10. Hukuk Dairesi 2023/13581 E. , 2024/3954 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1673 E., 2023/2181 K.
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. İş Mahkemesi
SAYISI : 2012/622 E., 2023/357 K.
Taraflar arasında iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılardan İETT Genel Müdürlüğü ile Groupama Sigorta A.Ş. vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalılardan İETT Genel Müdürlüğü ile Groupama Sigorta A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan incelemede; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dosyasının 11.04.2012 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalı İETT Şoför olarak çalışmakta olan müvekkili işçinin 11.03.2011 günü sabah saat 05.30 sularında şahsi aracını park ettikten sonra, davalıya ait İçerenköy Otobüs Garajı Ana Giriş kapısından içeri girmek üzere iken, aynı işletme bünyesinde şoför olarak çalışmakta olan ...'ın, aracını geri manevra yaptığı sırada kendisine çarpması sonucu meydana gelen iş kazası sonucunda sağ bacağından ve dirsek hizasında ayağı birden çok yerden kırılacak şekilde (Parçalı Kırık) yaralandığını, sağ bacağında kısalma ve kalıcı uzuv arızası oluştuğunu, artık mesleğini icra edemez hale geldiğini belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 50.000,00 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi oranıyla davalı İETT Genel Müdürlüğünden tahsilini talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dosyasının 11.07.2011 tarihli dava dilekçesinde özetle; aynı iş kazası nedeniyle müvekkilinin sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle 20.000 TL maddi tazminatın davalı ... ve Groupama Sigorta A.Ş.'den 20.000 TL manevi tazminatın ise davalı ...'tan tahsilini talep etmiştir.
3. Davacı vekili 14.04.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle asıl ve birleşen davadaki maddi tazminat istemlerini neticeten 1.239.621,77 TL'ye artırdığını bu tazminattan sigorta şirketinin teminat limiti olan 40.000 TL ile sorumlu olduğunun gözetilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı İETT Genel Müdürlüğü vekili asıl davaya cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazının olduğunu, kazanın oluşumunda işveren olarak kusurlu ya da kusursuz sorumluluğu bulunmayan müvekkil idare açısından davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, tazminat davasının muhatabının kişisel kusuruyla kazanın meydana gelmesine neden olan ... isimli şahıs olduğunu, iş ile kaza arasında uygun illiyet bağının kurulabilmesi gerektiğini, işverenin sorumluluğunun illiyet bağının sağlanamadığı ya da kesildiği hallerde ortadan kalktığını, bunun sonucu olarak işveren, üçüncü kişilerin (işverenin bir başka işçisi ya da işverenle bağlantısı olmayan diğer bir şahıs) kusuru sonucu uğranılan zararın tazmininden sorumlu olamayacağını, işverenin kusursuz sorumluluk hallerinde dahi uygun illiyet bağının gerçekleşmesi ve kesilmemiş olması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiş, ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı def'inde bulunmuştur.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı İETT'de şoför olarak çalıştığını, 11.03.2011 günü yine İETT şoförü olan davacıya çarptığını, olayın iş kazası olduğunu, olayın ardından davacıyı hastaneye götürdüğünü, Kadıköy C.Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdiğini, müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı bahisle davanın reddini savunmuş, ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı def'inde bulunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI
İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; tüm dosya kapsamı ve heyet raporu dikkate alındığında davalı ... unvanlı işveren müessesenin, yoğun araç ve yaya trafiğinin olduğu işyeri girişinde yeterli denetim ve gözetim yaptırması, yoğun araç ve yaya trafiğinin olduğu işyeri girişinde trafik düzenlemesinin yapılmasını sağlaması, işyeri girişinde trafik güvenliğinin tesis edilmesini sağlaması, işyeri girişinde herhangi bir kaza riskinin önlenmesine yönelik tedbir alınmasını sağlaması, çalışanların maruz kalabilecekleri risklere karşı ilgili mevzuatlar kapsamında gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmasını sağlaması gerekirdi. Davalı ... unvanlı işveren müessese, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77 nci İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü'nün 2 nci maddelerine riayet etmediğinden bu olayın meydana gelmesinde %30 oranında kusurlu olduğu, İETT'de şoför olarak çalışan ve trafik kazasına karışan 34 nolu 98 plakalı araç sürücüsü davalı ..., 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 84 üncü maddesinde belirtilen sürücülere ait asli kusurlardan j bendinde belirtilen “manevraları düzenleyen genel şartlara uymamak” kusurunu işlediğinden, yönetmelikte belirtilen şartlar dışında geriye dönmek veya geriye gitmek yasak olmasına rağmen, sevk ve idaresindeki otomobille yolda geri geri gitmemesi, yolda geri manevra yaparken dikiz aynalarından veya doğruca arkasını kontrol etmesi halinde yolu geçmek isteyen veya geçmekte olan davacıyı görebileceğinden durup davacının yolu bitirmesini beklemesi gerekirdi. Davalı ..., 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 47/d ve 67/b maddelerini ihlal ettiğinden, bu olayın meydana gelmesinde %70 oranında kusurlu olduğu, davacı ...'in, İETT de şoför olduğu için işyerindeki mesaisine başlamak amacıyla aracını garajın karşısında park ettikten sonra garaja girmek istediği, yürüdüğü yolda beklemediği bir şekilde soldan geri geri gelen aracın çarpmasına maruz kaldığı anlaşılmakla, bu olayın meydana gelmesinde atfı kabil kusurunun olmadığı kanaatine varılmıştır. Davalı ... şirketinin bu olayın meydana gelmesinde kusurlu olmayıp poliçe kapsamı ile sınırlı olmak üzere sorumluluğu bulunduğu, meydana gelen iş kazasında davacının alabileceği maddi tazminat miktarının 1.279.774,10 TL olarak tespit edildiği gözetilerek asıl ve birleşen davalarda 1.239.621,77 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 11.03.2011 tarihinden işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı İETT Genel Müdürlüğü, davalı ... ile Groupama Sigorta A.Ş.'den (davalı ... yönünden sorumluluğun poliçe limiti olan 40.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydı ile) müştereken müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, birleşen dava dosyası kapsamında ise davacı manevi tazminat talebinde bulunmuş olup meydana gelen kaza neticesinde davacının maruz kaldığı acı ve üzüntünün şiddeti, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutularak 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'tan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan İETT Genel Müdürlüğü ve Groupama Sigorta Anonim Şirketi vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı İETT Genel Müdürlüğü vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımının dolduğunu, kaza ve ıslah tarihi arasında 8 yıllık ceza zamanaşımının dolduğunu, kazanın iş kazası olmadığını, muhatabın kişisel kusuruyla kazanın meydana gelmesine neden olan ... olduğunu, SGK denetmeninin düzenlediği raporda davacının özel aracıyla işe giderken aracını park ettikten sonra yolun karşısına geçerken ...'ın kendi şahsi aracıyla davacıya çarptığını, olayın iş kazası değil, yaralamalı trafik kazası olduğunu, iş kazası olarak nitelendirilse daha idarenin sorumluluğunun bulunmadığını, kusuru kabul etmediklerini, tazminata kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesinin yerinde olmadığını, Mahkeme tarafından 30.05.2023 tarihine kadar dava bilgilerinin iletilmediğini, bu tarihte iletilmesinin ardından beyan için 1 haftalık süre verildiğini ve süre dolmadan gerekçeli karar yazıldığını, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığını, maluliyet oranındaki belirsizlik giderilmeden hüküm verildiğini, Adli Tıp Kurumuna dosyanın gönderilmesi gerektiğini, PSD'ye ilişkin belirsizlik giderilmeden karar verildiğini, hükmün açık olmadığını, şirketin ancak temerrüt tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu tutulacağını, olay tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin kanuna aykırı olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
2.Davalı Groupama Sigorta Anonim Şirketi vekili dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından 30.05.2023 tarihine kadar dava bilgilerinin iletilmediğini, bu tarihte iletilmesinin ardından beyan için 1 haftalık süre verildiğini ve süre dolmadan gerekçeli karar yazıldığını, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığını, maluliyet oranındaki belirsizlik giderilmeden hüküm verildiğini, Adli Tıp Kurumuna dosyanın gönderilmesi gerektiğini, PSD'ye ilişkin belirsizlik giderilmeden karar verildiğini, hükmün açık olmadığını, şirketin ancak temerrüt tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu tutulacağını, olay tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin kanuna aykırı olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 11.03.2011 tarihinde davalı şirkette İETT şoförü olarak çalışmaktayken geçirdiği iş kazası neticesinde yaralandığı anlaşılmıştır. Olayın iş kazası olduğu konusundaki tespit davası Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğinden bu yöndeki istinaf sebepleri haklı bulunmamıştır. Sağlık kurulu raporu uyarınca %48 oranında maluliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir. Usul ve yasaya uygun hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu uyarınca davalı İETT'nin olayın meydana gelmesinde %30 oranında, araç sürücüsü davalının %70 oranında kusurlu olduğu, davacının olay nedeniyle kusurunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucu düzenlenen hesap raporu ve tespit edilen maddi tazminat bakımından bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Kusura ilişkin raporlarda iş hukuku ilkelerine göre değerlendirme yapıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan kusur ve hesap bilirkişi raporu gerekli hukuki ve teknik verileri içermekte olup dosya kapsamı ve oluşa uygun, denetime elverişlidir. Buna göre; tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, dayandıkları belgeler, dosya kapsamı, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesi, dava şartları, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçeler dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalılardan İETT Genel Müdürlüğü ile Groupama Sigorta A.Ş. vekillerin istinaf başvurularının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan İETT Genel Müdürlüğü ile Groupama Sigorta A.Ş. vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı İETT Genel Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde özetle; ıslahın zamanaşımına uğradığını, kolluk aşamasında diğer davalı ...'ın tüm kusurun kendisinde olduğunu kabul ettiğini, olayın işyerinde gerçekleşmediğinden ve ...'ın kendi şahsi aracıyla davacıya çarptığından bir iş kazası olarak kabul edilemeyeceğini, müvekkili ile illiyet bağı olmadığını iş kazası tespit davasında 17.12.2014 tarihli bilirkişi raporunda da ...’ın %100 kusurlu olduğunun kabul edildiğini, işveren olarak kusurlu veya kusursuz sorumluluğu bulunmadığını, illiyet bağının 3 üncü kişi eylemi ile kesildiğini, kaza tarihinde faiz işletilmesinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı Groupama Sigorta A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; olay iş kazası olup trafik kazası niteliğinde olmadığından sorumlu olmadığını, kazanın zmms poliçe teminatı dışında olduğunu, sürekli iş göremezlik oranın tespiti için SGK ve Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gererkirken harici rapora itibar edilmesinin hatalı olduğunu, SGK’dan bağlanan gelir hesapta gözetilmediğini, geçici iş göremezlik dönem zararından sorumlu olmadıklarını, hesap bilirkişinin aktüer uzmanı sıfatı olmadığını bu rapora itibar edilerek maddi tazminat hükmü kurulamayacağını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigortalının iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir
2. İlgili Hukuk
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleridir. "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" açısından 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleridir. "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan kanun hükümleri gözetildiğinde 818 sayılı Borçlar Kanun'un 332 ve 98 inci maddeleri ile giderek aynı Kanun'un 41,42,43,44,45 ve 47 nci maddeleri, öte yandan 6101 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 2 ve 7 nci maddeleri gereğince uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 55 ve 420 nci maddesi hükümleridir "İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısından olayın gerçekliştiği tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine göre 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ve ilgili mevzuat hükümleridir. "İşleten ve Sigorta şirketinin sorumluluğu" açısından 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun'un 85 ila 92 nci maddelerinde yer alan düzenlemeler ile sigorta genel şartlarıdır.
3. Değerlendirme
1.Olayın iş kazası olarak tespiti halinde olay tarihinde yürürlükte bulunan 4857 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi uyarınca, işverenler iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumluluklar konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Anılan madde ile, işverenlere, işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramından kapsamlı olarak, her türlü önlemi almak yanında, bir anlamda objektif özen yükümlülüğü de öngörülmektedir. Bu itibarla işverenin, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçinin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı takdirde gerekmeyeceği gibi bir düşünce ile almaktan sarfınazar etmesi kabul edilemez.
2.Diğer taraftan, işçilerin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenlerden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin, tedbirlerin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işverenler, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçilerin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı taktirde gerekmeyeceği gibi düşünceler ile almaktan çekinemeyeceklerdir. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı da, işverenlerin önlem alma ödevini etkilemez. İşverenler, çalıştırdığı sigortalıların bedeni ve ruh bütünlüğünü korumak için yararlı her önlemi, amaca uygun biçimde almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdürler
3.Mevzuatta bulunan bir kısım boşluklar kanun koyucu tarafından 30.06.2012 yürürlük tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (6331 sayılı Kanun) ile doldurulmaya çalışılmıştır. 6331 sayılı Kanun'un 37 nci maddesiyle 4857 sayılı Kanun'un 77 ve devamı bir kısım maddeler yürürlükten kaldırılarak, iş sağlığı ve güvenliği konusunda yeni düzenlemeler getirilmiştir. 6331 sayılı Kanun ile işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerinin düzenlemesi amaçlanmıştır.
4. İşverenin işçiyi gözetme borcu kapsamında işyerinde gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alması gerekmekte olup ayrıca mevzuatta öngörülmemiş olsa dahi bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak zorundadır. Bilim, teknik ve örgütlenme düşüncesi yönünden alınabilme olanağı bulunan, yapılacak gider ve emek ne olursa olsun bilimin, tekniğin ve örgütlenme düşüncesinin en yeni verileri göz önünde tutulduğunda işçi sakatlanmayacak, hastalanmayacak ve ölmeyecek ya da bu kötü sonuçlar daha da azalacaksa her önlem işverenin koruma önlemi alma borcu içine girer.
5. Bu önlemler konusunda işveren işyerini yeni açması nedeniyle tecrübesizliğini, bilimsel ve teknik gelişmeler yönünden bilgisizliğini, ekonomik durumunun zayıflığını, benzer işyerlerinde bu iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını savunarak sorumluluktan kurtulamaz. Gerçekten, çalışma hayatında süregelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı işverenin önlem alma borcunu etkilemez. İşverenlerce, iş güvenliği açısından yaşamsal önem taşıyan araç ve gereçlerin işçiler tarafından kullanılması sağlandığında kaza olasılığının tamamen ortadan kalkabileceği de tartışmasız bir gerçektir. Bu açıklamalara göre iş kazasının oluşumuna etki eden kusur oranlarının saptanmasına yönelik olarak yapılan incelemede, ihlâl edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, ayrıntılı olarak irdelenip kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.
6. Bununla birlikte sorumluluğun asli şartı; zararla söz konusu davranış veya olay arasında bir sebep sonuç ilişkisinin bulunmasıdır. Bu sebep sonuç ilişkisine genel anlamda illiyet bağı denir. Burada sözü edilen illiyet bağı uygun illiyet bağıdır. Uygun illiyet bağı, olayların olağan akışına ve hayat tecrübesine göre, sebebin, meydana gelen sonucu yaratmaya elverişli olmasıdır. Uygun illiyet bağı, sorumluluğu, zarar veren bakımından öngörülebilir risklerle sınırlamaktadır (..., s.561). Başka bir deyişle, hayatın olağan akışı ve hayat tecrübesi bakımından öngörülemez zararlar uygun illiyet bağı kapsamında sorumluluğu doğurmayacaktır.
7. İlliyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru veya üçüncü kişinin kusuru nedeniyle kesilebilir. Aynı zamanda sorumluluktan kurtulma sebebi olan bu üç sebep, sadece kusur sorumluluğunda değil, kusursuz sorumlulukta da kabul edilmektedir (..., s. 561). Her üç neden açısından da, illiyet bağının kesildiği iddiası, sorumlu kişiler tarafından açıkça ispatlanmadıkça kabul edilmemelidir. Bu bakımdan sorumluluktan kurtulmak oldukça zorlaştırılmıştır.
8. Somut olayda; davacının İETT Genel Müdürlüğüne ait iş yerinde şoför olarak çalıştığı ve olay günü işyeri girişine kendi şahsi aracını park ettikten sonra işbaşı yapmak üzere işyerinin garaj kapısında bulunduğu sırada aynı işyerinde şoför olarak çalışan davalı ...'ın sevk ve idaresindeki 34 nolu 98 plakalı araçla trafikte ters yönden geri geri hareket ettiği sırada davacıya çarpması neticesinde davacının davaya konu iş kazasına uğradığı, olayın davacı tarafça açılan iş kazasının tespiti istemli dava neticesinde iş kazası olarak tespit edildiği, kusur oran ve aidiyetinin tespiti için bilirkişi heyetinden alınan 24.10.2022 tarihli raporda davalı İETT Genel Müdürlüğüne "işveren olarak yoğun araç ve yaya trafiğinin olduğu işyeri girişinde trafik düzenlemesinin yapılmasını sağlamaması, işyeri girişinde trafik güvenliğinin tesis etmediği, tedbir almadığı" gerekçe gösterilerek %30 ve davalı ...'a " hatalı manevra yapması, manevrası sırasında aracın arkasını kontrol etmemiş olması, yolu geçmeye çalışan davacıya öncelik vermemesi" gerekçe gösterilerek %70 kusur verilmişi, davacının da kusursuz olduğunun mütalaa edildiği Mahkemece bu rapora itibarla karar verilmiş ise de varılan sonuç hatalı olmuştur.
9. Bu açıklamalar doğrultusunda; iş kazasının İETT Genel Müdürlüğüne bağlı işyeri önünde olmakla beraber anlaşıldığı kadarıyla herkesin kullanımına açık umumi yol üzerinde meydana geldiği, davalı ...'ın sevk ve idaresindeki özel otomobil ile yanlış istikametten ve geri geri hareket ederken davacıya çarpmasıyla kazanın gerçekleştiği, bu kapsamda hatalı manevrayı gerçekleştiren ve bu esnada önlem alarak aracı sevk ve idare etmesi gereken kişinin davalı ... olduğu, hükme esas alınan raporda da İETT Genel Müdürlüğünün umuma açık bu yol üzerinde işveren sıfatıyla alabileceği önlemlerin somut olarak neler olduğu, bu hususun trafiği düzenlemekle görevli kolluk kuvvetlerine ait olup olmadığı, giderek davalı ...'ın ağır kusurlu eylemi ile illiyet bağının kesilip kesilmediğinin rapor yerinde tartışılarak sonucuna göre illiyet bağının kesilmediği kanaatine erişilmesi halinde tarafların kusur oran ve aidiyetlerinin belirlenmesi (bu hususta davacının kararı temyiz etmemesi nedeniyle davalıların kusur oranları yönünden elde ettiği usuli kazanılmış haklarına riayet edilmesi hususuna dikkate edilmesi) için dosyanın trafik iş kazaları alanında uzman A sınıf iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak heyetten rapor alınmak suretiyle açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
10. Öte yandan illiyet bağının kesilmediğinin tespit edilmesi halinde sürekli iş göremezlik oranının tespiti noktasında 5510 sayılı Kanun'un 95 inci maddesi ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı kararı kapsamında sürekli iş göremezlik oranın öncelikle SGK Kurum sağlık kurulundan tespiti taraf itirazlarının bulunması halinde Yüksek Sağlık Kurulu raporundan ve gidererek Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan rapor alınması raporlar arası çelişkinin varlığı halinde Adli Tıp 2. Üst Kurulundan rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, Mahkemece bu hususta anılan açıklamalara aykırı olarak İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hastanesinden alınan 10.06.2013 tarihli rapora itibarla davacını sürekli iş göremezlik oranının %48 olarak dikkate alınması, ayrıca hükme esas alınan 10.04.2023 tarihli hesap raporunda da dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nun 55 inci maddesi kapsamında tespit edilen sürekli iş göremezlik oranı gereğince davacıya bağlanması gereken gelirin ilk peşin sermaye değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneğinin rücuya kabil kısmının tenzil edilmesi, (bozma sonrasında yapılan yargılamada temyiz etmeyen davacı ve davalı ... yönünden taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakların da gözetilmesi) gerekirken bu yönde değerlendirme yapılmayan hesap raporuna itibarla hüküm tesisi de hatalı olmuştur.
11. O halde, temyiz eden davalılar ... ve Groupama Sigorta Anonim Şirketi vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları dikkate alınarak bozma sebebine göre bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin, istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR:
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalılar İETT Genel Müdürlüğü ile Groupama Sigorta A.Ş. vekillerinin temyiz itirazları dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının temyiz eden davalıların sair temyiz itirazları bu aşamada incelenmeksizin BOZULMASINA,
3.Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
4.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!