10. Hukuk Dairesi 2023/12376 E. , 2024/317 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/110 E., 2023/380 K.
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, davalı işverene ait iş yerinde 01.01.2002 – 27.01.2012 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı işveren vekili, davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu adres, zamanında şirketin şubesinin adresi olduğunu, bu şubenin 09.06.2011 tarihli ortaklar kurulu kararı ile kapatıldığını, davacının işe mazeretsiz olarak gelmediğini, bu nedenle iş akdi usulüne uygun olarak bildirimsiz feshedildiğini, davacının beyanlarında çelişkilerin olduğunu davacının davalı şirkete karşı açmış olduğu davada işe giriş tarihinin 2004 olduğunu, ancak iş bu davada 2002 yılı olduğunu iddia ettiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının, sağlık güvencesi olmayan kişilere sağlık hizmetlerini ücretsiz alabilmeleri için sağlanan yeşil kart hizmetinden yararlanıp yararlanmadığının, yararlanmış ise hangi tarihlerde bu hizmetten yararlandığının araştırılması için ilgili kamu kuruluşlarından arşiv kayıtlarının ibraz edilmesini, böylece davacının gerçekten hangi tarihlerde çalışmış olduğu ortaya çıkacağını, zamanaşımı nedeni ile davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı Kurum vekili, Kurum yazışmalarının devam ettiğini, Kurum kayıtlarının aksine eşdeğer nitelikte yazılı belgelerle ispatlanması gerektiğini, tanık anlatımlarına dayanarak davanın ispatlanma olgusunun kabul edilemez olduğunu, 5 yıllık hak düşüm süresinin göz önünde bulunması gerektiğini, nihai olarak da davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 23.02.2016 tarihli ve 2013/1348 E., 2016/177 K. sayılı kararı ile "...işyeri sicil dosyası, dönem bordroları, yazılı hizmet sözleşmesi, dönem bordro tanıkları, gerekirse işyerine komşu işyeri sahiplerinin komşu tanık sıfatıyla alınan beyanları ile bu beyanları teyit eden davacı tanık beyanları ile ispatı mümkün olan davalardan olması, davacının bilirkişi raporunda açıklandığı üzere davasını hizmet sözleşmesi, hizmet cetveli, dönem bordroları, banka kayıtları, bordro tanık beyanları ve komşu tanık beyanları ile ispatlayamadığından dinlenen bordro tanığının beyanında dahi davacı taleplerini haklı kılan net bilgiler bulunmadığından, hizmet tespiti davalarının davacı iddiası ve davacı tanık beyanları ile ispatı mümkün olan talep ve davalardan olmaması nedeniyle davacının ispatlanamadığından davasının reddine" karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı asıl temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 04.12.2018 gün, 2016/13360 E., 2018/10160 K. kararında; "... Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, talep konusu döneme ilişkin olarak davacının hizmet cetveline göre kömür satış elemanı olarak .... sicil nolu "toptan perakende kömür satışı" iştigal konulu davalı şirkete ait işyerinde 06.08.2004-15.09.2004 tarihleri arasında sigortalı olarak gösterildiği, "Özel Motorlu Araç San Tic. Ltd.Şti." adına kayıtlı 1031489 sicil nolu işyerinde 18.02.2006-01.05.2006 tarihleri arasında sigorta bildirimlerinin yapıldığı, davacının 01.05.2006 tarihinde istifa suretiyle işten çıktığına dair davalı Kuruma bildirimde bulunulduğu, 30.05.2006-18.04.2007 tarihleri arasında yine aynı işyerinden sigorta bildirimi yapıldığı, 19.04.2007-02.07.2011 tarihleri arasında davalıya ait işyerinden eksiksiz olarak sigorta bildirimlerinin yapıldığı, dava dışı 1251546 sicil nolu Nazmiye Özel adına kayıtlı "Halı ve kilim yıkama hiz." iştigal konulu işyerinden 03.08.2011-27.01.2012 tarihleri arasında sigortalı gösterildiği, bu tarihler arasında yer alan 13.10.2011-17.11.2011 tarihleri arasında 1031489 sicil nolu işyerinden yapılan bildirimlerin, Kurum denetmen raporuyla 1031489 sicil numaralı işyerinde 2010/10-11. aylarına ilişkin bildirimlerin gerçeği yansıtmaması nedeniyle iptali gerektiğinin belirtilmesi üzerine iptal edildiği anlaşılmakta olup bu hususlara ilaveten söz konusu raporda 09.01.2012 tarihinde yapılan denetimde mezkur adreste davalıya ait..... sicil nolu işyerinin faaliyetine son verdiği, aynı adreste .....'e ait ...... sicil nolu halı ve kilim yıkama işyerinin faaliyette olduğu, işyerinin Maliye Bakanlığı yoklama fişine göre 03.08.2011 tarihinde faaliyete başladığı, davacı ...'ün fiilen dava dışı......'ye ait işyerinde açılış tarihi itibariyle çalıştığı tespitlerine yer verilmiş, 11.07.2011 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ise davacının çalıştığı davalıya ait şube işyerinin 15.06.2011 tarihi itibari ile kapatılmasına karar verildiği hususu tescil edilmiştir. Mahkemece yapılması gereken iş, öncelikle davacının 01.05.2006 tarihinde istifa suretiyle işten çıktığına dair davalı Kuruma bildirimde bulunulması nedeniyle istifa dilekçesi bulunup bulunmadığı, istifa dilekçesinin varlığı halinde imzanın davacıya ait olup olmadığı tespit edilmeli, istifanın söz konusu olması halinde 19.04.2007 tarihi öncesinde kalan çalışmaların hak düşürücü süre kapsamında kalıp kalmadığı araştırılmalı, kurum denetmen raporu ile davacının hizmet cetvelinde yer alan çalışmaları gözetilerek, davacının davalıya ait işyerinde çalıştığı dönemlerde şirket ortaklığı da bulunduğu anlaşılan ...'in dinlenmesi suretiyle davacının talep konusu dönemi kapsayacak biçimde hizmet akdinin ve eylemli çalışmasının varlığı ortaya konulmalı, çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlendikten sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Bozma kapsamında ve tüm dosya içeriğine göre; dava dosyasında yer alan dava dilekçesine göre... davacının davalıya ait işyerlerinde ve bir başka iş yerinde 5510, m.4/1-(a) kapsamında sigortalı çalışmasının bulunduğu ve bu işyerlerinin raporda belirtilen tabloda belirtilen dönemleri kapsadığı, dava dosyasında yer alan belgelere göre davalıya ait işyerinin 14.11.1994 tarihinde kurulduğu ve şirketin kuruluşunun 18.11.1994 tarihli 3663 sayılı Ticaret sicil gazetesinde tescil ve ilan edildiği, davalıya ait ..... sicil numarasında kayıtlı işyerinin 6.8.2004 tarihinde kanun kapsamına alındığı, davalıya ait ..... sicil numarasında kayıtlı işyerinin 10.01.1996 tarihinde kanun kapsamına alındığı;...
Dava dosyasında yer alan SGK hizmet kayıt belgesine göre, davacının 18.2.2006-2.7.2011 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde 02.05.2006-29.05.2006 tarih aralığı hariç kesintisiz çalışma olduğu, kesintinin 27 gün olduğu anlaşılmıştır.
Dava dosyasında yer alan SGK hizmet kayıt belgesine göre, davacının 06.08.2004 tarihinde başlayan sigortalı çalışmasının 15.09.2004 tarihinde tutukluluk nedeniyle sona erdiği anlaşılmış ancak dava dosyasında davacının tutuklu olduğuna ilişkin bir belgenin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Dava dosyasında yer alan SGK hizmet kayıt belgesine göre, davacının 01.05.2006 tarihine ait işten çıkış nedeninin SGK'ya diğer nedenler olarak bildirildiği ancak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yapılan işten çıkış bildiriminde davacının 01.05.2006 tarihine ait işten çıkış nedeninin istifa olarak beyan edildiği, davalı işverenin bu talebi yerine getirmediği anlaşılmıştır.
Dinlenen tanık beyanlarına göre davacının 2002 yılı Ocak ayında davalıya ait işyerinde çalışmaya başladığı, tam tarih belirtilmemesi nedeniyle çalışmanın 15.01.2002 tarihinde başladığının kabulü gerekeceği anlaşılmıştır.
Davacının, davalıya ait işyerinde 15.09.2004 tarihinde başlayan sigortalılık bildiriminin 15.09.2004 tarihinde tutukluluk nedeniyle sona erdiği ve sonraki hizmetinin 18.02.2006 tarihinde başladığı, Sayın Mahkeme tarafından davacının tutuklanmış olduğu bir sürenin bulunup bulunmadığı adına ilgili makamlara yazı yazılarak tutuklandığının anlaşılması halinde, 18.02.2006 tarihi öncesine ait hizmetin hak düşürücü süre yönüyle reddi gerekeceği değerlendirilmiştir yönünde kanaat bildirilmiştir. Rapordaki tespit kapsamında davacıdan beyan alınmış ve herhangi bir tutuklama olayının olmadığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda; hükme esas alınan rapor kapsamında 01.01.2002-17.02.2006 dönemi bakımından davacının, tutukluluk süresinin bulunmadığı anlaşılmakla, tanık beyanları kapsamında davacının, davalıya ait işyerinde 15.01.2002-14.09.2002 tarihleri arasında 961 gün süreyle, 16.09.2004-17.02.2006 tarihleri arasında 511 gün süreyle prime esas kazanç alt sınırı üzerinden sigortalı çalıştığı sonuç ve kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı şirket vekili, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın reddini ve kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın reddini ve kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
2.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
3.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
4.Bu tür davalarda mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.
5.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun “Prim Belgeleri” başlığını taşıyan 79 uncu maddesinin onuncu fıkrası olup, anılan Kanunun 6 ncı maddesinde yer alan, sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği yönündeki düzenleme ile anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi göz önünde bulundurulduğunda, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu ve özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri gerektiği açıktır. Bu bağlamda, hak kayıpları ile gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi ve temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği dikkate alınmalıdır. Diğer taraftan, söz konusu onuncu fıkrada, yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları, Kurumca belirlenmeyen sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde Mahkemeye başvurarak alacakları ilâm ile ispatlayabildikleri takdirde, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının dikkate alınacağı açıklanmıştır. Anlaşılacağı üzere, çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Anılan Kanunun kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun'un beşinci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun'un üçüncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak düzenlenmiş olup, halen geçerliliğini korumaktadır. Ancak söz konusu yönetmelikle tespit edilen belgelerin bu meyanda işe giriş bildirgesinin verilmesi durumunda hak düşürücü sürenin işlememesi, ancak iş bu belgelerin içerdiği işe başlama tarihinden sonraki dönem için söz konusudur.
3. Değerlendirme
1.Önceki bozma ilamında; "... . Mahkemece yapılması gereken iş, öncelikle davacının 01.05.2006 tarihinde istifa suretiyle işten çıktığına dair davalı Kuruma bildirimde bulunulması nedeniyle istifa dilekçesi bulunup bulunmadığı, istifa dilekçesinin varlığı halinde imzanın davacıya ait olup olmadığı tespit edilmeli, istifanın söz konusu olması halinde 19.04.2007 tarihi öncesinde kalan çalışmaların hak düşürücü süre kapsamında kalıp kalmadığının araştırılması ..." gereğine işaret edilmiş olup eldeki davada verilen kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu ve bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
2- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
İnceleme konusu davada; davacının 15.01.2002-05.08.2004 (Mahkemece sehven 14.09.2002 tarihine kadar 961 gün tespiti yapılan dönem) tarihleri arasındaki tespit yönünden yapılan değerlendirme hatalı olup davacının ilk defa 06.08.2004 tarihinde davalı işyerinden sigorta bildiriminin yapıldığı, bu tarih öncesinde kabul edilen dönem ile bu tarih arasında çalışma olmadığının Mahkemece kabul edilmiş olmasına ve davacı tarafından kararın temyiz edilmemiş olmasına göre bu dönemin hak düşürücü süreye uğradığı hususunun gözardı edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,
18.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!