10. Hukuk Dairesi 2023/11121 E. , 2024/3935 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1615 E., 2022/1789 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/40 E., 2019/465 K.
Taraflar arasındaki yaşlılık aylığını iptal eden Kurum işleminin iptali ile aylığın yeniden bağlanması, ödenmeyen aylıkların tahsili ve borçlu olmadığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine, ek karar'la temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı ve ek kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Düzce Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 12.01.2018 tarihli kararı ile davacının emeklilik maaşının iptal edildiğini, 29.01.2018 tarihli borç bildirim belgesi ile 85.371,98 TL borcun ödenmesinin talep edildiğini, Kurum işlemlerinin mesnetsiz ve haksız olduğunu, davacının 19.01.2007 tarihinde ortağı olduğu YED-AR İnş. Teks. Gıda ve Or. Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ndeki ortaklığından ayrıldığını ve 10.07.2009 tarihli TTSG’nde yayınlanan karara göre yeniden ortak olduğunu, daha sonra bu şirketin unvan değiştirerek ... İnş. Teks. Gıda ve Or. Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti. ismini aldığını, davacının emekli olduğu 01.03.2012 tarihine kadar SGK primlerini düzenli ve aralıksız bir şekilde ödediğini ve 19.01.2007 tarihinden itibaren kendi şirketinde sigortalı olarak çalıştığını, davacının 01.10.2008 tarihinden öncesinde sigortalı olup sigortalılığının kesintisiz bir şekilde devam ettiğini ileri sürerek, Kurumun 12.01.2018 tarihli ve 583.875 sayılı kararı ile 29.01.2018 tarihli ve 1.337.706 sayılı borç bildirim belgesinin iptali ile davacının Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II.CEVAP
Davalı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle davanın süresinde açılmadığını, ayrıca dava açmadan önce Kuruma müracaat şartının yerine getirilip getirilmediğinin araştırılması gerektiğini, davacının 01.02.2007 tarihinden itibaren ... İnş. Teks. Gıda ve Or. Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti.’de hizmet akdi ile çalışmaya başladığını ve 01.05.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı aldığını, 30.06.2009 tarihinde hizmet akdiyle çalıştığı işyerine ortak olduğunun anlaşılması üzerine hizmetlerinin iptal edildiğini, Kurum işlemlerinin 5510 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca hukuka uygun olduğunu belirterek, reddini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve denetime elverişli bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; davacının ortağı olduğu Limited Şirketine ait işyerinden 4/1-a sigortalısı olabilmesinin mümkün olmadığı, Kurumca davacının 30.06.2009-04.02.2012 tarihleri arasında 4/1-a’ya tabi olarak bildirilen hizmetlerinin iptal edilerek bu tarihlerde 4/1-b kapsamında sigortalı sayması işleminin yasaya uygun olduğu, davacının 02.04.2012 tarihinde 5207 prim gün sayısının bulunduğu, 30.06.2009-04.02.2012 tarihleri arasında 4/1-a’ya tabi olarak bildirilen 934 günün iptali ile prim gün sayısının 4273 güne düştüğü anlaşılmakla, bu hali ile davacının emeklilik şartlarını yerine getirmediği sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
Davacı Vekilinin İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 5510 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinde 5754 sayılı Kanun'un 17.04.2003 tarihinde eklenen 33 üncü maddesiyle eklenen ek fıkrası ile kişilerin ortaklıklarının bulunduğu iş yerlerinde 4/1-a kapsamındaki hizmetlere bir kısıtlama getirildiğini, SGK'nın 2013/11 sayılı sigortalılık işlemleri birleşik genelgesine göre 01.10.2008 tarihine kadar kendilerine ait ya da ortak oldukları iş yerlerinde 4/1-a kapsamında sigortalı olanların haklarının korunduğunu, davacının ortağı olduğu şirketten 26.01.2007 tarihinde hisse devri yaparak ayrıldığını ve 01.02.2007 tarihinden itibaren de 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddeleri gereği prim ödemeleri yaptığını, 30.06.2009 tarihinde aynı şirkette hisse devralarak yeniden ortak olduğunu, 4/1-a kapsamında 30.06.2009 tarihi ile 04.02.2012 tarihleri arasında yaptığı hizmetin 5510 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi gereğince iptal edilmekte olduğunu, SGK'nın 2013/11 sayılı genelgesine göre davacının hakkının korunmamakta olduğunu, oysa davacının 2008 yılından önce 4/1-a kapsamında sigortalı olduğunu, 30.06.2009 tarihi ile 04.02.2012 tarihleri arasında yaptığı hizmetin genelge kapsamında değerlendirilmemesinin tek nedeninin şirket ortaklığının 01.10.2008 tarihinden sonraki 30.06.2009 tarihi olması olduğunu, genelgenin 2013 tarihli olmasına rağmen 01.10.2008 tarihinden öncesini kapsadığını, davacı başka iş yerinden sigortalı olması durumunda 4/1-a kapsamındaki hizmetleri aynen devam edecekken kendi şirketinden sigortalı ve ortak olma durumunda bu maddeden yararlanamadığını, maddenin iptali için Anayasa Mahkemesine yaptıkları başvurunun reddedildiğini, ancak Anayasa Mahkemesinin gerekçesinin aksine davacının ortağı olduğu şirkette kendisini sigortalı olarak göstermesi değil, sigortalı olarak bulunduğu şirkette sonradan ortak olarak dahil olduğunu, Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen kötü niyetli uygulamanın burada söz konusu olmayacağını, tanığın da davacının bizzat çalıştığını beyan ettiğini, davacının sigortalılığının 5754 sayılı Kanun'un yürürlüğe giren ek fıkranın yürürlük tarihinden önce başladığını, 2009 yılında yeniden ortak olduğu zaman sigortalılığına halel gelmemesini, bu kazanılmış hakkın korunması gerektiğini belirterek, usul ve yasaya aykırı verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun esastan reddine miktar itibariyle kesin olarak karar verilmiş, 10.11.2022 tarihli ek kararla; dava dilekçesinde dava değerinin 85.371,98 TL olarak gösterildiği, İş Mahkemesi kararlarının istinaf incelemesi sonucu Bölge Adliye Mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırının 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL olduğu, Daire kararının HMK 362 nci maddesi uyarınca miktar itibarıyla kesin olduğu anlaşılmakla, HMK'nın 366 ncı maddesi yollamasıyla HMK 346/1 maddesi uyarınca davacının temyiz dilekçesinin reddine, karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına ve ek kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı Vekilinin Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yaşlılık aylığını iptal eden Kurum işleminin iptali ile aylığın yeniden bağlanması, ödenmeyen aylıkların tahsili ve borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
3.Değerlendirme
1.Dava, yaşlılık aylığını iptal eden Kurum işleminin iptali ile aylığın yeniden bağlanması, ödenmeyen aylıkların tahsili ve borçlu olmadığının tespitine ilişkin olmasına göre, Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek kararının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
2.Esas yönünden yapılan incelemede; Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesince verilen 10.11.2022 tarihli ek kararın KALDIRILMASINA,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!