10. Hukuk Dairesi 2023/12675 E. , 2024/336 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/293 E., 2023/252 K.
KARAR : Davanın açılmamış sayılmasına
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ...'un davalılardan ... ve ... adına işlem gören, davalı ... Kurumunda 47864.33.01 sicil ile kayıtlı işyerinde 01.11.1986 tarihinde sigortalı olarak işe başlayıp 28.09.1989 tarihine kadar aralıksız asgari ücretli çalıştığı, davacının davalı işverenlere ait 33 HH 779, 33 HV 470 ve 33 RD 040 plaka sayılı araçlarda şoför olarak çalıştığını, davalılara ait 47864.33.01 sicil sayılı işyerinde 01.11.1986 - 28.09.1989 tarihileri arasında aralıksız çalışan davacının bu çalışmalarının tam olarak diğer davalı Kuruma bildirilmediğini beyanla davacının davalılara ait 47864.33.01 sicil sayılı işyerinde 01.11.1986 ila 28.09.1989 tarihleri arasında asgari ücretle sigortalı olarak çalıştığının tespitine ve davacının bu işyerinde sigortalı olarak gösterilen günlerin dışlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı işverenler vekili cevap dilekçesinde; davacının hizmet tespitini istediği 01.11.1986 tarihi ile davanın açıldığı 02.12.2013 tarihi arasında 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği bu yönüyle davanın reddi gerektiğini, davalılar Yahya ve ...'in davalı Kuruma bağlı işyerinin olmadığını, davacıyı sigortalı işçi olarak işe alan işverenler olmadıklarını, davalılar ... ve ...'in..... plakalı kamyonun ortak trafik kayıt maliki ve şoförü oldukları, bu plakalı kamyonda sigortalı işçi çalıştırılmadığını, sigortalı işe giriş beyannamesindeki imzaların da davalılara ait imzalar olmadığını, davacı ...'un sanayide ara bakım işi ile uğraşan kişi olduğunun bilindiğini, davalılar yanında şoför olarak çalışmasının olmadığını, davacının çalıştığını bildirdiği .... ve .....plakalı kamyonlarla davalıların ilgi ve ilişiklerinin olmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi gereğince 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın reddi gerektiğini, Kurum kayıtlarının tetkikinde ise, davacının 01.11.1986 tarihinde 47864 sicil numaralı Yahya-... Kamyon işletmesi bünyesinde işe girerek 1986/3 üncü döneminde 60 gün, 1987/1 inci döneminde 120 gün olmak üzere ayrıldığı güne kadar 180 gün çalışmasının olduğunu, davacının belirtilenler dışında çalışmalarına rastlanılmadığını, davacının tespit talep ettiği dönemde fiili çalışmasının çalışıldığı kadarı ile Kuruma bildirildiğinden açılan davanın reddi gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 09.03.2017 tarihli ve 2013/175 Esas, 2017/91 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, davacının 01.11.1986-06.06.1989 tarihleri arasında ... ve ...'e ait 47864 sicil no.lu işyerinde kesintisiz ve asgari ücretle çalıştığının tespitine, Kuruma bildirilen sürelerin dışlanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 15.06.2017 tarihli ve 2017/1434 Esas, 2017/1364 Karar sayılı kararıyla; davalıların istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendinin 1 inci alt bendi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 27.11.2018 tarih ve 2017/5027 Esas, 2018/8748 Karar sayılı kararında; "... Somut olayda, dönem bordroları istenip ihtilaflı dönemde çalışan bordro tanığı var ise dinlenmeden, davacının askerlik tarihleri sorulmadan, 33 RD 040 plakalı araç sahip/sahipleri araştırılmadan çelişkili tanık beyanlarına itibarla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş; davacının askerlik yaptığı tarihleri ilgili askerlik şubesinden sormak, 33 RD 040 plakalı aracın ihtilaflı dönemdeki sahip/ sahiplerini Emniyet Müdürlüğü' nden sormak, dava konusu ihtilaflı döneme ilişkin olarak davalı işverenin tüm dönem bordrolarını getirterek dönem bordolarında kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, davacıya nerede çalıştığını, kimin/kimlerin malını taşıdığını, nereye götürdüğünü açıklatmak, buralarda çalışanları ve kamyonla sürekli nakliyat yaptığı işyeri sahip ve çalışanlarını araştırıp tespit ederek yöntemince beyanlarını almak, kabul edilen döneme ilişkin şoför çalışma karnelerini de dikkate alarak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir...." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
İlk Derece Mahkemesinin 01.12.2020 tarihli ve 2019/48 Esas, 2020/268 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, davacının 01.11.1986-06.06.1989 tarihleri arasında ... ve ...'e ait 47864 sicil nolu işyerinde kesintisiz ve asgari ücretle çalıştığının tespitine, Kuruma bildirilen sürelerin dışlanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
C. 2 nci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
2. Dairenin 06.10.2022 tarih ve 2022/9393 Esas, 2022/11953 Karar sayılı kararında; "...Somut olayda; bozma ilamı sonrası Mahkemece davacının davalılara ait araçla kum taşıdığını beyan etmesi karşısında ilgili kum ocağı yetkilileri ve çalışanları tespit edilip beyanlarına başvurulmadığı anlaşılmakla bu şekilde bozma öncesi duruşmalarda dinlenen tanıkların çelişkili beyanları ile yetinilerek hüküm kurulması hatalı olmuştur. Öte yandan ihtilaf konusu dönemde söz konusu plakalı araçlar üzerinden davacı adına herhangi bir trafik cezası tutanağı düzenlenip düzenlenmediği araştırılmadan sonuca gidilmesi yerinde görülmemiştir.
Mahkemece yapılması gereken iş, uyuşmazlık konusu dönem içerisinde davalılara ait olduğu tespit edilen araçlar üzerinden davacı adına düzenlenmiş trafik ceza tutanağının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, bozma ilamında da belirtildiği üzere davacının davalılara ait araçla kum taşıdığını iddia ettiği kum ocakları açıkça belirlenerek buralarda çalışanlar ve kamyonla sürekli nakliyat yaptığı işyeri sahip ve çalışanları araştırılıp tespit edilmeli, tespit edilen bu kişilerin duruşmalarda yöntemince beyanlarına başvurulmalı, gerektiğinde re’sen araştırma ilkesi çerçevesinde araştırma genişletilmeli ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir...." gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın HMK'nın 320/4 üncü maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; dava dosyasının sadece 1 defa takipsiz bırakılması sonucu yerel Mahkemenin açılmamış sayılmasına karar vermesinin yasaya ve hukuka aykırı olduğunu beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davanın açılmamış sayılmasına ilişkin mahkeme kararının yerinde olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile diğer ilgili maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ... ile Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla,
18.01.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
I. TEMEL UYUŞMAZLIK
1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, hizmet tespiti olarak açılan davada, İlk Derece Mahkemesince verilen davadan davanın takip edilmemesi halinde aynı kanunun 150 inci maddesi uyarınca açılmamış sayılma kararı verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlk Derece Mahkemesince “davanın ikinci kez takipsiz bırakıldığı gerekçesi ile ...nun 150/5 inci maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair verilen kararın temyizi üzerine çoğunluk görüşü ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
II. KARŞI OY GEREKÇELERİ
3. Anayasasının 12 nci maddesine göre; "Herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz devredilmez, vazgeçilmez, temel hak ve hürriyetlere sahiptir” 60 ıncı maddede ise, "Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir" hükmüne yer verilmiştir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirilecek olursa, sosyal güvenlik hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı dokunulmaz ve feragat edilemez bir hak olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
4. Diğer taraftan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 92 nci maddesinde de bu ilke aynen benimsenerek, çalışanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olduğu, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği, sözleşmelere sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamayacağı belirtilmiştir. Bu nedenle, sigortalılık hakkından feragat edilemez. Sigortalılık hakkı zorunlu olduğundan bu hak üzerinde kişi tasarrufta bulunamaz.
5. Kamu düzenini ilgilendiren sigortalılık hakkını içeren tespit davalarında hâkimin feragat nedeniyle davayı reddetmeyip delilleri kendiliğinden toplaması ve sonucuna göre karar vermesi gerekir. Zira hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır.
6. Anayasanın 60/2 nci maddesi uyarınca da “Devlet, sosyal güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri almak ve teşkilatı kurmak zorundadır”. O halde devlet sigortalıların sosyal güvenlik haklarını korumak için önlemler almak zorundadır.
7. Sosyal güvenliğin finansmanı genel olarak dünyada işçi, işveren ve devletten tahsil edilen prim veya katkı payları ile sağlanmaktadır. Sosyal güvenlikte prim, işçi ve işverenden tahsil edilen ve genelde hak edilen ücretin belli bir oranı üzerinde alınan bir finansman kaynağıdır. Sosyal sigorta primi, kanunun kendilerine karşı güvence sağladığı sosyal risklerden birinin gerçekleşmesi halinde yapılacak sigorta yardımları ile Kurum giderlerinin karşılığı olarak kanuna göre belirlenen oranlar üzerinden sigortalının kazancından bir meblağ üzerinden alınan parayı ifade eder. 5510 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi uyarınca prim gelirleri iki alanda kullanılmalıdır. Bu düzenleme emredici bir kuraldır. Buna göre prim gelirleri;
a) Sigorta kollarının gerektirdiği yardım ve ödemeler ile
B) Kurumun yönetim giderlerinde kullanılmalıdır. (Güzel/Okur/Caniklioğlu. Sosyal Güvenlik Hukuku. Yenilenmiş 17. Bası. s: 226). Bu nedenle prim alacağı kamu alacağıdır.
Sigortalı hizmet tespiti davasının açılması ile Sosyal Sigortalar Kurumu bir çalışma ilişkisinden haberdar olacak, gerektiğinde müfettiş incelemesi yaparak resen prim tahakkuk ettirip, tahsil edecektir. Görüldüğü gibi hizmet tespiti davaları kurumun hak alanını da doğrudan ilgilendirmektedir.
8. Her ne kadar gerek 6552 ve gerekse 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nda “Hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, dava Kuruma resen ihbar edilir. İhbar üzerine davaya davalı yanında fer'î müdahil olarak katılan Kurum, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabilir. Kurum, yargılama sonucu verilecek kararı kesinleştikten sonra uygulamakla yükümlüdür (Madde 4/2)” hükmüne yer vermiş ise de aslında olması gereken hak alanını da ilgilendirip sigortalının sosyal güvenlik hakkını korumak olduğundan ve resen de 5510 sayılı Kanun kapsamında hizmet tespiti yapabileceğinden, burada asli müdahil sıfatı ile sigortalı yanında yer alması gerekir. Zira sonuçta hizmet tespiti ile birlikte alınacak prim alacağı Kurum alacağı olacaktır.
III. SONUÇ:
9. Sonuç olarak hizmet tespiti davasında, vazgeçilmez sosyal güvenlik hakkı nedeni ile 6100 sayılı HMK.’un 307 nci maddesi uyarınca davadan feragat olanaklı olmadığı gibi açılan davayı geri alma (HMK. 123) veya davanın takip edilmeyerek açılmamış sayılma (...150) olanağı da bulunmamaktadır. Zira hizmet tespit davası açıldıktan sonra bu dava üzerinde tasarruf edilemez. Kamu düzeni ve resen araştırma davası kapsamında olan bu tür dava artık sonuçlandırılması gereken bir davadır. Burada feri müdahil kurumun takip etmesi zorunluluk olduğu gibi delileri resen toplamak zorunda olan hakim de davayı sonuçlandırmalıdır. Aksi takdirde sosyal güvenlik hakkı üzerinde tasarruf yetkisi olmayan sigortalıya, davayı geri alma veya takipsiz bırakarak açılmamış sayılma yolu ile tasarruf da bulunma olanağı verilmiş olunacaktır ki bu sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldıracaktır. Feragat olanağı olmayan bir dava geri bırakılamayacağı gibi açıldığı anda da sigortalı gelsin veya gelmesin sonuçlandırılmalıdır. Kararın bu gerekçe ile bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, onama görüşüne katılınmamıştır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!