört yıldan fazla süre içerisinde 18 yaşını doldurabileceği, yine eşinin çalışmaya başlamış olabileceği ihtimali gözden kaçırılarak varsayımlar ile hesaplama yoluna gidildiğini, kusur raporuna yönelik beyan ve itirazlarının göz ardı edildiğini, Mahkeme tarafından hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 22.08.2016 tarihinde davalı şirketin sakatat temizleyici işçisi olarak çalışan davacı, işyerinde bulunan sucuk dilimleme makinesinde çalıştığı ve kesim alanındaki sucukları topladığı sırada makine kapağının kapanması ve makinenin çalışmaya başlaması üzerine sol eli dilimleme makinesine temas ettiği ve sol el parmağından yaralanarak iş kazası geçirdiği, davacının İstanbul SGM'nin 10.03.2017 tarihli raporu ile maluliyet oranının %40,2 olarak tespit edildiği ve kontrol muayenesinin gerekmediğinin bildirildiği, YSK'nun 28.02.2018 tarihli raporu ile davacının maluliyet oranının düzeltme kaydıyla %39,2 olarak tespit edildiği ve kontrol muayenesinin gerekmediğinin bildirildiği, süresi içerisinde davalının itirazı üzerine Adli Tıp Kurulu 3. İhtisas Kurulunun 02.01.2019 tarih ve 176 sayılı raporunda %33 oranında tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu ikinci üst kurulunun 28.11.2019 tarih ve 2146 sayılı raporunda %33 tespit edildiği, kurum tahkikat raporunda işverenin %100 oranında kusurlu olduğu, davacı sigortalının kusursuz olduğunun belirtildiği, Sakarya 3. İş mahkemesinin 2017/597 Esas sayılı hak sahipliği dosyasında hükme esas alınan bilirkişi raporunda tarafların kazanın oluşumundaki kusur oranlarının belirlenmesi açısından iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetinden rapor alındığı, 04.01.2019 tarihli bilirkişi heyetinden alınan raporda kaza olayının meydana gelmesinde davalı işverenin toplam %90 oranında kusurlu olduğu, davacı kazalı işçinin ise kaza olayının meydana gelmesinde %10 oranında kusurlu olduğu, Mahkemece işbu dosyada aldırılan 04.02.2021 tarihli bilirkişi heyetinden alınan raporda kaza olayının meydana gelmesinde davalı işverenin toplam %90 oranında kusurlu olduğu, davacı kazalı işçinin ise kaza olayının meydana gelmesinde %10 oranında kusurlu olduğu, somut olayda, tarafların kusur durumlarının tespiti için alınan 04.02.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunun ehil ve konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından tanzim edildiği, işbu bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen kusur durumunun tespitine ilişkin raporun da kapsamlı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu gibi dosya kapsamına, delil durumuna ve somut olayın meydana geliş şekline de uygun olduğu, taraflara izafe edilen kusur oranlarının tarafların somut olaydaki yükümlülükleri ile de örtüştüğü ve kusur oranlarının hakkaniyete uygun olarak tasnif edildiği, bilirkişi heyeti raporlarının tarafların görev ve sorumlulukları ile kusur oranlarının belirlenmesi açısından hak sahipliği dosyasında aldırılan rapor ile birbiri ile de örtüştüğü, ayrıca bilirkişi heyetinin somut uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlayacak şekilde uzman kişilerden seçilerek oluşturulduğu, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda belirtilen bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen kusur durumunun tespitine ilişkin işbu raporlara itibar edilerek bu raporların hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin kusur durumunun tespitine ilişkin istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği, Dairece aldırılan 28.07.2022 tarihli ek rapor ile davacının çalışmasının geçtiği tespit olunan (iş kazası tarihi 22.08.2016 – ila çalışmasının son bulduğu 2017 ocak devresi arası) devre için davacının imzalı bordrosundaki verilere göre tespit edilecek son ücretini aynı tarihte geçerli asgari ücrete oranlayıp tespit edilecek bu asgari ücret katını takip eden aktif devre sonuna kadar uygulayarak maddi tazminat alacağının hesaplandığı, kök rapordaki davalının ücretteki maddi hataya yönelik istinafının yerine getirildiği, hükme esas alınan ek raporun usul ve yasaya uygun ve denetime elverişli olduğu, taraf vekillerinin rapora itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmakla 28.07.2022 tarihli ek raporun hükme esas alındığı, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın oluş şekli, maluliyet oranı ve olay tarihi dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesince takdir edilen manevi tazminat miktarına ilişkin kararın isabetli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne HMK'nın 353/1-b.2 gereği, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, 226.527,95 TL maddi tazminatın, 75.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, maddi ve manevi tazminat talebinde fazlaya ilişkin isteklerin reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kazanın oluşumunda, müvekkilinin herhangi bir kusuru olmadığını, kazanın işverenin ve çalıştırdığı kişilerin İş Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğüne aykırı hareketinden ihmal ve tedbirsizliğinden meydana geldiğini, bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu beyanla bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanun'un 2 nci ve 77 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4 üncü maddeleridir.

3. Değerlendirme
1. Davacı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanunun 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanunun 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

2.6100 sayılı HMK'nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.

Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla davacı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.

2. Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davacı vekilince temyiz sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin aynı zamanda istinaf sebebi olarak daha evvelce de ileri sürüldüğü, işbu sebeplerin Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı şekilde incelenerek istinaf başvurusunun değerlendirildiği, böylelikle Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,

2.Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.