10. Hukuk Dairesi 2023/11347 E. , 2024/1172 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3754 E., 2023/2577 K.
KARAR : Usulden ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 19. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/156 E., 2022/544 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen ödeme emirlerinin iptali ile menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Kurumun istinaf isteminin kabulüne ve kararın kaldırılması suretiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine; dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma yapılmak üzere tayin olunan 13.02.2024 Salı günü taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davacı adına Av. .....ile davalı SGK Başkanlığı adına Av. .... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı murafaaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek aynı günde Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile davalı Kurum tarafından ödeme emrinin 15 Şubat 2022 tarihinde tebliğ edildiğini, dava konusu ödeme emrine konu SGK prim borçlarının asıl borçlusunun dava dışı ... Güvenlik Güvenlik Eğitimi ve Güvenlik Sistemleri Anonim Şirketi olduğunu, müvekkilin miras bırakanı ... ..., 16.12.2008 tarihinde dava dışı şirketle tüm bağını keserek yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığını, davacının dava dışı şirketin eski Yönetim Kurulu üyesi ...'in mirasçısı olduğundan, ... Başkanlığı Ataşehir Sosyal Güvenlik Müdürlüğü tarafından ödeme emrine muhatap edildiğini, bu sebeplerle öncelikle davaya konu ödeme emirlerinin icra ve infazının durdurulmasını, davanın kabulünü, takibin ve ödeme emrinin iptalini, borçlu olunmadığının tespitini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini dava ve talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı Kurumun, ... Güvenlik Eğitimi ve Güvenlik Sistemleri A.Ş.'nin davalı Kuruma olan prim ve işsizlik borçlarından dolayı öncelikle dava dışı şirket aleyhine takibe başlanıldığını, dava dışı şirket hakkında mal varlığı araştırması yapıldığını fakat şirketin borca yetecek kadar menkul/gayrimenkul mal varlığı bulunmadığının tespit edildiği, dava dışı şirketin banka hesaplarına haciz konulduğunu, dava dışı şirketin borcu ödemediğini, davacı ...'in babası ...'in 16.03.2013 tarihinde vefat etmiş olması nedeniyle bu defa yasal mirasçısı olan ...'e dava konusu ödeme emirlerinin 28.01.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, davacının babası ...'in 16.12.2008 tarihinde şirket ile bağının tamamen koptuğunu ve bu nedenle de bundan sonrası için borçtan sorumlu olmadığını fakat ödeme emirleri incelendiğinde borcun 2006, 2007 yıllarına ait borçlar olup davacının babasının yönetim kurulu üyesi olduğu döneme ait borçlar olduğunu, bu sebeple ihtiyati tedbir talebinin reddini, davanın usulden reddini, davacının haksız çıkma tazminatına mahkum edilmesini, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davacı tarafa tahmilini arz ve talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, takip konusu 006/021301 -021302,2007/014781 -014782 -024814 -024815 -024816 -024817 takip sayılı ödeme emirleri davacıya muris ...'in varisi olması sebebiyle gönderilmiş, söz konusu takibe konu ödeme emirlerinin 2007/01-2006/06, 07, 08, 09, 10, 11,12 inci aylara ilişkin olduğu takip konusu borçların en sonuncusunun muaccel olduğu 2007 yılının 01 inci ayından ödeme emrinin tebliğ edildiği 28.01.2022 tarihine kadar 5 ve 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davacıya yönelik zaman aşımını kesen bir işlemin bulunmadığı, ayrıca muris ...'e ödeme emirlerinin 13.09.2007 tarihinde tebliğ edildiği, muris ... tarafından 24.08.2007 tarihinde mal bildiriminde bulunulduğu zaman aşımını kesen bu işlemlerin üzerinden de 10 yıldan fazla bir zamanın geçtiği sonucuna varılarak davanın kabulüne davanın kabulü ile davaya konu 2006/021301-021302, 2007/014781-014782-024814-024815-024816-024817 takip nolu ödeme emirlerinin zamanaşımı sebebiyle iptaline dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı SGK vekili özetle, davacının talep ettiği şekli ile ödeme emirlerinin iptalinin mümkün olmadığını, buna göre davacı hakkında zamanaşımının miras bırakanı tarafından kesildiğini, buna göre davacının sorumluluğunun açık olduğunu ve aksi yönde verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile muris ...'in dava dışı şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu, şirket ana sözleşmesi tescil tarihinin 27.08.2004 olup, 06.09.2004 tarihli ... Gazetesinde murisin 2 yıllığına yönetim kurulu üyesi seçildiği, şirketin temsil ve ilzamının yönetim kuruluna ait olduğu, yönetim kurulunun yetkilerini bir üyesine devir edebileceği gibi üye olmayan bir veya bir kaç kişiye müştereken veya münferiden olmak üzere bırakabileceğinin karar altına alındığı, 29.09.2004 tarihli ... Gazetesinde Yönetim Kurulu Başkanı ve üyelerinin (muris yönetim kurulu üyesi), şirketi, şirket kaşesi ve unvanı adı altında atacakları münferit imzaları ile temsil ve ilzama yetkilerinin devamına karar verildiği, 22.06.2005 tarihli ... Gazetesinde önce yönetim ve denetim kurullarının ibra edildiği, murisin 2 yıllığına yönetim kurulu üyesi seçildiği ve yönetim kurulu başkanı ile üyelerinin, şirketi, şirket kaşesi ve unvanı adı altında atacakları münferit imzaları ile temsil ve ilzama yetkili kılındığı, murisin temsil görevinin devam ettiği, 24.01.2007 tarihli ... Gazetesinde yayımlanan 05.01.2007 tarihli olağan genel kurul toplantısında, murisin oy toplama memuru olarak isminin (vekaleten...) bulunduğu, yönetim ve denetim kurullarının ibra edildiği, iki yıllığına denetçiliğe muris ...'in seçildiği, 06.01.2009 tarihli ... Gazetesinde yönetim kurulunun seçiminde, murisin adının bulunmadığı, murisin,16.12.2008 tarihinde hissesini devrettiği, kararın 05.01.2009 tarihinde tescil ve ilan edildiği, ödeme emirlerinin murise 13.09.2007 tarihinde tebliğ edildiği, muris ... tarafından 19.09.2007 tarihinde mal bildiriminde bulunulduğu, murisin 16.03.2013 tarihinde vefat ettiği, davacının, murisin dava konusu borçlardan sorumlu olduğu dönemler yönünden halefiyet yoluyla sorumlu olduğu ve kamu borçlusu sıfatının bulunduğu, 3. kişi konumunda bulunmadığından davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı anlaşılmıştır.
Bu nedenlerle; davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Ne var ki bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK'nın 355 maddesi ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın yerinde olmadığını, esasen İlk Derece Mahkemesince verilen kararın yerinde olduğunu ve bu karar gibi talebinin tam olarak kabul edilmesi ile aleyhe vekalet ücretinin verilmemesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı hakkında davalı Kurumca gönderilen borç yazısı nedeniyle ödeme emrinin iptali gerekip gerekmediği hususlarındadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 6183 sayılı Kanun'un 58 inci ve 506 sayılı Kanun'un 80 inci maddeleridir.
506 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi hükmünün, 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren 3917 sayılı Kanun'la değiştirilmesinden önceki dönemde; prim alacağı ve gecikme zamları yönünden Kurumun alacağı Borçlar Kanunu 125 inci maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımının başlangıç tarihi ise yine Borçlar Kanunu'nun 128 inci maddesi gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ve durdurulmasına ilişkin Borçlar Kanunu'nun madde 132 ve ardından gelen maddeleri de burada aynen geçerlidir.
506 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinde 3917 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik ile Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür. 6183 sayılı Kanun m.102 ve devamı maddeleri uyarınca zamanaşımı süresi 5 yıl olup zamanaşımı süresinin başlangıcı, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yılbaşı olarak belirlenmiştir.
06.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 sayılı Kanun ile bu konuda yeniden bir düzenleme yapılmış, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi ile birlikte 102 nci maddesinin uygulanmayacağı hükme bağlanarak 3917 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 10 yıllık zamanaşımı dönemine geri dönülmüştür.
506 sayılı Kanun'un anılan maddesi 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış, konuya ilişkin düzenlemenin yapıldığı 5510 sayılı Kanun'un 93/1 fıkrasında, Kurumun prim ve diğer alacaklarının 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, sürenin başlangıcının ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başı olduğu belirtilmiştir. Maddede, özel durumlardan doğan prim ve diğer alacaklar yönünden zamanaşımının başlangıç tarihi ayrıca düzenlenmiş, Kurumun prim ve diğer alacaklarının; Mahkeme kararı sonucunda doğması halinde ise, mahkeme kararının kesinleşme tarihinden, Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan tespitlerden doğması halinde, rapor tarihinden, kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelerden doğması halinde, bu soruşturma, denetim ve inceleme sonuçlarının Kuruma intikal ettiği tarihten veya bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulmuş Kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden doğması halinde, bilgi ve belgenin Kuruma intikal ettiği tarihten itibaren, zamanaşımı süresinin başlatılması gerekeceği belirtilmiştir.
3. Değerlendirme
1.6183 sayılı Kanun'un “Ödeme emri” başlıklı 55 inci maddesinin ilk fıkrasında; kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gereğinin bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; “Ödeme emrine itiraz” başlığını taşıyan 58 inci maddesinin birinci fıkrasında; kendisine ödeme emri tebliğ olunan kişinin, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunabileceği belirtilmiş olup, “menfi tespit” niteliğindeki ödeme emrine itiraz/ödeme emrinin iptali davasının yedi günlük hak düşürücü süre içerisinde açılması zorunlu olduğu gibi, kendisine ödeme emri gönderilen borçlunun itirazları da üç nedenle sınırlandırılmıştır. Davanın yasal dayanağını oluşturan 6183 sayılı Kanun'un 58 inci maddesine göre; kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi (7) gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. İtiraz etmezse borç kesinleşmiş olur.
2.Eldeki davada ise davacı adına Kurumca gönderilen belge incelendiğinde, her ne kadar belge üzerinde ödeme emri yazılı ise de, hangi ödeme emri nedeniyle ayrı ayrı hangi dönemler bakımından ve ne miktarda sorumlu olunduğunun belirtilmediği, tek bir takip kartı tanzim edildiği anlaşılmış, bu belge üzerinde idari para cezalarına ilişkin borçlara da yer verilmiş ve davacı hakkında itiraz mercii ve süresi ile şekli bakımından herhangi bir açıklama da yapılmadığı belirgin olmakla, usulüne uygun şekilde düzenlenen bir ödeme emrinin bulunmaması karşısında, 6183 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi kapsamında davacı adına düzenlenmiş ve anılan Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca tebliğ edilmiş bir ödeme emrinin ya da başlatılmış bir icra takibinin bulunmaması, yapılan bu tebligatın ödeme emri niteliğinde olmayıp borç bildirim yazısından ibaret bulunması karşısında, davacının iddasınının menfi tespit davası olarak kabul edilip işin esastan karara bağlanması gerekirken, yazılı biçimde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Davacı avukatı yararına takdir edilen 17.100,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalı Kurum'a yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!