10. Hukuk Dairesi 2023/12184 E. , 2024/6295 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2021/105 E., 2022/279 K.
HÜKÜM/KARAR : Red, Kısmen Kabul
Taraflar arasında mahkemede görülen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalılar Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, ... şirketi ve sigorta şirketi yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar vekili ile davalı ... şirketi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili özetle; müvekkillerinin murisinin iş kazasında vefat ettiğinden bahisle eş ... için 264.000,00 TL maddi, 150.000,00bin TL manevi, çocuk ... için 90.000,00 TL maddi, 60.000,00 TL manevi, çocuk ... için 85.000,00 TL maddi, 55.000,00 TL manevi, çocuk ... için 85.000,00 TL maddi, 45.000,00 TL manevi, çocuk ... için 80.000,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi, anne ... ve baba ... ... için 20.000,00’er TL maddi, 40.000,00’er TL manevi, kardeşler ..., ..., ..., ..., ... ve ... için 20.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmişlerdir.
Aşağıda açıklandığı üzere bozma kararından sonra davacılar vekili tarafından ibraz edilen dilekçe ile eşin maddi tazminat talebi 1.022.934,98 TL’ye, çocuk ...’in maddi tazminat talebi 92.424,36 TL’ye, çocuk ...’in maddi tazminat talebi, 166.567,21 TL’ye, çocuk ...’nin maddi tazminat talebi 188.663,45 TL’ye, anne ...'ın maddi tazminat talebi 113.050,28 TL'ye, baba ... ...'in maddi tazminat talebi 196.850,36 TL’ye arttırılmıştır.
II. CEVAP
Davalı ... dışındaki diğer davalılar davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuş, davalı ... şirketi cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 22.06.2016 tarih ve 2011/127 Esas, 2016/92 Karar sayılı kararıyla; sadece hukukçu bilirkişilerce hazırlanmış bilirkişi kusur raporu ile tespit edilen ve murisin işvereni olan davalı ... şirketinin %100 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildiren 19.11.2012 tarihli bilirkişi kusur raporuna itibar ederek, davalı ... Tabii Kaynaklar Bakanlığı hakkındaki davanın olayda bir kusuru bulunmadığı gibi kendisi hakkında sorumluluk tesis edilmesine neden olacak bir hukuki düzenlemenin de bulunmadığından bahisle, davalı ... şirketi hakkındaki davanın ihale makamı olduğundan bahisle, davalı ... şirketi hakkındaki davanın ise poliçenin sigortalısının sadece davalı ... şirketi olduğundan bahisle pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar ... şirketi, ... şirketi ve ... şirketi müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere eş lehine 212.603,17 TL maddi, çocuk ... lehine 46.437,40 TL maddi, çocuk ... lehine 50.837,93 TL maddi, çocuk ... lehine 55.817,52 TL maddi, çocuk ... lehine 42.946,78 TL maddi, anne ve baba lehine 20.000,00’er TL maddi, eş lehine 15.000,00 TL manevi, çocuklar lehine 10.000,00’er TL manevi, anne ve baba lehine 4.000,00’er TL manevi, kardeşler lehine 2.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen 22.06.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... şirketi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairemizin 19.01.2021 tarih ve 2020/6120 Esas, 2021/485 Karar sayılı kararı ile temyiz eden tarafların sair temyiz itirazları incelenmeksizin hükme esas bilirkişi kusur raporunu düzenleyen heyetin hukukçu bilirkişilerden teşekkül ettiği, iş kazasının meydana geldiği iş kolunda uzman olmadıkları, bu husus gözden kaçırılarak 19.11.2012 tarihli kusur raporu ile sonuca gidilmesinin isabetsiz olduğu, Mahkemece işçi sağlığı ve iş güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman 3 kişilik bilirkişi heyetinden kusurun oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alınıp, usuli kazanılmış haklar da gözetilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra 09.09.2021 tarihli yeni bir kusur raporu alındığı, raporda üst işveren olarak nitelendirilen davalılar ... ve ... şirketlerinin oluşturduğu iş ortaklığının %80, murisin işvereni alt işveren olarak nitelendirilen ... şirketinin %20, muris ve diğer davalıların kusursuz olduğu yönünde görüş bildirildiği, Mahkemece alınan 03.05.2022 tarihli bilirkişi hesap raporunda eşin maddi zararının 1.022.934,98 TL, çocuk ...’in maddi zararının 80.184,26 TL, çocuk ...’in maddi zararının 92.424,36 TL, çocuk ...’in maddi zararının 166.567,21 TL, çocuk ...’nin maddi zararının 188.663,45 TL, annenin maddi zararının 113.050,28 TL, babanın maddi zararının 196.850,36 TL olarak hesaplanması üzerine davacılar vekilince ibraz edilen dilekçe ile davacı çocuk ... dışındaki diğer davacıların maddi tazminat istemleri bu tutarlara arttırılmıştır. Bu aşamadan sonra Mahkemece verilen temyiz incelemesine konu 05.07.2022 tarih, 2021/105 Esas, 2022/279 Karar sayılı kararla iş kazasının oluşumunda üst işveren olarak nitelendirilen davalılar ... ve ... şirketlerinin oluşturduğu iş ortaklığının %80, murisin işvereni alt işveren olarak nitelendirilen ... şirketinin %20, muris ve diğer davalıların kusursuz olduğu kabulünden hareketle davalı bakanlık ile ihale makamı olan ... ve sigortacısının sorumluluğun bulunmadığı yönündeki tespitin yerinde olduğu gerekçesiyle davalı ... Tabii Kaynaklar Bakanlığı, davalı ... şirketi ve davalı ... şirketi hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar ... şirketi, ... şirketi ve Tümsan şirketi yönünden ise son alınan hesap raporu hükme dayanak kılınmak suretiyle davacı çocuk ... dışındaki davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, davacı çocuk ... lehine 80.184,26 TL maddi tazminat ödenmesine, eş lehine 60.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 30.000,00 TL, çocuk ... lehine 25.000,00 TL, çocuklar ... ve ... lehine 20.000,00’er TL, baba lehine 25.000,00 TL, anne lehine 30.000,00 TL, kardeşler lehine 10.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin 05.07.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... şirketi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Mahkemenin 13.12.2022 e-imza tarihli ek kararı ile davacılar vekilinin temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş davacılar vekili süresinde ek kararı temyiz etmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, davalılar Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve ...ile Euroko Sigorta A.Ş yönünden verilen davanın reddine dair kararın haksız olduğunu, ayrıca davayı kabul anlamına gelmemek kayıt ve şartıyla anılan davanın reddine kararı verilen davalılar yönünden verilen kararın doğru olması halinde ise kararda geçen davalılar lehine hükmedilen vekalet ücreti hesabı ve yöntemi yasaya ve tarifeye aykırı olduğunu, diğer bir nokta ise ret sebepleri aynı olan davalılara davacıların maddi imkansızlıkları ve bu tazminata olan ihtiyaçları göz önüne alındığında bu yüksek miktardaki ve haksız olan vekalet ücretlerinin ayrı ayrı ödenmesi hukuka aykırı olduğunu, destekten yoksun kalma tazminatları ve manevi tazminatların hesaplanmasında eksiklikler mevcut olduğunu, müteveffanın kusursuz olduğunu, ortada ciddi dikkatsizlik, ihmal ve denetim eksikliği bulunduğunu, davalıların her birinin sorumlu bulunmadığına ilişkin iddiaları kabul edilemeyeceğini, bilakis her birinin sorumlu olduğunu, her bir davalının söz konusu ölümde sorumluluklarının bulunduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatların az olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkili tarafından uzman görüşleri alındığını, anılan uzman görüşlerinin dosyaya ibraz edildiğini, dosyada mevcut hükme esas hesap ve kusur raporları ile uzman görüşlerinin birbiriyle bütünüyle zıt düşen tespitler içerdiklerini, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin yerleşmiş içtihatları gereği işbu dosyadan yapılan hesaplamada bilinen devrenin 31.12.2022 'ye çekilmesinin kabul edilemeyeceğini, dosyada mübrez bozma öncesi düzenlenen 20.05.2015 tarihli bilirkişi raporunda bilinen dönemin sonu 31.12.2015 olduğunu, bu rapora karşı davacılar vekilince salt ücretin tanık beyanlarına göre tespit edilmesi gerektiği gerekçesiyle duruşmada itiraz edilmiş, itirazların değerlendirildiği 25.12.2015 tarihli ikinci ek raporda itirazların reddedildiğini, davacılar vekilinin işbu raporun istihsalinden sonra davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiğini ve dosyanın bu kapsamda karara çıktığını, davacılar vekilince 2016 yılı asgari ücret verilerinin rapora yansıtılmadığı hususunun temyiz sebebi yapılmadığını, uyulan bozma ilamında usuli müktesep hakların korunması gerektiği belirtildiğinden davalılar lehine oluşan usuli müktesep hak uyarınca bilinen dönemin 31.12.2015 tarihi itibariyle sabitlenmesi, başka bir deyişle bilinen dönemin 31.12.2022’ye çekilmemesi, 2015 yılından sonra asgari ücretteki artışların dosyadaki hesaplamalara yansıtılmaması gerektiğini, hükme dayanak edilen bilirkişi hesap raporunda bakiye ömrün yanlış tespit edildiğini, kendileri lehine oluşan usuli müktesep hak gereği TRH 2010 tablosunun işbu davada hesaplamalarda dikkate alınamayacağını, dosyada mübrez 25.12.2015 tarihli bilirkişi raporunda davacıların ömür sonunun PMF 1931 tablosuna göre tespit edildiğini, 25.12.2015 tarihli bilirkişi raporunda hesaplanan miktarlardan rücu edilebilen peşin sermaye değerinin tenzili sonucu ulaşılan miktarların üzerinde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, bozmaya konu ilamda ...’nin maddi tazminat alacağının 61.014,83 TL olarak hesaplandığı halde Mahkemece ... için ...'nin hesaplanan maddi tazminat alacağının hüküm altına alındığını, bu hususun davacılar vekilince temyiz sebebi yapılmadığını, müteveffanın ücretinin Kurum'a eksik bildirildiğine ilişkin dava dilekçesinde herhangi bir iddia olmadığını, bu sebeple de emsal ücret araştırması deliline dayanılmadığını, ... sendika üyesi olmadığı gibi müteveffanın ölmeden önce sigortaya bildirilen ücretleri konusunda işveren ile mutabık olunduğunun dosyadaki SGK tahkikat evrakında da tespit edildiğini, asgari ücret üzerinden hesap yapılması gerektiğini, anne ve babaya pay ayrılmasının hatalı olduğunu, ayrılacaksa bile çocukların yarısı kadar ayrılması gerektiğini, anne ve babanın maddi tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, onlara gelir bağlanmadığını, iş kazasından kaynaklanan tazminat davalarında azalan bir destek dağılımı benimsendiğini, bu yerleşik uygulamaya rağmen annenin gelirden çıkmasından sonra annenin payının babaya devrinin kabul edilemeyeceğini, bozma öncesi hesap raporunda bilirkişi tarafından çocuklar için 22 yaş ikmaline kadar hesap yapıldığını, bu hususun temyiz sebebi yapılmadığını, bu kapsamda itirazlarına konu raporda kız çocuklar için 22, erkek çocuk için 18 yaş ikmaline kadar hesap yapılmasının usuli müktesep hakka aykırı olduğunu, tazminat hesabında davalılar lehine oluşan usuli müktesep hakka aykırı şekilde yılın 365 gün olduğunun kabulüne göre fazla tazminat hesabı yapılması kabul edilemeyeceğini, bozma öncesi istihsal edilen bilirkişi raporundaki gibi yılın 360 gün olduğunun kabulü ile aylık ücretler üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, bozma kararından önceki raporda kaza tarihindeki AGİ dahil ücretin 1.379,00 TL olduğu kabul edildiği halde dosyada mübrez son hesap raporunda kendileri lehine oluşan usuli müktesep hakka aykırı şekilde bu ücrete AGİ eklendiğini, bilinen dönemin 2022 yılı sonuna çekileceğinin kabulü halinde, AGİ’li asgari ücret üzerinden katsayının uygulanmasının yanlış olduğunu, net asgari ücrete katsayı uygulandıktan sonra 2022 yılına kadar asgari geçim indirimi, 2022 yılında vergi istisnası eklenmesi gerektiğini, yine davacılar için hükmedilen maddi–manevi tazminattan Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından verilecek yardım ve ikramiyelerin, bağlanacak gelir ve tahsis gelirlerin peşin sermaye değerlerinin, ... işçiye ve davacılara sağlanan her türlü gelir ve tahsislerin, ölüm nedeniyle tahakkuk edebilecek miras haklarının da mahsubu gerektiğini, aynı şekilde ilk derece yargılamasında davalı olarak gösterilen Eureko Sigorta A.Ş.’den alınmış/alınacak sigorta bedeli ve davalıların davadan önce yapmış oldukları yardım ve ödedikleri öteki paraların da düşürülmesi gerektiğini, hükümde ilk bakışta belli olan yahut ilerde ortaya çıkabilecek hesap, varsayım hataları ve her türlü noksanlıklar sebebiyle dahi hükme karşı kendileri lehine bozma talebiyle temyiz yoluna başvurduklarını, ıslahın zamanaşımına uğradığını, ıslah talep edilen alacaklar bakımından zamanaşımı def’inde bulunulmuşsa da Mahkemece işbu itirazlarının dikkat ve değerlendirmeye alınmadan zamanaşımına uğrayan alacaklar bakımından davacılar lehine, usul ve yasaya aykırı olarak hüküm kurulduğunu, davacıların ıslahının kabulü ile bozmaya uyulması sonrası dikkate alınması gereken usuli müktesep haklarının açıkça çiğnendiğini, bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durumun ortadan kaldırıldığını, 09.09.2021 tarihli heyet raporunu düzenleyen bilirkişi kurulunda yer alan bilirkişilerin uzmanlık alanlarına bakıldığında bilirkişilerden birinin alanının kimyagerlik olduğunun görüldüğünü, olaydaki iş kolu ile kimyagerlik alanının herhangi bir ilgisi bulunmadığını, bu durumun tek başına Yargıtay’ın bozma kararında bahsettiği bilirkişilerin dava konusu kazaya dair iş kolunda uzman olması koşulunun gerçekleşmediğinin göstergesi olduğunu, raporun 6754 sayılı Bilirkişilik Kanununa aykırı olduğunu, raporda delillerin ve beyanlarının dikkate alınmadığını, somut olayı gerçekliğe uygun biçimde aydınlatmaktan uzak bir rapor olduğunu, müvekkili şirket ile diğer davalı ... Grup AŞ’nin ortak ve yetkilileri hakkında dava konusu olay bakımından açılan ceza davasında beraat kararı verildiğini, bu karar dikkate alınmadan düzenlenen raporun hükme dayanak kılınmasının kabul edilemeyeceğini, rücu davasında hazırlanarak hükme esas edilen bilirkişi raporundaki kusur oranları ile eldeki dosyada hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen kusur oranları arasında fahiş çelişkiler bulunduğunu, mübayeneti giderecek biçimde rapor alınmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, müvekkili ile davalılardan ... şirketi arasında bağıtlanan sözleşme uyarınca konduvi ve tünel beton, kalıp, demir işlerinin tamamının anahtar teslim olarak davalılardan ... şirketine ihale edildiğini, ortada asıl işveren-alt işveren ilişkisinin mevcut olmadığını, müvekkili şirketin de içinde yer aldığı adi ortaklık ile müteveffanın işvereni olan davalı ... Ltd. Şti. arasında akdedilen taşeron sözleşmesi incelendiğinde diğer davalı ... Ltd. Şti.’nin işe ilişkin gerekli tüm emniyet ve tedbirleri almaya mecbur olduğunun ve istihdam ettiği işçinin iş kazası geçirmesi sonucunda bir zararın ortaya çıkması halinde müvekkiline husumet ve sorumluluk yüklenmesi ve bunun sonunda müvekkilinden tazminat ve alacak istenmesi dolayısıyla davalı ... Ltd. Şti.’nin müvekkile karşı sorumlu bulunduğunun hüküm altına alındığı, müteveffanın ölümüne neden olan kazanın oluşumunda müvekkili şirkete atfı kabil kusur bulunmadığı halde bilirkişi heyeti tarafından müvekkil şirkete ve dahi müvekkilin içinde yer aldığı ortaklığa % 80 oranında kusur atfedilmesinin kesinlikle kabul edilemeyeceğini, Mahkemece bozma öncesi yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporunda ve bu rapora dayanılarak verilen kararda müvekkil şirkete herhangi bir kusur yüklenmediğini, bu hususun davacılar tarafından temyiz sebebi yapılmadığını, bozma kararına da gerekçe edilmediğini, hal böyle iken müvekkili bakımından oluşan usuli müktesep hak gözetilmeden müvekkil ya da müvekkilin içinde bulunduğu ortaklık aleyhine % 80 kusur oranı belirlenmesinin yerinde olmadığını, her ne kadar müvekkilinin şantiyede çalışan işçilere karşı hiçbir sıfat ve/veya statü ile sorumluluğu bulunmasa ve de tüm bu sorumluluk ile yükümlülükler diğer davalı ... Ltd. Şti.’ne ait olsa da müvekkilinin tüm iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini ve mükellefiyetlerini yerine getirdiğini, rücu dosyasında hükme esas alınan kusur raporunda müvekkili şirket aleyhine -kabul anlamına gelmemek kaydıyla- sadece % 10 oranında kusur belirlenmişken işbu dosyadan aynı olaya dair düzenlenen raporda müvekkiline sekiz kat fazla kusur atfedilmesinin hiçbir gerekçe ile izahının mümkün bulunmadığını, 09.09.2021 tarihli raporda -... müvekkilinin işçisi olmadığı halde- müvekkil şirketin 2 ve 4 metre derinliğinde kanallar açtığı, böylelikle önlem aldığı belirlenmesine karşın bu görüşler ile çelişir şekilde müvekkile ve/veya müvekkilin içinde bulunduğu ortaklığa %80 kusur verilmesinin kabul edilebilir olmadığını, davalı ... Ltd. Şti. aleyhine belirlenen kusur oranının usul ve yasaya, dosya kapsamına, somut olayın gerçekliğine aykırı ve haksız şekilde düşük olduğunu, diğer davalılar bakımından da bilirkişi raporunda kusur oranı belirlemesi yapılmamasının hatalı olduğunu, Pirinçlik HES inşaatı projesi dolayısıyla davalılardan Eureko Sigorta A.Ş. ile İşveren Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi akdedildiğini, söz konusu poliçenin sigortalılarının ... Elek. Üretim San. ve Tic. A.Ş. ve/veya tali müteahhit ve taşeronları olduğunu, müvekkili ve ... Grup A.Ş.'nin, dava konusu işi davalılardan ... Elek. Üretim San. ve Tic. A.Ş.’den aldıklarından kendilerinden istenilen maddi/manevi tazminatların da sigorta kapsamında bulunduğunu, bu durumda davalılardan Eureko Sigorta A.Ş., davalı ... Elek. Üretim San. ve Tic. A.Ş. ile akdettiği İşveren Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesindeki hükümler dolayısıyla dava konusu iş kazasından doğan tazminat taleplerinden sorumlu olduğunu, buna rağmen işbu davada hükme esas bilirkişi raporunda davalılardan Eureko Sigorta A.Ş.’ye kusur oranı atfedilmemesinin Mahkemece de bu hatalı tespitin yerinde görülmesinin hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece davanın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, ... Elektrik Üretim A.Ş. ve Eureko Sigorta A.Ş. yönünden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, 09.09.2021 tarihli raporda ... işçinin işbu dava konusu kazada kusuru olup olmadığının detaylı bir şekilde dikkat ve değerlendirmeye alınmadığını, 09.09.2021 tarihli itiraza konu bilirkişi raporunda dava konusu olayda kaçınılmazlık unsurundan, mücbir sebepten bahsedilmemesinin hiçbir hukuki veyahut maddi gerçekle örtüşür yanı, dayanağı bulunmadığını, Mahkemece hüküm altına alınan faiz başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu, ıslah olunan kısımlar için ıslah harcının yatırıldığı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, ölüm tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki davacılar, ıslah dilekçesinde 25.11.2011 tarihinden itibaren faiz talep ettiklerini, Mahkemece taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak ıslahla talep olunan alacaklar için 25.05.2011 tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Mahkemece, faizin geri dönülerek, ölüm tarihinden itibaren başlatılmasına karar verilmişse de maddi tazminat taleplerinde güncel hesaplama yapıldığından karara esas alınan hesap tarihinden faiz yürütülmesi, faizin amacına ve bununla ilgili temerrüt hükümlerine uygun olacağını, hüküm altına alınan manevi tazminatların fazla olduğunu, Mahkemece manevi tazminatların bozulan karara nazaran arttırılmasının hatalı olduğunu, yargılama boyunca tarafların beyanlarına ve taleplerine eşit şekilde yaklaşmakla, taraflara iddia ve savunma bakımından aynı koşulları sağlamakla, taraflardan birini daha zayıf bir duruma düşürmemekle yükümlü olan Mahkemece dosya kapsamında hiçbir itiraz yahut taleplerinin delilimizin dikkat ve değerlendirmeye alınmamasının silahların eşitliği ve hukuki dinlenilme haklarına da aykırı düştüğünü, kendilerince tüm bu hususlar kapsamında 29.06.2022 tarihinde hakimin reddi talebinde bulunulmuşsa da HMK’nın ilgili hükümleri tamamen yanlış yorumlanarak, ileri sürdükleri hakimin reddi sebepleri ve gerekçeleri tam ve eksiksiz şekilde incelenmeksizin taleplerinin haksız biçimde reddedildiğini, reddi istenen hakimin başka bir ile atanması dolayısıyla verilecek kararın fiilen bir sonucu olmayacağından yargılamayı gereksiz uzatmamak adına anılan karara karşı kanun yoluna başvurulmamışsa da geçirilen yargılama safahatıyla sabittir ki işbu dava dosyasında hakimin reddinin tüm nedenlerinin mevcut olduğunu, vekalet ücretlerinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7 nci maddesi
3. Değerlendirme
a.Davacılar vekilinin 13.12.2022 e-imza tarihli ek karara yönelik temyiz istemi açısından;
Dosya kapsamından, davacıların ortak vekilinin Avukat ... olduğunu, adı geçen avukatın Av. ... isimli başka bir avukata yetki belgesi verdiği, gerekçekli kararın elektronik tebligat yoluyla vekaletnameli avukat olan ...’e 28.09.2022 tarihinde, davalı ... şirketinin temyiz dilekçesinin ise 03.10.2022 tarihinde yine elektronik tebligat yoluyla aynı avukata tebliğ edildiği, davacılar vekili olarak yetki belgesi bulunan Av....'ın Mahkemeye bir dilekçe verdiği ve kararın kendisine de tebliğ edilmesini talep ettiği, Mahkemece gerekçeli kararın bir de Av....'a tebliğe çıkardığı, 06.11.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davacılar vekili Av....'ın Mahkeme kararını 01.11.2022 tarihine temyiz ettiği, bunun üzerine Mahkemece 13.12.2022 e-imza tarihli bir ek karar verdiği ve davacılar vekilinin temyizini süre aşımı nedeniyle reddettiği, anılan ek kararın davacılar vekiline tebliğ edilmesinden sonra ek kararı da temyiz edildiği, Mahkemenin asıl kararında her ne kadar temyiz süresi 15 gün olarak belirlenmiş ise de gerekçeli kararın tebliğ tarihinin 28.09.2022 tarihi olduğu ve temyizin 01.11.2022 tarihinde vuku bulduğu dikkate alındığında temyiz yoluna süresinden sonra başvurulduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle 13.12.2022 e-imza tarihli ek kararın usul ve yasaya uygun olduğu görülmekle ek kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
b.Davalı ... şirketi vekilinin temyiz istemi açısından;
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle temyiz edenin sıfatına temyizin kapsam ve nedenlerine göre davalı ... şirketi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından, Mahkemece bozmadan önce alınıp da bozulan kararda hükme dayanak kılınan 20.05.2015 tarihli bilirkişi hesap raporunda davacı eş ...'nin maddi zararının 212.603,17 TL, davacı çocuk ...’in maddi zararının 46.437,40 TL, davacı çocuk ...’in maddi zararının 50.837,93 TL, davacı çocuk ...’in maddi zararının 55.817,52 TL, davacı çocuk ...’nin maddi zararının 61.014,83 TL, davacı anne ...'ın maddi zararının 27.602,68 TL, davacı baba ... ...'in maddi zararının 42.946,78 TL olarak hesaplandığı, anılan hesap raporunda davacılar eş ve çocuklara bağlanan iş kazası ölüm gelirlerinin ilk peşin sermaye değerlerinin rücu edilebilecek kısımlarının tenzil edilmediği, Mahkemenin bozulan ilk kararının 22.06.2016 tarihli karar celsesinde davacılar vekillerinin her ikisinin de “Davamızın talep gibi kabulüne karar verilmesini talep ederiz. Dosyanın tekemmül ettiğini düşünüyoruz. Bu nedenle davanın karara bağlanmasını istiyoruz.” şeklinde beyanda bulundukları, davacılar vekilinin dava dilekçesinde talep edilen alacaklar için ölüm tarihi 25.05.2011 tarihinden faiz talep ettiği, 15.06.2022 tarihli dilekçede ise davacılar vekilinin dava dilekçesinde 25.11.2011 tarihinden faiz istediklerini, bu dilekçe ile arttırılan kısımlar yönünden de 25.11.2011 tarihinden faiz verilmesini istediklerini belirttiği anlaşılmaktadır.
Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2 nci maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.( HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Öte yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan 26 ncı maddesinde hakimin, tarafların istem sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği açıklanmış olmakla, hukuk yargılamasına “istemle bağlılık” ilkesi egemen kılınmıştır.
Somut olayda, davacılar vekillerinin 22.06.2016 tarihli celsede "Davamızın talep gibi kabulüne karar verilmesini talep ederiz. Dosyanın tekemmül ettiğini düşünüyoruz. Bu nedenle davanın karara bağlanmasını istiyoruz." şeklinde beyanda bulunmuş olmaları nedeniyle davalı taraf lehine bozulan hükme dayanak kılınan 20.05.2015 tarihli bilirkişi hesap raporu üzerinden usuli kazanılmış hak doğduğu, bu usuli kazanılmış hak gereğince anılan raporda davacılar eş ve çocuklar için hesaplanan zarar tutarlarından adı geçen davacılara bağlanan iş kazası ölüm gelirlerinin ilk peşin sermaye değerlerinin rücu edilebilecek kısımlarının tenzil edilerek sonuca gidilmesi gerektiği gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, davacılar vekilinin 15.06.2022 tarihli dilekçelerinde maddi tazminat taleplerinin arttırılan kısımları için 25.11.2011 tarihinden faiz verilmesini talep ettiği dikkate alınmadan hüküm altına alınan maddi tazminatların tamamına 25.05.2011 tarihinden faiz işletilmesine karar verilmesi davacılar anne ve baba lehine hüküm altına alınan maddi tazminatlar yönünden talep aşımı niteliğinde olup yerinde görülmemiştir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, usuli kazanılmış haklar dikkate alındığında yalnızca temyiz eden davalı ... şirketi yararlanacak şekilde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle HUMK’nun 438/7 nci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacılar vekilinin 13.12.2022 e-imza tarihli ek karara yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile davacıların temyiz istemlerinin süre yönünden reddine dair ek kararın ONANMASINA;
2.Davalı ... şirketi vekilinin temyiz istemi açısından;
a.Gerekçeli kararın 9 uncu sayfasının 3 üncü paragrafının tamamen silinerek yerine geçmek üzere;
"Yine evvelden aldırılan aktüerya raporunun farklı bir hesaplama tablosu kullanılarak yapıldığı, oysa ki Yargıtayın içtihat kazanmasını arzu ettiği TRH 2010 adı verilen Ulusal Mortalite Tablosuna göre hesaplamanın yapılabilmesi (ilk verilen hükme esas rapora ilişkin taraf itirazları da dikkate alınarak) için dosyanın hesap bilirkişine tevdi edildiği ve hazırlanan raporun hükme elverişli olduğu değerlendirilmekle, maddi tazminatın bu şekilde belirlenerek ödenmesine karar verilmiş ise de davalı ... şirketi yönünden; davacılar vekillerinin 22.06.2016 tarihli celsedeki beyanları nedeniyle oluşan usuli kazanılmış hak ve müteveffanın kusursuz olduğu dikkate alındığında 20.05.2015 tarihli bilirkişi hesap raporunda davacı eş ... için hesaplanan 212.603,17 TL maddi zarar tutarından eşe bağlanan iş kazası ölüm gelirinin tamamı olan 21.730,42 TL'nin mahsubu ile eşin giderilmesi gereken maddi zarar tutarının 190.872,75 TL olduğu, davacı çocuk ... için hesaplanan 46.437,40 TL maddi zarar tutarından davacı çocuk ...'e bağlanan iş kazası ölüm gelirinin tamamı olan 6.484,66 TL'nin mahsubu ile davacı ...'in giderilmesi gereken maddi zarar tutarının 39.952,74 TL olduğu, davacı çocuk ... için hesaplanan 50.837,93 TL maddi zarar tutarından davacı çocuk ...'e bağlanan iş kazası ölüm gelirinin tamamı olan 6.569,40 TL'nin mahsubu ile davacı ...'in giderilmesi gereken maddi zarar tutarının 44.268,53 TL olduğu, davacı çocuk ... için hesaplanan 55.817,52 TL maddi zarar tutarından davacı çocuk ...'e bağlanan iş kazası ölüm gelirinin tamamı olan 7.005,52 TL'nin mahsubu ile davacı ...'in giderilmesi gereken maddi zarar tutarının 48.812,00 TL olduğu, davacı çocuk ... için hesaplanan 61.014,83 TL maddi zarar tutarından, davacı çocuk ...'ye bağlanan iş kazası ölüm gelirinin tamamı olan 7.255,97 TL'nin mahsubu ile davacı ...'nin giderilmesi gereken maddi zarar tutarının 53.758,86 TL olduğu, yine davalı ... şirketi yönünden davacı anne ...'ın giderilmesi gereken maddi tazminat tutarının 27.602,68 TL, davacı baba ... ...'in giderilmesi gereken maddi zarar tutarının 42.946,78 TL olduğu anlaşılmaktadır." ibarelerinin yazılmasına
b.Hüküm fıkrasının tamamen silinerek yerine geçmek üzere
"HÜKÜM:(Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere):
Davanın kısmen kabulü ile;
1-Davalı ... İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti.'nin sorumluluğu 190.872,75 TL ile sınırlı olmak üzere, 1.022.934,98 TL maddi tazminatın 25.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti., ... Grup Mühendislik Tic. A.Ş. ile ... Turizm Tic. Ltd. Şti. den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ye verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
2-Davalı ... İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti.'nin sorumluluğu 39.952,74 TL ile sınırlı olmak üzere, 80.184,26 TL maddi tazminatın 25.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti., ... Grup Mühendislik Tic. A.Ş. ile ... Turizm Tic. Ltd. Şti. den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
3-Davalı ... İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti.'nin sorumluluğu 44.268,53 TL ile sınırlı olmak üzere, 92.424,36 TL maddi tazminatın 25.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti., ... Grup Mühendislik Tic. A.Ş. ile ... Turizm Tic. Ltd. Şti. den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
4-Davalı ... İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti.'nin sorumluluğu 48.812,00 TL ile sınırlı olmak üzere, 166.567,21 TL maddi tazminatın 25.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti., ... Grup Mühendislik Tic. A.Ş. ile ... Turizm Tic. Ltd. Şti. den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
5-Davalı ... İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti.'nin sorumluluğu 53.758,86 TL ile sınırlı olmak üzere, 188.663,45 TL maddi tazminatın 25.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti., ... Grup Mühendislik Tic. A.Ş. ile ... Turizm Tic. Ltd. Şti. den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ye verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
6-Davalı ... İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti.'nin sorumluluğu 27.602,68 TL ile ve bu tutarın 20.000,00 TL'lik kısmından 25.05.2011 tarihinden itibaren, bakiye 7.602,68 TL'lik kısmından ise 25.11.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle sınırlı olmak üzere, 113.050,28 TL maddi tazminatın 25.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti., ... Grup Mühendislik Tic. A.Ş. ile ... Turizm Tic. Ltd. Şti. den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
7-Davalı ... İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti.'nin sorumluluğu 42.946,78 TL ile ve bu tutarın 20.000,00 TL'lik kısmından 25.05.2011 tarihinden itibaren, bakiye 22.946,78 TL'lik kısmından ise 25.11.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle sınırlı olmak üzere, 196.850,36 TL maddi tazminatın 25.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti., ... Grup Mühendislik Tic. A.Ş. ile ... Turizm Tic. Ltd. Şti. den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
8-Davacılar; ... için 60.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL ve ... için 10.000,00 TL manevi tazminatların 25.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti., ... Grup Mühendislik Tic. A.Ş. ile ... Turizm Tic. Ltd. Şti. den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine,
9-Davanın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, ... Elektrik Üretim A.Ş. ve Eureko Sigorta A.Ş. yönünden REDDİNE,
10-Davalı ... İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti.'nin sorumluluğu 49.061,22 TL ile sınırlı olmak üzere 145.546,40 TL karar ve ilam harcının davalılar ... İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti., ... Grup Mühendislik Tic. A.Ş. ile ... Turizm Tic. Ltd. Şti.' den müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
11-Davacı ... tarafından yatırılan 18,40 TL başvuru harcının davalılar ... İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti., ... Grup Mühendislik Tic. A.Ş. ile ... Turizm Tic. Ltd. Şti. den müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacıya verilmesine,
12-Davacı ... tarafından yapılan 822,00 TL yargılama giderinin kabul/red oranına göre takdiren 723,57 TL'sinin; davalı ... İnşaat şirketinin sorumluluğu 180,00 TL ile sınırlı olmak üzere davalılar ... İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti., ... Grup Mühendislik Tic. A.Ş. ile ... Turizm Tic. Ltd. Şti. den müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacıya verilmesine,
13-Davalı ... İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılan 250,00 TL yargılama giderinin kabul/red oranına göre takdiren 187,00 TL'sinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davalıya verilmesine,
14-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 5.029,00 TL yargılama giderinin kabul/red oranına göre takdiren 602,14 TL'sinin davacılardan müşterek ve müteselsilen, bakiyesi 4.426,86 TL'sinin davalı ... şirketinin sorumluluğu takdiren 1.107,00 TL ile sınırlı olmak üzere davalılar ... İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti., ... Grup Mühendislik Tic. A.Ş. ile ... Turizm Tic. Ltd. Şti. den müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
15-Davalı ... İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti.'nin sorumluluğu 39.460,71 TL ile sınırlı olmak üzere, davacılar kendilerinin vekil ile temsil ettirdiklerinden maddi tazminat yönünden yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesap ve takdir olunan 97.317,15 TL vekalet ücretinin davalılar ... İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti., ... Grup Mühendislik Tic. A.Ş. ile ... Turizm Tic. Ltd. Şti. den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,
16-Davacılar kendilerinin vekil ile temsil ettirdiklerinden manevi tazminat yönünden yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesap ve takdir olunan 27.350,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti., ... Grup Mühendislik Tic. A.Ş. ile ... Turizm Tic. Ltd. Şti. den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,
17-Davalılar ... İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti. ile ... Turizm Tic. Ltd. Şti. kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden maddi tazminat yönünden yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesap ve takdir olunan 39.460,71 TL red vekalet ücretinin 34.360,71 TL'lik kısmının davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalı ... İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti.'ne verilmesine, 5.100,00 TL'lik kısmının ise davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalılar ... İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti. ile ... Turizm Tic. Ltd. Şti. verilmesine,
18-Davalılar ... İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti. ile ... Turizm Tic. Ltd. Şti. kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden manevi tazminat yönünden yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesap ve takdir olunan 27.350,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davalılara verilmesine,
19-Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, ... Elektrik Üretim A.Ş. ve Eureko Sigorta A.Ş. kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden maddi tazminat yönünden yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesap ve takdir olunan 97.493,83 TL vekalet ücretinin davacılardan müşterek ve müteselsilen alınarak iş bu davalılara verilmesine,
20-Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, ... Elektrik Üretim A.Ş. ve Eureko Sigorta A.Ş. kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden manevi tazminat yönünden yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesap ve takdir olunan 44.550,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müşterek ve müteselsilen alınarak iş bu davalılara verilmesine,
Dair yapılan yargılama sonucunda davacılar vekilleri ve davalı vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde dilekçe ile başvurulması veya zabta geçirilmek kaydıyla zabıt katibine beyanda bulunulması ile Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06.07.2022" ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3-Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı ... şirketine iadesine,
4-Aşağıda yazılı temyiz karar harcının davacılardan alınmasına,
Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,
04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!