10. Hukuk Dairesi 2023/13191 E. , 2024/4254 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/103 E., 2022/604 K.
KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkin davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince hukuki yarar yokluğu sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiş ve Dairemiz kararı ile bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemiz kararı ile bozulmuştur.
Davacı vekili karar düzeltme mahiyetli dilekçesinde; maddi hata yapıldığını belirterek Daire kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 2017/15760, 15761, 15762, 15763, 15764, 15765, 15766, 15767, 15768, 15769, 15770, 15771, 15772, 15773, 15774, 15775, 15776, 15777, 15778, 15779, 15780, 15781 numaralı dosyalarında Kurum alacaklarının tahsili amacıyla 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca icra takipleri başlatıldığını, takiplere konu alacakların zamanaşımına uğradığını, 2017/15779 ve 2017/15780 sayılı takiplerin mükerrer olduğunu, kooperatifin böyle bir borcunun olmadığını, alacaklar prim alacakları olmakla birlikte, kooperatifin hiçbir zaman işçi çalıştırmadığını, Denizli Valiliğinin 04.05.2010 tarihli devir sözleşmesi ile yer üstü suyu ile birlikte 680 dekar arazinin sulama tesisinin iki adet kabotaj ile birlikte kooperatife tahsis edildiğini, aradan on gün geçtikten sonra kooperatife devredilen su tesislerinin korunmasının, bakımının, onarımının ve işletmesinin her türlü giderleri ile birlikte bu kez Denizli Belediyesine devredildiğini, bundan önce olduğu gibi kanal temizliğinin imece usulü ile yapıldığını, civarlık işinin ise sıra ile yılda bir gün olacak şekilde ortaklarca yerine getirildiğini, imeceye gelemeyenlerin bunun karşılığında yerlerine adam tutup çalıştırdıklarını, bu çalışmalar sırasında koordinasyonun yönetim kurulu tarafından yapıldığını, bu konuya ilişkin olarak genel kurul kararlarının bulunduğunu, Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/293 Esas sayılı dosyasında açılan "suya yönelik el atmanın önlenmesi" talepli davada verilen ihtiyati tedbir kararı uyarınca suyun kooperatife verilmesi üzerine, Belediye tarafından resmi memurları aracılığıyla su kanallarının tahrip edildiğini, boruların kırıldığını beyanla; numaraları belirtilen icra takip dosyalarından kooperatife tebliğ edilen 22 adet ödeme emrinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili dilekçesinde; davanın haksız ve dayanaktan yoksun olduğunu, davacı kooperatife yapılan takibin süresinde olduğunu, tebligatın da usulüne uygun şekilde yapıldığını, kooperatifin 19.12.2017 tarihi itibarıyla 197,57 TL asıl ve 157,23 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 354,80 TL prim borcunun, ayrıca 221.897,00 TL asıl ve 108.235,74 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 330.132,74 TL idari para cezası borcunun bulunduğunu, bu hususun Kurum kayıtları ile sabit olduğunu beyanla; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi kararı ile hukuki yarar yokluğu sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ödeme emrinin kooperatifi temsilen kooperatif başkanı ...'e ve yönetim kurulu üyelerine tebliğ edildiğini, ödeme emrinin kooperatife tebliğ edilmediği yönündeki davalı cevabı sonrasında davanın esasına girilmeden davanın usulden reddedilmesinin hatalı olduğunu bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi talep edilmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA KARARI
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemiz kararı ile davalı Kurumca düzenlenen ödeme emirleri üzerinde davacıların adları yer almakta olup, davalı Kurumca düzenlenen ödeme emrine ilişkin tebligatların davacılara hitaben düzenlendiği ve davacıların ev adreslerine gönderildiği, ayrıca Kurumca 6183 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi kapsamında ... adına Kooperatif Başkanı, ... ... adına Kooperatif Başkan Yardımcısı olarak davacılara gönderildiği anlaşılmaktadır. Bu duruma göre, davacıların artık dava açmakta hukuki yararı mevcuttur ve dava açabilmelidir. Zira gelecekte olası bir haciz tehdidi ile karşı karşıyadır. Mahkemece, davacının dava açmakta hukuki yararının olduğu kabul edildikten sonra, davanın esasına girerek sonucuna göre Kurumca gönderilen ödeme emirlerine konu borçlar yönünden sorumlu olup olmadıklarına göre bir karar verilmek gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedeni olduğu belirtilmiştir.
3.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiştir.
4. Dairemiz kararı ile davacı Kooperatif adına temsilcileri ... ve ... ... , Kooperatif hakkında icra takibi başlatıldığını ileri sürerek takibe konu 22 adet ödeme emrine dönüşen idari para cezalarının haksız olduğundan bahisle iptalini talep etmiştir. İdari para cezasının iptali istemi bakımından; Mahkemelerin görevi ve yargı yolu "kanun" ile belirlenmiş olup, kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her safhasında Mahkemece resen nazara alınır. (HMK 1 inci madde). İş Mahkemeleri, 5521 sayılı Kanun ile kurulmuş istisnai nitelikte özel mahkemeler olup, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 106 ncı maddesi ile mülga 506 sayılı Kanun'un 134 üncü maddesinde ve 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu’nun 70 inci maddesinde, bu Kanun uygulamasından doğan uyuşmazlıkların yetkili iş mahkemelerinde görüleceği, 5510 sayılı Kanun’un 101 inci maddesinde de, aksine hüküm bulunmayan hallerde, 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği düzenlenmiştir. 5510 sayılı Kanun'un "Kurumca verilecek idarî para cezaları" başlıklı 102 nci maddesi, “İdarî para cezaları ilgiliye tebliğ ile tahakkuk eder. Tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kuruma ya da Kurumun ilgili hesaplarına yatırılır veya aynı süre içinde Kuruma itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde, idari para cezası kesinleşir” hükmünü amirdir. Bu yasal düzenlemeler gereğince, idari para cezasının iptali için idare mahkemesine başvurulması gerekmekte olup, bu konuda iş mahkemesinin görevli olmadığı gözetilerek, idari para cezasının iptali istemine ilişkin olarak yargı yolu yanlışlığı nedeniyle davanın HMK’nun 114–115 inci maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmesi gerekirken, eksik irdeleme ve yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedeni olduğu belirtilmiştir.
VI. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuranlar
Dairemiz kararına karşı davacı vekilince karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacı vekili dilekçesinde özetle; maddi hataya dayalı kararın kaldırılarak kararın onanması talebinde bulunmuştur.
C. Uyuşmazlık
Uyuşmazlık, ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
D. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 üncü maddeleri ile 6183 sayılı Kanun'un ilgili madde hükümleridir.
2. Değerlendirme
25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) kanun yollarına ilişkin hükümleri, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanır.
6100 sayılı Kanun’da ise karar düzeltme kanun yolu düzenlemesine yer verilmediği anlaşılmaktadır. Ancak; Yargıtay onama ya da bozma kararlarında açıkça maddi hatanın bulunduğu hallerde, dosyanın yeniden incelenmesi mümkündür. Zira maddi yanılgıya dayalı olarak verilmiş onama ya da bozma kararları ile hatalı biçimde hak sahibi olmak, evrensel hukukun ... ilkelerine ters düştüğünden karşı taraf yararına sonuç doğurmamalıdır. Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır.
Maddi yanılgı kavramından amaç; Hukuksal değerlendirme ve denetim dışında, tamamen maddi olgulara yönelik, ilk bakışta yanılgı olduğu açık ve belirgin olup, her nasılsa, inceleme sırasında gözden kaçmış ve bu tür bir yanlışlığın sürdürülmesinin Kamu düzeni ve vicdanı yönünden savunulmasının mümkün bulunmadığı, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen ve çoğu kez tersine çeviren ve düzeltilmesinin zorunlu olduğu açık yanılgılardır.
Uygulamada zaman zaman görüldüğü gibi Yargıtay denetimi sırasında, uyuşmazlık konusuna ilişkin maddi olgularda, davanın taraflarında, uyuşmazlık sürecinde, uyuşmazlığa esas başlangıç ve bitim tarihlerinde, zarar hesaplarına ait rakam ve olgularda ve bunlara benzer durumlarda; yanlış algılanma sonucu, açık ve belirgin yanlışlıklar yapılması mümkündür. Bu tür açık hatalarda ısrar edilmesi ve maddi gerçeğin göz ardı yapılması, yargıya duyulan ... ve saygınlığı sarsacağı gibi Adalete olan inancı ortadan kaldırıp yok edeceği açıktır.
Bu nedenledir ki; Yargıtay; bu güne değin maddi yanılgının belirlendiği durumlarda soruna müdahale etmiş baştan yapılmış açık maddi yanlışlığın düzeltmesini kabul etmiştir. Kaldı ki kimi açık maddi yanılgıya dayalı ve yanlışlığı son derece belirgin haksız ve adaletsiz sonuçların giderilmesi kamu düzeni açısından zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2002/10-895E ve 2002/838K, 2003/21-425E ve 2003/441K sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışında mevcut dosyada; 2017/15760 takip no.lu ödeme emrinde 2011/06, 08, 2012/04, 05, 07, 08, 2013/04 aylarına ait prim, 2017/15761 takip no.lu ödeme emrinde 2010/03 ayına; 2017/15762 takip no.lu ödeme emrinde 2011/04 aylarına; 2017/15763 takip no.lu ödeme emrinde 2010/03, 04, 06, aylarına, 2011/03-09, 2012/04-09 ve 2013/04-11 ayları arasına; 2017/15764 takip no.lu ödeme emrinde 2011/04 ayına; 2017/15765 takip no.lu ödeme emrinde 2010/03 ayına; 2017/15766 takip no.lu ödeme emrinde 2011/04 ayına; 2017/15767 takip no.lu ödeme emrinde 2011/08 ayına; 2017/15768 takip no.lu ödeme emrinde 2012/05 ayına; 2017/15769 takip no.lu ödeme emrinde 2012/05 ayına; 2017/15770 takip no.lu ödeme emrinde 2012/05 ayına; 2017/15771 takip no.lu ödeme emrinde 2010/03, 06 aylarına, 2011/03-06, 2011/08-09, 2012/04-09 ve 2013/04-08 ayları arasına; 2017/15772 takip no.lu ödeme emrinde 2010/03, 06 aylarına, 2011/03-06, 2011/08-09, 2012/04-08 ve 2013/04-08 ayları arasına; 2017/15773 takip no.lu ödeme emrinde 2010/06 ayına, 2011/03-06, 2011/08-09, 2012/04-08 ve 2013/04-08 ayları arasına; 2017/15774 takip no.lu ödeme emrinde 2010/06 ayına, 2011/04-06, 2011/08-09, 2012/05-08 ayları arasına ve 2013/04, 05, 07 aylarına; 2017/15775 takip no.lu ödeme emrinde 06, 08, 09, 2012/05-08 ayları arasına ve 2013/04, 05, 07 aylarına; 2017/15776 takip no.lu ödeme emrinde 2010/06 ayına, 2011/06, 08, 09 aylarına, 2012/05-08 ayları arasına ve 2013/05 ayına; 2017/15777 takip no.lu ödeme emrinde 2011/06, 09 aylarına, 2012/05-08 ayları arasına ve 2013/05 ayına; 2017/15778 takip no.lu ödeme emrinde 2011/06, 09 aylarına ve 2012/05-08 ayları arasına; 2017/15779 takip no.lu ödeme emrinde 2012/06, 07 aylarına; 2017/15780 takip no.lu ödeme emrinde 2012/06, 07 aylarına ve 2017/15781 takip no.lu ödeme emrinde 2012/07 ayına ait idari para cezalarının ve bunların gecikme zamlarına ilişkin 1 adet prim 21 adet idari para cezası iptaline ilişkin olup, anılan ödeme emirleri davacı gösterilen kooperatif ismiyle beraber ve el yazısı ile ilave edilmek suretiyle kooperatif başkan ve başkan yardımcısı ve aynı zamanda müşterek imza ile kooperatifi temsile yetkili olan başkan ve başkan yardımcısı ismi de ilave edilerek tanzim edilmiş ve gerçek kişilere tebliğ olunmuştur. Anılan gerçek kişiler eldeki davayı temsilen ve asaleten ibarelerine yer vermeksizin kooperatif adına açmışlardır. Belli bir aşamadan sonra söz konusu gerçek kişiler vekil tayin etmişler ise de; vekil edenin kooperatif olduğu, anılan kişilerin asaleten vekil ettiklerine dair bir ibarenin yer almadığı vekaletname içeriği ile sabit görülmektedir.
Bu suretle görülmekte olan dava sürecinde Mahkemece, davacı kooperatif adına tanzim ve tebliğ olunmuş bir ödeme emri bulunmadığı, dolayısıyla eldeki davada hukuki yararının olmadığı gerekçesi gösterilerek hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiği görülmüş olup, Mahkemenin bu yaklaşımı isabetli olmakla birlikte Daire 15.11.2021 tarihli kararında maddi hata sonucu gerçek kişilerin dava açmakta hukuki yararlarının olduğunu gerekçe göstererek davanın esasının incelenmesine ilişkin bozma kararı vermiştir. Mahkeme, anılan bozma kararına uyarak bu defada kooperatifi kastederek yönetimine uygun şekilde ödeme emri tanzim ve tebliğ edilmediğini gerekçe göstererek davanın kabulü ile ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir. Anılan kararın temyizi üzerine bu defa Dairece 20.03.2023 tarihli karar ile yine maddi hataya dayalı olarak ödeme emrine konu edilen idari para cezaları yönünden iş mahkemelerinin görevli olduğu gözetilmeksizin ancak bu halde idari para cezalarına ilişkin prosedürün gözetilmesi gereği dikkate alınmaksızın kaldı ki prime ilişkin ödeme emri yönünden bir ayrımda gözetilmeksizin yazılı şekilde bozma kararı verilmiştir.
Dava tarihi ve 1.11.2011 yürürlük tarihli 6100 sayılı HMK hükümleri birlikte gözetildiğinde karar düzeltme yolunun bulunmadığı açık olmakla birlikte yukarıdaki bozmaların maddi hataya dayalı olmaları sebebiyle maddi hataya dayalı bozmalara uyulmasının taraflar yönünden leh ve aleyhte usulü kazanılmış hak teşkil etmeyeceğinin gözetilmesi gereği tartışmasızdır.
Yukarıda açıklamalar gözetilerek ödeme emrinin gerçek kişiler adına düzenlenmiş ve tebliğ edilmiş olması, davalı Kurumun kooperatif adına tanzim ve tebliğ olunmuş bir ödeme emri bulunmadığı yönünde cevabı yazısı gözetildiğinde davacı kooperatifin eldeki davada hukuki yararının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Davacı vekilinin maddi hata şeklinde karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 15.11.2021 tarihli ve 2021/6230 Esas - 2021/14154 Karar ve Dairemizin 20.03.2023 tarihli ve 2023/2758 Esas - 2023/2773 Karar sayılı kararların ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!