WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/11279 E.  ,  2024/3264 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1983 E., 2023/661 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 20. İş Mahkemesi
SAYISI : 2015/715 E., 2021/756 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılardan ... Eğitim ve Öğretim Hizmetleri A.Ş. ve ... Başkanlığı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan ... Eğitim ve Öğretim Hizmetleri A.Ş. ve ... Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 06.07.1987 tarihinden 01.04.1999 tarihine kadar davalı eğitim kurumunda kat hizmetlisi olarak çalıştığını, çalışmasının kesintisiz olduğunu, buna karşın davalı Kurum tarafından çalışmalarının Kuruma eksik bildirildiğini belirlediğini, davacının dava konusu edilen dönemde başka bir işyerinde hiçbir şekilde çalışmasının olmadığını, başka işyerinden Kuruma bildirilen çalışma var ise bunun sorumluluğunun davalı işyerine ait olduğunu belirterek, davacının davalı işverenlikte belirtilen tarihler arasında aralıksız ve kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı Kuruma yüklenecek sorumluluk bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Davalı ... Eğitim ve Öğretim Hizmetleri A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının hizmetli olduğunu, atamasının İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından 13.09.1990 tarihinde yapıldığını, bu atamaya istinaden işyerinde fiilen 01.11.1990 tarihinde çalışmaya başladığını, müvekkili şirketlere ait okullarda çalışanların işe girişlerinin yapılabilmesi için öncelikle atamasının yapılmasının gerektiğini, davacının atamasının 13.09.1990 tarihinde yapıldığının yazılı belgelerle belli olduğunu, davacının atamasının yapılması üzerine fiilen işe başladığı 01.11.1990 tarihinde de Kuruma işe girişinin bildirildiğini, davacının 1987 yılında Kuruma dava dışı işyerlerinden bildirilen çalışmalarının bulunduğunu, bundan da davacının iddialarının samimi olmadığının anlaşıldığını, şirket tarafından Kuruma verilen bordrolarda davacının hizmetlerinin Kuruma bildirildiğini, Kuruma bildirilen hizmetlerin sisteme kaydedilmesinin diğer davalı Kurumun sorumluluğunda olduğunu, davacının ayrıca 1994-1998 yılları arasındaki dönemde başka işyerlerinden Kuruma bildirilen çalışmalarının da bulunduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan inceleme neticesinde; dahili davalı ...'ın kendisinin ... Lisesinde çalışmasının olmadığına yönelik beyanı ve bordro tanığının belirtilen dönemlerde davacının çalışmasının olduğuna yönelik beyanı karşısında ''17 364 048'' şeklindeki sicil numarasının kök rapordaki tespitlerle birlikte davacıya ait olduğu anlaşıldığından tanık beyanlarıyla da desteklenen Kuruma bildirilen hizmet sürelerinin davacının iddialarıyla örtüştüğü gözetilerek davacının 01.11.1990-01.04.1999 tarihleri arasında çalışmasının olduğu sonucuna gidilmiş, 1994/2-3, 1996/1-2, 1997/1-2-3 üncü dönemler yönünden fiili çalışmaya yönelik delil bulunmadığından bu süreler dışlanarak dahili davalının davanın açılmasına sebebiyet vermediği gözetilerek; davanın kısmen kabulüne, davacının 01.11.1990-01.04.1999 tarihleri arasında davalı iş yerinde (1994/2-3, 1996/1-2, 1997/1-2-3 üncü dönemler hariç olmak üzere) çalışmış olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; 506 sayılı Kanun'un 79/1 inci maddesine göre çalıştırılan işçilerin sigorta primleri hesabına esas tutulan kazançların toplam prim ödeme gün sayıları ile sigorta primlerini gösteren kayıt belgelerin Kuruma bildirilmesi mecburiyetinin işverene ait bir yükümlülük olduğunu, bildirilmeyen bu kayıtlar için davalı Kurumun sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, bu nedenle Kurumca yapılacak herhangi bir işlem bulunmadığından söz konusu davanın reddi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı ... Eğitim ve Öğretim Hizmetleri A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıya Kurum tarafından birden fazla sicil numarası tanımlandığını, sicil numaralarından bir tanesinin hem davacı adına hem de dahili davalı ... adına mükerrer olmak üzere iki farklı kişiye tanımlandığını, dolayısıyla SGK tarafından yapılan iş bu hatalı işlemlerin sorumluluğunun, müvekkil şirkete yüklenmesinin kabul edilemeyeceğini, gerekçeli kararında; Kurumun mükerrer olarak verdiği sicil numarası üzerinden yapılan bildirimlerin esas olarak davacıya ait olduğu belirtilmiş olmasına rağmen, bu gerekçe ile örtüşmeyecek şekilde hüküm kısmında sanki şirket hiç bildirim yapmamış gibi karar verilmesinin çelişki oluşturduğunu, dava dışı başka bir şirket tarafından 1995/1-2 dönemleri için, dört aylık dönem bordroları Kuruma verilmiş olmasına rağmen; dolayısıyla bu dönemlerde davacının şirkette değil dava dışı bir şirkette çalışmış olduğu yazılı delil ile sabit olduğu halde; sadece tek bir tanık beyanı gözetilerek davacının şirkette çalıştığına karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait olup dahili davalının sigorta sicil numarası ile bildirildiği tespit edilen hizmetler ile bordro tanıklarının beyanları, gelen yazı cevapları ve tüm dosya kapsamı gözetildiğinde davacının çalıştığının tespitine karar verilen sürelerde davalı işveren nezdinde çalıştığı sabit olduğu anlaşılmakla; istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği hususlar ile temyiz talebinde bulunmuştur.
Davalı Kurum vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği hususlar ile temyiz talebinde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; davacının 06.07.1987 tarihinden 01.04.1999 tarihine kadar davalı bünyesinde geçen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk
1-5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 7 nci maddesi uyarınca, 01.10.2008 tarihi öncesi isteme ilişkin davanın yasal dayanağı mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 79/10 ve 01.10.2008 tarihi sonrası isteme ilişkin davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleridir. 506 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olması nedeni ile özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.

2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26 ncı maddesi uyarınca; "Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." Aynı Kanun'un 294-301 maddelerinde ise mahkeme kararlarının nasıl olması gerektiği belirlenmiştir. Bu düzenlemelere göre Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Yine aynı Kanun'un 297 nci maddesinin (2) nci fıkrasında “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükümleri öngörülmüş olup, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.

3.Değerlendirme
Somut olayda; dava 01.11.1990-01.04.1999 tarihleri arası dahili davalı ...'a ait sicil üzerinden bildirimi yapılan çalışmalarının davacıya aidiyetinin tespiti ile kalan bildirimsiz sürelerde sürekli ve kesintisiz çalıştığının tespiti istemlerine ilişkin olması karşısında; hükmün ayrı ayrı aidiyet ve hizmet tespitini içerecek şekilde infaza elverişli olarak kurulması gerekirken; sadece ilgili dönemler hariç belirtilen sürelerde çalışmanın tespiti şeklinde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2-İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.03.2024 gününde oybirliğiyle karar verildi.