WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/13833 E.  ,  2024/7106 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2761 E., 2023/3180 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 45. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/414 E., 2023/684 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalı ... Akademi Şirketi yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... Şirketi vekili ve davalı ... Şirketi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Şirketi vekili ve davalı ... Şirketi vekili tarafından temyiz edilmek ve de davalı ... Şirketi vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 25.06.2024 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ... Yapı Mimarlık Müh. Dış Tic. ve San. Ltd. Şti. adına Av. ... ile davacılar adına Av. ... ve davalı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş. adına Av. ... geldiler. Davalı ... Akademi İş Sağlığı Merkezi Eğitim Danışmanlık İnş. Oto San. ve Tic. Ltd. Şti. adına gelen olmadı, vekilinin mazeret dilekçesi gönderdiği görüldü. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili özetle; müvekkillerinin murisinin iş kazasında vefat ettiği, kazanın meydana gelişinde davalıların kusurlu olduklarından bahisle eş ... için 768.811,01 TL maddi, 150.000,00 TL manevi, çocuk ... için 3.720,95 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle iş kazasının meydana gelişinde ... sigortalı ile onun işvereni olan davalı ... Şirketinin bir kusurunun bulunmadığı, davalı ... Şirketinin %60, davalı ... Şirketinin %40 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davalı ... Şirketi yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... şirkleti vekili ve davalı ... Şirketi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle husumet ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından huzurdaki davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesinin gerektiğini, davacıların istemine konu iş kazasının oluşumuna bakıldığında kazanın ölen işçinin tamamen dikkatsiz ve tedbirsiz davranması nedeniyle yani kendisinden ileri gelen davranışından meydana geldiğinin anlaşıldığını, bu noktada illiyet bağının kesilmesi durumu söz konusu olduğundan davacıların yasal şartları taşımayan maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiğini, dosyada mevcut raporların hukuka aykırı ve denetime elverişsiz olmasına rağmen yerel mahkemece gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmaksızın hükme esas alınmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davacıların manevi tazminat talebi hakkında tesis edilen kararın usul ve Kanun'a aykırı olduğunu, hükmedilen tazminatın fahiş olduğunu, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, dosya kapsamında yapılan vekalet ücreti, yargılama gideri ve harç hesaplamalarının da hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı ... Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle, husumet itirazında bulunduklarını, kazada ölen işçinin davalı şirketin işçisi olmayıp aralarında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, davacıların talep etmiş olduğu maddi ve manevi tazminat taleplerini kabul etmemekle birlikte davacıların belirsiz alacak davası olarak açmış olduğu maddi tazminat davasının HMK 107 maddesindeki şartları taşımadığından hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin gerektiğini, davalının olaya ilişkin hiçbir kusuru bulunmadığını, dosyada birden çok rapor olduğunu ve raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden hüküm kurulmasının usul ve Kanun'a aykırı olduğunu, davacılar vekilinin ıslah dilekçesinde davalılardan müteselsilen ve müşterek talep etmesine ve davalılardan ... Akademi İş Sağlığı Merkezi Eğitim Dan. İnş. Oto. San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın reddine karar verilmesine rağmen vekalet ücreti hususunun eksik olarak değerlendirilmesinin de usul ve Kanun'a aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Şirketi vekili ve davalı ... Şirketi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerekçesiz karar verildiğini, dosyada mevcut kusur ve hesap bilirkişi raporlarının hukuka aykırı ve hükme esas alınmaya elverişsiz olduğunu, raporlara itirazlarının irdelenmediğini, husumet itirazlarının değerlendirilmediğini, davalı şirketler ile müvekkili şirket arasındaki sözleşmelerin niteliğinin göz ardı edildiğini, müvekkili şirket hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin işveren sıfatıyla sorumluluğu bulunmadığını, istisna akdinin söz konusu olduğunu, kazanın müteveffanın ağır kusuru neticesinde gerçekleştiğini, kazazede işçiye kusur atfedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin kusursuz olduğunu, ... işçinin ve diğer işçilerin kazaya neden olan eylemlerinin, müterafik kusurun yoğunluğunun, ağırlığının kazanın oluşumundaki etkisi incelenmediğini, zarara uğrayanın ağır kusuru ile illiyet bağının kesildiğini, davalı ... Şirketine kusur verilmemesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan kusur raporunda kaçınılmazlık faktörüne ilişkin bir inceleme yapılmamış olmasının hatalı ve kabul edilemez nitelikte olduğunu, yine hükme esas alınan kusur raporunda kazada dava dışı gerçek veya tüzel kişilerin kusuru olup olmadığı, varsa ne oranda kusurlu olduklarının inceleme konusu yapılmadığını, ceza dava dosyasının kesinleşmesi beklenmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan tazminat miktarlarının da hatalı ve kabul edilemez nitelikte olduğunu, bilirkişi tarafından kusur indirimi yapılmaksızın hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, davacılar tarafından talep edilen tazminatların zamanaşımına uğradığını, hesaplamaya yönelik olarak zamanaşımı definin dikkate alınmadığını, hükme esas alınan bilirkişi hesap raporunda işlemiş kazanç dönemi, iskontolu kazanç dönemi başlangıç ve bitiş tarihlerinin hatalı olarak belirlendiğini, gerçek zarar hesabının hatalı olduğunu, destek payları, destek süreleri, destek geliri ve indirim kalemleri ile oranlarının hatalı belirlendiğini ve fahiş tazminat hesabı yapıldığını, bakiye ömür hesabında Yargıtay kararlarına aykırı olacak şekilde TRH-2010 yaşam tablosunun esas alınması usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilinen dönem hesabının, bilirkişi hesap tarihini aşar şekilde yapılmasının tazminat ve aktüerya ilkelerine aykırı olduğunu, hükme esas alınan hesap raporunun 06.01.2023 tarihli olup davacının işlemiş dönem hesabının rapor tarihi olan 06.01.2023 tarihinde sona ermesi gerekirken 31.12.2023 tarihine kadar hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, maddi tazminat talebinde bulunan ... mirasçılarına Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının usulüne uygun bir şekilde tespit edilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi hesap raporunda sağ kalan eşin evlenme oranının hatalı belirlendiğini, müteveffanın oğlunun yüksek öğrenimini bitirdiği ve neredeyse 25 yaşını doldurduğu, dolayısıyla destekten yaralanamayacağı açık olmasına rağmen davacı oğul adına tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müteveffanın ücretinin asgari ücret olup asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, müteveffanın emekli olduğu hususunun da Mahkemece göz ardı edildiğini, emekli çalışanın maddi zarar hesabının farklı usulle yapılması gerektiğini, zira desteğin emeklilik dönemindeyken yaşamını yitirdiği gözetilerek net asgari ücret esas alınmak suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini, aksi yönde emsal ücrete göre yapılan hesaplamaların hukuka aykırı ve hükme esas alınamaz nitelikte olduğunu, müteveffaya ait özlük dosyası eksiksiz bir şekilde celp edilmeden hüküm kurulduğunu, emsal ücret araştırması sonucunda belirlenen ücretin de hatalı, fahiş ve kabul edilemez nitelikte olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatların fazla olduğunu, Mahkemece davacıların kabul edilen talepleri yönünden faizin nevi ve başlangıç tarihinin de hatalı olduğunu, vekalet ücreti, yargılama gideri ve harç hesaplamalarının hatalı olduğunu, müteselsil sorumluluğa hükmedilmesinin doğru olmadığını, müvekkili şirketin kusuru karşılığını oluşturan kısmına hükmedilmesi gerektiğini, ilerleyen aşamalarda usuli kazanılmış hak iddiası ile karşılaşmamak ve müvekkili şirket aleyhine sonuçların doğmasını önlemek adına, hükümde yer alan ve aleyhe olan hiçbir tespit, hesaplama, kanaat veya diğer hususu kabul etmediklerini ve hepsine itiraz ettiklerini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının müvekkili şirketin işçisi olmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, müteveffanın %100 kusurlu olduğunu, kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, olayın meydana gelişinde; ... şantiye şefleri ve formenleri tarafından konulan merdiven sebebiyle kazanın meydana geldiği düşünüldüğünde; müvekkilinin bu olaydan dolayı kusuru olmadığının apaçık ortaya konulduğunu, diğer davalı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş.'nin olaya ilişkin kusurlu durumunun dikkate alınması gerektiğini, diğer davalı ... şirketinin iş sağlığı güvenliği hizmeti vermiş olması ve davacının iş sağlığı güvenliği uzmanı olduğu göz önüne alındığında; gerekli iş güvenlik eğitiminin davacıya verildiğinin de inkar edilemeyeceğini, buna ilişkin evrakların da diğer davalı ... Şirketinden dosya kapsamanına kazandırılmasını talep ettiklerini, müvekkili şirketin söz konusu kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğu yönünden illiyet bağının kesildiğini, hüküm altına alınan manevi tazminatların fazla olduğunu, hesap raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, davacının ücretinin resmi bordrolarda gözüken miktar olduğunu, yerel mahkemenin aksine ilişkin kararının kabul edilemez nitelikte olduğunu, SGK tarafından davacılara yapılan kurum ödemleri tam olarak tespit edilmeden bir takım hesaplamalar yapılmasını kabul etmediklerini, davacıların yaşları dikkate alınmadan maddi tazminat alacağına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, kazanın meydana geldiği tarih itibariyle davacılardan ... açısından aykırılık teşkil ettiğini, yaş itibariyle davacıya maddi tazminat hükmedilememesi gerekirken; maddi tazminat hesaplanmasının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, davacılardan ... için kabul anlamına gelmemekle birlikte; hiçbir araştırma yapılmaksızın evlenme ihtimaline istinaden düşük bir oran üzerinden indirim yapılmasının doğru olmadığını, vekalet ücretinin hatalı hüküm altına alındığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
Dosya kapsamından, davalı ... Şirketinin Havelsan Teknoloji Kampüsü Projesini yaptığı, UYAP ortamında yer alan 17.05.2019 tarihli sözleşme ile bu projenin Betonarme/Kaba İşler, Kalp, Demir, Beton İşlerini diğer davalı ... Şirketine verdiği, yine davalı ... Şirketinin UYAP ortamında yer alan 01.08.2019 tarihli iş sağlığı güvenliği hizmet alım sözleşmesi ile “işyerinde ve/veya işin yürütümü açısından ... Şirketinin iş sağlığı güvenliğiyle ilgili görevlerini, sorumluluklarını ve yükümlüklerini yerine getirmesi için gereken “Danışmanlık, A Sınıfı veya B (01.01.2020 tarihine kadar) Sınıfı İş Güvenliği Uzmanlığı, İş Yeri Hekimliği, Diğer Sağlık Personeli, İşe Giriş/Periyodik Muayene Raporları, Sağlık Taramaları, İşyeri Ekipmanları ve Tesisleri Periyodik Kontroller, Uzmanlık-Mühendislik ve İSG Ölçüm Hizmetleri, İş Sağlığı ve Güvenliği Bilgi Yönetim Sistemi (İBYS)” hizmetlerinin yerine getirilmesi işlerinin ... sigortalının işvereni olan diğer davalı ... Şirketine verdiği, olay tarihinde açıklanan inşaat işyerinde davalı ... Akademi Şirketi sigortalısı olarak iş güvenliği uzmanı sıfatıyla çalışan müteveffanın D ve C blok arasındaki betonarme platform üzerine, 2. kat seviyesinden 3. kat seviyesine erişim için konulan seyyar tekerlekli demir merdivenden geçerken, bu seyyar merdivenin 3.kat seviyesinde hemen önünde bulunan ve altındaki destekleri gevşetilmiş kalıp panosuna (plywood) basması ve panonun çökmesiyle açılan boşluktan 2. kat seviyesine düştüğü, kaldırıldığı hastanede aynı günün gecesi vefat ettiği, Kurum tarafından yapılan iş kazası tahkikatı sonrasında düzenlenen inceleme raporunda olayın bir iş kazası olduğu, iş kazasının 5510 sayılı Kanun'un 21/4 üncü maddesi anlamında 3. kişi olarak nitelendirilen ... şirketinin %100 oranındaki kusurundan kaynaklandığının belirtildiği, mahkemece alınıp itibar edilen 10.07.2022 tarihli bilirkişi kusur raporunda ... sigortalı ile onun işvereni olan davalı ... Şirketinin bir kusurunun bulunmadığı, davalı ... Şirketinin %60, davalı ... Şirketinin %40 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, aynı kaza olayına ilişkin ceza dava dosyasında davalı ... Şirketinin iş güvenliği uzmanı ... ..., inşaat mühendisi ..., davalı ... Şirketinin kalıp işçileri ... ..., ... , ... ..., kalıpçılardan sorumlu formeni ..., saha mühendisi ... sanık olarak yargılandıkları, İlk Derece Ceza Mahkemesince davalı ... Şirketinin inşaat mühendisi ...’ın beraatine, davalı ... Şirketinin iş güvenliği uzmanı ... ...’in hapis cezasına mahkumiyetine, diğer sanıkların mahkumiyetlerine ve hükümlerin açıklanmalarının geri bırakılmasına karar verildiği, hükme dayanak alınan 04.05.2023 tarihli ikinci ek hesap raporunda esasen 14.04.2023 tarihli birinci ek hesap raporunda belirlenen maddi zarar tutarlarından Kurum ödemelerinin tenzil edildiği, asıl zarar hesabının birinci ek hesap raporunda yapıldığı, 14.04.2023 tarihli bu birinci ek hesap raporunda müteveffanın ücretinin İş Sağlığı Güvenliği Sendikası tarafından bildirilen ücret olarak dikkate alındığı yine anılan ek hesap raporunda zaten yaşlılık aylığı almakta olan ... sigortalının 59 yaşında halen çalışmaya devam ettiği, makul bir süre daha çalışmaya devam edeceği, bu makul sürenin de kaza tarihinden itibaren 3 yıl daha olacağı kabul edilerek aktif dönemin 31.12.2023 tarihine kadar uzatıldığı, 2024 yılından itibaren pasif dönem hesabı yapılmaya başlandığı anlaşılmaktadır.

İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında davacının kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır.

Ayrıca usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.

Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).

Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2 nci maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.

Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.

Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.). Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı).

Öte yandan zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir.

Somut olayda, ceza dava dosyasında yargılanan dava dışı gerçek kişilerin kusur durumları konusunda bir değerlendirme içermeyen bilirkişi kusur raporuna itibar edilmesi hatalı olduğu gibi müteveffanın sendikalı olduğuna dair dosya kapsamında bilgi bulunmamasına karşın sendika tarafından bildirilen ücretin hesaplamaya esas alınması isabetsizdir. Bunlar yanında 06.01.2023 tarihli kök hesap raporunda müteveffanın pasif döneme 60 yaşında gireceği, pasif dönemin 01.01.2022 tarihinde başlayacağı kabulünden hareketle hesaplama yapıldığı, davacılar vekilinin bu hesap raporuna süresinde itiraz etmesine karşın pasif dönemin başlangıç tarihine yönelik bir itirazı bulunmadığı dikkate alınmadan pasif dönemin 01.01.2024 tarihinden itibaren hesaplandığı hesap raporlarının hükme esas alınması davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hakka aykırı olmuştur.

İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş, aynı olaya ilişkin Ankara 50. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/235 Esas sayılı ceza dava dosyasının eksiksiz bir örneğinin celp edilmesinden sonra inşaat mühendisi iş güvenliği uzmanlarından oluşan farklı bir bilirkişi heyetine yargılamaya konu iş kazasını inceletmek, davacılar murisi, davalı şirketler ve ceza dava dosyasında yargılanan gerçek kişiler yönünden kusurun oran ve aidiyetini tereddüte yer bırakmayacak şekilde kesin olarak tespit etmek, sigortalının yaptığı iş, yaşı, kıdemi belirtilmek suretiyle meslek odasından, TÜİK’den ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndan bilinen devrede sigortalının alabileceği ücretleri sormak, elde edilecek sonuçları dosyadaki diğer verilerle birlikte değerlendirip sigortalının bilinen devrede alabileceği gerçek ücretleri tereddütsüz olarak belirlemek, sonrasında davacıların maddi zararlarını yeniden hesaplatmak, alınacak bu yeni hesap raporunda davacıların kanun yoluna başvurmamış olmaları nedeniyle hükme esas alınan ücret yönünden davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu, 14.04.2023 tarihli birinci ek hesap raporunun bilinen/iskontosuz, bilinmeyen/iskontolu dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin değiştirilmemesi gerektiğini, yine pasif dönem zararının 01.01.2022 tarihinden itibaren hesaplanmaya başlanması gerektiğini dikkate almak, diğer usuli kazanılmış hakları da dikkate alarak çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibaretttir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

3.Temyiz eden davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

4.Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,

5. Davalılardan ... Yapı Mim. Müh. Dış Tic. ve San. Ltd. Şti. ile ... İnş. San. ve Tic. A.Ş. avukatları yararına takdir edilen 17.100.00 TL duruşma avukatlık parasının davacılara yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.