10. Hukuk Dairesi 2023/13172 E. , 2024/499 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2014/505 E., 2023/299 K.
KARAR : Kabul
Taraflar arasında Mahkemesinde görülen tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; borçlu ... Hava Yolları A.Ş.'nin aile şirketi olduğunu, davacı ...'in bu amaçla 25.04.2002 tarihinde % 002,5 oranında pay sahibi ve 30.04.2002 - 03.06.2004 tarihleri arasında oluşan yönetim boşluğunu doldurmak için Yönetim Kurulu Üyesi olmuş ise de tek başına imza yetkisinin bulunmadığını, kaldı ki borcun önce amme borçlusu şirkete usulüne uygun şekilde 6183 sayılı Kanun'un 35 ve de 54 ve 55 inci maddelerine göre tebliğ edilmesi, tüzel kişiden tahsil edilememiş olması gerektiğini, bunun yapılmadığını, 213 sayılı VUK10. maddesi uyarınca kanuni temsilcinin tabi olduğu usule göre takibin yapıldığını, bu nedenle takibin iptalinin gerektiğini, davacı ...'in hissesinin yarısı olan % 001,5'ini diğer şirket ortağına 03.06.2004 tarihinde devrettiğini, Yönetim Kurulundan istifa ettiğini, bu tarih itibariyle kanuni temsilcilik sıfatını da bıraktığını, sonra kalan payını da 05.11.2007 tarihinde diğer ortaklara devrederek bu tarihten itibaren hiçbir payının kalmadığını, temsilci sıfatının bulunmadığını, 03.06.2004 tarihinden sonrasını ve borcun tamamını da kapsayacak şekilde ödeme emri tanziminin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca üst düzey yönetici olmadığı gibi primlerin tediye edilmemesinde bir kusurunun da bulunmadığını iddia ederek ödeme emrinin iptalini talep etmiştir.
Davacı ... vekili birleşen dava dosyasında dava dilekçesinde özetle; kapıcıya usule aykırı olarak ödeme emrinin tebliğ edildiği, davacının bizzat adının olmadığı parantez içinde gösterildiği, müvekkilinin borçlu şirkette işçi olarak çalıştığını, 15.06.2004 - 01.09.2005 tarihinde 13 aylık dönemde çalıştığını, işveren olmadığını, o dönemde 506 sayılı Kanun'un yürürlükte olduğunu, 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesinin 01.01.2007 tarihinde yürürlüğe girdiğini, yasaların önceye etki-geriye yürüme yasağı ilkesi olduğunu, ödeme emrinin hukuka aykırı olduğunu ve iptalini talep ettiklerini, iptaline karar verilinceye kadar takibin ve tahsilin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, ödeme emrinin 01.06.2009 tarihinde tebliğ edildiğini, 6183 sayılı Kanun'un 58 inci maddesine göre 7 gün içinde itiraz edilmemiş olmakla kesinleştiğini, ileri sürülen itirazların yersiz olduğunu, ödeme emrinin mülga 506 sayılı Kanun'un 80 ve 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesine istinaden şirketin yönetim kurulu üyesi ve üst düzey yönetici sıfatıyla davacıya tebliğ edildiğini maddelerin tüzel kişi ile birlikte müşterek müteselsil sorumlu tuttuğunu, 6183 sayılı Kanun'un 35 inci maddesindeki hissesi oranında sorumluluğun söz konusu olmadığını, 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesinin bu konuda açık olduğunu ve ödeme emrinde bu maddeye göre tebliğ edildiğinin belirtildiğini davacının yönetim kurulu üyesi ve üst düze yönetici olduğunu borçlu şirketin kuruma 2004-2008 yılları arasında Mayıs 2009 tarihi itibariyle toplam 14.463.465,04 TL prim ve gecikme zammı borcu olduğunu, şirket hakkında yapılan takiplerin sonuçsuz kaldığını, şirket yöneticilerinin aleyhine yapılan bütün takiplere itiraz ettiklerini, muhatap bulunamadığını, Kurumun görevini yerine getirebilmesi için primlerin tahsilinin hayati önem olduğunu beyan ederek davanın reddi ile takip konusu alacağın % 10 fazlasıyla tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 17.03.2010 tarihli ve 2009/464 Esas, 2013/328 Karar sayılı kararıyla davacı ... tarafından davalı Kurum aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, bu sebeple; davalı Kurum tarafından davacıya gönderilen 6661088 sayılı ve 20.05.2009 tarihli ödeme emrinden dolayı davacının davalı Kuruma 273.081,06 TL tutarında sigorta prim borcu ve 45,80 TL tutarında damga vergisi borcu olduğunun tespiti ile takibin bu miktarlar üzerinden devamına, ödeme emrindeki geriye kalan miktarlar yönünden takibin iptaline, ödeme emrinin bu kısmının iptaline, takibin devamına karar verilen miktar yönünden alacağın % 10 zamlı olarak tahsiline, birleşen Bakırköy 4. İş Mahkemesinin 2009/506 Esas sayılı dosyası ile davacı ... tarafından davalı Kurum aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, bu sebeple; davalı Kurum tarafından davacıya gönderilen 6.658073 sayılı ve 20.05.2009 tarihli ödeme emrinden dolayı davacının davalı Kuruma 1.323.048,35 TL tutarında sigorta prim borcu, 115.545,12 TL tutarında işsizlik sigortası prim borcu ve 178,98 TL damga vergisi borcu olduğunun tespiti ile takibin bu miktarlar üzerinden devamına, ödeme emrindeki geriye kalan miktarlar yönünden takibin iptaline, ödeme emrinin bu kısmının iptaline, takibin devamına karar verilen miktar yönünden alacağın % 10 zamlı olarak tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 01.10.2013 tarih, 2013/13244 Esas, 2013/17914 Karar sayılı kararında; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere, haklı sebep olmaksızın süresinde ödenmeyen prim alacaklarından tüzel kişiliği haiz işverenin üst düzey yönetici ve yetkililerinin işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, davanın yasal dayanağı 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35 inci maddesi olmadığından, olayda anılan maddede yer alan tüzel kişinin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması koşuluyla kanuni temsilcilerin sorumlu olacağına ilişkin düzenlemenin somut olayda uygulama yerinin bulunmamasına, borçlu şirkete ait olup, şirket borçlarına karşılık teminat olarak gösterilen uçakların, davalı Kurum tarafından haczedilmesi ve paraya çevrilmemiş olmasının, davacılar yönünden haklı sebep olarak kabulünün mümkün bulunmamasına göre, davacılardan ... ile davalı SGK Başkanlığının tüm, davacı ...’in aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine;
... Hava Yolları A.Ş.’nin 2004/9-2008/11. aylarına ilişkin prim, işsizlik sigortası primi ve damga vergisi borçları nedeniyle 6183 sayılı Kanun uyarınca yapılan takip nedeniyle, yönetim kurulu üyesi olan davacıya 2124 takip kart nolu ödeme emri gönderildiği, dava konusu olayda, 15.06.2004 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile davacı ...’in borçlu şirkete genel müdür olarak atandığı, şirket Genel Müdürü ..., Ticari Genel Müdür Yardımcısı ... Nomaler veya Mali Genel Müdür Yardımcısı ...’ın şirket ünvanı altına atacakları müşterek imzaları ile şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındıkları, davacının 01.09.2005 tarihi itibari ile genel müdürlük görevinin sona erdiği anlaşılmış olup, Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2009 gün ve 2009/10-36 E., 2009/82K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, primlerin ödenmesi gereken son gün itibariyle de olsa, üst düzey yönetici olduğu dönemlerde, ödenmesi gereken ve tahakkuk eden primlerden sorumlu tutulması gerektiği, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetildiğinde, 506 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi uyarınca 2005 yılı 7. ayına ait borçların 8. ay; 8. ayına ait borçların 9. ay içinde ödenmesi gerektiği hususu da gözönünde tutularak, davacının; 2004/9. ay ile 2005/7. ayları arasındaki borçlardan sorumlu olduğunun kabulü gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu 2005 yılı 8. ay borçlarından da davacının sorumlu olduğuna karar verilmiş olmasının, usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek karar bozulmuştur.
B.Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 17/03/2010 tarihli ve 2013/742 Esas, 2014/286 Karar sayılı kararıyla; davacı ... tarafından davalı Kurum aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, bu sebeple; davalı Kurum tarafından davacıya gönderilen 6661088 sayılı ve 20.05.2009 tarihli ödeme emrinden dolayı davacının davalı Kuruma 273.081,06 TL tutarında sigorta prim borcu ve 45,80 TL tutarında damga vergisi borcu olduğunun tespiti ile takibin bu miktarlar üzerinden devamına, ödeme emrindeki geriye kalan miktarlar yönünden takibin iptaline, ödeme emrinin bu kısmının iptaline, takibin devamına karar verilen miktar yönünden alacağın % 10 zamlı olarak tahsiline, birleşen Bakırköy 4. İş Mahkemesinin 2009/506 Esas sayılı dosyası ile davacı ... tarafından davalı kurum aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, bu sebeple; davalı Kurum tarafından davacıya gönderilen 6.658073 sayılı ve 20.05.2009 tarihli ödeme emrinden dolayı davacının davalı Kuruma 1.987.262,88 TL tutarında sigorta prim borcu, 101.648,00 TL tutarında işsizlik sigortası prim borcu ve 160,80 TL damga vergisi borcu olduğunun tespiti ile takibin bu miktarlar üzerinden devamına, ödeme emrindeki geriye kalan miktarlar yönünden takibin iptaline, ödeme emrinin bu kısmının iptaline, takibin devamına karar verilen miktar yönünden alacağın % 10 zamlı olarak tahsiline karar verilmiştir.
C. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.
2.Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 28.10.2014 tarih, 2014/22966 Esas, 2014/20823 Karar sayılı kararında; Mahkemece, açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren yasal düzenleme gereği, davaya konu borcun yapılandırma kapsamında bulunduğu gözetilmeli, bu çerçevede 6552 sayılı Kanun'un tanıdığı alacakların yeniden yapılandırılması olanağından yararlanılıp yararlanılmadığı incelenmeli, yapılandırma başvuru süresinin bitiş tarihleri ile Geçici 60 ıncı maddenin 9 uncu fıkrasının “Bu madde hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların, bu maddelerde belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır.” hükmü de göz önünde bulundurularak yapılacak değerlendirmeye göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile SGK'dan gelen cevabi yazı birlikte değerlendirildiğinde davacı ...'in ödeme emrine konu borcu yapılandırarak davalı Kuruma ödediği anlaşıldığından ödeme emrinin iptaline karar vermek gerektiğinden bahisle; davacı tarafça açılan davanın kabulü ile davalı Kurum tarafından davacıya gönderilen 6.658073 sayılı ve 20.05.2009 tarihli ödeme emrinden dolayı davacının davalı Kuruma borçlu olmadığının tespiti ile ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; Kurum tarafından yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6183 sayılı Kanun, 6552 sayılı Kanun
3. Değerlendirme
1.Yukarıdaki açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde, dava tarihinden sonra yapılandırma kapsamında yapılan ödeme nedeniyle davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3 üncü maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438 inci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, temyiz eden davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2.Hükmün tamamen silinerek yerine ' Davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına,
Davalı Kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Davacı tarafça yargılama sırasında yatırılan 15,60-TL peşin harç giderinin davalı Kurum harçtan muaf olduğundan davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
Vekalet ücreti takdirine kanun gereği yer olmadığına,
Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının, karar kesinleştikten sonra yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair; davacı ve davalı SGK vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.' ibarelerinin yazılmasına ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, gönderilmesine,
24.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!