WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 02 Temmuz 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/13055 E.  ,  2024/1698 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/103 E., 2023/697 K.
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/161 E., 2022/617 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 5201200106669 sicil no ile sigortalı olduğunu, 01.08.2004 tarihinde Ahmet-...'a ait ... ilçesinde bulunan Burak giyim adlı işyerinde daimi işçi olarak çalışmaya başladığını, müvekkilinin işvereninin ... olduğunu ancak bazen bu kişi üzerinden bazen de bu kişinin ortağı olduğu şirketler üzerinden sigortalı olarak gösterildiğini, daha önce ... Giyim Mağazaları adı ile faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin en son davalı şirketin Samsun merkez ilkadımda bulunan toptan mağazasında çalıştığında işten ayrıldığını, işverenin Samsun ili civarında il ve ilçelerde faaliyette 12-13 tane mağazası bulunduğunu, müvekkilinin bu iş yerinde müşteri karşılama, gelen malların açılması ve tasnifli temizlik gibi işlerde sürekli çalıştığını, 20.10.2014 tarihinde iş akdini fesh ile işten ayrıldığını, işten ayrıldığı dönemde 1.000,00 TL maaş aldığını, müvekkilinin aynı iş yerinde kesintisiz ve sürekli çalışmasına rağmen giriş çıkışlarının yapıldığını ve farklı yerlerde sigortalı olarak göründüğünü, eksik sigorta primlerinin yatırıldığını, 2007 yılında 87 gün, 2008 yılında 111 gün, 2010 yılında 192 gün, 2011 yılında 360 gün, 2012 yılında 360 gün, 2013 yılında 254 gün, 2014 yılında 161 gün olmak üzere toplamda 1526 gün sigortalı olarak gösterildiğini ancak sigortalı çalışmalarının çok daha fazla olduğunu, müvekkilin sigortalı olarak gösterildiği yerlerin Samsun, Ordu ve Amasya'daki iş yerlerinde sigortalı olarak gösterildiğini beyanla çalıştığı sürelerin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının hizmet tespitine ilişkin taleplerinin sükuta uğradığını, davacının 2005 yılından 2014 yıl sonuna kadar müvekkil şirketlere ait iş yerlerinde aralıklarla çalıştığını, davacının bu süre zarfında kendi isteği ile 2 kez nedensiz olarak bir kez de doğum yaptığı için kendi isteği ile işi bıraktığını, davalı müvekkiller ... ... adi ortaklığı bünyesinde 08.06.2005 tarihinde iş yeri açılışı ... Şubesinde stajyer eleman olarak işe başladığını, şirket muhasebesi tarafından 04.10.2007 tarihinde şirket merkezi Ordu'da olduğu için ilk kez ordu ... nezdinde işe başladığını, müvekkilinin 21.04.2008 tarihinde davacının işi nedensiz bırakması sonucu aynı gün işten çıkışının verildiğini, davacının 19.06.2010 tarihinde işe başlatılmasından sonra hizmet tespiti ve ... primi açısından eksiğinin bulunmadığını, ... ve ...'un adi ortaklığının sona erdiğinden sonra 23.04.2013 tarihinde resmin kurulan ..... Tekstil Konfeksiyon iç ve Dış Ticaret A.Ş bünyesinde çalıştığı döneme ilişkin tüm ... primlerinin yapıldığını, davacının 21.04.2008 tarihinde işi bıraktığını, bıraktığı yıl sonu olan 21.12.2008 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde talepte bulunmayıp dava açmadığından 2008 yılı öncesi talep ettiği hizmet tespiti isteminin ve davanın reddini talep ettiklerini beyan etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Mahkememiz tarafından dinlenilen tanıkların hizmet dökümleri de uyap sisteminden alınmış ve beyanlar denetlenmiştir. Bordro tanıkları uyuşmazlığa konu olan tüm dönemde davacının çalışmasını doğrulamışlardır. Tanıklar davacının kesintisiz ve sürekli olarak çalıştığını doğrulamıştır. Davalılar ile aralarında husumet bulunmayan akrabaları dahi davacının sürekli olarak çaloştığını beyan etmiştir. Zaten, davalı işyerinde eşi ile birlikte çalışan ve işyeri şubeleri açıldığında yeni şubeya gönderilen davacının aralıklı çalışması da hayatın olağan akışına aykırıdır.

Kaldırma kararında belirtildiği gibi komşu iş yeri tanıkları araştırılmışsa da tanık tespiti mümkün olamamıştır.

Kaldırma kararı öncesinde ve sonrasında dinlenilen çok sayıda tanıklar davacının talep tarihleri arasında sürekli ve kesintisiz olarak çalıştığını beyan etmişlerdir. Bu hali ile davacının aşağıda belirtilen tarihler arasında çalıştığına karar vermenin hakkaniyete uygun doğru bir karar olacağı kanaatine varıldığı" gerekçesiyle;

"Davanın kısmen kabulü ile;

Davacının Davalı ...'a ait iş yerinde 08.06.2005-30.04.2007 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle geçen ve kuruma bildirilmeyen çalışmalarına ilişkin 682 gün daha çalıştığının tespitine,

Davacının Davalı ... ve ...'a ait iş yerinde 01.05.2007-17.07.2013 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle geçen ve kuruma bildirilmeyen çalışmalarına ilişkin 940 gün daha çalıştığının tespitine,

Davacının Davalı Şirkete ait iş yerinde 18.07.2013-20.10.2014 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle geçen ve kuruma bildirilmeyen çalışmalarına ilişkin 5 gün daha çalıştığının tespitine,

Fazlaya ilişkin talebin reddine"karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı istinaf dilekçesinde özetle; yerel Mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, dinlenen tanıkların davalıların sigortasız olarak işçi çalıştırdığını beyan etmediklerini, davanın hak düşürücü süreden reddi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Fer’i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece yeterli araştırma yapılmadan karar verildiğini, uyuşmazlık konusu olan hususun hiçbir tereddüte mahal kalmayacak şekilde kanıtlanması gerektiğini davanın reddi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Dosyadaki yazılara,hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere, bu delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine ve özellikle davalı işyerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı hizmet cetvelleri ile sabit olan bordrolu tanıklar beyanlarının ispata yeterli görüldüğü" gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ve fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Fer'i müdahil Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1) Bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davalar, sonuç itibariyle sigorta primlerinin işverenden tahsilini ve kurum kayıtlarının düzeltilmesini de gerektireceğinden gerçek işveren ve kurum kayıtlarında işveren olarak görünen kişilerin de belirlenerek davaya katılmaları sağlanmalı, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılması, bir başka anlatımla, davanın sübutu, kanıtlama yükümlülüğü ve verilen kararın infazı açısından, husumetin tüm işverenlere birlikte yöneltilmesi zorunludur.

2) 1982 Anayasası 142/3 maddesinde “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” şeklinde düzenleme mevcuttur.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesinde, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297 nci maddesinde :
“(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.

b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.

c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.

ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.

d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.

e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.

(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.

Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 298 inci maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. HMK’nın “Hükmün yazılması” başlıklı 298 inci maddesi;
“(1) Hüküm, hükmü veren hâkim, toplu mahkemelerde başkan veya hükme katılmış olan hâkimlerden başkanın seçeceği bir üye tarafından yazılır.
(2) Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
(3) Hükümde gerekçesi ile birlikte karşı oya da yer verilir.
(4) Hüküm, hükmü veren hâkim veya hâkimler ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır.”
Mahkeme kararı kanunda açıkça belirtilmiş unsurları ihtiva etmeli ve belli bir şekle uygun olarak yazılmalıdır. Kararda bulunması gereken hususlar HMK 297 nci maddede ayrıntılı olarak tek tek sayılarak gösterilmiştir. Bunun sebebi, kararın açık ve gerekçeli olması, infazı kabil olması ve hukuki dinlenilme hakkının yerine getirilmesidir. 298 inci maddeye göre de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacaktır.

Kararda yazılması gereken en önemli unsurlardan birisi de hüküm sonucudur. Zira hüküm sonucu, davacının somut talepleri hakkında infaz edilebilecek ve kesin hükme konu olabilecek şekilde kaleme alınmalıdır. Madde 297/2 “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”.

3) Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.

4) Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.

3. Değerlendirme
1)Eldeki dava, davacının, davalılara ait işyerinde 01.08.2004-20.10.2014 tarihleri arasında geçen çalışma sürelerinin tespiti istemine ilişkin olup davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de verilen hükmün eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.

Somut olayda, davalılar adına birden fazla işyeri tescili bulunduğu, davacının dava dilekçesinde hangi dönemde hangi işyerinde çalıştığına dair açıklamaların yer aldığı, hükümde ise davacının hangi sicil numaralı işyerlerinde çalıştığına dair bir açıklık bulunmaksızın davalı kişiler ve şirkette çalıştığının tespitine karar verilmiş olduğu, bu haliyle hükmün infaza elverişli olmadığı anlaşılmakla; Mahkemece davacının hangi dönemde hangi sicil numaralı işyerinde çalıştığı hususu açıkça belirlenerek sonucuna göre karar verilmelidir.

Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.