10. Hukuk Dairesi 2023/11034 E. , 2024/3094 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2898 E., 2023/1822 K.
KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 14. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/463 E., 2020/306 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen Kurum işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalıya ait işyerinde, 08.09.2012 – 20.09.2012 tarihleri arasındaki çalışmasının tespitini, 21.09.2012 – 10.10.2012 tarihleri arasında bildirilen çalışmaların iptalini, 31.01.2013 tarihli yurt dışı borçlanmasının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında geçerli olduğunun tespiti ile 01.02.2013 tarihinden itibaren 4/a kapsamında yaşlılık aylığına hak kazandığının ve ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Teknik Hırd. İnş. ve Gıda Tic. Ltd. Şti. adına davaya cevap verilmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda 28.12.2020 tarih ve 2018/463 Esas 2020/306 Karar sayılı ilamı ile davanın kabulü ile davacının, davalı işverene ait 1202342.35 sicil sayılı işyerinde, 08.09.2012-20.09.2012 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari ücret ile toplam 13 gün çalıştığının, 21.09.2012-10.10.2012 tarihleri arasında Kuruma bildirilen 20 günlük çalışmalarının iptal edilmesi gerektiğinin tespitine, davacının 31.01.2013 tarihinde yaptığı yurt dışı borçlanmasının 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin tespitine, davacının 31.01.2013 tarihli tahsis başvurusuna istinaden 506 sayılı Kanun'un 4759 sayılı Kanun ile değişik geçici 81/B-j maddesi uyarınca 01.02.2013 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazandığının ve yaşlılık aylıklarının hak ediş tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
İstinaf kanun yoluna başvuran davalı Kurum vekili, davacı adına 08.09.2012-10.10.2012 tarihleri arasında çalışma bildiriminde bulunulan kontrol kodu bulunan davalı işverene ait işyeri ile ilgili yapılacak denetim sonucunda söz konusu bildirimlerin fiili çalışmaya dayanmadığının tespiti halinde davacı adına bu işyerinden bildirilen günlerin iptal edilebileceği göz önünde bulundurularak denetim sonucunun bekletici mesele yapılması taleplerinin dikkate alınmadığını, davacı tarafın borçlanmalarının 5510 sayılı Kanun'un 4/a kapsamında değerlendirilmesi talebinin kanuni olarak mümkün olmadığını, Kurumca gerçekleştirilen işlemlerde Kurumun ihmali, kusuru veya kasti bir davranışının bulunmadığını ve kanun koyucunun amir hükümleri doğrultusunda işlem tesis eden Kurumun faiz ödemekle yükümlü olmaması gerektiği gibi aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücretine de hükmedilemeyeceğini beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 21.01.2022 tarih ve 2021/1028 E., 2022/235 K., sayılı kararı ile dinlenen tanık beyanları ve davacının yurda giriş çıkış tarihleri dikkate alındığında, davacının 08.09.2012 - 20.09.2012 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında çalıştığından, davacının 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanılan gün sayısının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında kabul edilmesi gerektiği, Alman Sigorta Mercinin 25.01.2016 tarihli TR 4 Belgesinde, 08.10.1980 - 14.01.1981 tarihlerinde davacının “Schwangerschaft/ Mutterschutz (Hamilelik /Analık Koruma)" bildirimi bulunduğu, davacının 01.10.2010 tarihinden itibaren Almanya ülkesinden bildiriminin bulunmadığı değerlendirildiğinde, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 08.10.1980 tarihi olduğu, 23.05.2002 tarihine kadar 21 yıl 7 ay 15 gün sigortalılık süresinin bulunduğu, 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesinin A bendi uyarınca, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı maddesinde düzenlenen yaşlılık aylığı şartlarına tabi olduğu, 09.02.1961 doğumlu davacının, 31.01.2013 tahsis talep tarihi itibariyle, 52 yaşını ikmal ettiği, 7.089 gün 3201 sayılı Kanun kapsamında, 13 gün 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında olmak üzere toplam 7.102 gün prim ödeme gün sayısının olduğu, her ne kadar İlk Derece Mahkemesinin hatalı değerlendirme ile sigortalılık başlangıç tarihini 28.12.1992 tarihi olarak kabul edip, 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B-j bendi kapsamında yaşlılık aylığı şartlarını değerlendirmiş ise de 11.12.1981 tarih ve 2422 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi ile değişik 506 sayılı Kanun'un 60 ncı maddesinin (A) bendi kapsamında şartların oluştuğu, 25.01.2016 ve 09.03.2017 tarihli Alman Sigorta Mercii belgelerinde davacının en son 01.11.2010 tarihinde olduğundan davacının yurda kesin dönüş şartının gerçekleştiği dikkate alındığında, İlk Derece Mahkemesinin davacının, 08.09.2012 - 20.09.2012 tarihleri arasında çalıştığının, yaşlılık aylığına hak kazanıldığının ve ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile ödenmesi gerektiğinin tespitine yönelik hükmünün yerinde olduğu, ancak, aylıklarda faiz başlangıç tarihinde 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinin dikkate alınmamasının isabetsiz olduğu, yine Kurum tarafından iptal edilen 21.09.2012 - 10.10.2012 tarihleri arasındaki bildirimlerin iptaline yönelik istemde hukuki yarar bulunmadığından bu yöndeki istemin reddi gerektiği gözetilmeden, İlk Derece Mahkemesince karar verilmesi isabetsiz olup bu hatanın düzeltilmesi için yeniden yargılama yapılması gerekli olmadığından Mahkemece verilen karar H.M.K.'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak yerine esasa ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur denilmek suretiyle;
“Davalı SGK Başkanlığı vekilinin istinaf talebinin kabulüyle, İzmir 14. İş Mahkemesinin, 28.12.2020 tarihli, 2018/463 E., 2020/306 K. sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının davalı işverene ait 1202342.35 sicil sayılı işyerinde, 08.09.2012-20.09.2012 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari ücret ile toplam 13 gün çalıştığının tespitine, davacının 31.01.2013 tarihinde yaptığı yurt dışı borçlanmasının 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin tespitine, davacının 31.01.2013 tarihli tahsis başvurusuna istinaden 01.02.2013 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazandığının ve hak edilen aylıkların 01.05.2013 tarihi başlangıç kabul edilerek, her bir aylık için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, 21.09.2012 - 10.10.2012 tarihleri arasındaki bildirimlerin iptaline yönelik istemin HMK.'nın 114/1-h bendinde düzenlenen dava şartı gerçekleşmediğinden, HMK.'nın 115/2 nci maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine,” karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Daire kararında; "Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 08.10.1980 – 01.11.2010 tarihleri arasında yurt dışı Almanya’da geçen sigortalılık hizmetinin bulunduğu, 08.09.2012 tarihli ilk işe giriş bildirgesinin davacı adına davalı ... Teknik Hırdavat İnş.Gıda Tic.Ltd.Şti.'ye ait .... sicil sayılı işyerince düzenlenmiş olup bildirgenin Kurum kayıtlarına 07.09.2012 tarihinde intikal ettiği, davacı adına 08.09.2012-10.10.2012 tarihleri arasında 33 günlük 4/a kapsamında sigortalılık hizmetinin Kuruma bildirildiği, 03.11.2012 tarihli dilekçesi ile 3201 sayılı Kanun'a göre borçlanma talebinde bulunduğu, Kurumca tahakkuk ettirilen borcu ödemek suretiyle 16.04.1991 – 28.02.1995, 01.03.1995 – 31.03.1999, 02.04.1999 – 01.11.2010 ve 22.09.2012 – 15.11.2012 tarihleri arasında geçen toplam 7089 günlük hizmet kaydının hizmet cetveline işlendiği, davacının 31.01.2013 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu, davacının bu talebine karşı davalı Kurum tarafından olumlu ya da olumsuz herhangi bir yanıt verilmediği, eldeki davanın 12.10.2018 tarihinde açıldığı, 12.06.2018 tarihli Kurum denetim raporunda davalı işyerinin 20.11.2012 tarihli hisse devri sonrası sahte sigortalılık bildirimleri yapılmak amacıyla kullanıldığının tespit edilmesi üzerine, bu işyerinde 07.12.2012-30.04.2013 tarihleri arasında yapılan hizmet bildirimlerinin iptal edilmesi gerektiğinin belirtildiği, denetmen raporunda davacı ile ilgili herhangi bir değerlendirmenin yapılmadığı, davacıya ait güncel hizmet cetveli incelendiğinde davacının davalı işyerinde geçen hizmetlerinin tümünün iptal edildiği, İzmir İl Emniyet Müdürlüğüne ait yazı cevabı ekinde yer alan 2012 yılına ait giriş-çıkış kayıtlarına göre; davacının 31.08.2012-21.09.2012 tarihleri arasında yurt içinde bulunduğu, yargılama esnasında davalı işyerine ait ihtilaf konusu dönem bordroları ve ücret bordrolarının getirtildiği, alınan bilirkişi kök raporu ve ek raporunun dosyaya sunulduğu, duruşmalarda davacı tanıkları ile bordrolu tanığın dinlendiği, davacının yurttan çıkış kaydı gözetilmek suretiyle davalı işyerinde geçen hizmet süresinin belirlendiği ve buna göre yaşlılık aylığı şartlarının irdelendiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda davanın kamusal niteliği gözetilerek Mahkemece yeterli araştırma yapılmadan sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur. Mahkemece yapılması gereken iş, davacıdan kimlerle birlikte, ne şekilde çalıştığı hakimin aydınlatma ödevini düzenleyen Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31 inci maddesi kapsamında açıklattırılmalı, ihtilaf konusu dönem içerisinde zabıta marifeti ile davalının işyerlerine komşu işyeri sahipleri ile komşu işyerlerindeki çalışmaları kayıtlara geçmiş çalışanlar tespit edilerek duruşmalarda tanık sıfatıyla dinlenmeli, ücretin ne olduğu, ne şekilde ödendiği hususu tereddütsüz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalı, davacıdan varsa, fiilen çalıştığına dair delillerini sunması istenip toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek yaşlılık aylığı koşulları da buna göre irdelenmeli ve çıkacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir." hususlarına işaret edilerek bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama aşamasında dinlenen ve uyuşmazlık konusu dönemde davalı şirket adına kayıtlı .... sicil sayılı işyerinde iptal edilmeyen çalışmaları bulunan ...’nin davacının, yaklaşık iki hafta çalıştığına yönelik beyan verdiği, davacının, çalışma tespiti istemi döneminde yurt içinde bulunduğu, yine yargılama aşamasında beyanı alınan ve davacının fiilen çalışmasına yönelik beyanda bulunan davacı tanığı ... ’in UYAP ENTEGRASYON kayıtlarından 15.03.2022 tarihinden itibaren vergi kaydının olduğu değerlendirildiğinde, davacının, davalı ... Şirketi adına kayıtlı 1202342.35 sicil sayılı işyerinde, 08.09.2012-20.09.2012 tarihleri arasında temizlik ve çay ikramı işlerinde fiilen çalıştığı, her ne kadar Kurum tarafından, 08.09.2012-20.09.2012 tarihleri arasındaki çalışma kabul edilmiş ise de Kurumun kabulünün İlk Derece Mahkemesinin kesinleşmeyen kararına istinaden olduğu, yargılama aşamasından önce, davacı taraf, 21.09.2012 – 10.10.2012 tarihleri arasındaki çalışmalarının iptali isteminde bulunmuş ise de dava tarihinden önce, Kurum tarafından anılan dönem iptal edildiğinden, davacının, 21.09.2012 – 10.10.2012 tarihleri arasındaki çalışmalarının iptali isteminde hukuki yararının bulunmadığı, davacının, Alman Sigorta Merciinde, “Schwangerschaft/ Mutterschutz (Hamilelik /Analık Koruma)" bildiriminin başladığı, 08.10.1980 tarihinin sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespit edilmesi gerektiği, anılan sigorta başlangıç tarihine göre, 31.01.2013 tahsis talep tarihine göre, tahsis talep tarihinde 52 yaşını ikmal eden ve 7.102 gün prim ödeme gün sayısı bulunan, davacının, 11.12.1981 tarih ve 2422 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi ile değişik 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı maddesinin (A) bendi kapsamında yaşlılık aylığı şartların oluştuğu14.06.2023 tarihli Alman Sigorta Mercii belgelerinden, yurda kesin dönüş şartının yerine getirildiği, aylıklarda faiz başlangıç tarihinde 5510 sayılı Kanun'un 42'nci maddesinin dikkate alınması gerektiği anlaşıldığından, oy çokluğu ile
Davanın kısmen kabulü ile
Davacının, davalı işverene ait ...sicil sayılı işyerinde, 08.09.2012-20.09.2012 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari ücret ile toplam 13 gün çalıştığının tespitine,
Davacının 31.01.2013 tarihinde yaptığı yurt dışı borçlanmasının 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin tespitine,
Davacının 31.01.2013 tarihli tahsis başvurusuna istinaden 01.02.2013 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazandığının ve hak edilen aylıkların 01.05.2013 tarihi başlangıç kabul edilerek, her bir aylık için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine,
21.09.2012 - 10.10.2012 tarihleri arasındaki bildirimlerin iptaline yönelik istemin HMK.'nın 114/1-h bendinde düzenlenen dava şartı gerçekleşmediğinden, HMK.'nın 115/2 nci maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesi ile davacı ...’nin eşinin Almanya’ya çok önceki yıllarda giden işçilerden biri olarak oradan emekli olduğu, çocuklarını, torunlarını orada okutup büyüttüğü, davacının Almanya’da hiç bir zaman sosyal güvenlik yardımlarından faydalanmadan, çocuklarının büyümesi ve evinin idaresiyle uğraştığı, ülke sınırlarının neredeyse kalktığı, 2-3 saatlik yolculuklarla ülkeler arası seyahatler yapılıp 2-3 ülkede ikametgahların bulunduğu bir yaşam ortamında ikametgaha bağlı bir kesin dönüş ortamının aranmasının çağımıza, sosyal devlet anlayışına, kişilerin yaşam tarzına aykırı olduğu özet olarak belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının aleyhlerine olan bölümünün kaldırılarak kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalılardan Kurum vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesi ile davacı adına 08.09.2012-10.10.2012 tarihleri arasında çalışma bildiriminde bulunulan davalı adına tescilli 1202342.35 sicil sayılı işyerine ilişkin kontrollü işyeri kaydı bulunduğu, kontrol kodu bulunan davalı işyeri ile ilgili yapılacak denetim sonucunda söz konusu işyerinin sahte işyeri olduğunun tespiti halinde davacı adına bu işyerinden yapılan bildirimlerin de iptal edilebileceği, bu itibarla davacının 1202342.35 sicil sayılı işyerinden yapılan bildirimlere dayalı olarak tahsis kararı verilmesinin hukuka ve kanuna aykırı olduğu, sigortalılığının başlangıç tarihinin borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülmekte yurt dışında ilk defa çalışmaya başladığı tarihin ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alındığı, bu nedenle davacının yurt dışı borçlanmasının 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin tespitine, davacının 31.01.2013 tarihinde yaptığı yurt dışı borçlanmasının 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin tespiti yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, davacı tarafından diğer davalı ... Teknik Hırd. İnş. ve Gıda Tic. Ltd. Şti. nezdinde 08.09.2012-20.09.2012 tarihleri arasında 13 gün çalıştığının usul ve kanuna uygun olarak ispat edilemediği, dolayısıyla hizmet tespitine yönelik talebinin reddine karar verilmesi gerektiği özet olarak belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi talep olunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalıya ait işyerinde geçen bir kısım hizmetlerinin tespiti, bir kısım hizmetlerinin ise iptali, yurt dışı borçlanmasının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında geçerli olduğunun tespiti ile 4/a kapsamında yaşlılık aylığına hak kazandığının ve ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespiti istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı ve davalı Kurum vekilleri temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davacı ve davalı Kurum vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!