10. Hukuk Dairesi 2023/12221 E. , 2024/5977 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3929 E., 2023/1081 K.
KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 5. İş Mahkemesi
SAYISI : 2015/113 E., 2022/438 K.
Taraflar arasında iş kazasından tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalılardan ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekili istinaf başvurularının esastan reddine, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında kısmen kabul ve kısmen reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalılardan Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Davalı ... ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü vekili temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasını talep etmiş olmakla duruşma istemi kabul edilerek, duruşma günü olarak tayin olunan 28.05.2024 Salı günü için yapılan tebligatlar üzerine duruşmalı temyiz eden ... adına Av. ... ile davacı adına Av. ..., davalı ... adına Av. ... ve davalı ... adına Av. ... geldiler. Davalı ... adına gelen olmadığı görülmüştür. Gelenin yüzüne karşı murafaaya başlanarak, sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelemeye alınmıştır; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ... ve Süt Kurumunun Mezitli Mağazasında işçi olarak çalışmaktayken daha önce kasaplık konusunda ehil olmadığı halde iş yeri yetkilileri tarafından kıyma makinesinde et çekmeye çalıştığı sırada sağ elini kaptırarak iş kazası geçirmiş olması nedeniyle Mağazanın işletmecisi olan ..., mağazayı ... Akından devralan ... ile mağaza müdürü ... ve iş yeri sahibi olarak Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğünün sorumlu olduğu belirtilerek, fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 5.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek mevduat faiziyle beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemini 745.399,97 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP
1.Davalı ... ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, çalıştığı iş yeri adının Et Balık Kurumu Mezitli Mağazası olmasından dolayı müvekkilini sorumlu tutmaya çalıştığını, müvekkilinin davalı ... ile 20.02.2013 tarihinde franchising sözleşmesi kurulduğunu, 26.06.2014 tarihinde ...'ın franchisee hakkını diğer davalı ...'a devrettiğini, franchising sözleşmesi nedeniyle iş kazasından bir sorumluluğu bulunmayan müvekkiline karşı açılan davanın husumetten reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; iş kazasının davacının dikkatsiz ve tedbirsiz davranışı sonucu meydana geldiğini, müvekkilinin iş güvenliği ile ilgili ihmal ve kusuru bulunmadığını, istenilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, müvekkilinin işletmesini gerçek bir devir işlemi ile devrederek Muğla iline yerleştiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu iş yerinin müvekkiline ait olmadığını, diğer davalı ...'dan iş yerini devralmadığını, kaza ile bir ilgisi bulunmayan müvekkiline karşı açılan davanın husumetten reddine karar verilmesini istemiştir.
4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde müvekkilinin davada neden yer aldığının açıklanmadığını, yalnızca davalı olarak gösterildiğini, müvekkilinin müdürlük sıfatı ile dahil edildiği düşünülüyorsa da bunun gerecek dışı olduğunu, düz işçi o olduğunu, iş yerinde iş güvenliği ile ilgili tüm önlemlerin alındığını, kazanın tamamen davacının kendi kusuru sonucu oluştuğunu belirterek reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; tüm dosya kapsamı, davacı tarafın iddiası, davalı tarafın savunması, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve diğer bilgi ve belgeler bütün olarak değerlendirilmek suretiyle yapılan yargılama neticesinde; davacının iş yerinde kıyma çekerken elini kıyma makinesine kaptırması sonucu sağ elinden yaralanması şeklinde gerçekleşen iş kazası sonrasında SGK tarafından %45 olduğu ve kontrol muayenesi gerekmediği, YSK tarafından 16.09.2019 tarihinde % 62 olduğu ve kontrol muayenesi gerektiği, 14.02.2022 tarihli raporunda ise %45 olduğu ve kontrol muayenesi gerekmediği, Adli Tıp Kurumunun 09.02.2020 tarihli ve Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulunun 08.07.2021 tarihli raporları ile %49 oranında malul olduğu, kontrol muayenesinin gerekmediği, başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığını karar verilmesi nedeniyle davacının %49 oranında malul olduğu, meydana gelen iş kazasında davacının %20, Mezitli Et Balık Kurumu satış mağazası davalı ... 'nin % 40, mağaza müdürü İlhan'ın %40 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmış, davalı ... ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü ile davalı ... arasında franchising sözleşmesi olması nedeniyle Et süt Kurumu Genel Müdürlüğünün kusursuz olduğu ve davalı ...'ın ise iş yerini olay tarihinden sonra devralması nedeniyle kusursuz olduğu kanaatine varılmış, davalılar Et ve Süt Kurumu ile ...'ın kusursuz olması nedeniyle bu davalılar yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiş ancak meydana gelen iş kazası sonrası malul olan davacının maddi tazminat alacağı olarak hesap edilen 745.399,97 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte sorumluluğu bulunan davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verilmiş, ayrıca davacının manevi tazminat talebinin meydana gelen iş kazasının ağırlığı, davacının %20 oranında kusurlu olması, %49 maluliyeti olması, sosyal ve ekonomik durumları, davacının kaza tarihinde 31 yaşında olması, davacının duymuş olduğu elem, ızdırap, olayın ağırlığı, olay tarihi, hükmedilecek manevi tazminat tutarının zenginleşme aracı olmamasının yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması da gerektiği gözetilerek 45.000 TL manevi tazminatın aza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte sorumluluğu bulunan davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılardan ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesi ile davalılar Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü ve ... lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, maddi tazminat istemli davaların tamamen reddi durumunda davalı lehine hükmedilecek avukatlık ücretinin maktu vekâlet ücreti olacağını, davalılardan Et Süt Kurumu Müdürlüğü ve ... hakkında ikame edilen maddi ve manevi tazminat davalarının tamamen reddedildiğini, takdir olunan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalılara verilmesine şeklinde kararın düzeltilmesinin Mahkemeden talep edildiğini ancak bu taleplerinin değerlendirilmediğini, müvekkilinin iş kazasında kusurunun bulunmadığını, tüm davalıların müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini ancak itirazlarının değerlendirilmediğini, kazanın meydana gelmesine iş güvenliği tedbirlerinin alınmamasının, müvekkilin görev kapsamı dışında ve eğitimi verilmeyen bir konu hakkında çalışmaya zorlanmasının sebep olduğunu, müvekkiline kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, iş yerinin devri hükümleri uyarınca kaza neticesinde meydana gelen zarardan diğer davalı ...'ın da sorumlu olduğunun 4857 sayılı İş Kanunu 6 ncı maddesinde; "iş yeri veya iş yerinin bir bölümü hukukî bir işleme dayalı olarak devredildiğinde, devir tarihinde iş yerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile devralana geçer.” denilerek doğrulandığını, iş yerinin 20.06.2014 tarihinde ...'a devredildiğini, ...'ın sorumluluğunun bulunmasının Mahkeme tarafından irdelenmeyerek karar vermesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Et Süt Kurumu Genel Müdürlüğünün de kazanın meydana gelmesinde gerekli denetim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, kusurlu olmasına rağmen kusursuz atfedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili adına hükmedilen manevi tazminat miktarının manevi zararını karşılamadığını, meydana gelen iş kazasında müvekkilinin yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte olduğunu, vücudunda kemik kırığı bulunduğunu, kemik kırığının hayati fonksiyonlara etkisinin ağır derecede olduğunun belirtildiğini, kaza nedeniyle sağ el tüm parmaklarının koptuğunu, sağ elini kullanamaz hale geldiğini, yüksek oranda engel oluştuğunu ve tüm tedavilere rağmen müvekkilinin kalıcı engeli olmasının önüne geçilemediğini, Adli Tıp Kurumundan alınan raporda %49 oranında sürekli malul kaldığının rapor edildiğini, kazadan sonra aylarca evinden çıkamadığını, bakıma muhtaç hale geldiğini, tüm bunların yarattığı psikolojik travma sebebiyle aşırı derecede üzüntü duyduğunu ve ruh sağlığının bozulduğunu, talep olunan manevi tazminat miktarının hakkaniyete uygun olduğunu, Mahkemece hükmedilen tutarın düşük olduğunu, 50.000,00 TL olan manevi tazminat taleplerinin kabulü gerektiğini beyanla Mahkeme kararının maddi ve manevi tazminat miktarı yönünden usul, yasa ve Yargıtay içtihatlarına aykırı kararı yerinde olmadığını ve kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin mağaza müdürü yetkisinin bulunmadığını ve tazminat sorumluluğuna gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu, iş kazalarında hukuken kimlerin sorumlu olacağının ayrı bir başlık altında sayma yoluyla düzenlenmediğini, işveren, işveren vekili, iş yeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanları hukuken sorumluluk kapsamında olduklarını, şirket idare ve temsil yetkisinin dışardan seçilmiş bulunan kişi veya müdürlere bırakılması durumunda bu kişilerin işveren vekili sıfatını kazandıklarını, işveren yerine hareket eden Genel Müdür, Müdür, Koordinatör, Şef, Amir gibi yöneticilerin bu tanıma göre işveren vekili durumda olduklarını, işverenin, işveren vekili olarak tayin ettiği yöneticilerin iş yerinde müdür, amir, sorumlu gibi isimlerle nitelendirildiklerini fakat asıl olan herhangi bir iş kazası durumunda pozisyonunun işveren ile aynı olduğunu, iş hukukundan kaynaklı olarak işveren vekilinin sorumluluğuna gidebilmek için işveren vekilinin kim olduğu konusunda resmi kurumlardan getirtilecek belgelere göre ayrıntılı olarak araştırma yapılması gerektiğini, işveren vekili sıfatını haiz olmayan kişilerin de iş kazası nedeniyle hukuki veya cezai sorumluluğuna gidilemeyeceğini, işveren vekilinin yetki sınırı tespit edilmediğini ve sorumluluğun yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu, meydana gelen olayda davacının ağır kusurunun mevcut olduğunu, tanıkların beyanlarına göre kıyma makinesinin kullanılması esnasında tokmak kullanılması ve koruyucu metal eldiven takılmasının zorunlu olduğunu ve kendi kusuruyla yaralanmasına sebebiyet verdiğini beyanla hukuka aykırı olarak verilen Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; dosya kapsamı, tanık beyanları, hizmet alım sözleşmeleri, davalı Kurumda yapılan işin mahiyeti, davacının yaptığı iş ve davalı Kurumun somut olaydaki konumu birlikte değerlendirildiğinde davalı Kurum ile davalı ... arasındaki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6 ncı maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, buna göre, somut olayda davalı Kurumun asıl işveren sıfatı, davalı ...'ın ise alt işveren sıfatı bulunduğunu, İlk Derece Mahkemesince davalı ... ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü ile davalı ... arasında franchising sözleşmesi olması nedeniyle Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğünün kusursuz olduğu kabulü ile hakkındaki davanın reddi hatalı olup asıl işveren olan Kurum alt işveren ... ve onun işçisi olan ...'ın kusurları oranında sorumlu olduğu kabul edilerek karar vermek gerektğini, yine davalı ...'ın iş yerini iş kazasından sonra devralan yeni işleten olup hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeni ile reddedilerek lehine maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken kusuru bulunmadığı gerekçesi ile reddedilip nispi vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf talebinin yerinde olduğunu, maluliyet oranı, kusur durumu ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, kaza tarihi, davacının yaşı ve olayın ağırlığına göre davacı yararına 49.000,00 TL manevi tazminat takdir edilerek yeniden hüküm kurulmasının yerinde olacağından davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan istinaf taleplerinin kabulü gerektiğini, davalı ... vekilinin istinafı yönünden ise davalının ...'a ait iş yerinde müdür olduğuna dair kayıt bulunmasa da davalı iş yerinde çalışan diğer işçi olarak şahsi kusurundan sorumlu olduğu, SGK kayıtlarına göre 28.01.2014 tarihinden 28.04.2014 tarihine kadar davalı iş yerinde çalıştığı anlaşılmış olup kaza tarihinde davalı iş yerinde çalışmadığına dair itirazı ile illiyet bağının kesildiğine dair istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle davalı ...'ın istinaf talebinin reddi gerektiği gerekçeleriyle;
a)Davalı ...'ın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine,
b)Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddeleri gereği Mersin 5. İş Mahkemesinin 2015/113 Esas 2022/438 Karar sayılı kararının kaldırılmasına ve istinaf talebi kısmen kabul edilerek;
1.Davalı ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine,
2.Diğer davalılar ..., ... ve Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 745.399,97 TL maddi ve 49.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 21.04.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğünden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılardan Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü ve ... vekilleri tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin davaya konu iş kazasında kusuru olmadığı halde kusur atfının yerinde olmadığını, müvekkilinin çalıştığı iş yerini devralan sıfatıyla 4857 Sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi gereğince ...’ın da sorumlu tutulması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde özetle; Franchise Sözleşmesi Kapsamında asıl işveren olarak kabul edilemeyeceğini, söz konusu iş yerinin müvekkili Kuruma ait bir iş yeri olmadığını, sigortalının da müvekkili Kurum sigortalısı olmadığını, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın usule aykırı olduğunu, duruşma açılmadan sürpriz karar yasağına aykırı olarak ve adil yargılama hakkını ihlali niteliğinde sorumluluğuna hükmedildiğini, karar gerekçesinin bulunmaması nedeniyle de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin ...’a ait iş yerinin müdür olduğuna dair bir kayıt olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararında da bu durum tespit edildiği halde şahsi kusuru gerekçe gösterilerek verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkilinin kusuru olmadığını davacı ağır kusuru ile illiyet Bağının kesildiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigortalının iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir
2. İlgili Hukuk
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, "Bilirkişi raporuna itiraza" ilişkin 281 inci maddesi, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49,50,51,52,53,54,55 ve 56 ncı maddeleri "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 12,13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, asıl - alt işverenlik, iş yerinin devri ve İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler bakımından iş yerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2, 6 ve 77 nci maddeleri ile İş Sağlığı ve Güvenliği Tüzüğü maddeleri, "Usuli kazanılmış hak" yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.
3. Değerlendirme
1. Franchise sözleşmesi; konusu mal ve/veya hizmetin sürümü ve dağıtımı olan sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme olup bu sözleşme ile mal ve/veya hizmeti üreten ve/veya satan franchise veren; adı, sembolü, markası gibi gayri maddi mal ve değerlerini kullanarak bunların sürümünü yapma hakkını bir bedel karşılığında, belirli bir bölgede kendi ad ve hesabına çalışan bağımsız kişilere (franchise alanlara) vermeyi borçlanmaktadır. Franchise veren bu sözleşme ile mal ve/veya hizmetlerin en iyi şekilde pazarlanmasını sağlamak için pazar araştırması ve tanıtım (reklam) yapmak, bu konuda kendine özgü bir anlayış geliştirerek bir organizasyon kurmak ve franchise alanları çalışmalarından yararlandıracak şekilde bu organizasyona dahil etmek yükümlülükleri üstlenmektedir. Franchise alan ise, franchise bedeli ödeme dışında ayrıca sözleşme konusu malların sürümünü destekleme, bu konudaki tüm bilgileri franchise verene aktarma, franchise verenin pazarlama ilkelerine ve talimatlarına uyma, eğitim programlarına katılma ve bu doğrultuda işletmeyi yürütme yükümlülüğü altına girmektedir (Kırca, Çiğdem: Franchise Sözleşmesi, Ankara, 1997, s. 19-20).
2.Görüldüğü üzere franchise sözleşmesi her iki tarafın da borç altına girdiği karşılıklı edimler içeren bir sözleşme olup her bir tarafın borcu diğer tarafın borcunun karşılığını oluşturmakta ve edimler arasında değişim söz konusu olmaktadır. Başka bir deyişle franchise sözleşmesinde franchise alan ile franchise verenin borçları aynı zamanda diğer tarafın ediminin karşılığını ihtiva etmektedir. Franchise verenin kendisine ait franchise sistemini franchise alana kullandırma ve onu ticari faaliyeti sırasında devamlı olarak destekleme yükümlülüğüne karşılık, franchise alanın franchise verenin mal veya hizmetlerin sürümünü kendi nam ve hesabına yürütme ve franchise verene belli bir bedel ödeme yükümlülüğü gelmektedir. Ayrıca franchise alanın, franchise verene karşı onun menfaatlerini koruma, sırlarını saklama, gerektiğinde hesap verme gibi ... ve sadakate dayanan yükümlülükleri vardır.
3.4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.
4. İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 7 nci fıkrasına göre bir işverenden, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu iş yerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.
5. 5510 sayılı Kanun'un 12/6 ncı maddesi ile de asıl işveren, bu Kanun'un işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile sorumlu tutulmuştur.
6. 4857 sayılı Kanun'un 2/7 nci maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6 ncı maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 veya 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu.
7. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 6 ncı fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler.
8. Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır.
a) İş yerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır.
b) Bir başka işveren, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır.
c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım iş yerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır.
d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir iş yeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır.
e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Kanun'un tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır.
f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.)
9. Öte yandan, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 6 ncı maddesi " İş yeri veya iş yerinin bir bölümü hukukî bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde iş yerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer. Devralan işveren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür. Yukarıdaki hükümlere göre devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludurlar. Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır." hükmünü içermektedir.
10. 6100 sayılı HMK’nın 124 üncü maddesinde de “Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.” düzenlemesi yer almaktadır.
11. Somut olayda; davalı ...'ın diğer davalı ... ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü ile düzenlediği 20.02.2013 tarihli "Franchise Sözleşmesi" kapsamında Mersin ili Mezitli ilçesinde Et ve Süt Kurumu ürünlerini satmak üzerine iş yeri açtığı, davalı ...'ın bu iş yerinde çalıştığı, olay tarihi olan 21.04.2014 tarihi itibariyle davacı sigortalının reyon görevlisi olarak anılan iş yerinde çalışmaktayken, müşterinin istediği kıymayı kıyma makinesinde hazırladığı sırada, sağ el parmaklarını kıyma makinesine kaptırarak iş kazası geçirdiği, davalı ...'ın 25.06.2014 tarihinde noterde düzenlenen "Bayilik İşletme Hakkının Devri Sözleşmesi" ile iş yerinin işletme hakkını ... Ahşap Ürünleri Tarım ve Dış Tic. A.Ş.’ye verdiği, 26.06.2014 tarihinde ise davalı ... ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü ile dava harici ... Ahşap Ürünleri Tarım ve Dış Tic. A.Ş.'yi temsilen ...'ın "Franchise Devir Sözlemesi" imzaladığı anlaşılmaktadır.
12. Bu açıklamalar kapsamında; iş kazasının gerçekleştiği iş yerinin devir sözleşmesi kapsamında iş kazasından sonra ... Ahşap Ürünleri Tarım ve Dış Tic. A.Ş.’ye devredildiği ve devir sözleşmesinde şirket adına ...'ın imzası bulunduğu gözetilerek, davalı ... ile dava harici bu şirket arasındaki ilişkinin ortaya konması, iş yeri devri müessesi kapsamında iş bu dava harici şirket ya da ...'ın devralan sıfatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, ...'ın iş yerini devralan veya devralan işveren şirket vekili sıfatı bulunması halinde sorumluluğunun değerlendirilmesi, anılan şirket yönünden ise ancak şartlarının varlığı ve davacı tarafın HMK'nın 124 üncü maddesi kapsamında talebi halinde taraf değişikliği yoluna gidilebileceği gözetilerek yargılama yapılıp sonucuna göre bir hüküm tesisi gerekirken noksan inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
13. Öte yandan, davalı ... ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü ile ... arasındaki "Franchise Sözleşmesi" kapsamındaki ilişkinin yardımcı iş veya asıl işin bir bölümünü oluşturmadığı gibi, işin gereği ile teknolojik nedenlerin de uzmanlık gerektirmemiş olması ve Kanunda aranan diğer şartların da var olmaması nedeniyle asıl-alt işveren ilişkisi olarak değerlendirilemeyeceği her iki davalının da birbirinden bağımsız oldukları gibi, davalı ... ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğünün dava kapsamında şahsi kusurunun varlığını ortaya koyan bir sebebin de bulunmaması karşısında iş bu davalı hakkındaki davanın husumetten reddi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde sorumluluğuna karar verilmesi de hatalı olmuştur.
14. Ayrıca, davalı ...'ın davaya konu olayla ilgili ceza dava dosyasında sanık olarak yargılanıp hakkında karar verildiği halde Bölge Adliye Mahkemesince "her ne kadar davalı ...'a ait iş yerinde müdür olduğuna dair kayıt bulunmasa da davalı iş yerinde çalışan diğer işçi olarak şahsi kusurunun bulunduğu" gerekçesiyle sorumluluğu yoluna gidilmiş ise de, şahsi kusurunun ne olduğu gerek hükme esas alınan kusur raporunda, gerekse de Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklığa kavuşturulmamıştır. Dosya kapsamındaki delil durumuna göre ise anılan davalının iş yerinde müdür olarak çalıştığı iddia edilmiş olmakla, kazanın gerçekleştiği tarihte işveren ...'ın, işveren vekili olarak sorumluluğuna gidilip gidilemeyeceği de değerlendirilerek sonucuna göre diğer davalılarla beraber müteselsil sorumluğuna gidilmesi gerekirken yetersiz gerekçe ile anılan davalının tazminattan sorumluluğuna hükmedilmesi de hatalı olmuştur.
15. Bölge Adliye Mahkemesince bu hususlar gözetilmeden karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
16. O halde, bu aşamada bozma sebeplerine göre sair temyiz itirazları incelenmeksizin, davacı ve davalı ... ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü ve ... vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilerek davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırarak esas hakkında karar veren Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır .
VI. KARAR:
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı ve davalılar Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü ve ... vekillerinin sair temyiz itirazları bu aşamada incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2. Temyiz eden taraflardan tahsil edilen peşin karar ve ilam harcının istem halinde ilgililere iadesine,
3. Dairemizde icra edilen duruşmada davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olması nedeniyle 17.100,00 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ... ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü ve ... kendilerini vekille temsil ettirmiş olması nedeniyle 17.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile iş bu davalılara verilmesine,
4.Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!