10. Hukuk Dairesi 2023/14010 E. , 2024/583 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2523 E., 2023/1843 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/51 E., 2023/182 K.
Taraflar arasındaki gelir başlangıç tarihinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının başvurusunun esastan reddine, davalı Kurum başvurusunun ise süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının babası ... 'ın iş kazası-meslek hastalığı sürekli iş göremezlik geliri almakta iken 21.08.2001 tarihinde vefat ettiğini, davacının babasından dolayı sürekli iş göremezlik gelir almak için Kuruma yapmış olduğu başvurunun reddedildiğini daha sonra 05/12/2017 tarih 30261 sayılı Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin geçici 36.maddesi gereğince gelir bağlandığı, ancak 05.12.2017 tarihinden öncesine ait gelirlerin ödenmediğini, 5510 sayılı Kanun değişikliği ve talep tarihi dikkate alınarak gelir bağlanması gerektiğini belirterek davacıya bağlanan iş kazası-meslek hastalığı sürekli iş göremezlik gelirinin başlangıç tarihinin tespitine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; dava açmadan önce Kuruma başvuru şartının yerine getirilmediğini, davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davacının dava açmakta hukuki yararının olmadığını, Yönetmeliğin ilgili hükümleri uyarınca Kurum işleminin yerinde olduğunu belirterek davanın reddi talebinde bulunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasının kabulü ile davacı ...'a 5510 sayılı Kanun'un 20 maddesi kapsamında 21.08.2001 tarihinde vefat eden babası ... Orak'tan bağlanan ölüm gelirinin başlangıç tarihinin 01.04.2014 olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Davanın meslek hastalığı- iş kazası ölüm sigortasından 5.12.2017 tarihinden önceki döneme ait gelirlerin ödenmemiş olması sebebiyle müvekkilinin meslek hastalığı iş kazası ölüm sigortasından gelir başlangıç tarihinin tespitine ilişkin olduğunu,
-Ancak kararın gerekçe kısmının 3. Sayfasının son paragrafında "...Kanun'un 55/2 fıkrasındaki güncelleme işlemi yapılmaksızın ancak üçüncü fıkrasında belirtilen alt sınır gözetilerek 34 ve 54 üncü madde hükümlerine göre aylık bağlanması gerektiği ve davacı tarafça davalı SGK' na yapılan başvuru üzerine 5.12.2017 tarih 30261 sayılı Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin Geçici 36 maddesi gereğince 5.12.2017 tarihinden itibaren gelir bağlandığı ancak 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı kanunun 97. Maddesi gereğince davacıya bağlanan gelirin başlangıç tarihinin talep tarihinden geriye doğru 5 yıllık süreyi takip eden ay başı olduğu..." belirtilerek gelirinin bağlanması aşamasında güncelleme işlemi yapılmaksızın ancak alt sınır gözetilerek gelirin bağlanması gerektiğine karar verilmiş olmakla dava konusu talep dışına çıkılarak taraflar arasında ihtilaf konusu olmayan gelir bağlanma şekline ilişkin olarak verilen kararın usul ve Kanun'a dosyaya sunulmuş emsal kararlara ve eşitliğe aykırı olduğunu,
-Zira Kurumun 5.12.2017 tarihli 30261 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Yönetmeliğin Geçici 36 ncı maddesinde gelirlerin güncelleme yapılmak suretiyle bağlanmasının düzenlenmiş olmakla davalı kurum tarafından bu düzenlemeye göre güncelleme yapılmak suretiyle gelirlerini bağladığı,
-05.12.2017 tarihli 30261 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Yönetmeliğin Geçici 36 ncı maddesinde ;"Geçici Madde 36 – İş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünü % 50 oranının altında kaybetmesi nedeniyle sürekli iş göremezlik geliri bağlanmış iken, Kanunun yürürlük tarihinden önce ölen ve ölümün iş kazası veya meslek hastalığına bağlı olmaması nedeniyle hak sahiplerine ölüm geliri bağlanmamış sigortalıların almakta olduğu sürekli iş göremezlik gelirinin, Kanunun yürürlük tarihine kadar aylık artışlarıyla güncellenmiş tutarı, Kanunun 34 üncü ve 97 nci maddesi hükümlerine göre hak sahiplerine gelir olarak bağlanır." şeklinde yer alan düzenlemede de kanunun yürülük tarihine kadar aylık artışlarıyla güncellenmiş tutarının bağlanacak gelire esas alınması gerektiğinin düzenlendiğini,
-Mahkemece kararın gerekçe kısmının bu anlamda hem taleple bağlılık ilkesine hem de Yönetmelik hükümlerine de aykırı olduğunu,
-Kanun'un 20/3 üncü maddesinde yer almasa da 55/2 nci maddesindeki açık hükme göre davacıya bağlanan gelire güncelleme yapılması gerektiği halde Mahkemece dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve Kanun'a ve ekte sundukları emsal içtihatlara aykırı olduğunu,
-Kanunda 1.10.2008 tarihinden önce vefat eden sigortalıların hak sahiplerine gelir bağlanmasına yönelik bir düzenleme yer almadığından Kanun'un yürürlüğünden sonra vefat eden sigortalıların da güncel aldığı gelirin ayrıca güncellenmesi gerekmediğinden yasa da böyle bir düzenleme olmamakla birlikte 01.10.2008 tarihinden önce vefat eden sigortalıların hak sahipleri hakkında yönetmelikle getirilen düzenlemede hakkaniyete uygun olarak güncelleme yapılması gerektiğinin düzenlendiğini,
-Kanun'da 1.10.2008 tarihinden önce ölen sigortalıların hak sahiplerine ilişkin bir düzenleme yapılmamış olması sebebiyle de bu durumda olanlara gelirlerin nasıl bağlanılacağının da yasada yer almadığını, esasen güncelleme yapılmasına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmeme sebebinin; 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren yasal düzenleme ile 1.10.2008 tarihinden sonra normal zamlarla gelir almakta iken ölen sigortalıların hak sahiplerine ölüm sebebine bakılmaksızın meslek hastalığı-iş kazası ölüm sigortasından ölüm tarihini takiben gelir bağlanması olup zaten ölüm tarihi ile gelirin bağlanma tarihi arasında geçen bir sürenin olmaması gerektiğini,
-Oysa davada olduğu gibi müvekkilinin babasının 05.03.1981 tarihinde vefat ettiğini ve %31,2 maluliyeti sebebiyle sağlığında almakta olduğu en son geliri 05.03.1981 tarihinde ödenen gelir olup bu gelirin hak sahibi kızına güncelleme yapılmadan ancak alt sınır gözetilerek bağlanmasına karar verildiğinde davacı müvekkiline alt sınırdan bağlanması sonucuna doğuracağından bu durumda maluliyetin %31,2 olması ile % 10 olması arasında bir fark olmayacağı her iki maluliyet sebebiyle alt sınırdan gelir ödeneceğini, bu durumun 1.10.2008 den sonra % 31,2 maluliyeti varken ve buna göre gelir almakta iken ölen sigortalıların hak sahiplerine bağlanan gelirin daha yüksek ancak 01.10.2008 den önce ölen sigortalının en son ödenen geliri ölüm tarihindeki yani 05.03.1981 tarihindeki miktar olacağından alt sınırdan ödenecek olduğundan daha az olması sonucunu doğuracağı, aynı durumda olan hak sahipleri arasında farklı farklı gelir bağlanması sonucunu doğuracağını,
-Kurumun geliri Yönetmeliğe göre bağladığını, taraflar arasındaki ihtilafın, başlangıç tarihinin ne olacağında olduğunu,
-Mahkemenin gerekçesinde belirtilen hususlar dava konusu ile ilgili olmadığından ve davacı sigortalının aleyhine durum yaratacak mahiyette olduğundan ve bu tarz kararlar sebebiyle SGK tarafından gelirler indirilerek sigortalı hak sahibine borç tahakkuku yapılmakta olduğundan gerekçe kısmı yönüyle kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,
-Mahkemenin harç ve masraflarının usul ve yasaya aykırı hüküm altına alındığını belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Davacının açmış olduğu dava ile babası ... 'tan bağlanan meslek hastalığı-ölüm sigortası gelir başlangıç tarihinin tespitine ilişkin açmış olduğu dava Yerel Mahkemece kabul edildiğini, Mahkeme kararını hatalı bulduklarını, aşağıda sundukları nedenler karşısında kararın aşağıda sundukları nedenler ve resen tespit edilecek diğer nedenler karşısında kaldırılarak ''davanın reddine'' karar verilmesini talep ettiklerini,
-Davanın yetkili mahkemede açılmadığını, tüzel kişiliği haiz kuruluşu SGK Başkanlığının ikametgâhı Ankara’da olduğundan davanın Ankara Mahkemelerinde açılması gerektiğini, bu nedenle yetkili olmayan mahkemede açılan davanın reddi gerektiğini,
-Davacının iddia ettiği bu dönem açısından hak düşürücü süre ve zamanaşımı geçtikten sonra dava açıldığından, yasal süresi içerisinde de açılmayan davanın reddi gerektiğini,
-Davada husumet hatası yapıldığını, Zonguldak Sigorta il Müdürlüğü’nün bağımsız tüzel kişiliği olmadığını, husumetin doğrudan ... Başkanlığı’na yöneltilmesi ve dava dilekçesinin de Başkanlığın Ankara adresine tebliği gerektiğini, husumet hatası nedeni ile davanın reddedilmesini talep ettiklerini,
-11.09.2014 tarihli Resmi Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesi ile 5521 sayılı Kanun'un 7 nci maddesine eklenen 3 ve 4 üncü fıkralara göre:
"31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat edilmesi zorunludur. Diğer kanunlarda öngörülen süreler saklı kalmak kaydıyla yapılan müracaata altmış gün içinde Kurumca cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır. Kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması şarttır. Kuruma başvuruda geçirilecek süre zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz ‘’hükmü gereğince de kuruma başvurulmadan açılan davanın reddi gerektiğini,
-Davanın yasal dayanaktan yoksun bulunduğunu, davacının murisinin 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden önce vefat ettiğini, vefat tarihindeki hukuksal duruma göre davacının dava konusu ettiği konuda ve davacı yararına yasal bir düzenleme bulunmadığını, aksine davacının durumundaki kişilerin dava konusu edilen gelire hak kazanamayacaklarına ilişkin düzenleme olduğunu, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra Yasa'nın 20. maddesiyle düzenleme yapıldığını, ancak bu hukuksal durumun davacının murisinin Yasa'nın yürürlük tarihinden önce vefat etmesi sebebiyle davacıyı kapsamadığını, zira kanunların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin genel kurallara göre kanunların geriye yürümeyeceğini, kanunların geriye yürümesi konusunda mevzuatta genel bir düzenleme olmadığı gibi, konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında da açıkça belirtildiği gibi, kural olarak, her kanun, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar ve bu tarihten sonra meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulandığını, bu nedenle davacının taleplerinin haksız olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini,
-5510 sayılı Kanun'da kanun koyucu 20 nci madde ile yasa yürürlüğe girdikten sonra hak sahibi olacaklara ilişkin bir düzenleme yapmış ve onlara hak tanıdığını, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 1 inci maddesinin ikinci fıkrasında kanun koyucunun iradesinin açıkladıkları gibi olduğunu, önceki kanun döneminde hak sahibi olanlara 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmamasının düşünüldüğünün anlaşıldığını, 5510 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin aşağıdaki gibi olduğunu,
-Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri
Geçici Madde 1 - (Değişik Madde RGT: 08.05.2008 RG NO: 26870 Kanun No: 5754/68)
-Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanların, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu Kanunla mülga 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanların, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanların, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edildiğini,
-17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Kanun'lara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 08.02.2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanun'un 1 inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edildiğini, bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümlerinin uygulandığını,
-Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı ve 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı Kanunlara göre ödenmekte olan sosyal yardım zammı ile telafi edici ödeme tutarlarının, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte ödenen tutarlar esas alınarak, ilgililerin gelir ve aylıklarına ilâve edilerek ödendiğini, sosyal yardım zammının ilavesinde tamamı dağıtılacak şekilde, hak sahiplerinin gelir ve aylıklardaki hisselerinin esas alındığını,
-Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerine göre sigortalı sayılanlara ve bunların hak sahiplerine bağlanmış olan aylık ve gelirlerinin, 55 inci maddenin ikinci fıkrasına göre arttırıldığını,
-506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanunlar kapsamında geçen sigortalılık süresi fiili hizmet süresi ve prim ödeme gün sayısı, genel sağlık sigortasının uygulanmasında gerekli olan sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayılarında dikkate alındığını,
-5510 sayılı Kanun ile maddeleri mülga edilen kanunlara göre bağlanan gelirler hakkında yapılacak işlemlerin 5510 sayılı Kanun'un yukarıda belirtilen Geçici 1 inci maddesi gereğince mülga kanun hükümlerine göre değerlendirildiğini, buna göre de davacının tabi olduğu Kanuna göre dava konusu ettiği talebi haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,
-Bilindiği üzere 05.12.2017 tarih ve 30261 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin Gecici 36 ncı maddesinde '' İş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünü %50 oranının altında kaybetmesi nedeniyle sürekli iş göremezlik geliri bağlanmış iken, Kanunun yürürlük tarihinden önce ölen ve ölümün iş kazası veya meslek hastalığına bağlı olmaması nedeniyle hak sahiplerine ölüm geliri bağlanmamış sigortalıların almakta olduğu sürekli iş göremezlik gelirinin, Kanunun yürürlük tarihine kadar aylık artışlarıyla güncellenmiş tutarı, Kanunun 34 üncü ve 97 nci maddesi hükümlerine göre hak sahiplerine gelir bağlanır.'' denildiğini,
-Yine 01.03.2018 tarihinde yayınlanan 2018/9 genelgenin 10 uncu maddesinde '' Yönetmelik 5.12.2017 tarihinde yürürlüğe girdiğinden Kanunun 34 üncü maddesine istinaden hak sahipliği koşulları ile Kanunun 97 inci maddesine istinaden zamanaşımı hükümleri 05.12.2017 tarihi itibariyle değerlendirilecektir.'' denildiğini,
-Kurumlarından 8/77519 tahsis numaralarıyla aylık/gelir almakta olan ... 'ın 21.08.2001 tarihinde vefat ettiğini, hak sahibi ...'a 26.09.2018 tarihli ve ...'a 29.03.2019 tarihli taleplerine istinaden, 9/114848 tahsis numarasıyla 05.12.2017 tarihini takip eden aybaşı olan 15.12.2017 tarihinden itibaren ölüm geliri bağlandığını belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun süreden reddine ,davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, kamu düzenine aykırılık nedeni ile kararın kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf taleplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı Kurum vekili, istinaf taleplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, gelir başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 7201 sayılı Kanun'un 7/a ve 11 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Dosya kapsamı incelendiğinde, İlk Derece Mahkemesi hükmünün davalı Kurum vekilinin elektronik tebliğ adresine 20.05.2023 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
2. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “elektronik tebligat” başlıklı 7/a maddesi; “Aşağıda belirtilen gerçek ve tüzel kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur.
11. İdareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları; adli ve idari yargı mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birim…” düzenlemesini, aynı Kanun’un 11 inci maddesi ise “vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır…” düzenlemesini içerdiğinden, İlk Derece Mahkemesi hükmünün, vekil adı
tebliğ mazbatasında belirtilmek suretiyle Kurumun ilgili birimine tebliğ edilmelidir.
3.Belirtilen mevzuat çerçevesinde somut olay incelendiğinde, İlk Derece Mahkemesi hükmünün davalı Kuruma usulüne uygun tebliğ edilmediği anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin süresinde yapıldığı kabul edilip, davanın esasına girilerek karar verilmesi gerekmektedir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun süre yönünden reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!