WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 20 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/11487 E.  ,  2024/5978 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/865 E., 2023/949 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Silifke 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2022/539 E., 2023/177 K.

Taraflar arasında iş kazasından tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edildiği ve davalı vekilinin temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasını talep ettiği anlaşılmıştır. Duruşma istemi kabul edilerek duruşma günü olarak tayin olunan 28.05.2024 Salı günü için yapılan tebligatlar üzerine duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. ... ile davacı adına Av. ...'in geldikleri görülmüştür. Gelenlerin yüzlerine karşı murafaaya başlanarak, sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek, aynı gün yapılan inceleme neticesinde; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dosyasının dava dilekçesinde özetle müvekkilinin davalı şirketin Antalya ... ilçesindeki mermer ocağında kepçe kovası sökülü halde iken yağlama yaptığı sırada operatör ...’nun bu durumu görmesine karşın pistonu harekete geçiren düğme ve kola dokunması neticesinde müvekkilinin elinden yaralandığını, iş yerinde İSG önlemleri alınmadığı gibi operatörün kusurundan işveren tam anlamda sorumlu olduğundan tazminata hükmedilmesini, iş göremezlik oranının SGK tarafından %26 olarak tespit edildiğini, aynı olayla ilgili ... Asliye Hukuk Mahkemesinde daha önce açılmış olan 2013/337 Esas sayılı dosyanın işlemden kaldırılması nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verildiğini, bu dosya kapsamında delillerin büyük ölçüde toplandığı dikkate alınarak fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 1.000,00 TL Maddi ve 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, yargılamanın devamında 21.01.2019 Tarihli hesap raporu üzerine maddi tazminat istemini 267.520,52 TL’ye artırmıştır.

2.Davacı vekili birleşen dava dosyasının dava dilekçesinde özetle aynı iş kazası sebebiyle asıl dava dosyasında 27.12.2022 tarihli 1.271.342,49 TL rapor belirlenmiş olmakla bakiye 1.003.821,97 TL’nin tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle iş kazasının gerçekleştiği ve işin gerçekleştiği yer olan ... Asliye Hukuk Mahkemeleri yetkili olduğunu, Silifke Mahkemesinin yetkisiz olduğunu davacının deneyimli, bir işçi olarak gres pompası aracılığıyla piston yağlama işi yapması gerekirken, eli ile yapmış olması, kepçenin çalıştığını fark etmesi üzerine çalışmaya ara vermemiş olması nedeniyle tam kusurlu olduğunu, sürekli iş göremezlik oranının tespiti noktasında Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/337 Esas sayılı dosyasına ibraz edilmiş olan dosyasında davacıya eğitim konularını içeren kitapçık teslim edildiğinin açık olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında; Somut olayda; davacının 17.01.2012 tarihinde davalıya ait Antalya ili ... ilçesi Akçay Beldesinde faailiyet gösteren mermer ocağı şantiyesinde geçirdiği iş kazası nedeniyle yaralandığı, SGK tahkikat raporunda davacının maluliyet oranının %26 olduğu görülmüş, rapora itiraz üzerine Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu ve ATK İhtisas Dairesinden alınan maluliyet raporları birbirleri ile örtüşmüş ve maluliyet oranının %26 olduğu tespit edildiğini, 17.01.2012 tarihli kaza nedeniyle dinlenen tanıklar ve olayın gelişimi dikkate alınarak Mahkememizce aldırılan ve kusur oranları arasındaki çelişkileri gideren 01.11.2022 tarihli kusur raporunda davalı işverenin ilgili mevzuat hükümlerinde düzenlenen iş sağlığı ve güvenliği hükümlerine uymaması, güvenli çalışma talimatı hazırlamaması, yeterli bakım, kontrol ve denetim yapılmaması, işçilerin yeterince eğitilmemesi nedeniyle %70, üçüncü kişi ...'nun yeterli tecrübeye sahip olmasına rağmen kontrolsüz ve denetimsiz çalışması sonucu %20, davacının %10 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, dosyanın TRH 2010 yaşam tablosuna göre gerçek zarar hesabı için aktüerya bilirkişisine tevdii edilmiş, aktüerya bilirkişi Av.... Baş'ın hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda olayın iş kazası olduğu, davalı şirketin %70 oranında kusurlu olduğu yine üçüncü kişi ...'nun %20, davacının %10 oranında kusurlu olduğu anlaşılmakla davacının 1.271.342,49 TL sürekli iş göremezlik zararına hak ettiği kanaatine varıldığı, tarafların ekonomik sosyal durumları, olayın oluşu ve tarihi, tarafların toplum içinde iştigal ettiği yer, hukuka aykırılığın meydana geliş şekli, bu durumun davacıda yaratacağı elem ve üzüntünün derecesi tarafların kusuru nazara alınarak, duyulan manevi acının bir nebze hafifletilmesi için davacı için 40.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerektiği gerekçeleriyle;

A)Asıl Dava Dosyası Yönünden;
1-267.520,52 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 17.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

2- 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 17.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

B) Birleşen 2022/707 Esas Dava Dosyası Yönünden;
Davanın kabulü ile 1.003.821,97 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 17.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle kusura ilişkin aleyhine olacak raporun hükme esas alınması, tazminat miktarının düşük hesaplanarak hüküm altına alınmış olması ve kamu düzenine ilişkin bulunan yaşam tablosunun, istinaf ve belki de temyiz aşamasında lehine değişmesi ihtimaline binaen, karşı yanın 'kazanılmış hak' iddiasına maruz kalmamak için istinaf yoluna başvurmuştur.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle zamanaşımı itirazı ile kusur durumunun uzman olmayan bilirkişilerden tespitinin istendiğini, davalının kusursuz olduğunu, davacının malul olmadığını, itirazlarının değerlendirilmediğini, hesaplamaların hatalı olduğunu, usuli kazanılmış hakların ihlal edildiğini, davacı tarafça itiraz edilmeyen raporlara göre değerlendirme yapılması gerektiğini, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, cevap dilekçesindeki nedenlerle asıl dava ile birleşen davanın reddinin gerektiğini öne sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle kusur yönünden; aldırma kararı doğrultusunda eksiklikler giderilerek denetime elverişli şekilde iş güvenliği alanında uzman 3'lü heyetten alınan raporda; işveren, Batı Ege Mermer San. Tic. A.Ş. firmasının, çalışma ortamında çalışanların birbirleri ile koordineli çalışmasını sağlamadığı, kepçe bakım onarım bölümünde bakıma gelen lastikli kepçeye ilişkin olarak gerekli koruyucu güvenlik tedbirlerini almadığı-aldırmadığı (Sahada Bakım işletme sorumlusu bulundurup kepçe anahtarını teslim alıp işin bitimini kontrol edip iş bitti ise kepçe anahtarının kepçe operatörüne teslim ettirmediği), sadece kişiler arası güvene dayalı çalışma ortamı sağladığı için kazanın meydana gelmesinde %70 oranında kusurlu olduğu, kepçe operatörü ...’nun (Dava dışı), yemek molası sırasında lastikli kepçesini işletmenin kepçe bakım bölümüne bıraktığı, yemek dönüşünde kepçeyi yağlama işlemi devam etmekte iken dikkatsiz ve tedbirsiz davranarak kepçeyi çalıştırarak pistona hareket vererek piston memesini temizlemek isteyen çalışanın parmağının sıkışarak ezilmesine-kopmasına neden olan kazanın meydana gelmesinde %20 oranında kusurlu olduğu, kazazede ...’un, lastikli kepçede yağlama yapmış olduğu sırada memenin yağ almaması nedeniyle elini hareketli parçanın arasına sokması, bu esnada kepçe çalışma sesini duymuş olması gerekir, eğer duymamış ise dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle kazanın meydana gelmesinde %10 oranında kusurlu olduğu ve 05.08.2014 tarihli SGK Teftiş Başkanlı İnceleme raporuna uyarak çelişkinin giderildiğinin belirlendiği, dosya kapsamında, 08.06.2018 tarihli, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Kurulunun raporuna göre dava konusu iş kazası neticesinde davacının %26 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş olduğunın tespit edildiği öncesinde ise Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü, Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinin 24.04.2014 tarihli raporu ile Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 25.04.2017 tarihli raporuna göre davacının %26 oranında iş gücü kaybı tespitinin yapıldığı davacının kesin olarak ilk maluliyet oranının net olarak tespit edildiği tarih dikkate alındığında alacağının zamanaşımına uğramadığının anlaşıldığı, teknik bilirkişi raporundaki hesaplamaların denetime elverişli ve isabetli olduğu, olayın oluş şekli, kusur durumları, hakkaniyet ilkelerine göre hükmedilen manevi tazminat miktarının dosya kapsamına uygun olduğu belirlenerek, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nun 353/1-1 b maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur yönünden aleyhlerine olan raporun dikkate alımış olduğunu, davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşmaması açısından kararı temyiz ettiklerini, davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili vekili temyiz dilekçesinde özetle birleşen davanın zamanaşımından reddi gerektiğini 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, sürekli iş göremezlik oranına dair tespitte değişen gelişen bir durum ya da kontrol kaydı olmadığını, asıl dosyada alınan ilk bilirkişi raporuna davacı tarafça itiraz edilmediğinden davalı müvekkil şirket yararına usuli kazanılmış hak oluştuğundan usuli kazanılmış hak ilkesi gereğince ek davanın reddi gerektiği, ilk hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren asgari ücret farklarının rapora yansıtılmaması gerektiğini, ilk hükümde esas alınan raporda PMF-1931 Yaşam Tablosu dikkate alınırken işbu itiraza konu ek raporda TRH-2010 Yaşam Tablosu dikkate alınarak hesaplama yapılmasının da hukuka aykırı olduğunu, kusur oranının tespiti için alanında uzman bilirkişiden rapor alınmadığını, kaza sonrası düzenlenen 17.01.2012 tarihli olay yeri inceleme tutanağında iş sağlığı ve güvenliğine aykırılığın tespit edilmediğini, davacı işçinin gres pompasını kullanmamasından dolayı kazanın meydana gelmesinde tek ve tam kusurlu olduğu özellikle makine mühendisinin yer aldığı bilirkişi kurul raporunda işçinin gres pompasını kullanmamasının neticeleri yönünde değerlendirme yapılmamasının hatalı olduğunu, Adli Tıp Kurumu raporunun davacı muayene edilmek suretiyle düzenlemediği gibi, raporda da birden fazla ortopedi uzmanının incelemesi gereken bu vakıayı, tek ortopedi uzmanının incelemesinin yeterli olmadığını, davacının sürekli iş göremezlik oranı %60'ı geçmediğinden pasif devre hesabının dışlanması gerekirken hesabın hatalı olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatın da fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigortalının iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir

2. İlgili Hukuk
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, "Bilirkişi raporuna itiraza" ilişkin 281 inci maddesi, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 ve 98 inci maddeleri ile giderek aynı Kanun'un 41,42,43,44,45 ve 47 nci maddeleri, öte yandan 6101 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 2 ve 7 nci maddeleri gereğince uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55 ve 420 nci maddesi hükümleri, "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler bakımından iş yerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi ile İş Sağlığı ve Güvenliği Tüzüğü maddeleri, "Usuli kazanılmış hak" yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.

3. Değerlendirme
A)Davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

3. Bölge Adliye Mahkemesinin 13.07.2023 karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 238.730,00 TL olup manevi tazminat hükmünün maddi tazminat hükmünden bağımsız bir dava olarak değerlendirildiğinde, hükmedilen 60.000 TL tutarındaki tazminatın kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla, davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.

B) Davacı ve davalı vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle zamanaşımına yönelik değerlendirmenin, sürekli iş göremezlik oranına yönelik tespitin, kusur oran ve aidiyetinin dosya içeriği ile dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına göre davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.6100 sayılı HMK'nın 266 nci maddesine göre Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 03.11.2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 03.11.2016-6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez. Aynı Kanun'un 281/1 inci maddesine göre "Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.(Ek cümle:22.07.2020-7251/24 md.) Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir düzenlemesi yer almaktadır.

3. Bilindiği üzere HMK'nın 30 uncu maddesi kapsamında düzenleme altına alınmış olan Usul Ekonomisi İlkesine göre de Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.

4.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarih ve 2018/10(21)-94 E.- 2021/111 K. sayılı ilamında da açıkça belirtildiği gibi " Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır ve ikinci bilirkişi raporu birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, Mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)"

5.Somut olayda, sigortalının tazminini talep ettiği maddi zararın hesap bilirkişi marifetiyle hesaplanmasının bir yönüyle teknik hesap ilkelerini gerektirici bir konu olduğu ve Mahkemece bu kapsamda hesap bilirkişiden rapor alınması yoluna gidildiği, bu kapsamda tazminat alacaklarının tespitine yönelik %100 kusur oranı ve PMF 1931 bakiye ömür tablosu üzerinden yapılan 21.01.2019 tarihli hesap raporunda maddi tazminat alacağının 267.520,52 TL olarak hesaplandığı, iş bu rapora davacı vekilinin itirazı olmadığı gibi, bu rapora göre maddi tazminat istemini artırmıştır. Mahkemece verilen 19.12.2019 tarihli ilk kararda iş bu rapora %90 oranında kusur oranı uygulanmak suretiyle maddi tazminat alacağının 240.768,46 TL olarak hüküm altına alındığı, davacı vekilinin iş bu karar üzerine verdiği istinaf dilekçesinde de maddi tazminatın yeniden hesabına yönelik bir itirazı olmayıp 21.01.2019 tarihli hesap raporuna göre karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesinin 29.09.2022 tarihli kararından sonra alınan 27.12.2022 tarihli ek hesabıyla bakiye ömür tablosunun TRH 2010 tablosu olarak esas alınmak ve işlemiş devre ileri çekilmek suretiyle maddi tazminat alacağının 1.271.342,49 TL olarak tespit edilmiş ve Mahkemece iş bu rapora dayalı olarak ek davanın açıldığı anlaşılmakla, ek rapor ile ek davaya itibar edilerek karar verilmesi davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakka aykırı olmuştur.

6. Bu açıklamalar doğrultusunda Dairemizce maddi tazminat hesabında bakiye ömür tespitinde "TRH 2010" tablosu esas alınmakta ise de, iş bu dava dosyası kapsamında ilkin PMF 1931 tablosunun esas alındığı ve davacı vekilinin anılan bakiye ömür tablosuna ve 21.01.2019 tarihli hesap raporuna itirazının bulunmadığı anlaşılmakla, davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hak kapsamında, bu rapora Mahkemece verilen ilk kararda olduğu gibi %90 kusur uygulanmak suretiyle 240.768,46 TL'nin maddi tazminat olarak hüküm altına alınması asıl davanın kısmen, birleşen davanın ise tamamen reddi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.

7. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve maddi tazminat hükmü ile ilgili istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır.

VI. KARAR:
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,

2. Davacı ve davalı vekillerinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazları nedeniyle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının maddi tazminat hükmü yönünden BOZULMASINA,

4. Aşağıda belirtilen temyiz harcının davacıdan tahsiline,

5. Davalıdan tahsil edilen peşin karar ve ilam harcının istem halinde davalıya iadesine,

6. Dairemizde icra edilen duruşmada davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olması nedeniyle 17.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

7. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.