10. Hukuk Dairesi 2023/13117 E. , 2024/1414 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/505 E., 2023/1664 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 41. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/187 E., 2022/10 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin davalı firmalarda kamyon şoförü olarak 2001 yılında işe girdiği, kesintisiz olarak 2016 yılı Kasım ayına kadar çalıştığı, şantiyelerde çalışıp her gün 24 saat işveren emrinde hazır beklediği, iş bitiminde yılda 10 veya 15 gün Ankara merkeze gidip makam şoförlüğü yaptığı ve bu süreler içinde sabah 08'den akşam 23'e kadar hizmet verdiği ve hatta bazen ihale takiplerine gidildiği, 24 saat hizmet sunulduğu, en az 15-20 defa ihale takibi olduğu, 2001 yılından itibaren davalı firmanın Bodrum Yalıkavak içme suyu inşaatı, Sakarya İkizce köyü deprem sonrası kalıcı konut inşaatı, Kocaeli'nde santral yolu inşaatı, Bursa Mustafakemalpaşa Lütfiye köyü çevre yolu çalışması, Kocaeli .... Camii çevre düzenlemesi ve takiben Yeni Köy yolu yapım inşaatı, Üniversite santral yol inşaatı, takiben Kocaeli Uzuntarla yol yapımı, Konya ...'te İller Bankası altyapı inşaatı vs. işlerinde çalıştığı, 2016 yılında görevi dışında işlerde de çalıştırılmaya başlanıp, maaşının düşük ödendiği, tamirci, kaynakçı, Gölbaşı'nda bekçilik, amelelik, konteyner boyacılığı, küfürlü hitap ile bina temizliği gibi işlerde çalışmaya zorlandığı belirtilerek; “Davalılar nezdinde 2001 yılmdan itibaren kesintisiz olarak Kasım 2016 tarihine kadar çalıştığı ve sigortası gösterilmemiş sürelerin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar ... A.Ş. ve ... Ltd. Şti. vekili, davacının ... Anonim Şirketi nezdinde sadece 2007 yılında yaklaşık 2 ay çalıştığı, bu çalışmaların SGK'ya bildirildiği, iddia edilen dönemlerde başka yerlerde çalıştığına ilişkin SGK kayıtlarının bulunduğu, ... Limited Şirketi'nde ise herhangi bir çalışmasının olmadığı belirtilerek, açılmış davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Feri müdahil Kurum vekili beyan dilekçesinde; Kurumca yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, açılmış olan davanın reddi gerektiği beyan edilmektedir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davacı ... 01.04.1998 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı almakta olup davalı işyerlerinden ....A.Ş. işyerinden 24.08.2007- 01.05.2007 döneminde sosyal güvenlik destek primi (SGDP) ile sigortalılık bildirimi bulunduğu,
Davalı şirketlerin farklı işyerlerinde sürekli çalışma iddiasına karşın, tespiti talep edilen dönemde olmak üzere; 2014-2015 yılları arasında dava dışı 3 farklı işyerinden sigortalılık bildirimleri bulunduğu, davalı şirketlerin farklı işyerlerinde çalıştığının iddia edilmesi ve sürekli çalışmanın varlığının ispat edilemediği anlaşılmıştır.
Davalı şirketlerin farklı işyerlerinde çalıştığının iddia edilmesi ve sürekli çalışmanın varlığının dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden ispat edilememiş olması, 01.05.2007 tarihli sigortalılık bildirimi öncesine ait 2001-23.08.2007 tarihleri hak düşürücü süreye uğradığı: 01.05.2007 çıkış tarihinden sonra ise dava dışı farklı işyerlerinden yapılmış sigortalılık bildirimlerinin varlığı, uzun yıllara ulaşan çalışma olgusunun ispatlanamadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, sadece davalı tarafın beyan ve tanıkları çerçevesinde ve denetime yeterli olmayan bilirkişi raporu esas alınarak karar verildiğini, bilirkişi raporu ve tanık ifadelerine karşı itirazlarının nazara alınmadığını, toplanmasını istedikleri deliller toplanmadan karar verildiğini, hizmet tespit davalarının kamu düzenini içeren davalar olması nedeniyle resen toplaması gereken bilgi ve belgelerin toplanması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dosya kapsamı incelendiğinde; davacının davalı işyerindeki sigorta bildiriminin 24.08.2007 tarihinde başladığı, sigortalılık bildirimi öncesine ait 2001-23.08.2007 tarihleri arasındaki sürenin hak düşürücü süreye uğradığı, 01.05.2007 tarihinden sonra ise dava dışı farklı işyerlerinden yapılmış sigortalılık bildirimlerinin bulunması, davacının kesintisiz ve uzun süreli çalışma iddiasını ispatlayamaması dikkate alınarak davanın reddine dair karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 7 nci maddesi uyarınca, 01.10.2008 tarihi öncesi isteme ilişkin davanın yasal dayanağı mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 79/10 uncu ve 01.10.2008 tarihi sonrası isteme ilişkin davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleridir. 506 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olması nedeni ile özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.
506 sayılı Kanun'un 63/A bendi hükmüne göre yaşlılık aylığı almakta iken çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları bu çalışma olgusuna dayalı ve onunla sınırlı olarak kesilmektedir. Ancak aynı Kanun'un 63/B bendi kapsamında sigortalının istemi bulunması halinde sigortalı adına sosyal güvenlik destek primi ödenerek veya sigortalı adına tüm sigorta kollarından prim ödenmesi durumunda bunun sigortalının aylığı kesilmeden çalışma tercihini gösterdiği kabulüyle aylığı kesilmeden çalışmaya devam etmesi mümkündür.
Öte yandan; davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un geçici 7/1 inci maddesi uyarınca uygulama alanı bulan mülga 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi olup anılan Kanun'un 6 ncı maddesi gereği sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez. Sigortalı ister sosyal güvenlik destek primi, isterse tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışsın, Kanunun öngördüğü belli bir sosyal güvenlik kuruluşu sigortalısı olması, kamu düzenine ilişkin, kişiye bağlı, vazgeçilmez ve kaçınılmaz hak ve yükümlülük doğuran bir hukuksal statü yaratır. Bu statüye Kurumun prim tahakkuk ettirmesi, sigortalının iş kazası geçirmesi veya meslek hastalığına yakalanması halinde kendisi ya da hak sahiplerine gelir bağlanması gibi çeşitli sonuçlar bağlanmıştır. Bu sonuçlar kapsamında davacının bildirim yapılmayan dönemlerdeki çalışmalarının tespitini istemekte hukuki yararının bulunduğu ve aksinin kabulü halinde yaşlılık ya da emekli aylığı alan kişilerin sigortasız çalıştırılabileceği gibi sosyal güvenlik hakkının zorunlu ve vazgeçilemez niteliğine aykırı bir sonuç çıkacağı açıktır.
2) 6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.
Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir.
Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir.
HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir.
3) Davanın yasal dayanaklarından 506 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinde yer alan, sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği yönündeki düzenleme ile anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi göz önünde bulundurulduğunda, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu ve özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri gerektiği açıktır. Bu bağlamda, hak kayıpları ile gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi ve temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği dikkate alınmalıdır. Diğer taraftan, söz konusu onuncu fıkrada, yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları, Kurumca belirlenmeyen sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde Mahkemeye başvurarak alacakları ilâm ile ispatlayabildikleri takdirde, bunların Mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının dikkate alınacağı açıklanmıştır. Anlaşılacağı üzere, çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Anılan Kanun'un kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun'un beşinci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun'un üçüncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak düzenlenmiş olup halen geçerliliğini korumaktadır. Ancak söz konusu Yönetmelikle tespit edilen belgelerin bu meyanda işe giriş bildirgesinin verilmesi durumunda hak düşürücü sürenin işlememesi, ancak iş bu belgelerin içerdiği işe başlama tarihinden sonraki dönem için söz konusudur.
4) Bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davalar, sonuç itibariyle sigorta primlerinin işverenden tahsilini ve Kurum kayıtlarının düzeltilmesini de gerektireceğinden gerçek işveren ve Kurum kayıtlarında işveren olarak görünen kişilerin de belirlenerek davaya katılmaları sağlanmalı, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılması, bir başka anlatımla, davanın sübutu, kanıtlama yükümlülüğü ve verilen kararın infazı açısından, husumetin tüm işverenlere birlikte yöneltilmesi zorunludur.
3. Değerlendirme
1)Eldeki dava, davacının, davalı işyerinde çalıştığı sürelerin tespiti istemine ilişkin olup Mahkemece verilen hükmün eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı, yaşlılık aylığı aldığı dönemdeki çalışmalarının tespitini talep etmiş olup Mahkemece öncelikle yukarıda yer alan mevzuatta belirtildiği üzere davacıdan bu talebinin tüm sigorta kollarından mı yoksa sosyal güvenlik destekleme primine tabi olarak mı tespit istediği hususu sorulmalıdır. Yargılama sırasında getirtilen belgelerde 24.08.2007 tarihinde .... ... A.Ş.'den işe giriş bildirgesi verildiği, yine aynı tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi kapsamında 01.05.2008 tarihine kadar sigorta bildirimlerinin yapıldığı, dinlenen tanık beyanlarında davacının bildirim öncesinde ve sonrasında çalışmasının olduğunun belirtildiği, 25.02.2014 tarihinde ....sicil numaralı dava dışı..... işyerinden ve yine 30.08.2014 tarihinde ... sicil numaralı dava dışı ..... Petrol ... Ltd. Şti.'nden sigorta bildirimlerinin bulunduğu anlaşılmakla; bu bildirimler davacıya sorulmak suretiyle dava dışı işyerlerinden yapılan bildirimlerin iptalini talep edip etmediği, bu işyerlerinde geçen çalışmaların gerçek olup olmadığı sorulmalı, davacı dava dışı işyerlerinden bildirilen çalışmaların iptalini talep ediyorsa davalı şirketler dışındaki işyerlerinden bildirim yapılması ve davanın bu işverenlerin hak alanını ilgilendirmesi nedeniyle davaya dahil edilmeleri sağlanarak bordro ve işyeri sicil dosyaları Kurum'dan celbedilmeli, davaya dahil edilen işverenlerin delilleri sorulup toplanılmalı, dinlenilmeyen bordro tanıkları dinlenilmeli, dinlenilen tanık beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeli, giderilemiyorsa hangi tanık beyanına neden itibar edildiği karar yerinde tartışılmalı, bildirim öncesi ve sonrasındaki çalışmalar tereddütsüz şekilde ortaya konulmalı, ara verme var ise dava açma tarihine göre hak düşürürücü süre değerlendirilmeli ve yapılacak araştırma neticesinde tüm deliller dikkate alınarak varılacak sonuç uyarınca davacının çalışma olgusu tereddütsüz şekilde ortaya konularak karar verilmelidir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
1.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!