10. Hukuk Dairesi 2023/12146 E. , 2024/262 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/237 E., 2023/1230 K.
KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2015/195 E., 2017/112 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık süresi ve primlerini 6552 sayılı Kanun kapsamında ödeyebileceğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince önceki kararda direnilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin Finike ilçesi Hasyurt beldesinde uzun yıllardır tarımsal faaliyette bulunduğunu, 29.04.2001, 03.05.2001, 10.05.2001, 17.05.2001, 21.05.2001 ve 27.05.2001 tarihlerinde yetiştirdiği domatesleri sebze meyve halinde komisyonculuk yapan ...’ya sattığını, Bağ-Kur prim kesintisi yapılan müstahsil makbuzları bulunduğunu, müvekkilinin bu makbuzlara istinaden Tarım Bağ-Kur sigortalılık tescilinin 01.05.2001 olarak düzeltilmesini ve prim borcunun 6552 sayılı Kanun gereğince yapılandırılmasını yönündeki 24.11.2014 tarihinde yaptığı başvurunun Kurumca reddedildiğini, bu işlemin Kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek müvekkilinin ilk Bağ-Kur prim kesintisinin yapıldığı 29.04.2001 tarihini takip eden 01.05.2001 tarihinden itibaren Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine ve 6552 sayılı Kanun kapsamında yapılandırma hakkı konusunda karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... (SGK/Kurum) vekili cevap dilekçesinde; ... isimli komisyoncu tarafından 2001/4. ve 2001/5. dönemlere ilişkin tevkifat bildirim listelerinin ve yapılan kesintilerin müvekkili Kuruma bildirilmeyip Kurum hesaplarına yatırılmadığını, bu nedenle davacının talebinin yerine getirilmesinin mümkün olmadığını, Kurum işleminin usul ve Kanuna uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 20.02.2017 tarihli ve 2015/195 E., 2017/112 K. sayılı kararı ile davacının sattığı ürünlerden ilk Tarım Bağ-Kur prim kesintisinin 2001 yılı Nisan ayında yapıldığı ancak kesintinin Kurum hesabına aktarılmadığı, tevkifat sorumlusunun bu döneme ait liste ve mazbuzları da Kuruma göndermediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 13.09.2017 tarihli ve 2017/1721 E., 2017/1656 K. sayılı kararıyla; davacının teslim ettiği ürün bedelinden yapılan ilk kesintisinin 2001 yılı Nisan ayına ilişkin olduğu, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi ile Hukuk Genel Kurulunca da benimsendiği üzere kesintinin Kurum kayıtlarına intikal ettirilip ettirilmediği hususunun davacının sorumluluğundaki bir konu olmadığı, buna göre davacının kesintisinin yapıldığı tarihi takip eden ay başı olan 01.05.2001 tarihinden 31.12.2001 tarihine kadar Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılması ve bu dönem için 6552 sayılı Kanun gereğince yapılandırma hakkı bulunduğunun tespiti gerektiği ancak takip eden yıllar için davacının tarım sigortalısı sayılmasını gerektirecek olguların yöntemince kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, davacının 01.05.2001-31.12.2001 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılması ve bu döneme ilişkin borçlarını 6552 sayılı Kanun kapsamında yapılandırma hakkı bulunduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Daire kararında; "...Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2010 gün ve 2010/10-380 Esas-2010/420 Karar numaralı ilamında da açıklandığı üzere, kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyete dayalı olarak yetiştirilen ürünlerin teslimi sırasında ürün bedelleri üzerinden tevkifat (prim kesintisi) yapılması durumunda zorunlu sigortalılık hak ve yükümlülüğünün tevkifat tarihini izleyen ay başından itibaren başlatılarak ait olduğu yılın sonuna kadar ve devam eden yıllarda tevkifatlar var ise devam eden en son yılın sonuna kadar davacının sigortalı olarak kabul edilmesi gerekmekte olup, kamu kuruluşu niteliği taşımayan özel gerçek/tüzel kişilerce tevkifat gerçekleştirilmiş ise prim tutarının Kuruma aktarılması koşulu aranmaktadır.
Dosya kapsamından; davacının, davalı Kurum tarafından 24.11.2014 tarihi itibariyle 4/1-d kapsamında tescilinin yapıldığı, 15.08.2001 tarihinden itibaren başlayan ve devam eden Finike Ziraat Odası kaydının olduğu, ... Sebze ve Meyve Komisyoncusuna teslim etmiş olduğu ürünlerden dolayı 2001/4-5 inci aylarda düzenlenen ve Bağ-Kur prim tevkifatı bulunan müstahsil makbuzlarına istinaden 2926 sayılı Kanun kapsamında 01.05.2001 tarihinden itibaren sigortalılık tescili talebinde bulunduğu, davalı Kurumun tevkifatların Kurum kayıtlarına intikal etmediği gerekçesi ile tescil işlemini reddetmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, Mahkemece, müstahsil makbuzlarındaki tevkifatların Kurum kayıtlarına intikal edip etmediği araştırılmaksızın eksik araştırma ve incelemeyle karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu nedenle Mahkemece yapılacak iş, makbuzlarda belirtilen Bağ-Kur prim tevkifatlarının Kurum kayıtlarına intikal edip etmediğinin araştırılması, kesintilerin Kurum hesaplarına intikal etmediğinin anlaşılması halinde davanın reddilmesinden ibarettir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır….” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
3. Bölge Adliye Mahkemesince 06.02.2020 tarihli E.2019/2716, K.2020/240 sayılı karar ile önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir.
4. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.10.2022 tarihli, E.2020/10-607, K.2022/1396 sayılı kararı ile "...Somut olayda davacının Tarım Bağ-Kur prim kesintisi bulunan 29.04.2001, 03.05.2001, 10.05.2001, 17.05.2001, 21.05.2001 ve 27.05.2001 tarihli müstahsil makbuzlarını ekleyerek Kuruma verdiği 24.11.2014 tarihli dilekçesi ile geriye dönük tescil talebinde bulunduğu, Kurum tarafından 2001/4. ve 2001/5. dönemlere ilişkin tevkifat bildirim listeleri ile yapılan kesintilerin Kurumun tevkifat hesabına yatırıldığını gösterir banka dekontlarının gönderilmesi için komisyoncu ...'ya 05.12.2014 tarihinde yazı yazıldığı, .....'nın 12.01.2015 tarihli dilekçesinde davacının teslim ettiği ürün bedellerinden dolayı anılan dönemlerde Bağ-Kur prim kesintisi yapılmakla birlikte banka dekontlarının zamanaşımı nedeniyle imha edildiğini belirterek gereğinin yapılmasını talep ettiği, bu yazışmadan sonra davalı Kurumca davacıya hitaben yazılan yazıda tevkifat bildirim listeleri ile yapılan kesintilerin Kurum hesabına yatırıldığına dair banka dekontlarının Kurum kayıtlarına intikal etmemesi nedeniyle 24.11.2014 tarihinden geriye doğru tescil talebi hakkında yapılacak işlem bulunmadığı bildirilerek 24.11.2014 tarihi itibariyle 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b maddesi kapsamında tescilinin yapıldığı, İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılamada müstahsil makbuzlarındaki prim kesintilerinin Kurum hesabına intikal edip etmediğinin tespiti için yazılan müzekkerelere verilen cevabi yazılarda komisyoncu tarafından tevkifat listelerinin Kuruma gönderilmemiş olması sebebiyle prim kesintilerinin Kurum hesabına geçip geçmediğinin teyit edilemediğinden davacının talebi hakkında işlem yapılamadığının bildirildiği, tanık olarak bilgisine başvurulan ...'nın 1997-2001 yılları arasında komisyonculuk yaptığını, sözü edilen müstahsil makbuzlarını kendisinin düzenlediğini, makbuzlarda "..." yerine "İsmail Erçin" yazıldığını, bu harf hatası nedeniyle kesintilerin Bağ-Kur kayıtlarına işlenmemiş olabileceğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
28. Şu hâlde yukarıda değinilen mevzuat hükümleri ile yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ürün tesliminin özel kuruluşlara yapılması hâlinde hak ve mükellefiyetin başlangıcı için bu tevkifatın Kurum hesabına intikal etmesinin zorunlu olması gerektiği dikkate alınarak davacının teslim ettiği ürün bedellerinden tevkifat yoluyla yapılan prim kesintilerinin Kurum hesabına intikal edip etmediği araştırılarak kesintilerin Kurum hesabına intikal etmediği durumlarda Tarım Bağ-Kur sigortalısı olamayacağı gözetilmek suretiyle yapılan araştırma ve inceleme neticesinde karar verilmelidir.
29. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 25.01.2017 tarihli ve 2015/10-264 E., 2017/153 K., 08.02.2017 tarihli ve 2016/10-1906 E., 2017/215 K., 18.01.2022 tarihli ve 2019/(21)10-594 E., 2022/9 K. ile 31.05.2022 tarihli ve 2019/(21)10-596 E., 2022/793 K. sayılı kararları da aynı yöndedir. .." gerekçesi ile direnme kararı bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...bozma ilamı doğrultusunda müstahsil makbuzundaki tevkifatların Kurum kayıtlarına intikal edip etmediği yöntemince araştırılmış bu kapsamda davalı Kurum ve komisyoncuya yazı yazılmış, davacı tarafa da varsa bu konuda bilgi belge sunmak üzere süre verilmiş ancak herhangi bir bilgi, belge sunulamamıştır. Bu itibarla hükmüne uyulan bozma ilamı gereği ürün tesliminin özel kuruluşa yapılmış olması ve tevkifatların Kurum kayıtlarına intikal olgusunun kanıtlanamaması..." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, kararın eksik araştırma ve inceleme sonucu verildiğini belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık süresi ve primlerini 6552 sayılı Kanun kapsamında ödeyebileceğinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2926 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
18.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!