10. Hukuk Dairesi 2023/12971 E. , 2024/1680 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1019 E., 2021/1827 K.
HÜKÜM/KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/332 E., 2021/406 K.
Taraflar arasındaki asıl dava Kurumca iptal edilen çalışmaların gerçek ve fiili olduğunun tespiti ile aksine Kurum işleminin iptali, yaşlılık aylığının yeniden bağlanması, birleşen dava ise alacak istemine ilişkin olup davanın yapılan yargılaması sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı/birleşen dava davacısı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne kararın kaldırılarak asıl davanın reddine birleşen davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı/birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
1.Asıl davanın davacısı ve birleşen davanın davalısı vekili dava dilekçesinde; davacıya 2005 yılında yaşlılık aylığı bağlandığını, ancak bu yaşlılık aylığının 31.03.2016 tarih ve 1910575 sayılı müfettiş raporu ile, sigortalının hesabına usulsüz olarak 20 adet prim ve tevkifat ödemesi çıkarıldığından kesildiğini ve kurumdan almış olduğu ödemelerden dolayı faizi ile birlikte toplam 117.682,14 TL için borç bildirim belgesi gönderildiğini, davacının prim ödemelerini düzenli olarak ve makbuz karşılığında ödediğini, makbuzlarının mevcut olduğunu, Kurum bünyesindeki işleyişten ve yapılan usulsüzlüklerden bilgisi olmadığını, yapılan 23.06.2016 tarihli başvuru ve 10.08.2016 tarihli itirazlarının “sigortalı hesabına usulsüz olarak yüklendiği tespit edilen prim ve tevkifat tutarlarının sigortalı hesabından müfettiş raporuna istinaden çıkarılması nedeni ile prim borç çıktığı” gerekçesiyle reddolunduğunu, davacının haricen kuruma başvurusuna ise "bir takım memurlar yatırılan primleri bazı aylarda başka kişilere kaydırdığı, davacının emeklilik başvurusunda ise yine başka kişilerin yatırmış olduğu primlerin davacının hesabına kaydırarak denkleme yaptıkları, ilgili memurun kurum içi cezalandırıldığı" cevabı verildiğini, anılan konularda davacının bilgisi, muvafakati, talebi, kusuru, rızası bulunmadığını, buna rağmen yaklaşık 5 aydır maaş alamadığını ve şeker hastası olan davacının sağlık hizmetlerinden yararlanamadığını, Kurumun 15.08.2016 tarihli yazısında; davacının yeniden hesaplanan prim borcunun 6.618,41 TL olduğu, bu meblağın 3 ay içerisinde ödenmesi halinde yeniden yaşlılık aylığı bağlanacağının” bildirildiğini, tedbiren maaşının açılmaması ve sağlık hizmetlerinden yararlandırılmaması halinde davacının işbu davanın açılması sonrasında mağdur olmamak adına itirazı kayıt ile kredi çekerek ödeme yapmayı düşündüğünü belirterek, davacının yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile maaş ödemelerinin açılmasına, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, ödenmeyen maaşından şimdilik 3.000,00 TL'nin yasal faizi ile birlikte kurumdan tahsiline, tedbir kararı verilmemesi halinde müvekkilin ihtirazi kayıt ile ödeyeceği 6.618,41 TL'nin yasal faizi ile birlikte kurumdan tahsiline, yapılan borç bildirimi ve tahakkukun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, davacı yargılama aşamasında vefat ettiğinden davaya mirasçıları devam etmiştir.
2. Asıl davanın davalısı ve birleşen davanın davacısı SGK vekili Eskişehir 1. İş Mahkemesinin 06.06.2017 tarih, 2017/621 – 634 E. K. sayılı dosyasındaki dava dilekçesinde özetle; davalının 01.12.2005 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı aldığını, Kurum müfettişi tarafından düzenlenen 15.01.2016 tarih (1) sayılı soruşturma raporuna ve Başkanlık makamının 14.03.2016 tarih 14818795 sayılı oluruna istinaden prim ve tevkifat tutarlarının sigortalı hesaplarına usulsüz olarak yüklendiği tespit edildiğinden yaşlılık aylığının kesildiğini, davalı tarafa 83.992,21 TL aylık tutarı ve 26.273,70 TL sağlık giderinin yersiz ödendiğini, Kurum tarafından yersiz ödemelerin tahsili için davalı tarafa borç bildirim belgesi gönderilmiş ise de davalı tarafça ödeme yapılmadığını ve borca itiraz edildiğini, prim ve tevkifat tutarlarının sigortalı hesaplarına usulsüz olarak yüklendiğinin müfettiş tarafından düzenlenen 15.01.2016 tarih (1) sayılı soruşturma raporunda tespit edildiğini belirterek, Kurum tarafından davalıya yapılan yersiz ödemelerin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davanın davalısı ve birleşen davanın davacısı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum müfettişi tarafından yürütülen soruşturma neticesinde düzenlenen rapor doğrultusunda davacının hesaplarına usulsüz olarak ödemelerin yapıldığının tespit edildiğini, yapılan usulsüz ödemelerin sigortalının hesabından çıkartıldığını, bu nedenle davacının prim borcunun bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Asıl davanın davacısı ve birleşen davanın davalısı vekili cevap dilekçesinde; davacının prim ödemelerini düzenli olarak ve makbuz karşılığında yaptığını, makbuzlarının mevcut olduğunu, Kurum bünyesindeki işleyişten, yapılmış ise usulsüzlüklerden bilgisi olmadığını, düzenli olarak ödemiş olduğu primler sonucu yaşlılık aylığına hak kazanmış olduğundan Kuruma borcunun olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile
Asıl davanın kabulü ile Kurum işleminin iptaline, ... ...'ın maaşından kesilme tarihinden itibaren yaşlılık aylığını yeniden alması gerektiğinin tespitine, müteveffanın ödediği 6.618,41 TL'nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, müteveffaya çıkartılan borçtan dolayı, ... mirasçıları davacıların borçlu olmadığının tespitine,
Birleşen 2017/621 Esas sayılı dosyasındaki davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-davacı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum (birleşen dosyada davacı) vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1-Kurum müfettişi tarafından yürütülen soruşturma neticesinde düzenlenen 15.01.2016 tarih ve 1 sayılı soruşturma raporuna istinaden, ...’ın sigortalı hesaplarına 23.06.2000 tarihinde 1985-1989 yıllarına ait 16 adet prim ile birlikte 9 adet tevkifat ödemesinin usulsüz olarak aktarıldığı tespit edildiğinden, usulsüz aktarmaların sigortalı hesabından çıkarıldığı,
2-Bu nedenle ...’ın sigortalı hesaplarında prim borcu gözüktüğünden, bağlanan yaşlılık aylığının iptal edildiği ve sağlık yardımlarının geri alınması doğrultusunda karar verildiği,
3-Gerekçeli kararda, davalı tarafın ceza davasından beraat ettiği, davalının Kurum çalışanlarıyla birlikte hareket ettiğinin ispatlanamadığı, ödeme tarihi ile dava tarihi arasında uzun bir süre geçmiş olması nedeniyle ödeme makbuzlarının ibraz etmesi beklenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, müfettiş tarafından düzenlenen soruşturma raporunda, prim ve tevkifat tutarlarının sigortalı hesaplarına usulsüz olarak yüklendiğinin tespit edildiği,
Gerekçeleri ve resen gözetilecek gerekçelerle kararın kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda 17.10.1949 doğumlu olan davacı/karşı davalının, 04.04.1985 tarihli giriş bildirgesi uyarınca Tarım Bağ-Kur sigortalı olarak tescilinin yapıldığı, davacı/karşı davalının sattığı ürünlerden 1994, 1995, 1996, 1997, 1998, 1999, 2000, 2001, 2002, 2003, 2004 ve 2005 yıllarında prim kesintisi yapıldığı, davacıya 01.12.2005 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığı, ... Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığının 15.01.2016 tarih ve 306411/SRŞ/01 sayılı denetmen raporunda; “davacının prim ve tevkifat tutarlarının davacının hesabına usulsüz yüklendiği” belirtildiğinden, 18.06.1985, 30.12.1985, 97.07.1986, 25.07.1986, 29.06.1987, 19.08.1987, 28.08.1987, 30.12.1988, 15.07.1994, 15.08.1994, 15.07.1995, 15.08.1995, 15.08.1997, 15.07.1998, 15.03.1999, 15.08.1999, 15.09.1999, 15.11.1999, 15.01.2000 ve 15.07.2004 tarihli prim ödemeleri ve tevkifatların davacının hesabından çıkarıldığı, 15.08.2016 tarih, 11086165 sayılı Kurum işleminde, “davacının Bağ-Kur sigortalılık hesabına 02.05.2000 tarihinde usulsüz olarak aktarılan 8 adet prim ve 12 adet tevkifatın müfettiş raporuna istinaden çıkarılması sonucunda, prim borcundan dolayı 14.11.2005 tarihinde bağlanan yaşlılık aylığının iptal edildiği, 31.05.2016 tarih, 3075139 sayılı sigortalılık belgesine istinaden tarımsal faaliyetinin halen devam ettiği, bundan dolayı prim borcunun olduğu, bu prim borcunu ödemesi halinde yaşlılık aylığı bağlanacağının” belirtildiği, 28.07.2016 tarih, 10.302.179 sayılı borç bildirim belgesi ile 83.992,21 TL yersiz ödeme + 26.07.2016 tarihi itibariyle 33.689.93 TL faiz olmak üzere, 117.682,14 TL borç çıkarıldığı, davacının 23.06.2016 tarihinde “maaşının neden kesildiğinin bildirilmesi”, 11.08.2016 tarihinde de “Kurumca bildirilen borca itiraz ettiğini” belirterek başvuruda bulunduğu, Kurumun 29.08.2016 tarih, 11674420 sayılı cevabi yazısı ile; “mülga 2926 sayılı ve 5510 sayılı Kanun'ların ilgili maddeleri uyarınca aylık bağlanması için belirtilen sürede prim ödemesi ve yaşlılık aylığı talebinde bulunması gerektiği” belirtilerek itirazın reddine” gerekçesiyle reddedildiği, bir kısım Kurum çalışanları ve davacının da aralarında bulunduğu çok sayıda sigortalı hakkında kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçundan dolayı açılan davada, Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.12.2017 tarih ve 2017/128 - 445 E. K. Karar sayılı kararı ile isnat edilen eylemin sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle sanığın CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verildiği, kararın kesinleştiği, iş bu ceza davasında davacının “primlerini düzenli olarak ödediği, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği" şeklinde beyanda bulunduğu, davacının karardan sonra 19.11.2019 tarihinde vefat ettiği ve mirasçılarının davaya devam ettikleri, Kurumun 19.10.2021 tarihli yazısına göre davacı/karşı davalının hesabından usulsüz olarak yapılan tevkifat kesinti tutarları çıkartılıp davacı/karşı davalıya ait olduğu belirtilen 37 adet tevkifat kesintisinin yüklendiği, 01.01.1985 tescil ile başlayan Tarım Bağ-Kur sigortalılığının 31.08.2002 tarihi itibariyle durdurulduğu ( 63 terk kodu ile), 01.05.2015 tarihinde yeniden başlatılan sigortalılığının 30.04.2016 tarihinde ( 01 terk kodu ile) durdurulduğunun bildirildiği tüm dosya kapsamından sabit olduğu, Mahkemece yapılan araştırmada davacı/karşı davalının belirtilenler dışında başkaca prim ödemesi ve tevkifat kesintisi olmadığının anlaşıldığı, tahsis talep tarihi itibariyle prim borcunun bulunduğu ve aylığa hak kazanmadığı, Kurum işleminin yerinde olduğu, sahte işlemlerle davacı/karşı davalı hesabına tevkifat ve prim yüklenmiş olduğundan davacı/karşı davalının iyi niyetli olarak kabul edilemeyeceğinden, asıl dava yönünden davanın reddine, birleşen dosya yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin asıl davanın kabulü ile birleşen davanın reddine dair karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve dosyada mevcut deliller hüküm kurmak için yeterli olduğundan, delil toplanmasına ve duruşma açılmasına gerek olmaksızın davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dava davacısı ve birleşen dava davalısı vekili, temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl dava davacısı ve birleşen dava davalısı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum çalışanının yaptığı yolsuzluktan davacının sorumlu olmadığını belirtilerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Tarım Bağ-Kur sigortalılığına ilişkin usulsüz olarak aktarılan tevkifatın olup olmadığı, buna bağlı olarak prim borcunun bulunup bulunmadığı ve aylığını iptal ederek borç çıkaran Kurum işleminin yerindeliğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile ilgili yasa maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl dava davacısı ve birleşen dava davalısı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!