10. Hukuk Dairesi 2023/13610 E. , 2024/725 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/53 E., 2023/351 K.
KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen asıl davada Kurum işleminin iptali ve birleşen davalarda alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 10. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı-birleşen davada davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl dava dava dilekçesinde davacı vekili; müvekkili ...'in SSK (4/a) sigortalısı olarak 720 gün Bağ-Kur sigortalılığı olduğunu, yaşlılık aylığı bağlama şartları oluştuğundan 14.05.2010 tarihinde tahsis talebinde bulunduğunu, ve 01.06.2010 tarihi itibariyle (4/a) sigortalısı olarak Kurumundan yaşlılık maaşı bağlandığını, daha sonra müvekkilinin 28.02.1990 işe başlama tarihli ve 28.02.1992 işi terk tarihli Bağ-Kur hizmetlerinin toplamı olan 720 gün Bağ-Kur sigortalılığı 28.02.1990-28.02.1992 tarihleri arasındaki Bağ-Kur sigortalılığı, bu tarihler arasında 1990 yılında 120 gün, 1991 yılında 200 gün ve 1992 yılında 35 gün SSK sigortalılığı olması nedeni ile Bağ-Kur yaşlılığının iptal edildiğini, Bağ-Kur sigortalılığının haksız ve mesnetsiz olarak iptal edildiğini, bu durumda 02.03.2012-19.04.2017 tarihleri arasında almış olduğu toplam 65.949.36 TL'nin adına borç kaydedildiğini, Kurumun Bağ-Kur günlerinin iptalinin haksız olduğunu, çakışan dönemlerdeki Bağ-Kur hizmetlerinin geçerli sayılarak haricindeki SSK sigortalılığının kabul edilmesini ve durdurulan yaşlılık maaşının durdurulduğu tarihten itibaren yeniden bağlanmasını, ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile birlikte ödenmesini ve müvekkilinin adına tahakkuk ettirilen borcun iptali talebi ile davalı Kuruma 23.06.2017 tarihli yazı ile müracaat ettiklerini, kurumun cevabı yazısında 13781828 sigorta sicil sayılı dosyasının tetkikinde 3600 gün prim gün sayısının doldurulmadığının tespit edildiğini, bu gün sayısının tamamlanması halinde yaşlılık aylığının bağlanacağının bildirildiğini, tüm bu nedenlerle 28.02.1990-30.08.1991 (30.08.1991'de dahil) tarihleri arasında (31.08.1991-28.02.1992 tarihleri arasını Kurum Bağ-Kur sigortalısı olarak düzelttiğinden) baskın olan çalışmanın Bağ-Kur sigortalısı olarak tesbitine, bu süreler dışında kalan sürelerde ise SSK sigortalısı olduğunun tespitine, Kuruma borcu olmadığının tespitine, iptal edilen yaşlılık maaşının tekrar başlatılarak yasal faizi ilavesi ile tahsiline karar verilmesini, telafisi imkansız zarar vermemek için yargılama süresince kurumun borç nedeni ile icra takibinin duruldurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
Birleşen Amasya İş Mahkemesinin 2017/423 Esas sayılı dosyasında dava dilekçesinde özetle; müvekkilli Kurum tarafından 02.03.2012 ile 19.04.2017 tarihleri arasında yapılan gelirler ve bağlanan aylıkların toplamı olan 65.949,36 TL ana para doğrultusunda Kurumun zarara uğratıldığını, 5510 sayılı Kanun'un yersiz ödemelerinin geri alınması başlığı ile düzenlenmiş olduğu 96. maddesinin - b bendine göre hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilebileceğini, alacakları yoksa genel hükümlere göre gelir alınır. hükmü getirildiğini, açıklanan nedenlerle davalıya yersiz ödenen ve sehven bağlanan gelir ve aylıkların toplamı olan 65.949,36 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işlemiş ve işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte alacağını daha sonra belirli hale getirmek üzere şimdilik 1.000 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen Amasya İş Mahkemesinin 2019/183 Esas sayılı dosyasında dava dilekçesinde özetle; müvekkili Kurumun, davalı nezdindeki sehven yapılan gelir ve aylık ödemelerine ilişkin olarak evvelce Amasya İş Mahkemesinde 2017/423 Esasında kayıtlı ve 25.08.2017 tarihinde açtıkları dava dosyası üzerinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla henüz alacak miktarı hesaplanabilir olmadığından kısmi alacak davası açtıklarını, mezkur davadan evvelce ise davalı tarafın, Amasya İş Mahkemesinde 2017/365 Esasındaki dosyada müvekkili Kurum aleyhine, Kurum işleminin iptali ile Bağ-Kur işleminin geçerli sayılması ve emekliliğinin tespiti talepli dava açtığını, mezkur dosyaların Amasya İş Mahkemesinin 2017/365 Esas sayılı dosyasının 06.04.2018 tarihli duruşmasında birleştirildiğini, bu birleştirme neticesinde Amasya İş Mahkemesinde 2017/423 Esas sayılı dosyada fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 1.000,00 TL üzerinden açtıkları davanın, fazlaya ilişkin hakları incelenmeyerek 1.000,00 TL tutarla Amasya İş Mahkemesinin 2017/365 Esas, 2018/307 Karar sayılı dosyası ile 05.10.2018 tarihinde lehlerine sonuçlandığını, esas numarasını belirttikleri işbu dava dosyası incelendiğinde görüleceği üzere, dosyada mevcut 09.05.2017 tarihli Kurum Hatası Tespit Komisyon kararı gereğince, Kurumlarından 22005219113 tahsis numarası ile aylık alan davalının emekli aylığı almaya hak kazanmadığı, davalının gelir ve aylık bağlanması talebi üzerine davalının kendinden kaynaklanan kastı veya kusurlu, hileli davranışı olmamasına rağmen Kurumca hatalı işlem tesis edildiği, Kurumun hatalı işlemi üzerine davalıya yersiz gelir ve aylıklar ödendiğinin tespit edildiğini, bu durumda 02.03.2012 ile 19.04.2017 tarihleri arasında, davalıya Kurumlarınca 65.949,36 TL sehven gelir ve aylık ödemesi yapıldığını, kesinleşen kısmi davada talep ettikleri ve lehlerine hükmedilen miktarın ise bunun sadece 1.000,00 TL lik kısmı olduğunu, fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarından bahisle kısmi dava dilekçelerinde belirtmiş oldukları nedenlerle ve sunmuş oldukları delillere istinaden oluşacak yeni durumlara karşı yeni delil ileri sürme hakları saklı kalmak kaydıyla davalı nezdindeki bakiye sehven yapılmış gelir ve aylık ödemelerinin davalıdan alınıp taraflarına verilmesini teminen işbu davayı açma zaruretinin hasıl olduğunu, izah edilen nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalıya yersiz olarak ödenen ve sehven bağlanan bakiye gelir ve aylıkların toplamı olan 64.919,36 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işlemiş ve işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp, taraflarına verilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacı ...'in Kuruma emeklilik başvurusu yaptığını, Kurumca yapılan başvuru sırasında emeklilik şartlarını taşıdığı gerekçesi ile davacıya 02.03.2012 tarihinden başlamak üzere 19.04.2017 tarihine kadar emeklilik aylığı bağlandığını, ancak 09.05.2017 tarih ve 37565441/2583019 sayılı Amasya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce tanzim edilen Kurum Hatası Tespit Komisyon kararı ile kararının hatalı olduğunda müvekkili Kurumca davacıya 1479 sayılı Kanunu'na tabi sigortalılığı Amasya vergi kayıtlarına göre 28.02.1990-28.02.1992 tarihleri arası 2 yıl olarak SSK hizmetleri dikkate alınmadan 09.12.1996 tarih ve 16658 sayılı yazıyla bildirildiğini, 15.02.2017 tarihinde ikinci karar yapılacağından 4-b hizmet isteme intra yazısına istinaden 21.02.2017 tarihinde 4-a hizmetleri istenilmiş, cevabı yazısında ise 01.01.1990 tarihinde başlayan sigortalılığının çıkış verilmeden 30.08.1991 tarihine kadar devam ettiğinin tespit edildiğini, 22.09.1987 tarih ve 121437 sayı ile yayımlanan 279 no'lu Bağ-Kur Genel Müdürlüğü genelgesinin -e- maddesinde Bağ-Kur'lu olmanın şartlarını taşımakla beraber, müvekkil Kuruma tabi sigortalılığın başlayacağı tarihte veya önceki tarihten itibaren diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında bulunanların, bu kuruluşlardaki sigortalılıkları mecburi veya isteğe bağlı olarak devam ettiği sürece Bağ-Kur Kanunu'nun kapsamına alınmayacağı hükmü gereğince ilgilinin Bağ-Kur'a tabi sigortalılık başlangıç tarihi 31.08.1991 olarak düzeltilmiş ve hizmetleri de 5 ay 27 gün olarak bildirildiğini, belirtilen sebeplerden dolayı yasanın madde 4-b bendi kapsamında sigortalı sayılan davacının tescil bilgilerinde yapılan değişiklikler sonucunda kendi kastı, kusuru, hatası veya yanıltıcı beyan olmaması, Kurum hatası ile işlem yapıldığı ve davacıya sehven aylık bağlandığının tespit edildiğini, 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin b bendi gereği sehven bağlanan gelir aylıklarının davacıya borç olarak kaydedilmesi ve toplamda ödenen 65.949,36 TL'nin müvekkil Kurumca tahsili için davacıya bildirimde bulunulması yasal olup hukuken de yanlış bir yönü bulunmadığını, davanın reddini talep ve beyan etmiştir.
Birleşen Amasya İş Mahkemesinin 2017/423 Esas ve Birleşen Amasya İş Mahkemesi'nin 2019/183 Esas sayılı dosyasına verilen davalı cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız ve usulsüz olduğunu belirterek davaların reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.09.2021 tarihli ve 2020/183 E., 2021/524 K., sayılı kararıyla; Amasya İş Mahkemesi 2020/183 E. sayılı asıl davanın kabulüne, davacının 28.02.1990-28.02.1992 tarihleri arasındaki tarihlerde halihazırda sigortalı olduğu günler dışlanmak suretiyle kalan tarihler arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun, davacının kesilen aylıkları nedeniyle Kuruma borçlu bulunmadığının tespitine, davacının iptal edilen yaşlılık aylıklarının kesildiği tarihten itibaren yasal faiziyle davalı Kurum tarafından davacıya ödenmesine, birleşen dosyalar olan Amasya İş Mahkemesi 2019/183 E. ve 2017/423 E. sayılı davaların reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-birleşen davada davacı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 13.04.2022 tarihli ve 2021/3163 E., 2022/774 K., sayılı kararıyla İlk Derece Mahkemesinin kararının yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı SGK vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı birleşen davada davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin, 28.12.2022 tarihli ve 2022/13695 E., 2022/16884 K. sayılı kararıyla; "Mahkemece, yapılacak iş; öncelikle Dairemizin 21.09.2022 tarihli geri çevirme kararı sonrasında dosya arasına alınan Amasya İş Mahkemesinin 2007/433 E. 2012/222 K. sayılı dosyası ile 1990-1991 dönemine ilişkin olarak 1990/I dönem: Ocak Şubat, Mart, Nisan aylarında 10'ar gün toplam 40 gün, 1990/II dönem: Ocak, Şubat, Mart, Nisan aylarında 10 ar gün toplam 40 gün, 1990/III dönem: Ocak Şubat, Mart, Nisan aylarında 10 ar gün toplam 40 gün, 1991/I dönem: Ocak Şubat, Mart, Nisan aylarında 10 ar gün toplam 40 gün, 1991/II dönem: Mayis, Haziran, Temmuz, Ağustos aylarında 10'ar gün toplam 40 gün bildirimlerin yapıldığının, yine davacıya ait 1479 sayılı Bağ-Kur sigortalılığına esas vergi kayıtlarının dosya içerisine alındığının anlaşılması karşısında, yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında, irdeleme ve inceleme yapılmak suretiyle elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir." gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacının 28.02.1990-31.12.1990 arasında 300 günlük sürede 120 gün SSK ile Bağ-Kur hizmetinin çakıştığı, 180 günlük sürede ise yalnızca Bağ-Kur hizmeti bulunduğu, 01.01.1991-30.08.1991 arasında 80 günlük SSK hizmetinde çakıştığı anlaşılmış, 2829 sayılı Kanun kapsamında davacının son yedi yıl içerisinde en çok hizmetinin geçtiği sigorta kolunun 4/1-a olduğu, davacının tahsis koşullarını sağlamakta olduğu, ek bilirkişi raporunda yer verildiği üzere basamak gelirleri ile davacı adına SSK kapsamında bildirilen kazançlar dikkate alındığında baskın çalışmasının Bağ-Kur çalışması olduğu" gerekçesi ile Amasya İş Mahkemesi 2023/53 E. sayılı asıl davanın kabulüne, davacının 28.02.1990-28.02.1992 tarihleri arasındaki tarihlerde halihazırda sigortalı olduğu günler dışlanmak suretiyle kalan tarihler arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun, davacının kesilen aylıkları nedeniyle Kuruma borçlu bulunmadığının tespitine, davacının iptal edilen yaşlılık aylıklarının kesildiği tarihten itibaren yasal faiziyle davalı Kurum tarafından davacıya ödenmesine, birleşen dosyalar olan Amasya İş Mahkemesi 2019/183 E. ve 2017/423 E. sayılı birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-birleşen davada davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı-birleşen davada davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde;Kurum işlemlerinin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, çıkartılan yersiz aylık dönemi yönünden talebin kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi kabul ile davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada, davacının 28.02.1990 - 30.08.1991 tarihleri arasında baskın olan çalışmasının Bağ-Kur sigortalılık olarak tespitine, bu süreler dışında SSK sigortalısı olduğunun tespitine, iptal edilen yaşlılık aylığının yeniden bağlanmasına ve davacının Kuruma borcu olmadığının tespitine, birleşen davalar ise alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, Kurum kayıtlarına göre kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı-birleşen davada davacı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!