10. Hukuk Dairesi 2023/10293 E. , 2024/8202 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/160 E., 2023/476 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Anamur 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2020/182 E., 2022/409 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle, müvekkilinin iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığı, kazanın meydana gelişinde davalının kusurlu olduğundan bahisle 394,962,98 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili özetle, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davacının %47,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davacının %20, davalının %80 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 70.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle kusurun oran ve aidiyetinin hatalı tespit edildiğini, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının fahiş hesaplandığını öne sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, kronik kalp hastası olan ve bypass ameliyatı geçirmiş biri için hesaplanan aktif-pasif dönem hesabının gerçekçi olduğunu, davacının gözünde meydana gelen rahatsızlık dışındaki tüm sağlık sorunlarının müvekkilinin bilgisi ve iş yeri dışında geliştiğini, iş görmezlik raporuna yansıyan diğer rahatsızlıkları için bile müvekkiline dönük kusur ve zarar hesabı yapıldığını, davacının ortak kusurunun varlığının dikkate alınmadığını, maddi ve menavi tazminat miktarına yansıtılmadığını, davacının tedavi süresi zarfında davalı müvekkilinin iş yeri tarafından sigortası ve maaş ödemeleri devam ettirilmesine rağmen davacının başka inşaatlarda çalışmaya devam ettiğini, motosiklet kullandığını ve hatta akrabalarının evinde balkon duvarı örerek barbekü, ocak yaptığını, inşaat ortamının bu derece önemli bir sağlık sorununda steril olmayacağı ve rahatsızlığı artırıcı etkisi olacağını, bu dikkatsizliğinin hasarın büyümesine, tedavisinin sonuçsuz kalmasına neden olduğunu, bu durumun hakkaniyet indirimi olarak göz önüne alınmadığını, hazırlanan iş göremezlik ve kusur raporlarının bu kaza sonucu olan rahatsızlığından değil, şahsın tüm rahatsızlıkları dikkate alınarak hazırlandığını, davalı işverenin %80 kusurlu olduğuna ilişkin kusur raporuna dayalı kararın adil ve yeterli olmadığını, davacı tanıklarının dahi "iş yerinde iş güvenliği seminerlerinin verildiğini ve koruyucu ekipman temin edildiğıini" beyan ettiklerini, gerekli koruyucu ekipmanların şahısa teslim edildiğine dair şahsın kendi imzasıyla onayladığı tutanak ve iş yerinde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili eğitim verildiğinin tanık beyanları ile sabit olduğunu, davacının kazaya rağmen müvekkilinin iş yerinden emekli olduğunu, tüm bu hususların raporlarda dikkate alınmadığını, müvekkil iş yerinden emekli olan ve emekli aylığına hak kazanan davacının ayrıca madddi tazminata nail olmasının mümkün olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
a. Davalı vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre davacı vekilinin 394,962,98 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 70.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 13.04.2023 tarihli kararı ile istinaf yoluna başvuran davalının istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, kısmen kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
b. Davalı vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından, 10.07.2020 tarihli Kurum yazısında davacının kazadan sonra 01.07.2020 tarihinden itibren yaşlılık aylığı almaya başladığının belirtildiği, hükme dayanak alınan bilirkişi hesap raporunda pasif dönem hesabının 2024 yılından itibaren yapılmaya başlandığı anlaşılmaktadır.
İş kazasına maruz kalan sigortalının maddi tazminat miktarı, işçinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşur. Pasif dönem, sigortalının aktif çalışma döneminin sona ereceği, bir başka anlatımla emeklilik döneminin başlayacağının varsayıldığı tarihten itibaren, muhtemel bakiye ömrü sonuna kadar devam edecek olan dönemi ifade eder. Gerçekte bu tür tazminat davalarında zarar hesabında varsayımlara göre sonuca gidilmesi bir zorunluluktan kaynaklanmaktadır. Ancak dava sırasında sigortalının fiilen pasif döneme girdiği tarih anlaşılabiliyor ise artık varsayıma gidilerek 60 yaşına kadar aktif çalıştığı varsayımına göre hesap yapılmaz, aktif dönem zararının artık belli olan bu emeklilik tarihine kadar hesaplanması gerekir. Zira bilinen varken ihtimale göre hesap yapılması doğru değildir.
Somut olayda davacının 01.07.2020 tarihinden itibren yaşlılık aylığı almaya başladığı belli olduğuna göre, davacının aktif dönem sonunun yaşlılık aylığı almaya başladığı tarih olduğu, bu tarihten sonrasının davacı için artık pasif dönem olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır.
İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş, davacı tarafın kanun yoluna başvurmamış olduğunu dikkate alarak hükme esas 26.09.2022 tarihli hesap raporunun bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönemlerin başlangıç ve bitiş tarihlerinin değiştirilmemesi gerektiğini dikkate alan, pasif dönemin 01.07.2020 tarihinden itibaren başlayacağını gözeten yeni bir bilirkişi hesap raporu almak ve çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Davalı vekilinin manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine,
2.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
4.Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!