WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/12155 E.  ,  2024/8507 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/219 E., 2023/273 K.
KARAR : Kısmen Kabül

Taraflar arasındaki aidiyet ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın, taraf vekilleri tarafından temyizi neticesinde kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu kararın da bozulması üzerine Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, müvekkili davacının Kurum nezdinde ... ve ... sigorta sicil numaralarında işlem gören hizmetlerinin bulunduğunu, mevcut hizmetlerinin isim, soyisim, baba adı ve doğum tarihleri aynı olan ve memur olan ... isimli kişi ile karıştığını ve mevcut karışıklığın müvekkilinin bütün çabalarına rağmen giderilemediğini, müvekkilinin bütün başvurularına rağmen davalı Kurumun hizmetlerinin toplama işlemi ile iptal işlemlerini gerçekleştirmediğini, ... ve ... SSK şahsi sicil dosyalarında işlem gören hizmetlerin müvekkili davacıya ait olduğunun tespiti ile davalı Kurum tarafından hizmet birleştirmesi işleminin yapılmadığı gerekçesi ile toplam hizmetlerinin birleştirilerek müvekkilinin toplam SSK hizmetlerinin tespitine, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline, tahsis talep tarihini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, öncelikle davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca Kurumca yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu, haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 17.03.2016 tarihli ve 2014/476 E., 2016/145 K. sayılı kararı ile "... Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya münderacatına göre; taraflar arasındaki uyuşmazlık, ... sigorta sicil numarası altında geçen hizmet süreleri ile ... sigorta sicil numarası altında geçen hizmet sürelerinin tamamının davacı durumunda olan ...'a ait olup olmadığı, davacının 13.11.2014 tarihli tahsis talebine göre yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığı hususlarına ilişkin olup, ... sicil numarası altında 01.03.1991 yılından itibaren Konya'da ve Antalya'da zorunlu sigortaya tabi geçen hizmetlerin keza 1998 tarihinden itibaren Konya'da zorunlu sigortaya tabi geçen hizmetler ve 2005 yılı Mayıs ayına kadar Antalya'da ... sicil nolu işyerinde geçen çalışmaların aynen 2005 yılı Haziran ayından itibaren ... sigorta sicil nolu dosyadan devam etmesi, tanık beyanları ve özellikle memur statüsünde 1992 yılından itibaren çalışmakta olduğunu söyleyen ...'ın beyanları, bu çalışmaların davacı ...'a ait olduğunu ortaya koyduğu, bu sicil numarası altında davacının toplam 3238 gününün mevcut olduğu, ... sicil numarası altında, 1995 yılında Konya'daki zorunlu sigorta kapsamındaki hizmetlerin 1995-1998 döneminde isteğe bağlı ödenene primlerin 2008 yılı Mayıs ayına kadar Antalya'da aynı işyerinde geçen hizmetlerin 2005 Haziran ayından itibaren ...'ın diğer sicil numarası altında devam etmesi karşısında 1982 ve 1983 yıllarında geçen hizmetler hariç olmak üzere davacıya ait olduğu ve bu sicil numarası altında davacının toplam 2016 günlük ihtilafsız hizmetinin bulunduğu, ... sicil numarası altında Konya'da ....08 nolu ...'ya ait işyerinde 16.11.1982 tarihinde işe girerek 1982 yılındaki 45 gün, keza Aydın'da ....09.01 sicil nolu işyerinde 04.10.1983 tarihinde işe girerek 1983 yılında 83 günlük çalışmaların davacıya ait olup olmadığı hususunun tereddütlü olduğu, davacının Konya'da 1982 yılında kısa süre kahvehanede çalıştığı yönünde tanık beyanları olmasına karşın ...'ya ait olan işyerinin kahvehane olmadığı, keza bu işe giriş bildirgesinde ...'ın doğum tarihinin 16.01.1964 olarak yazılmış olması, davacının yaş tashihinin bulunmadığının Nüfus kayıtlarına göre sabit olduğu, 01.03.1991 tarihli işe giriş bildirgesi ile 16.11.1982 tarihli işe giriş bildirgelerindeki sigortalı imzalarının da birbirine benzememesi ve bu bildirgelerdeki doğum tarihlerinin de farklı olması karşısında ...'ya ait işyerinden verilen 16.11.1982 tarihli işe giriş bildirgesi ile bu işyerinden bildirilen 45 günlük hizmetin davacıya ait olmadığı, Aydın SGK İl Müdürlüğü tarafından bu ilden 04.10.1983 tarihinde verilen işe giriş bildirgesinin temin edilememiş olması karşısında bu ilde 1983 yılında toplam 83 gün olarak bildirilen hizmetin davacıya ait olup olmadığı hususunda bir kanaate varılamamış, davacının 13.11.2014 tarihi itibariyle tahsis talebinde bulunduğu görülmekte olup ... sicil nolu dosyasındaki 3238 günün 29 günü 2015 yılına ait olduğundan tahsis talep tarihi itibariyle 3238-29 = 3209 gününün bulunduğu, diğer sicil numarasında geçen ihtilafsız sürenin ise 2016 gün olduğu, bu durumda tahsis talep tarihi itibariyle davacının 5225 günlük hizmetinin bulunduğu, her ne kadar davacı vekilinin davacının 1964 doğumlu olduğunu ve daha sonra 1967 olarak tashih ettirdiğini ileri sürmüş ise de Beyşehir Nüfus Müdürlüğü'nden gelen yazı içeriğine göre davacının herhangi bir yaş tashihinin olmadığı, doğum tarihinin 26.05.1967 olduğu, mülga 506 sayılı Kanun'un 120 inci maddesine göre sigortalı olunan tarihteki doğum tarihi 1967 olduğundan bu itibar edilmesi gerektiği, 16.11.1982 tarihli işe giriş bildirgesinin 16.01.1964 doğumlu ... için verilmiş olması, bildirgedeki imzaların birbirini teyit etmemesi, tanık anlatımlarına göre davacı olan ...'ın Konya'da kahvehanede çalıştığını belirtmişken, 16.11.1982 tarihli işe giriş bildirgesinin inşaat işyerinden verilmiş olması karşısında 16.11.1982 tarihli işe giriş bildirgesinin ve bu bildirgeye göre bildirilen 45 günlük hizmetin davacıya mal edilemeyeceği sonuç ve kanaatine varılmış, davacının 13.11.2014 tarihi itibariyle 5225 günlük hizmetinin bulunduğu, yaşlılık aylığına hak kazanabilmesi için 52 yaş 5525 günlük prim ödeme koşulunu taşıması gereken davacının 13.11.2014 tarihli tahsis talebine göre yaş koşulunu sağlamadığından aylığa müstehak olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı" gerekçesiyle;
"1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ ile
... sicil numarası altında ve 01.03.1991 tarihinden itibaren başlayan 506 sayılı Kanun kapsamında geçen 3238 günlük hizmetin davacı ... T.C. Kimlik numaralı ...'a ait olduğunun tespitine,
Yine ... sicil numarası altında 1982 ve 1983 yıllarında geçen hizmetler hariç olmak üzere 506 sayılı Kanun kapsamında geçen 2016 günlük hizmetin davacı ... T.C. Kimlik numaralı ...'a ait olduğunun tespitine, bu sicil numarası adı altında 16.11.1982 tarihli verilen işe giriş bildirgesi ile bu bildirgeye konu işyerinden bildirilen 45 günlük hizmetin ve yine bu sicil numarası altında ....09.01 sicil nolu işyerine ilişkin olarak 04.10.1983 başlangıç tarihli 83 günlük hizmetin davacıya ait olmadığının tespitine,
Söz konusu tespitlerin dava tarihi itibariyle olduğunun bilinmesine,
13.11.2014 tarihli tahsis talep tarihi itibariyle davacının yasal şartları taşımadığı anlaşılmakla davacının yaşlılık aylığı istemine ilişkin talebinin REDDİNE" karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1-Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
(Kapatılan) Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 20.03.2018 tarih ve 2016/9674 E., 2018/2550 K. sayılı kararında; "...1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, ... ve ... SSK şahsi sicil dosyalarında işlem gören hizmetlerin davacıya ait olduğunun tespiti ile tahsis talep tarihini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile ... sicil numarası altında ve 01.03.1991 tarihinden itibaren başlayan 506 sayılı Kanun kapsamında geçen 3238 günlük hizmetin davacı ... T.C. kimlik numaralı ...'a ait olduğunun tespitine, yine ... sicil numarası altında 1982 ve 1983 yıllarında geçen hizmetler hariç olmak üzere 506 sayılı Kanun kapsamında geçen 2016 günlük hizmetin davacı ... T.C. kimlik numaralı ...'a ait olduğunun tespitine, bu sicil numarası adı altında 16.11.1982 tarihli verilen işe giriş bildirgesi ile bu bildirgeye konu işyerinden bildirilen 45 günlük hizmetin ve yine bu sicil numarası altında ....09.01 sicil nolu işyerine ilişkin olarak 04.10.1983 başlangıç tarihli 83 günlük hizmetin davacıya ait olmadığının tespitine, Söz konusu tespitlerin dava tarihi itibariyle olduğunun bilinmesine, 13.11.2014 tarihli tahsis talep tarihi itibariyle davacının yasal şartları taşımadığı anlaşılmakla davacının yaşlılık aylığı istemine ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Bu tür aidiyet davaları kamu düzeni ile ilgili olduğundan çalışmaların başka bir sigortalıya ait olup olmadığı noktasında titizlikle inceleme yapılması ve toplanan delilerle hiçbir kuşku ve duraksamaya yol açmayacak şekilde hizmetin gerçekte kime ait olduğunun saptanması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.09.2007 gün ve 2007/21-600 E, 2007/604 K. sayılı kararı da aynı yöndedir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, Hasan oğlu, 26.05.1967 doğumlu davacı ... haricinde Yazyurdu nüfusuna kayıtlı Hasan oğlu 16.01.1964 doğumlu ... bulunduğu, Hasan oğlu 16.01.1964 doğumlu ...'ın nüfus kaydının 1967 yılında İzmir, Bornova, Altındağ nüfusuna nakledildiği, Beyşehir İlçe Nüfus Müdürlüğünce davacının kayıtlarında doğum tarihi değişikliği ile ilgili herhangi bir mahkeme kararına ve idarece kayıt düzeltme işlemine rastlanmadığının bildirildiği, Beyşehir Askerlik Şubesince davacının 1964 doğumlu olarak 04.07.1984-04.01.1986 tarihleri arasında askerlik yaptığı, daha sonra 1967 doğuma yaş tashihi yaptırdığının bildirildiği, ... sicil numaralı dosyada ... adına 16.11.1982 tarihi ila 2005/5. ay arasında çeşitli işyerlerinden çalışma bildirildiği, 1995/4-31.01.1999 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı sigortalılık, 2008/10 uncu aydan itibaren de 5510 sayılı Kanun'un 4/1-c maddesi gereğince sigortalılık bulunduğu, ... sicil numaralı uyuşmazlık konusu dosyanın 16.01.1964 doğumlu ... adına tescil edildiği, davacı tarafça ... sicil numarasında bildirilen 506 sayılı Yasa kapsamındaki zorunlu ve isteğe bağlı sigortalılıkların kendisine ait olduğunun tespitinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, ... numaralı şahsi sicil dosyası davacıya ait olup bu hususta uyuşmazlık bulunmamaktadır. ... numaralı şahsi sicil dosyasında ... adına hizmet bildiriminde bulunan tüm işyerlerinden düzenlenen işe giriş bildirgeleri dosya arasına alınmalı ve tamamen davacının kimlik bilgileri ile düzenlenen işyerlerindeki çalışmaların davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmelidir. ... adına hizmet bildiriminde bulunan işyerlerinden düzenlenen işe giriş bildirgelerinde 16.01.1964 doğumlu ...'ın kimlik bilgilerinin yazılı olması halinde ise her bir işyerinin hizmet bildirimi yaptığı dönem bordroları getirtilmeli ve bordro veya gerektiğinde komşu işyeri tanıkları dinlenilerek çalışan kişinin davacı olup olmadığı tereddütsüz şekilde ortaya konulmalıdır. Öte yandan dava, 16.01.1964 doğumlu ...'ında hak alanını ilgilendirdiğinden ...'ın davaya dahil edilmesi için davacıya süre verilmeli, göstereceği deliller toplanmalı, 16.01.1964 doğumlu ...'ın 1992 yılından beri nüfus müdürlüğünde memur olarak çalıştığı beyan edildiğinden buna ilişkin belgeler getirtilmeli ve özellikle 1995/4-31.01.1999 arası isteğe bağlı sigortalılık yönünden beyanı alınarak, prim ödeme makbuzlarının davacı tarafça davalı Kuruma sunulduğu da dikkate alınarak değerlendirme yapılmalıdır. Davacının sigortalılık süresi tespit edildikten sonra hangi tarihte tahsis talep ettiğini davalı Kurumdan sorarak 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesi de dikkate alınarak yaşlılık aylığı şartları değerlendirilmelidir." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.

B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 15.01.2021 tarihli ve 2018/269 E., 2021/34 K. sayılı kararı ile "Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya münderacatına göre; taraflar arasındaki uyuşmazlık, ... sigorta sicil numarası altında geçen hizmet süreleri ile ... sigorta sicil numarası altında geçen hizmet sürelerinin tamamının davacı durumunda olan ...'a ait olup olmadığı, davacının 13.11.2014 tarihli tahsis talebine göre yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının 1967 doğumlu olan davacının 1964 doğumlu olarak askerlik hizmetinin yaptığının bildirildiği, 4201014215481sicil numarası ile 1964 doğum yılına göre 16.11.1982 tarihinden Mayıs/2005 dönemine kadar çeşitli işyerlerinden çalışmasının bildirildiği, Nisan/1995 ile 31.01.1999 tarihleri arsında 506 sayılı Kanun'a tabi isteğe bağlı sigortalı olduğu, 2008/10 döneminden itibaren 4-c sigortalısı olduğu, diğer yandan dahili davalı 1964 doğumlu ...' ın ise 1992 yılından beri 5434 sayılı Kanun kapsamında çalışan devlet memuru olduğu, kendisine ait görünen davaya konu hizmetlerin kendisine ait olmadığını beyan ettiği, ... işyeri için verilen işe giriş bildirgesinde de sigortalı ...' ın doğum yılı 1964 olarak belirtilmiş ise de doğum yerinin davacının doğum yeri olan "Yazyurdu" olarak belirtildiği, ... sicil nolu iş yerinin ise SGK Aydın İl Müdürlüğü tarafından kayıtlara ulaşılamadığının bildirildiği ancak, bu iş yerinde sigortalı olarak görünen ...'ın beyanından burada çalışan kişinin gerçekte davacının olduğu vicdani kanaatine ulaşıldığı" gerekçesiyle;
"Davanın KISMEN KABULÜNE,
1-... sicil numarası altında ve 01.03.1991 tarihinden itibaren başlayan 506 sayılı Kanun kapsamında geçen 3238 günlük hizmetin davacıya ait olduğunun tespitine,
2-... sicil numarası altında 1983 yıllında geçen süreler hariç olmak üzere 506 sayılı Kanun kapsamında geçen 2016 günlük hizmetin ve 1982 yılında geçen 45 günlük hizmetin davacıya ait olduğunun tespitine, bu sicil numarası altında ....09.01 sicil nolu işyerine ilişkin olarak 04.10.1983 başlangıç tarihli 83 günlük hizmetin davacıya ait olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Davacının tahsis talebini takip eden aybaşı olan 01.12.2014 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine" karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı
Dairenin 24.05.2021 tarih ve 2021/2603 E., 2021/6746 K. sayılı kararında;" ... Dosyadaki yazılara, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilâmına uygun biçimde verilmediği, Mahkemece, davacının ... sicil numarası altında ve 01.03.1991 tarihinden itibaren başlayan 506 sayılı Kanun kapsamında geçen 3238 günlük hizmeti ile ... sicil numarası altında 1983 yıllında geçen süreler hariç olmak üzere 506 sayılı Kanun kapsamında geçen 2016 günlük hizmetin ve 1982 yılında geçen 45 günlük hizmetin davacıya ait olduğunun tespitine, bu sicil numarası altında ....09.01 sicil nolu işyerine ilişkin olarak 04.10.1983 başlangıç tarihli 83 günlük hizmetin davacıya ait olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının tahsis talebini takip eden aybaşı olan 01.12.2014 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verdiği, davacının 1982 yılında 4556.42.01 işyerindeki 45 gün ve 1983 yılı ....09.01 sicil sayılı işyerinde geçen hizmetlerde aidiyet iddiasında bulunduğu anlaşılmaktadır.
Eldeki dava dosyası incelendiğinde, bozma ilamını gerektirdiği şekilde davacı (T.C.: ...) ...'a ait askerlik yaptığına dair yazışmanın yapıldığı halde, davalı (T.C.: ...) ...'a ait askerlik yapıp yapmadığı, hangi tarihlerde askere celbedilip terhis edildiğine dair araştırmanın yapılmaması hatalıdır. Öte yandan Mahkemece, çalışıldığı iddia edilen dönemde dönem bordrolarındaki re'sen belirlenecek tanıkların dinlenilmeden karar verilmesi isabetsizdir.
Bu açıklamalar ışığında Mahkemece bir önceki bozma ilamının gereği olarak “yapılacak iş; yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ile ortaya çıkan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda, 1982 ve 1983 yılına ait dönem bordrolarının re'sen belirlenecek bordro tanıkları dinlenilmesi ve davalı ...'a ait askerlik yaptığına dair terhise ilişkin belgenin istenilerek yönteme uygun inceleme ve araştırma yapılarak karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.

D.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 08.09.2023 tarih ve 2021/219 E., 2023/273 K. sayılı kararı ile "... Taraflar arasındaki uyuşmazlık, ... sigorta sicil numarası altında geçen hizmet süreleri ile ... sigorta sicil numarası altında geçen hizmet sürelerinin tamamının davacı durumunda olan ...'a ait olup olmadığı, davacının 13.11.2014 tarihli tahsis talebine göre yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığı hususlarına ilişkindir.
Mahkememizin 2018/269 Esas sayılı dosyası kapsamında yapılan yargılama sonucunda 15.01.2021 tarihinde davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş, temyiz edilen karar Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 24.05.2021 tarih ve 2021/2603-2021/6746 Esas-Karar sayılı tarihli ilamı ile bozularak işbu esasa kaydı yapılmış, yapılan yargılama sonucunda; bozma ilamında belirtilen eksiklikler ikmal edilmiş, ... sicil numarası altında 01.03.1991 yılından itibaren Konya'da ve Antalya'da zorunlu sigortaya tabi geçen hizmetlerin keza 1998 tarihinden itibaren Konya'da zorunlu sigortaya tabi geçen hizmetler ve 2005 yılı Mayıs ayına kadar Antalya'da ... sicil nolu işyerinde geçen çalışmaların aynen 2005 yılı Haziran ayından itibaren ... sigorta sicil nolu dosyadan devam etmesi, tanık beyanları ve özellikle memur statüsünde 1992 yılından itibaren çalışmakta olduğunu söyleyen ...'ın beyanları, bu çalışmaların davacı ...'a ait olduğunu ortaya koyduğu, bu sicil numarası altında davacının toplam 3238 gününün mevcut olduğu, ... sicil numarası altında, 1995 yılında Konya'daki zorunlu sigorta kapsamındaki hizmetlerin 1995-1998 döneminde isteğe bağlı ödenene primlerin 2008 yılı Mayıs ayına kadar Antalya'da aynı işyerinde geçen hizmetlerin 2005 Haziran ayından itibaren ...'ın diğer sicil numarası altında devam etmesi karşısında 1982 ve 1983 yıllarında geçen hizmetler hariç olmak üzere davacıya ait olduğu ve bu sicil numarası altında davacının toplam 2016 günlük ihtilafsız hizmetinin bulunduğu, ... sicil numarası altında Konya'da ....08 nolu ...'ya ait işyerinde 16.11.1982 tarihinde işe girerek 1982 yılındaki 45 gün, keza Aydın'da ....09.01 sicil nolu işyerinde 04.10.1983 tarihinde işe girerek 1983 yılında 83 günlük çalışmaların davacıya ait olup olmadığı hususunun tereddütlü olduğu, davacının Konya'da 1982 yılında kısa süre kahvehanede çalıştığı yönünde tanık beyanları olmasına karşın ...'ya ait olan işyerinin kahvehane olmadığı, keza bu işe giriş bildirgesinde ...'ın doğum tarihinin 16.01.1964 olarak yazılmış olması, davacının yaş tashihinin bulunmadığının Nüfus kayıtlarına göre sabit olduğu, 01.03.1991 tarihli işe giriş bildirgesi ile 16.11.1982 tarihli işe giriş bildirgelerindeki sigortalı imzalarının da birbirine benzememesi ve bu bildirgelerdeki doğum tarihlerinin de farklı olması karşısında ...'ya ait işyerinden verilen 16.11.1982 tarihli işe giriş bildirgesi ile bu işyerinden bildirilen 45 günlük hizmetin davacıya ait olmadığı, Aydın SGK İl Müdürlüğü tarafından bu ilden 04.10.1983 tarihinde verilen işe giriş bildirgesinin temin edilememiş olması karşısında bu ilde 1983 yılında toplam 83 gün olarak bildirilen hizmetin davacıya ait olup olmadığı hususunda bir kanaate varılamamış, davacının 13.11.2014 tarihi itibariyle tahsis talebinde bulunduğu görülmekte olup ... sicil nolu dosyasındaki 3238 günün 29 günü 2015 yılına ait olduğundan tahsis talep tarihi itibariyle 3238-29 = 3209 gününün bulunduğu, diğer sicil numarasında geçen ihtilafsız sürenin ise 2016 gün olduğu, bu durumda tahsis talep tarihi itibariyle davacının 5225 günlük hizmetinin bulunduğu, her ne kadar davacı vekilinin davacının 1964 doğumlu olduğunu ve daha sonra 1967 olarak tashih ettirdiğini ileri sürmüş ise de Beyşehir Nüfus Müdürlüğü'nden gelen yazı içeriğine göre davacının herhangi bir yaş tashihinin olmadığı, doğum tarihinin 26.05.1967 olduğu, mülga 506 sayılı Kanun'un 120 inci maddesine göre sigortalı olunan tarihteki doğum tarihi 1967 olduğundan bu itibar edilmesi gerektiği, 16.11.1982 tarihli işe giriş bildirgesinin 16.01.1964 doğumlu ... için verilmiş olması, bildirgedeki imzaların birbirini teyit etmemesi, tanık anlatımlarına göre davacı olan ...'ın Konya'da kahvehanede çalıştığını belirtmişken, 16.11.1982 tarihli işe giriş bildirgesinin inşaat işyerinden verilmiş olması karşısında 16.11.1982 tarihli işe giriş bildirgesinin ve bu bildirgeye göre bildirilen 45 günlük hizmetin davacıya mal edilemeyeceği sonuç ve kanaatine varılmış, davacının 13.11.2014 tarihi itibariyle 5225 günlük hizmetinin bulunduğu, yaşlılık aylığına hak kazanabilmesi için 52 yaş 5525 günlük prim ödeme koşulunu taşıması gereken davacının 13.11.2014 tarihli tahsis talebine göre yaş koşulunu sağlamadığından aylığa müstehak olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı" gerekçesiyle;
"Davanın KISMEN KABULÜNE,
1-... sicil numarası altında ve 01.03.1991 tarihinden itibaren başlayan 506 sayılı Kanun kapsamında geçen 3238 günlük hizmetin davacıya ait olduğunun tespitine,
2-... sicil numarası altında 1983 yıllında geçen süreler hariç olmak üzere 506 sayılı Kanun kapsamında geçen 2016 günlük hizmetin ve 1982 yılında geçen 45 günlük hizmetin davacıya ait olduğunun tespitine, bu sicil numarası altında ....09.01 sicil nolu işyerine ilişkin olarak 04.10.1983 başlangıç tarihli 83 günlük hizmetin davacıya ait olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Davacının tahsis talebini takip eden aybaşı olan 01.12.2014 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, verilen kararın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğunu beyanla davanın kabulünü ve kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili, verilen kararın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğunu beyanla davanın reddini ve kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, aidiyet ve yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1)Davadaki taleplerden ilki, aidiyet tespiti istemine ilişkin olup, bu tür davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
2)Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı Kararı).
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 Ankara, 1974, sayfa 395 vd.)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).

3. Değerlendirme
Somut olayda, Mahkemece Dairemizce verilen bozma kararına uyulmuş ise de, bozma gereğinin tam olarak yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir.
Mahkemece, son bozma ilamında belirtildiği üzere, 1982 ve 1983 yılına ait dönem bordrolarının re'sen belirlenecek bordro tanıkları dinlenilmesi gerekmekte olup davacının 04.10.1983 tarihinden itibaren 83 gün çalıştığını iddia ettiği ... sicil numaralı işyerinden bordro tanığı dinlenilmesi gerekirken Mahkemece ... sicil numaralı işyeri ile ilgili olarak araştırma yapıldığı ve Kurum tarafından bordro tanığına rastlanılmadığının bildirildiği, ayrıca yine davacının 16.11.1982 tarihinden itibaren 45 gün çalıştığını iddia ettiği ... sicil numaralı işyerinde uyuşmazlık konusu dönemde iki kişinin sigortalı olarak gösterildiği halde, yalnızca ...'nun tanık olarak dinlenildiği, (okunaklı olmamakla birlikte) sigortalı ...'nın dinlenilmediği anlaşılmakla; Mahkemece ... sicil numaralı işyerine ait dönem bordroları celbedilerek tespit edilen bordro tanıklarının beyanları alınmalı, ... sicil numaralı işyeri ile ilgili olarak da dinlenilmeyen tanık ...'nın dinlenilmesi ile tespiti istenen çalışmaların gerçekte kime ait olduğu kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmalı, tüm bu hususlar aydınlığa kavuşturulduktan sonra yaşlılık aylığı istemi yönünden varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,

Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

12.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.